Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Başkentte Bale rüzgarı “Romeo ve Juliet” ile esiyor
Başkentte Bale rüzgarı “Romeo ve Juliet” ile esiyor
Sağlık Bakan Yardımcısı Güven:“Başarı oranlarında dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı düzeydeyiz”
Sağlık Bakan Yardımcısı Güven:“Başarı oranlarında dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı düzeydeyiz”
Başkentte “İtalyan sanatı” görücüye çıkıyor
Başkentte “İtalyan sanatı” görücüye çıkıyor
STK’lar: “Devlet idaresindeki akıl dışı harcamaların ve savurganlığın son bulmasını istiyoruz”
STK’lar: “Devlet idaresindeki akıl dışı harcamaların ve savurganlığın son bulmasını istiyoruz”
Bir seferde hem Katarakt’tan hem de Astigmat’tan kurtulmak mümkün
Bir seferde hem Katarakt’tan hem de Astigmat’tan kurtulmak mümkün

AYŞE GÜLÇİN İLHAN

İyi Mi Yoksa İyi Gibi Mi?
22 Haziran 2019 Cumartesi

“ Herkes tarafından doğru kabul edilenler büyük olasılıkla yanlıştır.” Paul VALERY

Yaşadığımız süreç hayatımızı, varlığımızla yer aldığımız toplum ise tanıyacağımız insanları belirler. Doğumdan ölüme kadar olan bu süreçte pek çok insan tanırız, seviniriz tanıdığımıza ilk anlarda. Sonra anlam veremediğimiz bazı davranışlara şaşırmaya ve üzülmeye başlarız, şaşkınlıklar hayal kırıklığına, kimi zaman öfkeye ve sonunda kocaman kırık bir kalple sevdiğimiz, sevildiğimizi hissettiğimiz insanlardan uzaklaşmalarla son bulur. Sorular gelir ardarda nedenler nasıllar ve acabalar. 
Kafa karışıklığının bir türlü bitmediği konulardan biri de iyi insan olmak mı ? İyi insan imajı çizmek mi yoksa biraz daha popüler insan olma çabası mı ? Yani insanların topluma sundukları kendileri ile gerçek dünyalarında nasıl biri oldukları ikilemi gibi çoğumuzun hayatında yer bulan bir soru.

Fransız şair Paul Valery bu konuya epeyce kafa yoranlardan biri. 20. yüzyıl Avrupa Edebiyat dünyasına damgasını vuran Valery, ilk olarak kendi ile daha sonra yaşadığı toplum insanının içsel yolculuğunu ele alan konularda romanlar, oyunlar ve şiir kitapları yazmıştır. 1871 - 1945 yılları arasında yaşamış olan Şair ve Yazar Valery, 1894 yılından itibaren günlük tutmaya başlar. 40 yıl süren günlük yazma konularında yaşadığı dönemin sosyal, siyasal, ekonomik,kültürel ve en çok ta insanın insana olan yolculuğunu konu alır. Herkesin gündelik hayatta yaşadığı içsel psikolojik travmalara yer verirken, sosyolojik tanımlamalar da yapar. Günlüklerini kaleme aldığı süre içinde her sabah şafak sökerken meditasyon yaparak içsel yolculuğa çıkan Valery tüm izlenim deneyim ve düşüncelerini edebi metin şeklinde defterine aktarır. Hayatının sonunda ciltler dolusu günlüğü olmuştur. Bu günlükler 1965 yılında “Defterler” adında kitap olarak yayınlanmıştır. İnsanın felsefesi, hayatı boyunca yaşadığı deneyimlerle hep yeni ve daima kalıcı dersler öğretir öğrenebilene. Valery buna en iyi örnektir. Sıradan bir hayat yaşamış, acı çekmiş, yoksun kalmış, kırılmış, kazanıp kaybetmiş, yenilmiş yine denemiş ve tüm yaşamı boyunca daima öğrenmiş. “İyi olmak” ya da “iyiyi oynamak” arasındaki ince ve artistik çizgide kalanları da esaslıca gözlemlemiş. En basit dille şöyle özetlenebilir :
Bir insana toplumun büyük bir bölümü “ çok iyi insandır” diyebilir. Yüzeysel bakıldığında kısmen doğru olabilir iyi insan fikri, ama şöyle geri bildirimlere ihtiyaç var :
 Çok iyi insan dediğiniz kişinin yanında ne kadar zaman geçirdiniz, örneğin günde kaç saat, hayatınızın yüzde kaçında önemli ve gerekli rolü var, sizde onu iyi kılan neydi, ne yaptı, ya da siz iyi deyin diye mi yaptı sözünü ettiğiniz iyilikleri?.
Tüm bunlar bir sosyal deneyin parçası olabilir.
Soruların yanıtları şöyledir : 
  1-“ Yanyana zaman geçirmedik, ben esnafım alış verişi benden yapar. Sayesinde günü kurtaracak satışlar yaparım.Hiç bir zaman birlikte tüm gün vakit geçirmedik. Ama iyidir iyi çok iyi.”
 2-“Piyango satıcısıyım hep biletleri benden alır. Şu kriz ortamında para kazadırıyor, ayak üstü selamlaşıp hal hatır sormak dışında birlikte vakit geçirmedik hiç. Ama iyidir iyi çok iyi.”
 3-“ Yılda iki kez arkadaş toplantısında karşılarız, güler yüzlüdür. Kimselere hesap ödetmez bonkördür, birlikte vakit geçirmeyiz bunun dışında. Ama iyidir iyi çok iyi.”
4-“ Ailesine çok iyidir. Kendisi bir aile kuramamış ama kardeş eşlerine ve yeğenlerine dünya varlığını bağışlamıştır. Maddi anlamda hep vericidir. Varını yoğunu onlara harcar. Birlikte hayatı paylaşmazlar. Aile arada sırada yemeğe çağırır. Misafirlik saatini bir hafta önce belirleyip kişiye haber verirler. İki saat sonra da ayrılırlar.”
5-“ Tanıdık esnafların sıkışık zamanlarında para verir. Maddi yardımda bulunur. Ama birlikte zaman geçirmemişlerdir. Ama iyidir iyi çok iyi.”
6- “ 50 yıllık arkadaşımızdır. Eli açıktır, hediyeler alır ikrama boğar hepimizi. Biz ona hediyeler  almasak da o bize alır. Hiç aynı hayatı paylaşmadık sadece okul yemeklerinde görüşürüz. Ama iyidir çok iyi.”

Ortak cevaplardan en belirleyici olanı şuydu:”Çok tanıyacak kadar birlikte vakit geçirmedik.”
 Cevapların tamamı alıp vermek üzerinedir. Yani bir alışveriş söz konusudur. Valery’e göre; tüm bu cevaplarda iyi insan profili falan göremezsiniz. Maddi varlığınca ve verebildiğince insanların hayatında var olabilmiştir kişi. Tek özelliği parasını harcayabilmesidir. Eli açık olmak bir insanı “ İYİ İNSAN” yapmaz. 
 Valery tam da buranın altını çizmiştir yazımıza konu olan sözünde : “ Herkes tarafından doğru kabul edilenler büyük olasılıkla yanlıştır.”.. 

Kabul görme çabası ve onaylanma isteğiyle sergilenen iyilik ritüelleri çevrede iyi insan algısı yaratabilir. Almaktan mutlu bir çevre ile verdiğince kabul gören bir insan iyi insan mıdır?, bu tartışılmalı. Dışarıya daima iyi görünme çabası kişileri özel yaşamlarında gergin ve haris yapar. Onu en çok seven, uğruna çok şeyi feda edecek insanları ise görmezden gelir, sinirli ve şiddet eğilimlidir. Bu halini dışarıdaki esnaf görmez. Hesap ödediği masadaki arkadaşları da bilmez. Sadece yanında fazlaca zaman geçirmiş, onu gerçekten seven biri bilir.
Çünkü o zaten sever, seven gitmez gidemez. mühim olan dışarıdaki imajı diri turmaktır. Bu tip kişiliklerin para harcayarak çevresini geniş ve kalabalık tutma çabası iç dünyalarını daha da fazla yalnızlaştırır. Kısır döngüye giren öyküleri bazen acınası olur. 
 
Çoğumuzun birlikte yaşadığı veya tanıdığı belki de akraba bile olduğu, bir dönem hayatına aldığı böyle İYİ GİBİ İNSANLAR vardır şüphesiz. Durumun felsefesi bir yana Anadolu insanı yine en sade ve anlaşılır yoldan şöyle özetlemiş konuyu”ELİN İYİSİ EVİN DELİSİ.”.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Gelecekte Dünyaya Uyum Sağlayabilecek 5 Meslek
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Başkent’in Boğalgazı (!)
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Ortalama Bilinmezlik
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Asghar Farhadi’nin The Salesman Filmi
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İzinsiz Fotoğraf ve Görüntüye Kokartlı Önlem
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
10 Ekim “Dünya Ruh Sağlığı Günü”
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri