Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
“Sığınmacı sorunu için Şam  yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
“Sığınmacı sorunu için Şam yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı

AHSEN ARAL UYAR

Sevgililer Gününde Ne Yapmalı?
28 Ocak 2020 Salı

Sevgililer günü yaklaşıyor. 14 Şubat gününü tüketim toplumunun para harcatma icatlarından birisi sayanlardanım ama ben ve benim gibi düşünenler son yıllarda o kadar çok eleştirildik ve pintiliğimizi veya duygusuzluğumuzu çamura yatarak kapatmaya çalışmakla o kadar çok suçlandık ki artık gıkımız çıkmıyor. Alın efendim alın, o hafta satılan o uyduruk şeylerden paranız neye yetiyorsa satın alın, zaten o dönem bilumum hediye malzemesi nominal değerinin iki veya üç katına satılıyor, normalde bir güzel kadın kazağı alabileceğiniz paraya bir demet solmak üzere olan gül alın ve son bir yıldır suratına bakmadığınız, saçını kestirdiğinde fark etmediğiniz karınıza götürün. Diğer günler her türden kötü koca veya sevgili olmanın bir bahanesi bulunuyor, velakin 14 Şubat’ ta eve eli boş gitmek neredeyse tutuklanma sebebi oldu. Toplum sevgisizlikten ve bir arada geçirilen ama paylaşılamayan hayatlardan kırılıyor, ortalık kronik mutsuzluktan katılmış kalmış kadın dolu ama siz 14 Şubat’ ta ne idüğü belirsiz ama kırmızı kalp şeklinde bir şey alıp gidin eve. 
Neredeyse kırk yaşıma kadar hiçbir 14 Şubat’ ta hiç kimseye bir tek hediye almadım. Her yılbaşında bütçem artık ne kadarına elveriyorsa o derecede havalı kırmızı rengin hâkim olduğu sofralar kurmaya çalışır ve taptaze bir başlangıç olan yeni bir yıla kırmızı rengin coşkusunu yanıma katarak girmeye çalışırım ama sevgililer gününde kırmızı bir nesnenin yanından geçmişliğim yoktur, Allah geri kalan ömrümde de geçirtmesin. Yıllardır mücadeleyi bırakmaksızın arkadaşlarıma da organize üretim üzerine değil de çılgın tüketim üzerine kurulmaya çalışılan küresel sistemin bu klişelerinden uzak durmalarını empoze etmeye çalıştığım için içi geçmiş bir komünist olmakla bile suçlandım ama yine de pes etmedim. Ta ki kırklı yaşlarımın başladığı bir 14 Şubat’ a kadar… O vakit işyerindeki birkaç kişi hep beraber çalıştığımız odamızda bir kız vardı, herkese mavi boncuk dağıtan cinsten idi. Kıza 14 Şubat’ ta dört ayrı çiçekçiden oldukça pahalı çiçekler geldi. Kızın mevzuyu saklamaya saklamak veya en azından “Ay benimki orkidenin üstüne bir de gül mü göndermiş!” türünden çığlıklar atarak zevahiri kurtarmaya çalışmak bir yana, hepimize poz yaparak ve kartvizitleri okuyup güya bize duyurmamaya çalıştığı bir desibel ile “Bu da karanfil mi göndermiş?” diye mırıldanarak çiçekleri masasının üzerine gururla dizmesi beni çok şaşırtmıştı. Çiçekler günlerce bir yere gitmedi, ta ki mevzuya sinir olan yöneticimiz kızdan topunu ortadan kaldırmasını isteyene kadar orkideler, güller, karanfiller bize bakmaya devam ettiler. Dört sevgilisi olduğunu iş yerinde cümle aleme ilan edecek kadar yüksek bir özgüvene saygı duymalı mıyız hiç sanmıyorum ama yine aynı odayı paylaştığımız ve uzun yıllar boyunca tek bir çiçek bile almamış arkadaşımın o çiçeklere attığı kaçamak bakışlar tüketim toplumu konusunda önyargılarımı sarsmıştı. O bakışların ardında bastırılmaktan artık iyice diplere kaçmış ve ancak gül gibi, orkide gibi bizi bir anda zayıf romantikler haline getirebilen çiçekler karşısında ortaya çıkabilen sevgi ve ilgi ihtiyacı, bu duygulara karşı amansız bir açlık vardı.  Arkadaşım evliydi ama uzun zamandır kocasıyla aynı ikamet adresini paylaşan, aynı sandıkta oy veren vatandaştılar sadece. Yanımızda oturan ve etik, ahlak gibi şeylerden nasibini almamış oda arkadaşımızın masasındaki çiçekler ona evliliğinde ne kadar yalnız olduğunu söylüyorlardı.  O 14 Şubat’ ta belki de laf olsun diye bile olsa sevgiliye veya eşe bir gül alınmasının o kadar da kötü bir şey olmadığı konusunda biraz yumuşamıştım ne yalan söyleyeyim. Hani bir insanın berbat haldeki evliliğinin, kötü aile ilişkilerinin 24 saatte bir anda harikalar dünyasına dönüştüğü Amerikan filmlerinde yaşamıyoruz ama o tek gül belki hayatımızda gerekli güce ulaşarak bizi tüketen her şeyi düzeltebileceğimiz vakte kadar, gaz odasında oksijen tüpü ile alınmış bir derin nefes olabilir, sahip olduklarımızı olmasını istediğimiz hale getirmekte geç kalmadığımız, bizim için önemli olan şeyler için mücadeleye devam edebileceğimiz hissini verebilir.
14 Şubat’ ta sosyal medyada herkes saçma sapan ve sığ mesajlar yayınlıyor. Oysa eğer o günün doğuşuna dair kaynak hikâye gerçekse, yaklaşık 1800 yıl önce yasağa rağmen birbirini seven kişileri gizlice evlendirmekten korkmayacak kadar aşk ve sevgi kavramlarına değer veren birinin ruhunu (Aziz Valentin) yad ediyoruz, onun hatırasında aşk ve sevginin önemini o gün herkesin hatırlamasını istiyoruz ve bu duyguların gerekirse ölümden bile korkmayacak kadar güçlü şeyler olduklarını anlatıyoruz. Özetle sevgililer gününü illa kutlayacaksak sığ ve çiğ olmayalım, sevginin önemini, evde bizi bekleyen eşimizin aslında ne kadar paha biçilmez bir hediye olduğunu hatırlayarak gidelim evlerimize.
Fakat yine de o gün saçma sapan bir kırmızı obje satın almayınız. 15 gün önceden, eşinizi veya sevgilinizi hakikaten mutlu edecek istediği bir şeyi satın alıp stoklamanızı öneririm.  

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
“Başkent’in Boğalgazı (!)”2*
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Jeotermal Yatırımların Geliştirilmesi İçin Destekler Artıyor
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeki Demirkubuz Filmlerinde Kadın Karakterler Temsili
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Dünyaya Veda
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Dünyanın İlk Katlanabilir Çatı Güneş Enerjisi Santrali Elektrik Üretimine Başladı
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
SIM Değişimi Saldırılarına Dikkat
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri