Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Türkiye’den Irak’a su yönetimi desteği  bölgenin geleceği için çok stratejik bir adım
Türkiye’den Irak’a su yönetimi desteği bölgenin geleceği için çok stratejik bir adım
Başkentliler bayramda havuzlara koştu
Başkentliler bayramda havuzlara koştu
Rıdvan Duran, Basın İlan Kurumu’nda Yakup Karaca’dan bayrağı devraldı
Rıdvan Duran, Basın İlan Kurumu’nda Yakup Karaca’dan bayrağı devraldı
20 yılın ardından 17 AĞUSTOS
20 yılın ardından 17 AĞUSTOS
“Kola, kahve ve kafein bağımlılığına dikkat”
“Kola, kahve ve kafein bağımlılığına dikkat”

FERDA HEKİMCİ

Tüketicinin Ulaşılabilir ve Güvenilir Gıda Hakkı ve Türkiye
18 Temmuz 2019 Perşembe

Sevgili Tüketiciler;
Yaşam beraberinde kaçınılmaz bir tüketim sürecini getirir. En önemli tüketim kaynağı olan gıdaya erişim ise insanoğlunun yaşamı için vazgeçilemez ve ertelenemez bir ihtiyaçtır. 
Sağlıklı bir yaşam için yeterli ve dengeli bir beslenmeye gereksinir insanoğlu... 
Bu durum günümüzde artık ağırlıkla gıda güvenliğini de kapsar bir duruma gelmiştir. Zira insan yaşamı için sadece sağlıklı ve dengeli beslenme yeterli değildir. Aynı zamanda, tüketilen gıdaların güvenli olması gerekir. 
Geçtiğimiz 7 Haziran’da Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilerek İlk kez kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü; yediğimiz, içtiğimizin, yemeğin yani gıdanın güvenli olmasını sağlama çabalarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Gıda Güvenliği; gıdalarda olabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve her türlü zararların bertaraf edilmesi için alınan tedbirlerin tümünü ifade ediyor. Kısaca, güvenilir gıda; her türlü bozulma ve bulaşmaya yol açan etkenden arındırılarak insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde tüketime uygun hale getirilmiş gıdadır. Gıda güvenilirliği ise gıdaların, gıda kaynaklı hastalıklara neden olan biyolojik,fiziksel ve kimyasal etkenleri önleyecek şekilde işlenmesi, hazırlanması, depolanması ve son tüketiciye sunulmasını tanımlayan bilimsel bir sistem döngüsüdür...
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), beslenme ve gıda güvenliği ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır; “Yeterli miktarda güvenli ve besleyici gıdaya erişim, yaşamı sürdürmenin ve sağlığı sağlamanın anahtarıdır” diyor...
WHO yayınladığı Gıda Güvenliği Raporunda; güvenli olmayan gıdaların diyareden kansere kadar 200 farklı çeşit hastalığa neden olduğunu belirtiyor. 
Raporda, Dünya’da yaygın olarak görülen gıda kaynaklı  31 adet hastalık etmeni (bakteri, virüs, parazit, toksin ve kimyasal) sayılıyor...
Güvensiz yiyeceklerin özellikle bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar ve hastaları etkileyen “kısır bir hastalık ve yetersiz beslenme döngüsü yaratığı” açıklanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ nün raporuna göre;
Tahminen 600 milyon - dünyada yaklaşık 10 kişiden 1’i - bulaşmış yiyecekleri yedikten sonra hastalanıyor...
Her yıl 420.000 kişi ölüyor,  33 milyon sağlıklı yaşam yılı yitiriliyor...
5 yaşın altındaki çocuklar, her yıl 125.000 ölümle birlikte gıda kaynaklı hastalık yükünün% 40’ını taşıyor...
İshalli hastalıklar, kontamine gıda tüketiminden kaynaklanan en yaygın hastalıkla olarak her yıl 550 milyon insanın hastalanmasına ve 230.000 ölümüne neden oluyor...
1.5 milyar insan günde 1 dolarla geçinmekte ve bunun üçte biri çocuk. Özellikle 5 yaşın altındaki çocukların yüzde 22’sinde, açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle gelişme bozuklukları yaşanıyor...
Rapora göre; Dünyada 821 milyon kişi bir başka ifadeyle her 9 insandan biri kronik aç ve temiz su bulamıyor...

Sevgili Tüketiciler;
Madalyonun diğer yüzüne bakıldığında ise aşırı beslenme, obezite var. ABD’ de insanlar protein işiyor!... 
Aşırı beslenme ve obezite küreselleşiyor. Dünyada 700 milyon obez ve 2,3 milyar kilo fazlası olan insanın yaşadığı tahmin edilmekte...
WHO obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ederken, yine aynı örgüt tarafından yürütülen son araştırmalarda obezitenin kanserle yakın ilgisi olduğu belirlenmiş...
Obezite küresel ekonomiye yaklaşık 2 trilyon Dolar yük getiriyor...
Diğer yandan gıda kaynaklı hastalıklar, sağlık sistemlerini zorlayıp, ulusal ekonomilere, turizm ve ticarete zarar vererek sosyoekonomik gelişimi engelliyor...
Raporda Gıda Güvenliğini sağlamak için; hükümetler, üreticiler ve tüketiciler arasındaki iyi işbirliği yapılması öneriliyor.
10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. Maddesi; “Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.” diyor...
Türkiye’nin de 2003’ te imzalayarak tarafı olduğı “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi” (ICESCR)” 11. Maddesinde “Yaşama Standardı Hakkı’nın sağlanmasını devlete yüklerken “... Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler herkese, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam  standardına sahip olma sağlar. Bu standart, yeterli beslenmeyi, giyinmeyi, barınmayı ve yaşama koşullarının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir. Taraf Devletler bu hakkın gerçekleştirilmesini sağlamak için, kendi serbest iradelerine dayalı uluslararası işbirliğinin esas olduğunu kabul ederek, uygun tedbirleri alırlar.” demekte... 
Diğer yandan 1985’te Birleşmiş Milletler  tarafından yayınlanan  Evrensel Tüketici Hakları; Temel Gereksinimlerin Karşılanması, Sağlık ve Güvenlik ve Bilgi Edinme Haklarını kapsar... 
Anayasamızın 172. Maddesi ise ; “Devlet’in tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler almasını ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik etmesini” emretmektedir...
Bu bağlamda  Ulaşılabir ve Güvenilir Gıda Hakkı, Yaşam Standardı Hakkı olması yanısıra, tüketicinin temel gereksinimleri karşılayacak sağlıklı ve güvenli gıdaya erişebilmek için yeterli bilgilere ulaşıp aydınlanması (bilgilenmesi) temel tüketici haklarındandır.
Kısaca, devlet kamu otoritesi olarak, tüketicinin yeterli gıdaya ulaşmasını sağlamakla kalmayıp gıdaların güvenilir olmasını ve bu konuda bilgi edinmesi ile ilgili tedbileri almakla yükümlüdür.

Ya Türkiye?...
Peki tüketici ülkemizde rahatça gıdaya ulaşılabiliyor mu? 
Bu konuda elimizde gıdaya erişim bilgileri yok. Ancak bu konuda genel olarak bir fikir sahibi olabilmek için diğer bazı bilgileri anımsayalım:
Kişi başına Milli Gelir on bin Dolar’ın altında...
Yaşanan ekonomik krizle beraber özellikle TÜİK rakamlarına göre gıda enflasyonu yüzde 20’lere ulaşmış...
Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı Abdüllatif Şener’ e göre, “Dar gelirlilerinin 100 liralık geliri varsa bunun 70 lirasını gıda harcaması için kullanıyor!...”
TÜRK-İŞ, geçtiğimiz Haziran’ da  dört kişilik ailenin açlık sınırı 2.067 TL, yoksulluk sınırı 6.733 TL olarak açıklamış. 
Asgari Ücret ise yoksulluk sınırının altında kalmış, yani 2020 TL!..
Diğer yandan işsizlik oranı yüzde 13’ü geçmiş. 
Türkiye’de her dört gençten birisi işsiz!...
Tüm bunların yanısıra  başta gıda olmak üzere vergi yükütüketicinin sırtına vurulmuş... 
Devlet vergisini, dolaylı vergi adı altında yaklaşık yüzde 70 oranında tüketimi üzerinden, tüketiciden alıyor!...
Ücretli daha maaşı eline geçmeden bunun yaklaşık yüzde 40’ını; asgari ücretli ise maaşının yaklaşık yüzde 20’sini vergi olarak ödüyor...
TÜİK’ e göre en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay 47,4... En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise yüzde 6,3!... 

Öte yandan yanlış tarım politikaları yüzünden gün geçtikçe bir yandan gıdada dışa bağımlılığımız artarken, çözüm için tek perdelik “Tanzim Çadır” tiyatrolarından medet umar olmuşuz... 
“Yiğidi kuru soğana, sofrayı kuru ekmeğe muhtaç eden, tarlayı harman yerine dar  yerine çeviren” yanlış tarım politikalarına duçar olmuşuz!...
Gün be gün artan gıda fiyatları, bir yandan çarşı-pazarı vururken, diğer yandan da mutfağımızdaki yangını körükler olmuş!...
Kısaca ülkemizde, geniş tüketici katmanları; yoksulluk ve işsizlik, vergi yükünün altında ezilirken, çarşı-pazardaki gıda fiyatlarına yaklaşıp, “gıdaya ulaşmasında” büyük zorluklarla karşı karşıya...
Peki tüketici Güvenilir Gıda’ ya ulaşabiliyor mu?...

Kısa bir süre önce bu köşede gıda teröristlerinin akla hayale gelmedik cinliklerle  taklit ve tağşiş (hile) yaptığını; vatandaşın adeta canına kast ederek; sucuk, salam, sosis yerine tüketiciye, at, eşek, domuz eti, baş eti, hatta tükürük bezi; süt ürünleri yerine bitkisel yağ, jelatin, nişasta; natürel sızma zeytinyağı kisvesinde zeytin küpesinden elde edilen sabunluk prina yağı yedirdiklerini dile getirmiştik.
Ve o yazıda şunları söylemiştik:
“Bundan önceki son ifşa listesi 22 Mart 2018’ de yayınlanmış. Aradan onbeş ay geçti. Bu süre içerisinde bakanlığın ifşa etmediği hangi hileli, taklit ve tağşiş edilmiş hangi gıdaları tükettik biliyor muyuz?... Bunlar kimleri hasta etti, kim öldü, sırada kimler var!?...
Sahi, tüketici hangi gıda teröristin, hangi gıdaya, ne namussuzluk yaptığını bilmeden ne yiyecek, ne içecek?...”

O zaman ne haldeyiz?... 
Gelin son günlerde gazetelere yansıyan haberlere bir göz atalım: 
“Mersin, Niğde ve Adana’da, 20 günde, metil alkol zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı 14’e yükseldi!...Adana’da metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan V.Y., hayatını kaybetti!...”
“Ankara’da yedikleri gıdadan zehirlenen Irak uyruklu 4 çocuk hastaneye kaldırıldı!...”
“Rize’nin Ardeşen ilçesi Armağan köyünde dün akşam yedikleri nişan yemeğinden sonra rahatsızlananların sayısı 231’e yükseldi. Davetliler, yedikleri tavuktan zehirlendiklerini söyledi!...”
“Domates, çilek derken 23 ton kırmızı erik de Rusya’dan geri döndü...Rusya şimdi de kırmızı eriği geri gönderdi!...” 

Bu örnekleri çoğaltmak olası. Ancak peki ya bu konuda yetkililer ne yapıyor?..
Rus halkına zararlı diye geri çevrilen bu ürünlerin iç piyasaya sunulabiliyor olması ya da Tarım Bakanlığının yaptığı pestisit tespitlerinin kamuoyu ile paylaşılmaması, halk sağlığına verilen önemi (!) gösteren çarpıcı örnekler değil midir?...
Öte yandan malesef gıda teröristlerine karşı mevcut yasal uygulamalar ve cezalar yetersizdir.
Gıda güvenliğini ihlal eden, tüketicinin sağlığıyla oynayan firmalar üç on para ceza ile kurtulmaktadır. Geçmiş ifşa listeleri incelendiğinde, bu haramzadelerin, bu cezaları ödeyip, fütursuzca gıda terörüne devam ettikleri görülmüştür. İçlerinden savcılığa sevk edilebilen az sayıdaki gıda teröristinin, yıllar süren yargı süreçleri sonrası aldıkları cezalar ise caydırıcı olmaktan uzaktır...
Oysa; gıda ile oynamak yaşamla oynamak demektir!!!

İsterseniz yazımıza uzmanın tespitleri ile son verelim.Bakın bu konuda gıda mühendisi, Tarım ve Gıda Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Petek Ataman  ne diyor:
“Yaşanan bütün bu sorunlar, ülkemizde yeterli ve etkili bir gıda denetim hizmetinin yapılamadığını göstermektedir. Yeterli gıda denetim hizmetlerinin verilmesi, üretici ve tüketicinin bilinçlendirilmesi gibi alınabilecek çok kolay tedbirlerle çözülebilecek sorunlar, bunlar yapılmadığı ya da eksik yapıldığı için önemli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Her yıl artan sağlık harcamaları maalesef sorunun çözümünün başka yerde arandığını göstermektedir...
Sonuç olarak; kolay, ulaşılabilir ve güvenilir gıda temini temel bir insan hakkıdır ve bunu sağlamak kamu idaresinin en önemli ve ihmal edilemez görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi, bilim ve tekniğin önceliklendiği, şeffaf, tarafsız ve yeterli ve etkili gıda denetim hizmetlerinin yapıldığı, her insanımızın kolayca gıdaya ulaşımını sağlayacak planlı ve bağımsız bir tarım ve gıda politikalarının oluşturulmasından geçmektedir.” 
* https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/food-safety
** http://www.zafergazetesi.org/yazar/Gida-Teroru-Mahcup-Aciklamalarla-Onlenebilir-Mi-/1535/
*** Ataman RP (2017), “Tüketicinin Güvenli Gıdaya ve Doğru Bilgiye Ulaşım Hakkı”, Türkiye Biyoetik Dergisi, Vol. 4, No. 2. s. 47-51

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MEHMET SALİH ÖZELER
MEHMET SALİH ÖZELER
İngiltere’nin İlk Türk Başbakanı -Boris Johnson-: “Ya Batacak, Ya Çıkacak”
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Siber Saldırılar Şimdi de ABD Merkez Bankası’nı Hedef Aldı
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
İşletmenizde Veri Güvenliğini Sağlamak İçin 5 Kolay Yöntem
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kryztof Kieslowski Dekalog Dizi Filmleri
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Zaman Kendi Çocuklarını Yutar
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Zamansız Ayrılıklar
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri