Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Ankara Eczacı Odası’nın yeni başkanı Taner Ercanlı oldu
Ankara Eczacı Odası’nın yeni başkanı Taner Ercanlı oldu
Her tarafı tarih kokan bir müze: “MKE Sanayi ve Teknoloji Müzesi”
Her tarafı tarih kokan bir müze: “MKE Sanayi ve Teknoloji Müzesi”
Sanayi ve Teknoloji Stratejisi'nde hedef 2023 yılına kadar teknoloji tabanlı işlere yapılan yıllık yatırımların 5 milyar TL'ye çıkması
Sanayi ve Teknoloji Stratejisi'nde hedef 2023 yılına kadar teknoloji tabanlı işlere yapılan yıllık yatırımların 5 milyar TL'ye çıkması
Başkent’te 32. Ahilik Haftası  kutlamaları başladı
Başkent’te 32. Ahilik Haftası kutlamaları başladı
Geri kalmış ülkeler için tütünden sigara, gelişmiş ülkeler için kenevirden ısıtmalı sigara üretimine geçilecek
Geri kalmış ülkeler için tütünden sigara, gelişmiş ülkeler için kenevirden ısıtmalı sigara üretimine geçilecek

AYŞE GÜLÇİN İLHAN

Küçük Ev’in Çocukları
21 Mayıs 2019 Salı

 “Hey gidi günler hey !..Bizim zamanımızda bu kadar tv kanalı yoktu, TRT’den başka kanal bilmezdik.”..
Diye başlayan cümleler kurarak devam etme yaşına gelenlerin hatıralarında kalan yabancı dizilerin en başında gelir Küçük Ev. Her evde tek televizyonun olduğu, ve aile bireylerinin bir arada aynı programları izlediği yıllarda olalım birkaç dakika bu hafta..
40 dakika sürerdi diziler ve arada sadece tek reklam olurdu. Baba sansüründen geçmiş dizilerin başında gelirdi o mutlu ailenin yaşadığı Küçük Ev.
Bir romandan uyarlanıp 1974 - 1983 yılları arasında NBC tarafından Amerika’da çekilip yayınlanan orjinal adı “Little House On The Prairie” olan Küçük Ev dizisi Türkiye’de de eş zamanlı olarak yayına girdi. Batı Amerika’da yaşayan İngalls Ailesinin olağan yaşamları birçok ülke insanını beyaz cam başına çekmişti yayınlandığı dönem içinde.
Dizi konu itibariyle basit bir çiftçi ailesi olan İngalls’ların kendi içlerinde ve yaşadıkları kasabada aynı şartlarda hayatı paylaşıkları komşularıyla olan ilişkilerini anlatır. Dört çocuklu olan bu ailede anne Caroline evde tüm işleri üstlenmiş, baba Charles çiftlik işlerinde var gücüyle çalışmaktadır. Çocuklar, kasabada yaşayan diğer çocuklarla aynı okula gitmektedir. Klasik Amerikan filmlerindeki kolej çocukları yoktur bu hikâyede. Kasaba’da yaşayanların hayat şartları ve mücadeleleri birbirine benzer. Herkes o kadar eşittir ki hikâyede dertler aynı dert şenlikler ortaktır. Aile kavramı vurgulanır. Emekçi anne ve babalar ve bu emeğe saygı duyan çocuklar vardır hikâyede. Verilmek istenen mesaj açıktır, kutsal birlik ailedir. Bağlılık ve paylaşım güveni, sevgi ise mutluluk getirir. Aza kanaat edip çoğu temkinli kullanmaktır esas iş.
Dizi belki de bu yüzden, yani hayatın en sade, doğal ve gerçek halini yansıttığı için ekrana kilitler yıllarca izleyiciyi. İngalls’ların yaşadığı ahşap evde çıkan yangında gözlerini kaybeden ailenin büyük kızı güzeller güzeli Mary için herkes çok üzülmüştür. Kül olan evin tüm kasabanın toplanıp imece usulüyle yeniden inşa edilmesi de yüreklere su serpmiştir. Anne fedakâr, baba çalışkan çocuklar her güçlüğe rağmen mutludur. Sosyal yaşam onlar için ailece katıldıkları kasaba şenlikleridir. Anne baba oyunlara katılırken çocuklar sevinçle onları izler. Tıpkı aynı yıllarda Anadolu’nun herhangi bir köşesinde yaşayan aile ve aileler gibi. Bir olmayı birlik olmayı ve ancak aile olmakla hayata göğüs gerileceğinin öğretisidir her bölüm. Sabahları herkesten önce kalkıp mutfağa dalan anne, yataktan zor kaldırılan çocuklar, acelesi olan babalar ve daima sofra başında çekişmek için bir sebep bulan kardeşler. Gülmeler, dağıtıp ortalığı ekmek kırıntılarını yere dökmeler, sonra okula yetişme çabaları. Akşam yemeğinde günün değerlendirmesi, annelerin ödevlere yardımı, babaların haydi yatıyoruz herkes yatağına uyarıları.. Sorunların, sıkıntıların aile olmanın gücüyle çözüleceği muhakkaktır. Beraber gülmek ve eğer ağlanacaksa beraber ağlamaktır asıl felsefe. Üzüntülerin ardından patlatılan bir şen kahkaha, iklimi kıştan Akdeniz yapıverir. Hepimizin, hepsinin, diziyi izleyen tüm insanların dünyanın türlü yerlerinde yaşadıkları aynı düzendir aşağı yukarı; “aile düzeni”, anne baba ve çocuklardan mamûl,  mutlulukları an meselesi olan hayatlar hep aynıdır. İnsanlık tarihinin en eski kurumudur aile birliği. Neolitik çağda ilk kez dört duvarla çevrilip üstü örtülen ve ev denen düzeneğin ilk sakinleri ailelerdir. Orta Asya Türk çadırındaki çocukla Batı Amerika ahşap köy evindeki çocuğun yatış borusunu baba çalar hiç şüphesiz. Çocuklar okula istemeden gider ilk günler, anneler sebze sevdirmeye uğraşır çocuklara belki de. Çamaşır günü sırtı ağrır annelerin otomatik makinaları yoktur çünkü. Tabi İngılls’larında. İşte o eski nesil hâlâ imtinâ eder üstünü kirletmekten. Hayat koşulları zordur o vakitler buna rağmen insanları mutludur, mutluyduk. Günümüz insanı belki de burada tıkandı, teknoloji kolay imkânlar sınırsız ama mutluluk zor.
İşte bu diziyi kendi aileleriyle bütünleştirip izleyen bir gürûh yetişti 80’lerden. Onlar alt beyinlerinde kendi anne babalarından da görerek aile olmanın ne kadar elzem ve değerli olduğu bilinciyle empoze oldular hayata. Belki erkenden olgunlaştılar belki de pek erken sorumluluk sahibi oldular ama sağlam ebeveynler oldular. Tek bir dizi ya da program bu kadar etkin midir insan yaşamında tartışılır ama o yıllarda hep bir aradaydı insanlar ve en kutsalları aile olmalarıydı. Ben değil biz bilinciydi asıl olan. Dizide olandı buydu.
Güven, aranan bir özellik değildi zaten vardı. Birbirini seven insanlar aile oluverirdi. Bir yastıkta kocamak ne hoştu. Aynı saatte eve gelen babalarla kocasının işten geliş saatini gözetip daima evde olan anneler ve bundan mamûl mutlu çocuklar.
Dizinin akıbeti ne mi oldu ?.. Küçük Ev dizisi dokuz yıl devam etti. Defalarca Altın Küre ödülüne aday gösterildi ama bir kez bile ödül alamadı. Sessiz sedasız bitti bez çadırlı at arabasındaki çocuklarını alıp gitti Charles İngalls..
Bu kadar çok izlenen dizi ödüle lâyık görülmedi de hangi yapım ödüle doyuruldu?. Yine uzun soluklu bir dizi olan Dallas. Konusu entrikadan mütevellit, hiç bir ahlâki kural tanımayan, aile olgusunu yerle bir eden, çıkar uğruna kardeşlerin birbirini harcadığı Amerikan ailelerinin çocuklarına ve gençlerine izlemeyi yasakladığı ama Türkiye’de peynir ekmek gibi izlenen bu dizinin aldığı ödüller şu haber manşetleriyle verildi : “ tüm zamanların en çok izlenen yapımı”...sevimsiz ve şaşırtıcıydı kuşkusuz. Babalarımızın sansür uygulamakta haklı oldukları yayınlardan biriydi. Çocuklara ve gençlere göre değil bu zırvalık der tv yi kapatırdı büyükler.
İşte bu nedenle; Bu faydalı sansür disiplini ve aile yapısı içinde yetişmiş, şimdilerde orta yaşlarını hızla tüketmeye yönelmiş bir nesle günümüzde adına modernlik denen “ ilişki, özgür yaşamak, takılmak, anı yaşamak, biriyle gelecek düşünmeden her şeyi yaşamak, her türlü rahat olmak” adı altında insanların birbirlerinin duygu dünyasına istediği gibi hoyratça  girip çıkmanın kolaycı ve bencil terminolojisini benimsetemediler. Kimilerince Eski kafa diye adlandırılan KÜÇÜK EV nesli sevdiyse hayatında istedi, aile olmak istedi, çünkü ahlaki değerlerini aile içinde var etmişti. Aile dışındaki kavramlar onları ürküttü ve uzaklaştırdı. Eleme, kedere,neşeye, sevgiye,varlığa ve yokluğa tüm zorluklara sahip çıkmak onların işiydi. Hatalara eyvallah meşakkate kabul dediler. Mutlak bağlılık sahip çıkmak ve aidiyet duygusuyla yetişti o devrin çocukları. Şimdi kalkıp Küçük Ev çocuklarına haydi gel Dallascılık oynayalım dediler mi oynamaz eve kaçar onlar. Bir Dallas figürünü Küçük Ev’de yaşatamayacağınız gibi, bir Küçük Ev karekterini de Dallas’ın rezil hayatına çekemez kimse.
İzlenen programlardan yaşanan hayatlara kadar hepsi gerçek olan ve sistemli yaşamları içinde mutlu olan o günün çocuklarını sadece iyi birer aile ebeveyni ve sağlam eşler olarak görebilirsiniz.
Gerisi mi ?.
“Bir radyo bir karyola
Bir de aynalı dolap
Bize de yeterdi becerebilseydik.
Bir yastıkta can cana
Geçer giderdi hayat
Senle ben biz olmayı becerebilseydik.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Rahatla
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Küçük Bir Sır Büyük Bir Macera (Cennetin Çocukları Filmi)
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Küçük Şirketlerin Neredeyse Yarısı 2019’Da Veri Sızıntısı Yaşadı
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Sesimi Duyamıyorum!
ALPEREN FURKAN AYDIN
ALPEREN FURKAN AYDIN
Siyasete Sabır Tükeniyor
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Ne Olacak Bu EYT’linin Hali?
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri