Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Manisa'da 4.7 büyüklüğündeki deprem
Manisa'da 4.7 büyüklüğündeki deprem
Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer: “Sevgi toplumu, tüm canlıların sevgi ile yaşadığı bir toplumun tanımıdır”
Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer: “Sevgi toplumu, tüm canlıların sevgi ile yaşadığı bir toplumun tanımıdır”
Elazığ depremzedelerine Acun Ilıcalı’nın programında “51 milyon TL” yardım
Elazığ depremzedelerine Acun Ilıcalı’nın programında “51 milyon TL” yardım
TATLICI KEMAL USTA:“TATLI YİYELİM  TATLI KONUŞALIM”
TATLICI KEMAL USTA:“TATLI YİYELİM TATLI KONUŞALIM”
Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği “Abdal Musa Lokması” Buluşması
Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği “Abdal Musa Lokması” Buluşması

AHSEN ARAL UYAR

Kaşıkçı’nın Katilleri
14 Ocak 2020 Salı

Beş kişi idam cezasına çarptırıldı. Hakikaten idam edilecekler mi diye merak etmekteyim. Yanlış anlaşılmasın, tabii ki yirmi birinci yüzyıl olmuşken kanun eliyle insan öldürmeyi savunuyor değilim. Ben sadece Suudi yetkililer hâlâ bizimle dalga geçmeye devam mı ediyorlar, yoksa zevahiri kurtarmaya mı çalışıyorlar, bunu anlamaya çalışıyorum. Zira Kaşıkçı’ yı öyle bir öldürdüler ki, o gün elçiliğin caddeye bakan penceresini açıp zavallı adamcağızın parmağını veya kulağını yoldan geçenlerin kafalarına atarak eğlenmedikleri kaldı. Casusluk romanı yazabileceğimiz bir esrara bile mâni oldular, Kaşıkçı’ nın elçiliğe girdiğini ve çıkanın ona hiç benzemediğini bir anaokulunun uyduruk izleme kamerası dahi kaydetti. İçeride o gün ne olup bittiğini hayal gücü hiç geniş olmayanımız bile biliyor. 
Bir devlet nasıl böylesine fütursuzca cinayet işleyebilir? Bu tavır nasıl bir özgüvenin, hangi inanılmaz seviyede bir dokunulmazlık hissinin sonucudur? Olayda vicdan falan zaten hak getire ama her organize pervasızlık teşebbüsüne fren yaptırıcı hak, hukuk, uluslararası kurallar, akıl, sağduyu, bilinç gibi düsturların hepsi birden bunca adam tarafından nasıl bir akıl tutulması ile hiçe sayıldı, aradan geçen zamana rağmen bunu anlayabilmek mümkün değil.
İdam cezasına çarptırılanların isimleri açıklanmasa da mevzudan sıyrılanlar açıklandı. Kaşıkçı’ yı parçalayanların ekip lideri ceza falan almadı, oysa zavallıyı kesip biçenlerin Türkiye’ ye girerken pasaport kontroldeki fotoğraflarını dahi biliyoruz. Ölüm emrini verdiği iddia edilen kişi yargılanmadı bile. Suudilerin İstanbul Başkonsolosuna herhangi bir suçlama yöneltilmemişti. Zira kararda cinayetin önceden planlanmayıp anlık gelişme ile bu beş kişi tarafından işlendiği, 24 yıl hapis cezasına çarptırılan diğer 3 kişi tarafından da örtbas edilmeye çalışıldığı açıklandı. Yani bize dediler ki “Olaydan önce Kaşıkçı’ yı öldürmek gibi bir niyet veya plan yoktu!” Kaşıkçı’ nın elçilikteki randevusundan bir gün önce ülkemize diplomatik pasaport ve kargo ile apar topar giriş yapan Suudi Adli Tıp heyeti de ne zamandır görmek istedikleri Kapalıçarşı’ yı görmeye gelmişlerdi zaten. Cinayetten önce satın alınan o koca bavullara gümrükten kaçak geçirip ülkelerine götürecekleri hediyelik eşyaları dolduracaklardı. Hiç kimse Kaşıkçı’ yı öldürmeyi falan aklından geçirmemişti, hiç öyle şey olur mu? Memlekete dönmesi için ikna etmeye çalışılırken talihsiz gelişmeler sonucu öldürüldü. Kaşıkçı’ da ne söylediğine biraz dikkat etseydi canım! Kendisini ülkesine dönmeye davet edenlerle ters ters konuşacağına alttan alsaydı belki şu an yaşıyor olurdu. 
Karar aşağı yukarı bu psikoloji ile yazılmış. Yani mevzunun kökenine tümden inkâr var. Oysa muhtemelen, cinayet ayyuka çıktığında Suudi Arabistan’ daki yetkililerin ilgili kişilere söyledikleri şey “Ulan yine yüzünüze gözünüze bulaştırdınız, bir işi de doğru dürüst becerin yahu! Bıktık sizin amatörlüğünüzden ve ne yaptığınızın kabak gibi ortaya çıkmasından…” türünden bir şey olmuştur. Kaşıkçı o randevuyu aldığı gün Suudiler onun infaz kararını vermişlerdi. Zavallı adam, hiç kimsenin kendisini elçilikte öldürecek kadar aptal olamayacağına, Texas döneminin yüzyıllar öncesinde kaldığına ve günümüzde iyi kötü uluslararası sistemin insanları bu tür kasaplıklardan uzak tutacak bir durumda bulunduğuna olan inancı yüzünden öldü. 
Atatürk neden büyük bir adamdır biliyor musunuz? Tarihimizi okuduğunuzda Kurtuluş savaşı sırasında ve hemen sonrasında İstiklal mahkemelerinde çeşitli idamlar görürsünüz, okurken biraz içiniz burkulur ama şunu fark etmekten de kendinizi alamazsınız. O günlerin karmakarışık, savaş sonrasının neresinden tutsanız elinizde kalan sisteminin çaresizliği içinde bile Atatürk İstiklal mahkemelerinde yargılanmış herkesin kaydını tutturmuştur. Asılanlar ve kanun eliyle öldürülenler belki eğri belki doğru, fakat her şekilde devletin o günkü mecburiyetlerinin biçimlendirdiği bir yargıdan geçmiş, hangi tarihte ve saat kaçta idam edildiği, mezarı veya cenazesi nerede olduğu bilinen kişilerdir. Hiç kimse gece yarısı yolundan çevrilip kafasına bir kurşun sıkılarak bir çukura atılmamıştır. 2019 yılından baktığımızda belki milli mücadelenin o yılları şu an için bize sert gelen cezalarla doludur ama Atatürk yaşarken hiçbir anne beyaz Toros gördüğünde düşüp bayılmamıştır. Ayrıca Cumhuriyet rejiminin alternatifi taraflarca Atatürk’ e yıkılmaya çalışılan hiçbir faili meçhul cinayet Atatürk’ ün komutu ile gerçekleşmemiştir. 
Kaşıkçı hunharca öldürüldü ve vücudu öylesine parçalandı ki adamcağızdan kalanları ortaya çıkarmaya hiç kimse cesaret edemiyor.  Deri topu evlenmek için bir kâğıt almak üzere girdiği binadan cesedi küçücük parçalar halinde çıktı ve oraya buraya atıldı. Şu fani dünyada bir mezarı bile olmayanlar için söylendiği üzere  “Neyse ki Tanrı ruhları nerede bulacağını biliyor…” diyelim ve Kaşıkçı’ nın gittiği gerçek adalet diyarında ışıklar içinde olmasını dileyelim. 
Kaşıkçı’ nın oğlu Abdullah “Ona her ne yapıldıysa umarım çok acı çekmemiştir” demişti. Allah ona, diğer kardeşlerine ve Hatice Cengiz’ e sabırlar versin, böyle ölümler düşmanımızdan da uzak olsun. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Tren’de 66 Saat (5)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Sevgililer Gününde Ne Yapmalı?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Üniversite Öğrencileri Sosyal Medyadan Uzak Olmak İstemiyorlar
DENİZ TALİPOĞLU
DENİZ TALİPOĞLU
Gerçekten Mi?
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
“Bir poşet belediyeleri kaybettirdi, bu doğalgaz faturaları ise iktidarı kaybettir!”
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Amsterdam Şehrinin Kuruluş Hikayesi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri