Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Türkiye en az 3 gün üretmeden tüketecek
Türkiye en az 3 gün üretmeden tüketecek
Duygusal Açlık Nedir? Nasıl Yönetilebilir? 
Duygusal Açlık Nedir? Nasıl Yönetilebilir? 
İmalat sanayinde gazı kısıp frene bastık
İmalat sanayinde gazı kısıp frene bastık
Sağlık emekçileri, gelirleri ve özlük hakları için sahada olacak
Sağlık emekçileri, gelirleri ve özlük hakları için sahada olacak
Kimya sektöründe AR-GE'yi güçlendirecek iş birliği protokolü imzalandı
Kimya sektöründe AR-GE'yi güçlendirecek iş birliği protokolü imzalandı

İBRAHİM DUMANAY

Yazmak
1 Aralık 2021 Çarşamba

Herkesin anlatmak istediği onlarca hikâyesi vardır. Anlatma isteği, doğal bir eğilimdir. İki biçimi vardır: Konuşma (sözlü ifade) ve yazma (yazılı ifade). İnsanlar çoğunlukla kendilerini sözlü olarak ifade ederler. Yazının icat edildiği bu topraklarda ne yazık ki sözlü gelenek, yazıdan daha fazla öne çıkmıştır.
Yazmaya “yazmayı beceremiyorum”, herkes yazar olamaz” ya da “yazarlık yetenek işidir, o da bende yok” gibi frenleyici önyargılarla yaklaşanlara verilecek tek yanıt var: “Konuşabiliyorsan yazabilirsin.” Elbette kimse sizden Reşat Nuri GÜNTEKİN, Halit Ziya UŞAKLIGİL ya da Ahmet Hamdi TANPINAR gibi yazmanızı beklemiyor, ama denemeye değmez mi?
Çok bilinen atasözlerimizdendir: “Söz uçar, yazı kalır.” Yazmanın en anlamlı tarifi de şöyledir: “Yazmak, unutulacakları kurtarmaktır.” 
Yazı yazmak (türüne göre farklılıklar gösterse de) uzun zaman alan ve büyük emek harcanan bir eylemdir. Ortalama büyüklükteki bir kitabı 1-2 günde okuyup bitirirsiniz ama okuduğunuz o kitabın yazım süreci ayları belki yılları almış olabilir.
Yazma pratiğinin ilk adımı okumak, ikincisi ise yazmaktır. Okuyarak oluşturulan düşünce ve bilgi birikimi, zamanla işe yarar fikirlerin çıkmasına, bu fikirlerin başkalarıyla paylaşılmasına vesile olur. Bardağımızı önce doldurmalı, sonra da onu taşırmalıyız. Burada taşırmak yazmaktır, doldurmak ise okumak…
Yazmaya başlamanın en güzel yolu bir defter tutmaktır. Bir defter ve bir kalem… Defterinize bir şeyler okurken, izlerken, hayal ederken aklınıza gelen düşünceleri yazabilirsiniz. Her ne kadar teknoloji hayatımıza bu denli girmiş ve bilgisayar hayatımızın bir parçası olmuşsa da yine de ısrarla kalem ve kâğıt… Bilgisayarda değil el yazısıyla… 
Peki, ne yazalım? Öncelikle “günlük (günce)”. Günlük tutmak, yazmaya başlamak için en ideal adımlardan biridir. Kişisel hikayenizin/tarihinizin sonraki nesile aktarılmasındaki araçtır günlük… Tamamıyla kendi düşüncelerinizden oluşur. Hem konu, kişi, olay sınırlaması yoktur hem de uygulama yapma, üslup kazanma, metin oluşturma açısından önemli bir çalışma sahasıdır.
Bir diğer yazı türü de “anı”dır. Herkesin yaşamının geride kalan kısmında “unutulmaz” denilebilecek birçok olay vardır. Anı, önemli olduğuna inanılan belli dönemlerin yaşanmışlıklarıdır. Bütün dostlarıma, arkadaşlarıma, okurlarıma anılarını yazmayı öneriyorum. Çocukluk döneminde, okulda, meslek ve sosyal yaşamımızda kaleme alınması gereken o kadar çok güzel “anı”mız var ki, zaman geçtikçe unutulmaya yüz tutan, hatta unutulan… Hele yaş ilerledikçe, o anıları birlikte paylaştığımız insanlar bizi birer birer bırakıp sonsuzluğa göçtüklerinde çok daha değerli oluyor yaşananlar…
İnternet keşfedilmeden ve telefon yaygınlaşmadan önce en önemli iletişim araçlarının başında gelen, ancak günümüzde artık kullanılmayan “mektup” da yazıya başlamak için iyi bir yoldur. Hayali ya da gerçek kişilere hitaben yazılacak mektupların, yazı yeteneğinin geliştirilmesine büyük katkı sağlayacağı muhakkaktır.
Herhangi bir konu, olay, kişi ya da herhangi bir şey üzerine kısa ya da uzun denemeler, bir gazetede bir köşe yazarıymış gibi makaleler veya duygu dolu şiirler yazmak hem yazma pratiğini güçlendirir hem de yazılanlar biriktikçe yeniden yazma isteğini canlı tutar. 
Anne Frank, günlükleri üzerine “Canım yazmak istiyor, yazmanın da ötesinde yüreğimin derinliklerinde yatan bir sürü şeyi gün ışığına çıkarmak istiyorum.” diyor. 
Eminim çok keyif alacaksınız, haydi, siz de yüreğinizin derinliklerindekini çıkarın gün yüzüne… 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
VELİ KÜÇÜK
VELİ KÜÇÜK
Asgari Ücretle Gelen Zamlar
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Çölde Ağaç Dikecek Robot Tasarladı 
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tanıdık
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
KAVANOZ ve KAHVE
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
Ne Mutlu Türküm Diyene
RIZA PEHLİVAN
RIZA PEHLİVAN
Çay Deyip Geçmeyin
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri