Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ

FERDA HEKİMCİ

Tüketim Toplumunun son oyunu: “Kara Cuma!”
2 Aralık 2019 Pazartesi

Sevgili Okurlar;

Söze önce “Tüketim Toplumu” ile başlayalım.

Önceleri az ve gereksinimler doğrultusunda olan ‘tüketim’ özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası çoğalarak çeşitlenmeye başlamıştı. Sanayi Devrimi ardından endüstriyel gelişmenin yoğunlaşması sonucu seri üretim yöntemleriyle kitlesel üretime geçildi.

Ve giderek “eşyaları miras bırakmak”  yerine, “demode etme-eskitme ve elden çıkartma” ya dayalı bir tüketim anlayışı ile  “kullan-at” toplumları yaratıldı.

İçinde yaşanan süreçte, teknoloji ve bilimin de her geçen gün gelişme göstermesi, buna internet ortamında sosyal medyanın da eklenmesiyle, başta medya olmak üzere çok çeşitli araçlarla toplumda tüketim çılgınlığı yaratıldığı bir ortam ile yoğun bir “Tüketim Toplumu” süreci yaşanmakta...

Uygulamanın öncülerinden olan tasarımcı Brooks Stevens bu anlayışı “Tüketicide daha yeni, daha iyi, biraz daha erken bir şey sahibi olma arzusu uyandırmak” olarak tanımlamış.

Bilindiği gibi, küreselleşme sürecinde gelişen “Yeni Kapitalizm”  mantığı,  ürünleri pazarlamak için devasa bir reklam ağı yarattı. Sadece gazete, dergi, televizyon ve internetteki reklamlarda, caddelere asılan afişlerde, billboardlarda değil; izlediğiniz film ve televizyon dizilerine hakim olan ana temalar ile, senaryoların üzerine kurulduğu “esas oğlan” ve “esas kızlar”, üzerinden yaşamımıza ‘moda’, ‘marka’, ‘imaj’, adı altında sürekli “tüketin!... tüketin!...” mesajları veriliyor.

Bu süreç her geçen gün tüketici kimliğimizi daha da güdüleyerek, bizi tüketim toplumunun efsunladığı birer tüketim askeri olmaya biraz daha zorluyor.

Kazandığımız paraları, kötü ve hızlı beslenmeye, marka giysi, ayakkabılara, aslında hiç de gereksinimiz olmayan konformist ürünlere pervasızca harcıyor ve bu düzenin çarklarının dönmesine en büyük katkıyı sağlıyoruz... 

Bu ortamda gerçek gereksinimlerimizle yapay gereksinimler arasındaki ayrım ortadan kalkıyor.

Tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanılıyor.

Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkyor.  İhtiyaç artık bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir “farklılaşma ihtiyacıdır.” Tüketici bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir.

Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür.

 Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir...*

Sevgili tüketiciler,

Yukarıda size Tüketim Toplumununa  uzanan yolu ve bunun mantığını özetlemeye çalıştık.

Tüketim Toplumunda bir köşe taşı da “Kara Cuma !...”

Son bir kaç yıldır artık bizim de nurtopu gibi bir  “Kara Cuma” mız oldu!...

Peki nedir Allahınızı severseniz bu Kara Cuma?...

Kara Cuma ABD’ kapitalizm mantığının bize bir armağanı (!)

Yani “Black Friday...”

Kısacası, Hiristiyanların “Şükran Günü”nün (Thanksgiving Day) ertesi sabahında gerçekleşen bir alışveriş çılgınlığına verilen ad ...

Yani Hristiyanların Noel öncesi toplu alışverişlerini yaptığı gün!

Sabah 04-05 gibi açılan mağazalar...

Medyaya kırılan vitrin camları ve bir birbirini ezen insanların yansıdığı vahşi bir tüketim çılgınlığı!

Yıl sonu elde kalmış malların nakite çevrilmesi için olağan üstü propogandasının uygulandığı bir kapitalist hinlik...

Tüketici zihninin blokesi ...

Sevgili Okuyucular;

Yıl 1961’in 24 Kasımı.  ABD’ de bir gazete dev puntolarla bir başlık attı: “Balck Friday!...” 

“Kara Cuma”nın İngilizcesi olan bu isim aslında Noel öncesi yaşanan alışverişlerde çıkan izdahamlarda yaşanan olaylara polislerin koyduğu bir isim aslında. Gazete;  hırsızlık, yan kesicilik, kalpazanlıklar ve trafik yoğunluğu nedeniyle bugüne “Kara Cuma” diyen Filedelfiyalı polislerden esinlenip bu ismi manşetine taşımıştı sadece...

İşte size ABD’den nin ünlü AVM’lerinden medyaya yıllar itibarıyla yansıyan Kara Cumalarda yaşananlardan bir kesit:

Yıl 2008; izdihamdan bir kadın ezilerek öldü!

2009; bir kadın alışveriş sırasında kokusunu bir silah olarak kullanıp diğer müşterileri savuşturmak için bir hafta banyo yapmadı!

2010; yüzde 50 indirimli televizyon almak isteyen insanlar birbirine girdi. Kavgadan geriye hastanelik olan 14 yaralı ve 9 kırık televizyon cihazı kaldı!...

2011; yüzde 60 indirimli elektronik cihazlardan almak isteyen bir adam diğer müşterilerin üstüne biber gazı sıktı!...

2012 yılında AVM’ler artık polis korumasındaydı ancak bu kez de onlarca insan park kavgası nedeniyle silahlı çatışmaya girdi!...

2013 yılında bir giyim mağazasının yaptığı yüzde 70’lik indirim sonucu mağaza talan edildi ve mağaza yandı!...

2015 yılında sapasağlam bir kadın alışveriş sırasında insanlara kendisini acındırmak için mağazaya tekerlekli sandalye ile geldi. Ancak alışveriş çılgını diğer insanlardan yüz bulamayınca tekerlekli sandalyesini alışveriş sepeti olarak kullanarak alışveriş yaptı!

Aslında bizim ne Şükran Günü, ne de Noel alışveriş adetimiz yoktu ama olsun. İşte nihayet biz de kusur kalmadık (!) Bazı yabancı firmalarca birkaç yıl önce ülkemize de sokulan Kara Cuma için bu yıl bizde de mağazalar kapılarını sabah erkenden açtılar.

İnsanlar bilgisayar klavyelerine, cep teleofonu mobil uygulamalarına adeta mevziilendiler.

Biz de vitrinleri kıra kıra “kapitalizmin indirim makyajıyla sıvanmış bu çirkin yüzünün büyüsüne kapıldık. ” 

Hatta, Müslümanlıkta kutsal gün olarak kabul edilen Cuma gününe neden “Kara Cuma” isminin verilmiş olduğunu bile sormaya gerek duymadık!

Bazı şirketler de yılın sonuna doğru elde kalmış malları nakte çevirmek amacıyla çeşitli yüzde oyunlarıyla önce indirilip sonra bindirilen fiyatları, KDV, ÖTV indirimleri ile sosladılar. Yoğun reklam bombardımanıyla; güya “efsane” diye “şahane” indirimler diye; hatta ve hatta “Hayırlı Cuma” diye duyurdu bu “Kara Cuma” yı !...

Milyonlarca tüketici, bu yıl Noel öncesi (?) 29 Kasıma denk gelen Kara Cuma alışverişlerinden nasibini aldı!...

Evde “ayran var mı” diye bakmadık... Var demedik, yok demedik... Çul, çaput, cep telefonu, bilgisayar, televizyon ne varsa; biz de kavga-döğüş, hatta yerlerde sürünme pahasına kapıştık.

Birer alış veriş canavarı gibi mağazaları talan edip interneti inlettik!...

Peki aslında ne oldu?

Aslında bilinçli tüketici, bu kapitalizm oyununun ülkemizde daha da istismar edileceğinin, fiyatların önceden şişirilip sonra normal düzeye çekilip “indirim olarak” yaldızlanıp kakalanacağının ayırdındaydı.  Hele Ülkemizdeki denetim ve gözetim boşluğu yanısıra bilinçsiz ve örgütsüz tüketicinin kahir ekseriyeti düşünüldüğünde, Kara Cuma, çoğunlukla, tüm yıl boyunca “yasal olmayan indirim” taktiklerinden öteye bir uygulama olmaktan ileri geçemeyecekti.

Ancak bu yıl Kara Cuma’ da satılan ürün sayısı geçen yıla göre yüzde 45 artarak 2 milyon 365 bine ulaştı. Kullanılan kart adedinin ise 2 milyon düzeyini aşması düşüldüğünde belki de bir çok insan yarınını harcamıştı!...

Kıymetli okurlar;

Aslında ekonomiyi yönetenler, ekonomik durgunluğu aşmak için; “al-ver ekonomisini”, “tüketim ekonomisini” desteklemek isteyebileceklerdir. Sırf ekonominin çarkları dönsün diye çoğu dışarıdan dolarla gelen ithal markaları alarak çok şikayetçi oldukları o ‘Dolar’ ların dışarıya gitmesinde bir sakınca görmüyor (!) da olabilirler.

O zaman, burada görev büyük ölçüde “bilinçli tüketiciye” düşmüyor mu?...

Aslında kendimize;  “Ben tüketimin nesnesi mi, yoksa öznesi miyim ?”  diye sormamız gerekmez mi?...

Unutmayalım ki; Gandi’nin de dediği gibi “Dünya herkesin gereksinimlerini gidermek için yeterince büyük, ancak bireysel açlığı gidermek için daima küçüktür...”

 

* Bakınız: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, “Sürdürülebilirliğin Tüketim Boyutu”, http://www.tudef.org.tr/haberler/pdf/t%C3%BCketimde.verimlilik..pdf

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Cehennem
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kim Ki Duk’un Boş Ev Filmi
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İklim Krizi, Ülkeleri En Fazla Etkileyen Sorunların Başında Geliyor
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Her Öğrenci Farklı, Tek ve Eşsizdir
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Müstahak!
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Ezan Okumak Sanattır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri