Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
AK Parti Ankara İl Başkanı Özcan, Büyükşehir’in 9 ayını değerlendirdi
AK Parti Ankara İl Başkanı Özcan, Büyükşehir’in 9 ayını değerlendirdi
Elazığ’da 6.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi
Elazığ’da 6.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi
UĞUR MUMCU VE GAFFAR OKAN ÖLÜM YIL DÖNÜMLERİNDE ANILACAK
UĞUR MUMCU VE GAFFAR OKAN ÖLÜM YIL DÖNÜMLERİNDE ANILACAK
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Büyükdede: “Küresel güç dengesi dijital dönüşüm ve teknolojik gelişmeler üzerinden şekillenecek”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Büyükdede: “Küresel güç dengesi dijital dönüşüm ve teknolojik gelişmeler üzerinden şekillenecek”
Türk Sanat Müziği TRT Personel Korosu’ndan “Kış Masalı” konseri
Türk Sanat Müziği TRT Personel Korosu’ndan “Kış Masalı” konseri

Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ

“Yerli Malı” mı, yoksa yurda sahip olmak mı? (1)
9 Aralık 2019 Pazartesi

Sevgili okuyucular;

12-18 Aralık tarihleri Yerli Malları Haftası.

Bu durumda ekonomideki “manzara-i umumiye” bir bakalım.

Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin ihracatı 168 milyar 23 milyon dolardı. İthalatı ise 223 milyar 39 milyon dolar olmuştu. 2018 yılında dış ticaret açığı 55 milyar dolar oldu.

Yani ticaretimiz dörtte bir açık veriyor!

Üstad kalem rahmetli Güngör Uras Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan 02.12.2013 tarihli yazısında; “Türkiye’de ihracat şampiyonu motorlu taşıt araçları ve yan sanayinin üretimlerini sürdürebilmeleri ve 13.8 milyar dolar ihracat yapabilmeleri için 13.5 milyar dolar ithalat yapmaları gerekiyor. Kazanlar ve makineler ihracat şampiyonasında 2’nci sırada ama 10.6 milyar dolarlık ihracat yapan sektörün ithalatı 24.4 milyar dolar. Gözde sektörümüz, emek yoğun üretim yapan giyim eşyası sektörü toplam 12.2 milyar dolar ihracat yapıyor ama, üretim girdisi olarak en az 10.7 milyar dolar ithalat ihtiyacı var”  diyor. 

Yani sanayi ihracatımız dışa bağımlı!

Yıllarca bir tarım ülkesi olmakla öğündüğümüz tarımda ise durumumuzu en iyi Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör özetliyor. Güngör 16.07.2018 tarihinde Yeniçağ Gazetesine verdiği demeçte, tarım kesiminde; fındık, fıstık, üzüm, kayısı ve narenciye dışında herşeyin ithal olduğunu belirterek hali pür melalimizi şöyle açıklamıştı: “Son 16 yılda, tarımda 185 milyar dolar ithalat parası ödedik (...) Her şeyimizi dolarla yapıyoruz." diye anlatıyor.

Hayvanlarımıza vereceğimiz samanı; tavuklarımıza verdiğimiz yemi bile dışarıdan dövizle alıyoruz. 

Yani tarım ve hayvancığımız da dışa bağımlı!  

Peki, elimizde ne varsa, “sata sata” bir hal almadık mı?

Önce Ata yadigarı “üç beyaz (un, tekstil, şeker)” fabrikalarını başlamadık mı satmaya?

Elimizde kalan son beyaz olan şeker fabrikalarını da daha geçenlerde satmadık mı?

TürkTelekom, Araplar'ın...

Telsim İngiliz'in...

Kuşadası Limanı İsrailli'nin...

İzmir Limanı Hong Konglu'nun...

Araç muayene işi Alman'ın...

Avea Lübnanlı'nın...

Petkim, Azerilerin...

Rakı, Amerikalı'nın...

Eczacıbaşı İlaç, Çek'in...

İzocam, Fransız'ın...

Turkcell'in yarısı Fınli'nin, Rus'un...

Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nın...

Finansbank Yunanlı'nın; Türkiye Finans Suudilerin; MNG Bank Lübnanlı'nın; Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın; Garanti'nin ve Akbank'ın bir bölümü Amerikalı'nın...

Fox Amerikalı'nın...

Süper FM bile Kanadalı'nın ...

Alışveriş yaptığınız marketlerin “neredeyse tamamı" yabancıların.

Son olarak bir avuç dolar için tank palet fabrikamızı dahi Araba vermedik mi? Pardon “25 yıllığına işletmesini devretmedik mi !”

Oysa biz yedi düvele karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşından sonra başarmamış mıydık?

İsterseniz o zamanki 1920’ler ekonomik manzarayı bir anımsayalım:

Demir, çelik, şeker üretimi yok. Duyun-u Umumiye’ ye 86 milyon altın lira borç var. Bankalardaki mevduat toplamı 1 milyon altın lira. (yüzde 90’ ı yabancıların) 4018 km. demiryolu var. Türk gemilerinin tonajı 22.000 ton. Köylünün % 14’ü sıtmalı, % 9’u frengili.Toplumun % 72’ si salgın hastalık tehdidi altında. Evlerin % 97’ sinde tuvalet yok.

Ancak Atatürk “Tam bağımsızlık”  demişti bir kere. O, “Ulusal egemenlik ekonomik egemenlikle desteklenmelidir” demiş…

"Dış ticarette takip ettiğimiz ana prensip ticaret muvazenemizin (dengemizin) aktif karakterini muhafaza etmektir.” diye bir hedef koymuş...

İzmir İktisat Kongresi’nde “Misak-ı İktisadi” nin temellerini açıklarken; “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun ekonomik zaferlerle taçlandırılamazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz az zamanda söner.” demişti.

Misak-ı İktisadi’ye göre “Yerli mallarının kullanılması sağlanmalı; insanımızın kalkındırılması için teknik eğitim geliştirilmeli; ham maddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalı; büyük işletmelere geçilmeli; özel girişime kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalı; demiryolu inşaatı programa bağlanmalı; yabancıların kurduğu tekellerden kaçınılmalı; işçilerin durumu düzeltilmeliydi.”

Orta yaşta olanlar, “yerli malını kullanma” düsturunun genç Cumhuriyet’in adeta dedelerimizden kalan en önemli yurttaşlık miraslarından olduğunu anımsarlar.

Bakın Atatürk’ün hizmetkarı Cemal Granada konuyla ilgili olarak anılarında bu yurttaşlık mirasının doğuşunu nasıl anlatıyor:

“… Akşamları Atatürk’ün sofrası yine konuklarla dolup taşıyor, birçok yurt sorunları bu sofrada görüşülüyordu (…) Bir akşam yerli malı kullanılması üstüne bir konuşma oldu. Herkes düşüncesini söylüyordu (…). Atatürk, herkesin öne sürdüğü düşünceleri, her zamanki dikkatiyle dinledikten sonra; “Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardıroptaki elbiselerimi getirin.Köşkün önünde yakın” buyruğunu verdi (...) O olaydan sonra Atatürk, elbiselerini hep yerli kumaştan seçip terzi Arman’a diktirmiştir. Bir daha İsviçre’den kumaş gelmedi...”

Böylece filizlenen Yerli Malı fikri Ata’nın emriyle kurulan Milli İktisat Cemiyeti’nin önderliğinde 1929’dan itibaren Yerli Malı Haftaları ile desteklendi ve  “Yerli Malı Yurdun Malı, Türk Onu Kullanmalı”  sloganları ile tüm yurda yayıldı. O tarihlerdeki ulusal uyanış ile el ele veren Türk Ulusu, Osmanlı’nın yıkılmasına neden olan dış bağımlılığın tüm izlerini silebilmek için bir yandan Duyunu Umumiye borçlarını öderken, diğer yandan da Cumhuriyet Tarihimizin yüzde 17’lik en yüksek kalkınma hızına doğru koşuyordu....

Bu sonuca ulaşmak için “İktisadi Tamamiyet”  olarak adlandırılan çalışma ile “Anadolu’dan kendi kendine yetebilen bir ülke yaratmak” hedeflenmişti. İktisadi Tamamiyeti gerçekleştirebilmek için üretimin yanı sıra eldeki kısıtlı yurt kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi gerekiyordu. Bu ise ancak yurttaşlarda “yerli malı kullanımı ve tutumluluk bilincinin (tüketici bilincinin)” oluşturulması ile olasıydı.

O günün koşullarında yurttaşlık bilincinin, sivil bir inisiyatif olan Milli İktisat Cemiyeti’nin yurt çapındaki etkin kampanyalarıyla desteklendi. Bu çabalar sonucunda yurt çapında yurttaşlarda “Yerli malı kullanımı ve tutumluluk” konusunda tüketici bilincine yöneltilen bir tüketici hareketiyle İktisadi Tamamiyet gerçekleştirilmiş oldu.

Ulu önder ve arkadaşları bu durumda “Tüketici Bilinci”nin yerine “Yurttaşlık Bilinci” ni ikame ederek; çökmüş bir imparatorluk enkazından geriye kalan kısıtlı kaynakları üretim ve tüketimde en etkin bir şekilde kullanıp, Cumhuriyet tarihinin en hızlı kalkınmasını başlatmışlardı.

İşe bu noktada, savaştan çıkmış sıfır düzeyindeki bir ekonomiye ve düşük eğitim düzeyine karşın Atatürk zamanındaki başarılı yerli malı politikaları ortadayken, acaba hatayı nerede yapıyoruz?Günümüz küresel koşullarında “Yerli malı kullanımı bir hayal mi?” sorusunun yanıtlarını ikinci yazımıza bırakıp bu yazıyı 2001 yılında köşesinde yerli malı kavramını irdeleyen gazeteci M.Hilmi Yıldırım’ın sözleriyle bitirelim:

Vatanında (doğru dürüst) bir şey üretmeyen, başkalarının ürettiğini tüketmeye mahkum bir millet, o vatanın nesine sahiptir?...”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
“Bir poşet belediyeleri kaybettirdi, bu doğalgaz faturaları ise iktidarı kaybettir!”
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Amsterdam Şehrinin Kuruluş Hikayesi
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Derviş Zaim Sineması
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Hayat Kavramı
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Otellerde Kimlik Fotokopisini Vermek Zorunda Değilsiniz
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
“Çevrimiçi Kumar” Bağımlılık İçin Tehdit Oluşturuyor
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri