Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Duygusal Açlık Nedir? Nasıl Yönetilebilir? 
Duygusal Açlık Nedir? Nasıl Yönetilebilir? 
İmalat sanayinde gazı kısıp frene bastık
İmalat sanayinde gazı kısıp frene bastık
Sağlık emekçileri, gelirleri ve özlük hakları için sahada olacak
Sağlık emekçileri, gelirleri ve özlük hakları için sahada olacak
Kimya sektöründe AR-GE'yi güçlendirecek iş birliği protokolü imzalandı
Kimya sektöründe AR-GE'yi güçlendirecek iş birliği protokolü imzalandı
Sağlıkta acı tablo: 2021’de 316 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu
Sağlıkta acı tablo: 2021’de 316 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu

AHSEN ARAL UYAR

SADECE SİNEKLER GERÇEKTİ
7 Aralık 2021 Salı

Halide Edip ADIVAR’ın “Sinekli Bakkal” romanını okumayan yoktur. Toplum olarak son yüzyılda ne yaşadığımızı düşünmeden okursanız müthiş bir orjantal romandır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları, Kozmopolit İstanbul; çingenesi, orta oyuncusu, kadın bakkalıyla bir Avrupalı piyaniste hayatının hiçbir kısmında bulamadığı mutluluğu sunan bir mahalle ve bu piyaniste cennet köşesi gibi gelen Rabia’nın sinekli bakkalının üzerindeki bir ev. Oysa gerçek hayata baktığınızda bu romanda sadece sinekler gerçek olabilir.

                Halide Edip çok değerli bir kadın profilimizdir. Bağımsızlık savaşımızda yaptıklarını, mücadelesini ve azmini her kadın kendisine örnek almalıdır. Türklük ve Türkçülük anlamında da çok değerli çalışmalar yapmıştır. Çoğu kitabı vurguladığı değer yargılarıyla örnek teşkil edecek niteliktedir. O yüzden ben “Sinekli Bakkal” romanını neden yazdığını hiç anlamıyorum. Resmi tarihimiz son zamanlara kadar bazı şeyleri gizlerdi; yani Atatürk’ün kurtuluş mücadelemiz boyunca çok değer verdiği bu kadın ve kocasıyla sonradan ters düştüğünü, Halide Edip’in kocası Adnan Adıvar’ın  Atatürk yeniden milletvekili seçilemesin diye “Doğduğu topraklar şu anki Türk Devleti sınırları dışında kalanlar yeni dönem milletvekilliği için aday olamazlar” şeklindeki faşist yasayı meclisten geçirmeye çalışan grubun yanında yer almasından sonra, bu kepazeliğe prim vermeyen meclisin Atatürk’ü yeniden vekil ve Cumhurbaşkanı seçmesini takip eden zamanlarda onları Türkiye dışına sürgüne gönderdiğini, Halide Edip ve kocasının Türkiye’ye ancak Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü’nün onları davet etmesiyle geri döndüklerini yazmazdı. Belki de bu yüzden bu kadın Osmanlı’nın son zamanlarını bir olmayan mutlu ülke formatında yazdı.

                ÇÜNKÜ SİNEKLİ BAKKALDA ANLATILDIĞI GİBİ BİR İSTANBUL HİÇBİR ZAMAN VAR OLMADI. Yüz yirmi yıl evvel İstanbul’da bir kenar mahalle düşünün; şen şakrak, dönemin Zaptiye Nazırı bir paşa o mahallede yaşıyor ve tüm semte kol kanat geriyor. Rabia sesi kuvvetli bir çocuk hafız ama bildiği her şey mahallesiyle sınırlı ama güzel sesi nedeniyle sık sık Kuran okumaya gittiği Paşa’nın konağında babası yaşında bir Avrupalı piyanist ile birbirlerine âşık oluyorlar.  Gönül nereye konacağını gerçekten bilemez ama bilinçaltı genelde konulan yerde ne kadar kalınacağını iyi bilir. Böyle bir aşk vuku bulsa bile dünyanın hiçbir yerinde yürümez iken Avrupalı entelektüel piyanist Müslüman oluyor, adını değiştiriyor, sinekli bakkalın üzerindeki evde yaşıyor ve en saçması; her akşam mahalle kahvesinde beni affediniz “kıro tulumbacılar” ile muhabbet ederek başka hiçbir yerde bulamadığı mutluluğu buluyor.

                Gerçekte böyle bir Osmanlı İmparatorluğu yoktu. Kadınlar o kitapta anlatıldığı gibi değerli ve hayatın içinde yaşayabilen kişilikler değildi. Şeriat on üç yaşında bir kız çocuğunu sevgisiz annesinin evinden alıp ömrü boyunca sorumsuz hayat yaşamış babasının evine, hele ki o evde akraba bile olmayan bir başka erkek varken sırf çocuk öyle istiyor diye gönderecek bir yapı değildi. Osmanlı İmparatorluğu erkek erkil sistem üzerinde kurulu, ancak Hürrem Sultan tarzında kadınların ayakta durabilecekleri bir yapıda idi. İmparatorluğun yüzyıllarca ayrımcılık yaptığı zamanlardan sonra kadını anlayan, değer veren, eşit haklar getiren Atatürk idi.

                Halide Edip zengin aile çocuğu idi. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu çünkü o kadar övdüğü imparatorluk kız çocuklarına lise okuma hakkı vermiyordu. Dönemine göre feminist bir yazardı. Fakat bu feminizm o yılların atmosferi gibi altı kaval üstü şişhane bir bakıştan fazlası değildi. Atatürk’ün vapur ve tramvaylardaki kadın ve erkekler arasındaki perdeyi kaldırmasının ardından Halide Edip, “bizim perdemize ne karışıyorsunuz” bile demişti. Onun gibi bir kadın neden perde gerisinde olmayı tercih eder? Şüphesiz ki Halide Edip kendisi perdeyi kabullenen kadınlardan değildi ama Atatürk’ün yenilikçiliğinin hızını da kabullenemiyordu. Sonraki yıllarında Atatürk’ten nefret etti. Bizzat onun kaleminden çıkmış aşağıdaki satırlarının bir zamanların Refah Partisi’nin gericilerinin söylemlerinden ne farkı var? “Kesinlikle ahlaksız değildi; sadece ahlakla ilgisiz kişiydi. İnsan ahlakının mevcut standardını hiçbir zaman kabul etmedi veya gerekliliğini görmedi... O daima uyuşmaz, sabırsız ve zarar vericiydi… Mustafa Kemal Paşa yerine göre alaycı, şüpheci, ilkesiz ve şeytanca kurnazdı. İnsanları sindirir, basit sokak kahramanlığından keyif alırdı…” Bahsettiği kişi, yani Atatürk, profesyonel bir asker idi. Tüm gençliği o cepheden bu cepheye savrularak geçerken basit sokak kahramanlığı gibi komedilere vakti bile olamazdı. Türk toplumsal yapısının imparatorluk uygulamalarıyla nasıl berbat bir hale geldiğini görebilen ve onu sahte bakkal masallarıyla avutmak yerine gerçeğin karşısında kuvvetli ve kararlı olmaya iten bir devrimciydi. Bizi masallarla kandırmak yerine kadını başı açık ve erkekle aynı okulda aynı sıraya oturtursa kıyamet gününün gelmeyeceğinden emin olarak bu uygulamayı hayata geçirmek konusunda sert idi. Değerli olan budur.  

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
VELİ KÜÇÜK
VELİ KÜÇÜK
Asgari Ücretle Gelen Zamlar
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Çölde Ağaç Dikecek Robot Tasarladı 
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tanıdık
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
KAVANOZ ve KAHVE
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
BERGÜZAR ÇOPUROĞLU
Ne Mutlu Türküm Diyene
RIZA PEHLİVAN
RIZA PEHLİVAN
Çay Deyip Geçmeyin
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri