Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

Semih Kaplanoğlu’nun Yusuf Üçlemesİ
29 Kasım 2019 Cuma

Yumurta, Yusuf Üçlemesinin ilk filmidir. Yusuf, yaşadığı kasaba olan Tire’yi yıllar önce terk edip İstanbul’da hem yaşam hem çalışma alanı olarak kullandığı kitapçı dükkânında zaman geçiren orta yaşlarda biridir. Şiir kitabı yazmış ama ilgi görmemiştir. Hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamı bir gün yıllardır uzak durduğu annesinin öldüğü haberini almasıyla değişir. Gençliğini geçirdiği kasabaya doğru yola çıkması orada ve annesinin geride bıraktığı her şeyde onun kaçmak istediği kendi geçmişiyle yüzleşmesini sağlar. Geçmişin kendisini sorgulamasına izin veren . Yusuf bu soruların cevaplarını araştırmak için adeta dedektiflik yaparken olay yerinde kendini arar. Rüyalar Yumurta’da önemli yer tutar. Yusuf’un gördüğü rüyalar onun kişilik değişimiyle ilgili ilk işaretleri içermektedir. Her rüya kendi içinde bir mantık dizgesi takip etmektedir. Yusuf’un kaçıp durduğu geçmişi onun gördüğü rüyaları belirleyen en önemli unsurlardır. Freud’a göre rüyalar insanın uyanık hayatında arka plana itilmiş, sosyal ve etik değerlerle kontrol altında tutulmuş veya bastırılmış düşünce ve duygularının uykuda bilincin rahatlamasıyla görsel açıdan ön plana çıkmasıdır. Bu yüzden toplum tarafından adeta yalnızlığa itilmiş Yusuf’un rüyaları da film mantığı açısından ele alınması gereken önemli bir olgudur. Bu noktadan itibaren Yusuf’un rüyalarına değinilecektir. Kırılan Yumurta Yusuf’un annesini toprağa verdikten sonra mezarlığın yanında uyuyakalmasıyla gördüğü rüyada Yusuf’un elinde tuttuğu yumurtanın düştüğü ve kırıldığı görülür. Filme ismini veren bu yumurtanın kırılışının anlamı Yusuf için çok büyüktür çünkü o nefret ettiği, bilinçaltına bastırdığı, yıllarca gelmemek için uğraştığı ve gelmediği bu kasabanın onda bir değişim yaşatacağını simgeler. Yusuf’ta da bu anlamda bazı şeyler kırılmıştır. Yumurta eğretilemesiyle onun kendi içinde gizlemiş ve bastırmış olduğu düşüncelerinin gün yüzüne çıkması simgelenir.  Kuyu Rüyaların yeniden üretmek için kullandığı önemli malzemelerden biri de çocukluk yaşantılarıdır. Freud, çocukluk yaşantısının yanında gündelik olayların da rüyalarda görüldüğünü fakat bilinçaltının yani çocukluğa ait anıların öneminin daima ağır bastığını ifade eder. Bir diğer rüyada Yusuf kendisini kuyuda görmektedir. Freud’un da değindiği çocukluk anıları Yusuf’un peşini bırakmaz. Yusuf’un çocukken kuyu açma işinde çalışması onun rüyalarında da yer bulmaktadır. Kuyu eğretilemesi aslında pek çok farklı okuma yapmaya uygundur. Burada Hz. Yusuf peygamberin Kuran’da geçen kuyuya atılma kıssasına ve yine kuyudan dışarı doğru sallanan gömlek ile de bu kıssadaki kanlı gömlek hikâyesine gönderme yapılmaktadır. Orta yaşlardaki Yusuf’un kuyudan çıkmaya çalışması onun kasabada başladığı bu yeni hayatla içinde bulunduğu psikolojik kuyudan çıkışını simgeler. Yine farklı bir okuma olarak gençliğinde bir kuyu gibi gördüğü kasabadan onu İstanbul çekip kurtarmıştır.
Süt (2008) Semih Kaplanoğlu’nun 2008’de gösterime giren Süt üçlemenin ikinci filmidir. Yönetmen seyirciyi bu filmde Yusuf’un delikanlılık yıllarına götürür. Yusuf hala kasabadadır. Bir yandan annesiyle beraber süt satarak evin geçimine yardımcı olurken diğer yandan şiirlerini bir yerlerde yayınlatabilmek için uğraşmaktadır. Bir şekilde kasabadan çıkmak için fırsat kollamaktadır. Askerlik için gittiği şubede de çürük olduğunu öğrenir ve yıkılır. Türk toplumunda askerlik yapmamanın baskısını üzerinde hissetmeye başlar. Yusuf’un annesi ise oğlunun yavaş yavaş evden kopuş sürecine girdiğini görmüş ve yalnız kalmaktan korkarak bir istasyon şefiyle bir gönül ilişkisi kurmuştur. Bu durum annesinin bütün ilgisini yıllarca tek başına çeken Yusuf için oldukça sarsıcı olur. Süt üçlemenin içerisinde rüya sahnelerini en az barındıran filmdir. Sadece bir rüya sahnesi (Yusuf’un yayın balığını annesine getirmesi) vardır. Yönetmen bu film için Yumurta’daki Yusuf’un kendi gençliğini hatırlamasıdır demektedir). Bu anlamda Süt’ün bizzat kendisi yönetmenin gördüğü bir rüya olarak ele alınabilir. Çünkü aynı söyleşide yönetmen bu filmden bahsederken kendi delikanlılık yıllarına gönderme yapmaktadır. İnsanın kendini tam olarak ifade edemediği bu yıllardaki arada kalmışlık, hayata tam olarak katılamama duygusunun kendisi için çok önemli olduğunu ifade eder. Bu filmde yönetmenin kendi geçmişiyle bir anlamda filminde/rüyasında hesaplaştığı görülür. Süt (2008) Yayın Balığı-Kaz Bu sahnede Yusuf, annesini elinden alan istasyon şefini taşla öldürmek için sazlıkta takip ederken bir yayın balığı yakalar. İstasyon şefi ise kaz avlamaktadır. Burada iki avcı ve avlarıyla elde edilmek istenen bir kadın vardır. Yusuf yayın balığıyla annesine döndüğünde onun çoktan kazı yolmaya başlamasından da anlaşılan şey bu rekabette Yusuf’un kaybettiğidir. Elinde büyük bir balıkla eve gelen Yusuf artık kendisinin de tam bir erkek olduğunu göstermek ister. Daha önce de değinildiği gibi her rüya bastırılmış bir düşüncenin, dürtünün ya da arzunun ürünüdür. Rüyalarda öznenin bilinçaltı kendisini rüya aracılığıyla yine aynı öznenin bilincine duyurur . Bu rüya ile görüldüğü üzere Yusuf annesinin tek erkeği olmaya devam etmek istemektedir. Bal (2010)  Bal Yusuf Üçlemesi’nin Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülü kazanmış son filmidir. Bu filmle Yusuf’un hayatının gizemi çözülür. Orta yaşlılıkta başlayıp gençlikle devam eden zamanı geri sarma işlemi Yusuf’un çocukluğuna inilen bu filmle nihayete ermiştir. Filmde Yusuf’u yedili yaşlarında görürüz. Bu filmde ilk iki filmde görünmeyen Yusuf’un babası sonunda ortaya çıkmaktadır. Yusuf’un ailesi Karadeniz Bölgesi’nde balcılık ve çaycılık yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. İnsanlarla çok konuşmayan içine kapanık bir çocuk olan Yusuf sabahları bir atmacayı takip ederek okula gitmekte, diğer zamanlarda babasıyla bal toplamaya çıkmaktadır. Babasının yanında okuyabilen Yusuf aynı şeyi sınıfta yapamaz. Annesiyle olan ilişkisi babasıyla olan ilişkisi kadar güçlü değildir. Sonunda babası Yakup’un bal toplarken öldüğü haberi gelmiştir. Yusuf ormanın karanlıklarında babasını aramaya çıkar. Bal rüyalar bakımından oldukça zengindir. Diğer filmlerle arasındaki en önemli fark burada Yusuf’un rüyalarının gerçeklikle iç içe geçmesidir. Önemli noktalardan birisi Yusuf’un rüyalarını babasına anlatmasıdır. Burada Hz. Yakup’un Düşüşü İlk yarısı filmin hemen başında diğer yarısı filmin ortasında olmak üzere görülen bu rüyanın ilk bölümünde Yakup’un çok büyük bir ağaca tırmanırken dalın kırıldığı görülür. İkinci bölümde ise Yakup düşer ve ölür. Yusuf’un bu rüyasında  çocuğun kendisine rakip olarak gördüğü babasının alttan alta ölmesini istemesini arzuladığı görülür. Daha öncede değinildiği gibi Freud’a göre rüyalar bir dilek gerçekleşmesi, bir isteğin doyurulmasıdır.  Yusuf babasının rüyada düşüp ölmesiyle annesiyle arasındaki engelin kalkacağını düşünür fakat bu olmaz ve babayla özdeşleşme yoluna gider.  Kurdele Kavanozu Yusuf’un okuma ile olan sorunu aslında okuldadır. Babasının yanındayken veya evde tek başına iken okuyabilmektedir. Sınıfta arkadaşlarının okuyabilmesi ve bunun sonucunda öğretmeninin kurdele takması onu sıkıntıya sokar çünkü kendisi hâlâ okuyamamış ve o kurdeleyi alamamıştır. Yönetmen yine burada kendi yaşadığı bir tecrübeyi aktarmıştır. O da sınıfta en son okuyan kişidir . Yusuf bu rüyasında kurdele kavanozuna doğru ilerlemektedir. Anlaşılacağı üzere kendisi de artık kurdele takmak istemektedir ama oradan almak için bir hamle yapmaması cezalandırma korkusundan ileri gelmektedir.  Babanın Dönüşü Yakup birkaç günlüğüne bal toplamaya gitmiştir ve hala dönmemiştir. Yusuf rüyasında anne ve babasının kahvaltı yaptığını görür ve uyanır fakat bu sadece bir rüyadır ve baba dönmemiştir. Yusuf özdeşleşmiş olduğu kahramanın dönmesini istemektedir.  Yusuf bu rüyasından kendisini babasının katırıyla ağaçların altında görür. Açık bir şekilde görülmektedir ki Yusuf artık babasının yerini almak ve onun gibi olmak istemektedir. Bu rüya bir anlamda evin erkeği olma arzusunun dışa vurumudur.
Herkese iyi seyirler dilerim.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Cehennem
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kim Ki Duk’un Boş Ev Filmi
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İklim Krizi, Ülkeleri En Fazla Etkileyen Sorunların Başında Geliyor
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Her Öğrenci Farklı, Tek ve Eşsizdir
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Müstahak!
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Ezan Okumak Sanattır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri