Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Sağlık Bakanı twitterden paylaştı: Can kaybı 108'e yükseldi
Sağlık Bakanı twitterden paylaştı: Can kaybı 108'e yükseldi
AŞTİ'de otobüs seferleri durduruldu
AŞTİ'de otobüs seferleri durduruldu
Mamak’ın dört bir yanı dezenfekte ediliyor
Mamak’ın dört bir yanı dezenfekte ediliyor
Altınok: Her gün farklı videoyla vatandaşı bilgilendiriyoruz
Altınok: Her gün farklı videoyla vatandaşı bilgilendiriyoruz
Kalecik Belediyesi’nden Hayvan Evi Projesi
Kalecik Belediyesi’nden Hayvan Evi Projesi

AHSEN ARAL UYAR

Kadınlar Alınıp Satılabilir Şeyler Midir?
25 Şubat 2020 Salı

Üniversite birinci sınıfta iken her hafta sonu otobüsle memleketime giderdim, zira babam ve annem sevgili tek kızlarını çok özlediklerini söyleyerek bu uygulamada çok ısrarcı oluyorlardı. Ama asıl yapmak istedikleri şey benim başka bir şehirde hafta sonları gezip tozmamı, en azından reşit olacağım güne kadar, engellemeye çalışmaktı. Harçlığımı da tüm yalvarmalarıma karşın haftalık olarak verdikleri için zaten her hafta sonu gitmek zorundaydım. Otobüs seyahat firması görevlileri cuma akşamları düzenli olarak gelip bilet alan, on beş yaşlarında görünen bendeniz terbiyeli kıza alışmışlardı. Bir keresinde cuma akşamı ders uzadı, terminale cumartesi sabahı gittim. Seyahat firmasının gişe görevlisi başını kaldırdı ve beni görünce sertçe; 
- Dün akşam neden gitmedin? dedi.
- Ders uzadı.
- Babana haber verdin mi?
- Evet.
“Çok affedersiniz ama size ne beyefendi!” cümlesini söyleyemeden, fakat çok içerlemiş bir halde otobüse bindim. Belki mahalle baskısı belli koşullar altında tartışılabilir ama bu gişe görevlisi bizim memleketten bile değildi, üstelik muhtemelen babamı tanımıyordu bile. O yıllarda şehirlerarası otobüslerde şoför ve muavin yerlerine oturur oturmaz sigara yakarlar ve ardından tüm yolcular tüttürmeye başlarlardı. Ben de şoförün arkasındaki ilk koltuklarda, ona emanet edilmiş bir paket olarak duman altında kitap okumaya çalışırdım. Kişiliğime sabırlı olma özelliğini ekleyen bu yolculuklardan birinde Ankara terminalinde otobüse son dakikada binen yaşlı adam, şoförü görünce ona sarılıp başsağlığı diledi. Cenazeye ve taziyeye gidemediği için özür de diledi, hastalığından ötürü memleketimize iki aydır gidemiyormuş. Yola koyulduğumuzda şoför, muavini otobüsün arka tarafına göndererek yaşlı adamı muavin koltuğuna oturttu, bir sigara ikram etti, kendisi de yaktı, konuşmaya başladılar:
- Anne kaybı ne zormuş amcam, yedi hafta oldu ama kendime gelemedim. Hâlâ annem gözlerimin önünden gitmiyor. 
- Öyledir oğlum, hiçbir şeye benzemez ana acısı. Benim rahmetli anam çok uzun yaşadı, öldüğünde artık aklı bile gitmişti ama ben de günlerce ağladım. Büyük Allah acısıyla beraber sabrını da vermeseydi ana acısı bizi yer bitirirdi.
Bu kadar duygu dolu cümlelerin hemen ardından yaşlı adam aynı ses tonuyla sordu:
- Babana kız bakmaya başladınız mı?
Şoför de aynı doğallıkla cevap verdi: 
- Başladık, ama babam biraz kocadı diye memlekette bize kız vermediler. Biz de haber saldık, ama getirdikleri kızlar daha çocuk be amcam. Çoğu benim kızımdan küçük, içim elvermiyor ki, o çocukları ben nasıl babama hanım yapayım? Hem bir kelime bile Türkçe bilmiyorlar.
Omzumun arkasından, sohbeti benim gibi gizlice dinlemiş olan bir ses lafa karıştı:
- Çabuk belliyorlar.
Şoför dikiz aynasından sesin sahibine bir frikik attı. Ömrümde ilk defa trajikomedi kelimesinin ne demek olduğunu anlayıverdim. İçimin bir tarafındaki cesur kişilik kalkıp arka koltuktaki adamın yüzüne bir yumruk atmayı ve şoföre “Hayvan adam! Nereye haber saldın da sana küçücük kızları getiriyorlar? Siz insan ticareti yaptığınızın farkında mısınız?” demeyi çok istedi ama yapamadı. Otobüs duman altında yolculuğuna devam etti.
O yıl bir keresinde hastalandığım için memlekete hafta ortasından gitmiştim. Annemin çok sevdiğim bir arkadaşı; hem yüzü hem de huyu çok güzel bir teyzemiz bize oturmaya geldi. O da annesini bir sene önce kaybetmişti ama babası daha ellili yaşlarının sonlarında ve oldukça dinç bir erkek olduğu için, otobüs şoförünün babası gibi “haber salıp Türkçe bilmeyen kız getirtmek” zorunda kalmaksızın memleketten birisiyle evlenmişti. Teyzemizin ailesi varlıklıydı, diğer tüm kardeşleri erkek idiler. Genç üvey anne hamile kalıp bunu sevinçle eşine söylediğinde erkek kardeşler çok kızmışlar. Malın bölünmemesi ve başka bir varisin gelmemesi gerektiğini açıkça söyleyerek babalarına baskı yapmışlar ve kürtaj istemişler. Baba, oğullarına karşı direnemeyince zavallı kadın kürtaja götürülmüş. İyi kalpli teyzemiz ise erkek kardeşlerini seviyor olmasına rağmen bu zalimliğe dayanamamıştı, bizim evimizde gözleri kan çanağı olmuş bir halde anlattı: 
- Kadını kolundan tutup doktora götürmüşler ağabeyimle yengem. Hem de bebekler ikizmiş. Bu adamları karıları fitneledi mal bölünmesin diye. Yoksa benim kardeşlerim kötü insanlar değildirler. Kendimizi kandırmaya da hakkımız yoksa hayatın ne anlamı var değil mi? Ama zorla kürtaja götürülen ve bebekleri içinden alınan kadın intikamını aldı. Yeniden hamile kaldığında, bebeği karnında dört aylık olana kadar bunu eşine bile söylemedi. Hamileliğinin çoğunu tamamlamış bir kadın olarak tüm ailenin karşısına geçtiğinde bu çocuğu da aldırmak için artık sadece kendisi ile değil, kanun ile de mücadele etmeleri gerektiğini duyurdu. Eşine karnındaki çocuğun artık kanlı canlı bir insan olduğunu ve buna bir müdahalenin “diğer” tarafta da vebalinin ödenemez olduğunu anlatarak ikna etti. Hamileliğinin kalan süresinde kendisini itip düşürürler diye üvey evlatlarını evine almadı, kendisi de evden çıkmadı. Sonunda dünya tatlısı bir kız çocuğu doğdu. Bir sene kadar sonra teyzemizin kendi deyimiyle “yaşı kendisinden daha küçük ama aklı daha büyük” olan üvey annesinin uzak şehirdeki bir akrabası vefat ettiğinde, kadın cenazeye gitmek için küçük bebeğini teyzemize bırakmakta bir sakınca görmedi. Zaten erkek kardeşler artık tehdit değillerdi, hepsi doğumda gelip küçük kız kardeşlerine kocaman altınlar takmışlardı. Onlara göre iki aylık hamile bir kadını isteği dışında kürtaja götürmek de, aynı kadının onlara rağmen doğurduğu çocuğunu kutlamaya gelmek de normal birer davranış olabiliyor. Bu adamlara sorsanız kendilerinin gayet iyi insanlar olduklarını tüm kalpleriyle inanarak söylerler, birer alçak olduklarını yüzlerine haykırdığınızda ise size şaşırarak bakarlar. Teyzemiz kendisine emanet edilen bebek kız kardeşini dört gece eşiyle yataklarında ortalarına alarak yatırdı. Hep iyilik dolu olan güler yüzüyle anlatıyordu: 
- Nasıl tatlı bir bebek, bana hemen alıştı. Sabah uyanınca yüzüme bakıp gülüyor.
Yukarıdaki yazı “Kopuk ve Kadınca” isimli kitabımdan alıntıdır. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Korona Virüsü Sinemayı da Vurdu
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Koronavirüs ve Tüketici Hakları
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kim Ki Duk’un Gerçek Roman Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
İki Şişe Ekmek
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
“Öğrenme Ortamı”
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Küresel Bankalar Fosil Yakıtlara 2,7 Trilyon $ Finansman Sağladı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri