Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi

AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR

Öğrenciler ve Okul Kuralları
4 Mart 2021 Perşembe

İzlediğim bir filmde lisede okuyan 5 tane gencin okul sürecine uyumsuzlukları anlatılıyordu. 
Her biri farklı yetenek ve özelliklere sahip bu gençler, kıyafetlerinde kural dışı ( kollarında dövme, tırnaklarında oje vs ) durumlar olmasından, tüm derslere ilgi göstermeyip, sadece bağ kurdukları, onları anlayan öğretmenlerini dinledikleri ve okulda haylazlıklarıyla rahatsızlık yarattıkları gerekçeleriyle okul müdürü tarafından okuldan atılmak isteniyorlardı. 
Her gün aynı takım elbise ile okula gelen, tüm söylemlerinde nefret ve hakaret olan, öğrencilerin hepsine belirlenen kurallara uyma zorunluluğu olduğunu tepeden bir yerden hakaret dolu sözlerle hatırlatan, mutsuz hali dışarıdan net görülebilen bir okul müdürü tarafından. 
Sonunda bir dizi okul düzenini bozan durumların olması yüzünden çocukların okuldan atılması için toplanan kurul, bir öğretmenin çabası ve öğrencilerin her birinin yeteneklerini hatırlatıp, hayatlarıyla oynamayalım demesiyle, oy birliği ile tüm öğrenci ve öğretmenlerin önünde kürsüye çıkıp özür dilemeleri karşılığında affedilmelerine karar verdi. 
Özür dilekçelerini okul müdürü yazdı ve içeriğinde kendileriyle ilgili hatta neredeyse hayatta olmalarından dolayı özür diledikleri bir metni okumaları gerektiği söylendi. Bu şekilde özür dileyecekler ve ancak o zaman okuldan atılmaktan kurtulacaklardı. 
Filmin sonunda kürsüye özür dilemek için çıkan her bir öğrenci kendi aileleri, diğer öğretmenler ve arkadaşlarının bakışları üstlerindeyken ve herkesin bunu yapmalarını isteyen baskısını da hissederken, ben böyleyim ve bunun için özür dilemeyeceğim, kurallar buysa ben bu kuralları kabul etmiyorum ve saymıyorum anlamına gelen kendi dilinde bir konuşma yaptı. Ellerine tutuşturulan özür metninin yazılı olduğu kağıtları da uçak yapıp kendilerini izleyenlere ya da konfeti gibi kırparak öğrencilerin üzerine attılar. 
Bu konuşmalar onları uslu uslu dinleyen diğer tüm öğrenciler tarafından delice alkışlandı ve sanki hepsi içlerinde kurallara karşı gelmeyi bekledikleri bu anı bekliyormuşçasına coşku ile sevinçten bağırmaya, şarkılar söylemeye ve düzeni bozdukları bir coşku yaşamaya başladı.  Okul müdürünün kürsüden bağırarak öğrencileri sakinleştirememesi ile film de bitti.
Sonuç ne oldu bilmiyorum. Özür dilemedikleri için okuldan atılmış olabilirler mi? 
Bu film günümüz gençleri ve günümüz okul düzeninden bir içerikle yaşadığımız zaman dilimine ait. 
Bir de çok değerli bir psikiyatrist olan  R. D. Laing’in anlattığı bir olay vardır.  1960’larda 
Londra’da bir okulda 10 yaşındaki çocuklara verilen ödev şudur: Kızlar pasta yapıp okula 
getirecektir ve erkek öğrenciler de yapılan pastayı değerlendireceklerdir. Yani kızların 
ödevi pasta yapmak, erkeklerinki de o pastaları tadıp not vermek. Ne kadar adil, değil mi? Bir kız kazanır. Fakat sonra kazanan kızın arkadaşı, kızın bu pastayı kendisinin yapmadığını, bir pastaneden aldığını bildirir. Kız, sınıfın önünde küçük düşürülür.
Laing, burada okulun yaptığının, cinsiyete atfedilen rollere özendirmek olduğunu eleştirir önce. Bu kız çocuklarına kendi değerlerinin erkek çocuklarının damaklarında bıraktıkları tada bağlı olduğunun öğretilmesini kişisel olarak da çok ayıp bulduğunu söyler.  Laing’in sonra söylediği şey ise ilginçtir: Diyor ki, en çok kazanan kızı takdir ediyorum bu hikayede, çünkü bir çocuk yetişkinler tarafından böyle bir oyuna zorlanıyorsa eğer, çocuğun yapabileceği en iyi şey yakalanmadan sisteme göre oynamaktır; bu çocuk da bunu yapmış. Burada kızın tek hatasının yanlış kişiyi arkadaş olarak seçmek olduğunu söylüyor. “Umarım ileride ‘arkadaşlarını’ daha dikkatli seçer.” diyor.
Yani bu okulda yapılan şey zaten etik değil, etik olmayan bir duruma ayak uydurmaya zorlanan bir çocuğun yaptığı şeyin de etik olmadığını söyleyebilir miyiz?
Biz şimdi görebiliyoruz 1960’larda bir okulda resmi olarak yapılan şeyin ne kadar yanlış olduğunu. Peki şimdi okulda yahut bir başka ortamda çocuğa yapılanın ne kadar yanlış olduğunun ne derece farkındayız? Bir şeyin resmi olması, onu etik yapmıyor her zaman. Çocuk yanlış bir şeye uymaya zorlanıyorsa, yalan söylemesi, hile yapması bu yanlışın bir sonucu olarak değerlendirilmeli mi?
Yani aslında buradan bakışla ilk hikayeye dönecek olursak özür dilemeleri karşılığında affedilecek gençlerin olanlarla ilgili özür dilenecek bir durum olmadığını düşünmelerinin bir değeri var mıdır?
Hadi bunu değersiz kıldık önemsemedik biz otorite olarak, okulun sağladığı güçle haklıydık, özür dilemeleri gereken bir durum vardı, ya nasıl özür dileyeceklerini belirlemekte haklı mıydık?
Bu ve bunun gibi pek çok olayda okulda veya dışarda öğrencilerin, çocukların ve gençlerin karşısında güç benim elimde çünkü anneyim, babayım, öğretmenim veya müdürüm dediğimiz noktada karşımızdaki çocuklara, gençlere tepeden baktığımız ve ben doğruyum buna itaat edeceksin dediğimiz gerçeğiyle karşı karşıyayız. 
Oysa itaat istemek, saygı istemek, kurallara uyum istemekle aynı değildir. Bunu anlaşılır kılmak ve anlatmak yetişkinlerin sorumluluğundadır. 
Gençler anlamak istemeyebilir, kendince doğru bulmayabilir, kuralları yanlış bulabilir. Karşılığı kızmak, azarlamak, cezalandırmak olduğunda çocuk için durum anlaşılır olmaya başlar mı?
Olması gereken ‘’iyi’’ okul, anne, baba, öğretmen bizim de göremediğimiz vardır, seni de dinleyeyim diyebilmektir, onun bize benzemeyen haliyle olmasına, ‘’ayrı’’ olmasına müsaade edebilmektir. Onu bu ayrı haliyle kabul edip, davranışlarına rehberlik edebilmektir. 
Olması gereken ‘’anlıyorum seni’’ duygusunu çocuklara, gençlere hissettirebilmektir. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Çok Makyaj Yapan Stereotype mıdır?
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Ramazan, Ukrayna, Libya’ya Aşı, Kısmi Kapanma, 128, Fezleke, Dendias ve KKTC’de Kuran Kursları
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Sosyal Medyada Bilinçaltınızı İyi Koruyun
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeytin Ağaçları Altında Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Rüzgarın Tokadı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri