Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
“Yargı paketleri hazırlanırken İstanbul Bildirgesi’ndeki ilkeler mutlaka dikkate alınmalıdır”
“Yargı paketleri hazırlanırken İstanbul Bildirgesi’ndeki ilkeler mutlaka dikkate alınmalıdır”
Gişe Rekortmeni “Recep İvedik”in 6.’sı, 8 Kasım’da vizyona giriyor
Gişe Rekortmeni “Recep İvedik”in 6.’sı, 8 Kasım’da vizyona giriyor
Başkentte Bale rüzgarı “Romeo ve Juliet” ile esiyor
Başkentte Bale rüzgarı “Romeo ve Juliet” ile esiyor
Sağlık Bakan Yardımcısı Güven:“Başarı oranlarında dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı düzeydeyiz”
Sağlık Bakan Yardımcısı Güven:“Başarı oranlarında dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı düzeydeyiz”
“YILIN EN’LERİ” ödüllerine kavuşuyor
“YILIN EN’LERİ” ödüllerine kavuşuyor

AHSEN ARAL UYAR

Mustafa Ayaz Kırmızısı
8 Ekim 2019 Salı

Çoğumuz bir renk söylememiz istendiğinde kırmızı deyiveririz. Bir meyve ismi sorulduğunda aklımıza ilk gelen elma olurken trafik lambalarının en çabuk dikkat çekmesi gereken rengi yine kırmızıdır. Kırmızıyı çok sevmemizin nedeni psikolojik bir etken veya en güzel renk olması değildir. Tutkunun ve aşkın rengi olan kırmızı, renk tayfında en yüksek dalga boyu ile en güçlü ışıktır. Doğduğumuz zaman çevremizde bulunan her şeyi gri renkte görürüz, sonra ilk olarak kırmızı rengi seçeriz. 
Renk denilince öncelikli olarak kırmızıyı düşünmemiz işte bu yüzdendir. Yeni doğan bebek ziyaretlerine giderken hep kırmızı bir giysi giyerim ve bebeğin bana gösterdiği ilgi, lisede fizik dersini doğru dürüst dinlememiş olan çoğu kişiyi şaşırtır. Dünyaya yeni gelmiş ve henüz nerede olduğumuzu bile algılamamışken, griler içindeki bir çevrede kırmızı rengi ilk defa gördüğümüz, hayatın eşsiz renklerinin en güzeli ve güçlüsüyle tanıştığımız o anın muhteşemliğini hatırlamıyor olmamız ne acı. Birkaç günlük bebekler parlak kırmızı renkli gömleğime bakarak minicik elleriyle kumaşa dokunmaya çalışırlarken, o anı nasıl gördüklerini hayal ederek onlarla birlikte ben de heyecanlanıyorum.
Ünlü ressamımız Mustafa Ayaz resimlerinde çarpıcı bir kırmızı tonu kullanıyor. Tuvallerinde en kuvvetlisinden tutkuyu, aşkın yüzümüzü alev alev yakan şiddetini, sevdiğine deli divane olmayı, kendinizi bıraksanız takıntı halini alacak kadar çok sevmeyi, içindeki vurgunu açıklayamayıp göğsün üzerinde birikmiş duyguların ağırlığıyla rüyalarda yanına süzülmeyi, bir kuş olup o uyurken bir yandan yanağına öpücük kondurup diğer yandan da uykusundan uyanıp sevgisiz bakışlarla bakmasından korkmayı, bu duygulara nefis bir kırmızı renk katarak çiziyor. Balerin kadınların olduğu resimlerdeki kıpkırmızı çoraplar seyredeni canlanmaya ve yaşamaya davet ediyor. O resimlerde duru yüzlü sakin ve mutlu kadınlar elleri havada oynarlar ya da işveli bir şekilde oturup göz süzerek bakarlar. Hal ve edalarıyla bize kalkıp kırmızı bir şey giymemizi veya bir müzik açıp şıkır şıkır oynamamızı tavsiye ederler. Her resimde o kadınların etrafında ama çoğu kere mesafeli bir yerde, küçücük bir figür ile Mustafa Ayaz’ ın kendisi vardır; o güzel kadına vurgun, ona tutkulu, nedense bakışlarında hep uzak ama aşkın kudretinin her zerresi görülen adam olarak kendisini çizer. Resimde elinizi uzatıp yüzüne dokunmak isteyeceğiniz kadar canlı duran kadın kırmızılar giyinmişken ressamın kendisi çoğu kere gri renkler içindedir. Ama bazen cesaret kazanır Mustafa Ayaz. Sevdiği kadının ellerinden tutarak onunla beraber dans eder.  O zaman yüzündeki ifade, sevdiğini kenardan seyreden hüzünlü adamınkinden çok farklıdır. Mutludur, coşku dolu, genç ve heyecanlıdır, karşısındaki kadın gibi canlı renkler giyinir, onunla beraber aşka ve tutkuya, kırmızı renklere kapılıp gider, tuvalde parlak kırmızılar uçuşur…
Mustafa Ayaz Balgat semtinde kendi imkanlarıyla yedi katlı müze kurmuş. Hem binanın hem de müze oluşumunun bütün maddi yükünü üstlenerek Ankara’ nın ortasında özenle inşa edilmiş bir vaha yaratmış. Burada sergiler düzenliyor ve kendi resimleriyle birlikte başka ressamlarla sanatçıların çabalarına ev sahipliği yapıyor. Binanın üst katları yıllar boyunca yaptığı resimleri ve onun gözünden hayatın renklerini sergiliyor çoğu kere etrafımızdaki parlak güneş ışığını bile göremeyecek kadar meşgul gözlerimize. Bir defasında arkadaşımla yanlarımızda çocuklarımız olduğu halde, yine onun sergisini gezerken her bir resminin karşısında sanki baktıkça yudum yudum enerji içeceği içiyormuşum gibi bir hisse kapılıp ne kadar zindeleştiğime ben de inanamadan dışarı çıktığımda, müzenin biraz ilerisindeki kaldırımda yol verdiğim pamuk saçlı bir beyefendinin ceketinin içine giydiği kırmızı süvetere bakarak “Mustafa Ayaz kırmızısı” diye düşündüğümde, kaldırdığım kafam o süveterin üzerinde ressamın resimlerinde ezberlediğim yüzüyle karşılaştı. Yanımızdaki çocuklarımıza gösterdiği ilgi, alaka ve iki dedesini de tanıyamamış olan kızımın başını sevecenlikle okşayarak onunla yetişkin gibi konuşması karşısında minnettarlığımı yeterince ifade edemedim, o yüzden bu yazıyı yazıyorum. Tablolardaki o harika kırmızı renkler için, dans eden ve bizim gibi yorgun argın kadınları hayata davet eden o kadınlar için, o ferahlatıcı müze için, o gün çocuklarımızla uzun uzun konuştuğu için ve ceketinin içine giydiği kırmızı süveter için sayın Mustafa Ayaz’ a çok teşekkür ederim. Dilerim müzesi insan medeniyetimizin son gününe kadar ayakta kalır ve kırmızı çoraplı kadınlar yüzyıllarca tuvallerden gülümsemeye devam ederler.
Haftada bir defa bile olsa kırmızı giymek enerjimizi yükseltiyormuş. Yorgunsak ve bir şeyler yapmaya halimiz yok ise, istediğimiz tek şey yorganı kafamıza çekip hayattan kaçmak ise hemen kırmızı bir gömlek giyip üstüne bir de kırmızı ruj sürerek dışarı atmalıymışız kendimizi. Evimizin her odasında kırmızı bir nesne olmalıymış. 
Özellikle ışıksız ve renksiz sonbahar günlerinde parlak kırmızı objelere bakmalıymışız. Bütçemiz ne olursa olsun her hafta kırmızı bir şeyler almalıymışız; tek bir tane kıpkırmızı elma bile olurmuş. İlla ki bir kırmızı kolyemiz ve kırmızı bir pantolonumuz veya eteğimiz olmalı imiş. Kırmızı rengi hiç ihmal etmemeliymişiz, zira gözlerimiz bozulursa ve renkleri görme yetimizi kaybetmeye başlarsak, ilk olarak kırmızı rengi kaybediyormuşuz.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İngiltere, Dünyanın En Büyük Rüzgâr Türbinlerini Kuruyor
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Ankara’nın Başkent Oluşu
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Gelecekte Dünyaya Uyum Sağlayabilecek 5 Meslek
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Başkent’in Boğalgazı (!)
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Ortalama Bilinmezlik
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Asghar Farhadi’nin The Salesman Filmi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri