Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”

AHSEN ARAL UYAR

Vasiyet Yazarsanız Avukatta Dursun
14 Temmuz 2020 Salı

Çok uzun yılara dayanan dostluğumun olduğu bir arkadaşım aynı zamanda şu hayatta tanıdığım en akıllı kadındır. Malum akıllar pazarda satılsa herkes gidip kendi aklını satın alır ama ne vakit kafam çok karışsa ona akıl sormaya giderim. O bana pek danışmaz, fikir onda fazlasıyla var çünkü ama Corona molasından sonra nihayet görüştüğümüzde ilk defa onu aklı karışmış bir halde buldum ve yirmi beş yılı bulan arkadaşlığımızda ilk defa o bana ne yapacağını sordu (Bunda geçen yıl yayınlanan kitabımın ve gazete yazılarımın büyük katkısı var). Nasıl heyecanlandığımı anlatamam. 
Arkadaşım, annesi, babası ve kendisinden küçük erkek kardeşiyle klasik Yeşilçam ailesi modunda bir aile idiler, yıllar önce babalarını erken sayılabilecek bir yaşta kaybedince biraz sarsılmışlardı ama toparlandılar. Erkek kardeşiyle de her zaman ilişkileri iyi olmuştur. Geçenlerde annesinin evinde kendi çocukları ile kardeşinin çocukları beraber oynarlarken çocukların evde oyun kâğıdı arama uğraşları sırasında nereden buldularsa kapalı bir zarfı açıp içinden çıkan kâğıdı üzerinde yazılar olduğu için beğenmeyerek ortaya bıraktıklarını görmüş. Kâğıdı zarfa geri koyarak veletlere zarfı nereden aldıklarını soracakken zarfta annesinin el yazısıyla “VASİYETİM” yazdığını fark etmiş. Ne olduysa ondan sonra olmuş. 
Ben arkadaşımdan kâğıda bakmaksızın zarfa geri koyarak kapatmasını beklerdim ama öyle yapmamış, oturup hepsini okumuş. Sebebinin o günlerde çok hüzünlü duran, ayrıca içli bir insan olan annesini üzen bilmediği bir şey mi olduğu düşüncesi olduğunu söyledi, ben ona inandım, zira annesi mütevazi geliri olan bir kadındır, hani saraydan çıkma babaannenin elmas gerdanlığının veya zengin muhitteki evin akıbetini içeren bir vasiyetname söz konusu olamaz. Zaten vasiyette parasal bir konu yokmuş, daha çok kadıncağızın evlatlarına bir türlü söyleyemediği duyguları varmış. Ve arkadaşıma hitaben şu cümle: “Her zaman erkek kardeşini senden daha çok sevdiğimi düşündün ama öyle bir şey yoktu. Ben seni de falanca (erkek kardeşinin adı) kadar çok sevdim. Ama sen hiç buna hiç inanmadın.”
Anlatımının burasında arkadaşım sustu. Rahmetli babası evlerinde bütünüyle erkekerkil bir sistem kurarak bütün ev ahalisini kadınların erkeklere göre bir alt sınıf mensubu olduğuna ikna etmek çabasıyla ömrünü geçirmişti. Karısında başarılı, çocuklarında ise başarısız olmuştu. Erkek kardeşi üniversitede doğru bir ortama denk gelmiş ve aklı ermeye başladıktan sonra babasının fikirlerini hiç paylaşmamıştı, aksine ablasının sevgilisiyle buluşmalarında gönüllü paravanlık yapmış ve ne zaman evleneceklerini sormayı aklından geçirmemişti, bu nedenle arkadaşımın erkek kardeşiyle aralarında eşlikten kaynaklı güçlü bir sevgi yeşerebilmişti. Ama annesi için durum öyle değildi. Baskın bir erkek karakterin sevgi dolu fakat amansız eşitlik düşmanlığı ile otuz yıl aynı yastığa baş koymuş olan o kadıncağız, hiçbir zaman kızını oğlu ile eşit görememişti. Zavallı kadının kendinin de kocasıyla eşit olabileceğine dair bir düşüncesi olamamıştı, sevgi kabuğu altından kendini gösteren erkek acımasızlığının milyonlarca kurbanından birisi de benim akıllı arkadaşımın annesi idi. Bunu yıllar boyunca evlerine her gittiğimde kendi gözlerimle de defalarca görmüştüm. Arkadaşım hüzünle devam etti:
- Annemin beni erkek kardeşim kadar sevdiğini biliyorum ama onu benden daha üst gördüğünü kardeşimin karısı bile görüyor ve cinsiyet eşitliğinin olmadığı çekirdek aile ortamımız yüzünden evliliğinde sorunlar yaşadığını, kardeşimin küçük yaşta oluşmuş  ayrımcı bilinçaltı ile başa çıkmakta zorlandığını söyleyerek bana ve kardeşime laf veriştirip duruyor, biliyorsun, dedi. 
Doğru söylüyordu. Kardeşinin karısı, kocasını bütün kadınlardan daha değerli olduğu inancıyla yetiştiren kayınvalidesine zaman zaman sinir oluyordu ama bilmediği şey bu semptomların gerçek mimarının tanışmayı bir yıllık fark ile kaçırdığı kayınpederi olduğu idi. 
- Vasiyetini okuduğumu anneme söylemeliyim sence?
Dünyanın en akıllı kadını tarafından kendisine akıl sorulduğu için heyecanlandığını gizlemeye çalışan ben kendimi de şaşırtan bir kesinlikle;
- Hayır! deyiverdim. Bizler şimdiki nesil gibi değiliz, annelerimizle ilişkilerimiz de öyle değil. Bizde bastırılmışlıkların açıkça ortaya dökülüp konuşulması işe yaramaz, aksine ters teper, o nedenle aile terapisi gibi şeyler bizim kuşakta çalışmaz. Biz acısını içine atıp kurulu sistemi idame ettirmeyi en değerli şey addeden bir kuşağın çocuklarıyız. 
- Ama bunu içimde tutamıyorum. Beni hiçbir zaman oğluyla eşit görmediğini, fakat bu duyguların babamın empozesi olduğunu iyi bilerek annemi hiç suçlamadığımı, ayrıca iyi bir hemşire olduğu halde sokağı süpüren bir erkek işçiden daha önemsiz olduğunu düşündüğü için nasıl kahrolduğumu söylemek istiyorum ona… 
- Bir kere erkek kardeşini senden daha üst gördüğünün farkında olmadığına onu ikna etmeye çalışmanın faydası yok, birbirinizi daha çok üzersiniz.  Ama anneni hiçbir şey için suçlamadığını ona sık sık söylemelisin. Çocukken eşitsizliğe maruz kaldığında tepki vermiş olman, hatta taraf tutan ev içi sistemde seni korumaya gücü yetmeyen annenden uzak durmuş olman bile normal zira çocuk beyni yalındır, adaletsizliği anlamaz ve tepki verir. Ama büyüyüp olup biteni anlamaya başladığında onu sorumlu tutmadığı her vesile ile anlat ona. Bu arada vasiyeti ne yaptın?
- Aynısından bir zarfa koyup üzerine “VASİYETİM” yazdım, el yazılarımız tıpatıp aynıdır biliyorsun, sonra çocukların gösterdiği yere koydum.
- O halde bırak o vasiyet orada dursun, annenle önünüzdeki yıllarınızı onu ne kadar çok sevip ne kadar değerli bulduğunu ona anlatarak geçirmelisin.
- Haklısın.
En akıllı kadın beni haklı buldu, artık karizmayı çizdirebilirim.
- Şey, ben bunları yazabilir miyim?
- Yazabilirsin.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Kim Bilir Saat Kaç
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Zengin Her Zaman Haklıdır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri