Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Gelecek günler, el hijyenine özene; maske, sosyal mesafe kuralının her ikisine uymamıza bağlı
Gelecek günler, el hijyenine özene; maske, sosyal mesafe kuralının her ikisine uymamıza bağlı
Üç ismin vekilliği düşürüldü
Üç ismin vekilliği düşürüldü
CHP'li Kaya'dan LGS ve YKS tepkisi: ''Her şey para değil, biraz da vicdan ve insaf lazım! ''
CHP'li Kaya'dan LGS ve YKS tepkisi: ''Her şey para değil, biraz da vicdan ve insaf lazım! ''
Çankaya camileri yeni normale hazırlanıyor
Çankaya camileri yeni normale hazırlanıyor
Mansur Yavaş, Şehir Plancıları Odası ile görüştü
Mansur Yavaş, Şehir Plancıları Odası ile görüştü

AHSEN ARAL UYAR

Uluslararası Kadın Kulübü (2)
20 Mayıs 2020 Çarşamba

Bugünlerde evinde mantı, ekşi mayalı ekmek, tava ekmeği veya bilumum zor hamur işi yapmayı denemeyenimiz kalmadı. Ben de çok sevdiğim ve nasıl yapıldığına dair en ufak bir fikrimin bile olmadığı sushi yapmayı deneyeceğim, bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak?  İlk gençliğime tekabül eden 20 - 25 yıl öncesinde ülkemizde sushi bu kadar popüler veya kolay erişimli bir yiyecek değildi. O vakitler Ankara’ da bir tane Chinatown vardı ve öğrenci bütçelerimizle gidebileceğimiz bir yer değildi. Dolayısıyla sushi ile 24 yaşında iken ve yurtdışında tanıştım, şimdilerde çok iyi bir arkadaşlığımız olmasına rağmen ilk görüşte birbirimizi pek sevmemiştik. Hatta Uzakdoğu’da insanların bunu yediklerine göre çok fakir olmaları gerektiğini bile düşünmüştüm. “KOPUK VE KADINCA” isimli kitabımda, sushiyi arka fonda tutarak kendisi ile ilk tanışmamız ve Uzakdoğulu kadınlar ile ilişkimden bahsettiğim bölümü aşağıda sizlerle paylaşıyorum sayın okurlar.
“Daha ‘sushi’nin ne olduğunu bilmiyordum, kulüp olarak bir gün Uzak Doğulu bir kadının evine davet edilmiştik. Masanın üstü değişik çeşitlerde yüzlerce sushi ile tepeleme doluydu. Kadınlar sevinç çığlıkları atarak masanın etrafına doluştular ve leblebi atıştırır gibi sushi yemeye başladılar. Ben de bir tane aldım ama ağzıma atmamla şaşalamam bir oldu. Bu şey çiğ balıktı, yalnız olsaydım peçeteye çıkarırdım ama şimdi yutmak zorundaydım, neyse ki güç bela yiyebildim. İkincisi için tercihimi yaprak sarılmış gibi görüneninden yana kullandım ama o türü de sevemedim. Daha sonraki günlerde bir başka Uzak Doğulu kadının evinde yine karşılaştığım sushiyi soya sosuna batırıp yediğimde aslında yenilebilir bir şey olduğunu düşünmeye başladım, böyle birkaç alıştırma turlarından sonra da Çin lokantalarının müdavimi oldum. Kulübümüzde Koreli ve çok güzel bir genç kadın vardı, bir Amerikalı ile evliydi, şirin ve çok tatlı bir kişilikti. İngilizcesi yok seviyesindeydi. Kulüp içinde Koreliler genelde kalabalık gruplar halinde gezerler ama bu kadın toplantılardan birine yalnız gelmek zorunda kalıp tesadüfen yan yana oturduğumuzda, benim onun dil engelinin zorluklarını azaltmak için çok yardımcı olduğumu görünce, arkadaşları olmadan gelmek zorunda kaldığı her toplantıda beni bulup yanıma oturmaya başladı. Evine gittiğimizde o da sushi yapmıştı ama ben artık bu ilginç yiyeceği severek yiyordum. Etkinlik sonunda diğer kadınlar giderken yanıma sokulup öğle yemeğine kalırsam sevineceğini söyledi. Kore mutfağını ve alet edevatını görmek için kabul ettim. Kadınların ayrılmalarının ardından kocası işten gelerek karısını sevgiyle öptü, her öğlen yemeğine eve gelirmiş. Kadın kendi başına edindiği Koreli olmayan arkadaşını kocasına gururla tanıştırdı, sonra da kaşla göz arası nefis bir Çin eriştesi (veya Kore eriştesi) hazırladı. Ben karı kocanın Korece konuşmalarını keyifle dinlemeye hazırlanırken adam karısıyla tane tane İngilizce konuşmaya başladı. Çoğu şeyi aslında anlatamıyordu ve kulüpten tecrübeli olan bendeniz müdahale ederek adamın ne dediğini karısına daha anlaşılır bir şekilde ifade edebiliyordum. Adamın hiç Korece konuşmamasını önce oradaki varlığıma karşı bir kibarlık olarak yorumladım ama durum başkaydı, Kore dilini bilmiyordu. Zaten karısıyla Kore’de sadece üç ay kaldığı bir dönemde tanışmış ve birbirlerine ilk görüşte âşık olmuşlar, kadına bakarak sevimli sevimli bunu anlatıyordu. Yemek bitti, Amerikalı eş tanıştığımıza çok memnun olduğunu söyleyerek işine gitti. Arkadaşıma sordum: 
- Eşin Kore dilini bilmiyor mu?
- Hayır.
- Ortak bildiğiniz bir başka dil yok mu?
- Hayır.
- Siz nasıl anlaşıyorsunuz?
Kadının yüzünde görmeye alıştığım o kibar, sevimli, terbiyeli ve yabancı dil bilmiyor olmasından ötürü her daim biraz çekingen ifade bir anda ortadan kayboldu, yerine şuh ve hatta biraz edepsiz bir bakış geldi: 
- İnterneyşınıl lenguviç vi spik veri guud.
Yani uluslararası dili çok iyi bir şekilde konuşuyorlarmış. Ben ilk defa gördüğüm bu kadını daha çok sevdim ve küçük bir kahkahayı engelleyemeyerek;
- Universal, dedim. 
- Ne?
- Kocanla çok iyi konuştuğunuz o dil için international (uluslararası) değil universal (evrensel) kelimesini kullanmamız daha doğru olabilir. Benim ülkemde bu dili iyi bilen kişi sayısı çok azdır.
Demek hayatta böyle evlilikler de olabiliyordu. Yani koca akşam eve gelince “Toplantın nasıl geçti, müdürün sana yine stres yarattı mı?” diye soramıyorsunuz bile ama çoğumuzun bir türlü doğru dürüst konuşmayı beceremediği “evrensel” dili çok iyi bilince, bizzat kendi gözlerimle gördüğüm üzere, sevgi dolu bir evliliğiniz olabiliyor. Ne kadar ilginç bir durum.”
(BİTTİ)

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Karantina Günlerinde Ses Yarışmasıyla Nefes Almak
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Taşhan, Havyar, Karpiç ve Süreyya
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
65 Yaşın Gönül Ahları...
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Genç İşsizlikte Dünya 4.’süyüz
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“Ceset” Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Bir Avluda Kulağa Vuran Melodi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri