Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Yılın En Verimli Genel Yayın Yönetmeni Ödülü yine “UMUT KARAKÜLAH”ın…
Yılın En Verimli Genel Yayın Yönetmeni Ödülü yine “UMUT KARAKÜLAH”ın…
Sivil örgütler 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda
Sivil örgütler 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda
Başkent’te Hukukçular Çocuk Adaleti’ni masaya yatırdı
Başkent’te Hukukçular Çocuk Adaleti’ni masaya yatırdı
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler

YİĞİT CANDEMİR

İnsana Değer Vermek
12 Nisan 2019 Cuma

Hayatımız boyunca gerçekleştirdiğimiz eylemlerden birisi. Kaç insana, hangi insana, hangi şekilde ve hangi koşulda olduğunu gözetmeden yaptığımız, sonuçlarını pek de tahmin edemediğimiz bir eylem. Bu durum bir “x” olgusuna değer vermekten çok farklı. Çünkü sonucunda somut bir karşılık bekleyebiliyor insan. Ne olursa olsun ne kadar dile getirmese ne kadar inkâr etse de insan verdiği değerin karşılığını bir şekilde görmek ve hissetmek istiyor. Çünkü bu çok zor kazanılan fakat çok kolay kaybedilebilen bir olgu. Bir insana değer verebiliriz, ilk etapta hiçbir önyargı ve sınırlayıcı olmadan sadece insana insan olduğu için değer veririz. Kibarca karşılar, onu insan olduğu için sayarız. 
Aramızdaki bağlar zamanın ve yaşanan olayların etkisiyle beraber kuvvetlenebilir ve bu bağların kuvvetlenmesi sonucunda verilen değerin yoğunluğu da artar. Fakat bu değerin kurulması ne kadar zaman alırsa alsın, çok kolay bir biçimde anında darmaduman olabiliyor. Yapılan bir hata, söylenen bir söz, söylenmeyen bir söz veyahut gerçekleştirilen herhangi bir eylem sonucunda, insana insan olduğu için verdiğimiz değerin üzerine eklediğimiz bütün değer yoğunlukları sıfırlanıyor. Vicdani olgulara bağlı olarak bu değerler bütünü yıkıldığında artık geriye sadece “insana insan olduğu için değer vermek” kalıyor. Bir insanın değerli hissetmesi ve birilerini hayatında değerli bulması, onun uğruna hayatında savaşabilecek ve çabalayabilecek bir şeyleri olduğu anlamına geliyor. O değer bütünlüğünü bozduktan sonra ise sadece belki de vefa adı altında o insana belli sınırlar kadar değer verilebiliyor. Birçok değer veriş ve yıpranış sonucunda insan bir kanıya varıyor. “Değmezmiş”. Bunu söylemek hem söyleyene hem de söyletene (şayet bir hata varsa ortada) karşılıklı olarak acı dediğimiz şeyi hissettirebiliyor. 
Çünkü değer, varken verdiği hisle insana kalabalık, yokken de eksik hissettirebilen bir duygu. İnsan bu hissiyatı birisine karşı kaybettikten sonra artık daha temkinli adımlar atmaya başlıyor. Herkese sadece insan olduğu için değer vermeye ve hayatında mümkün olabildiğince daha az insana değer vermeye başlıyor. Bunun da ismi tecrübe oluyor. Bozulan ve yozlaşan saflığın yerini alan tecrübe ne kadar hataya yer vermese de artık mutluluğa ve saflığın verdiği o hafifliğe tam bir tezat oluşturup aksine ağırlık vermeye başlıyor insana. Artık saf bir biçimde insanlara bakamamanın verdiği tat. Damaktan asla silinmiyor ve asla tadı unutulmuyor. Çünkü zaten asgari şartlarda sağlanmış bir değer ve güven bütününün kaybedilmesi, insanı daha farklı durumlara ve duygulara sokuyor. Bu yüzden de insanlar diğer insanlara daha zor ve daha uzun vadede güvenip değer vermeye başlıyor. Tahminimce toplumdaki bazı yaraların sebebi de bu zaten. İnsanların kendilerine verilen güveni ve değeri zedelemelerinden dolayı, yine insanların diğer insanlara daha az güvenip değer vermesi tartışmaları ve diyalog eksikliklerini arttırıyor. İyi niyetin ve iyi duyguların suiistimal edilmiş olması hak veriyorum ki insanda zor kapanacak yaralar bırakıyor. Bu, bir yerlere pankartlar asılarak, seminerler verilerek, meydanlarda bağırılarak yapılabilecek bir durum değil. Kimse kimseye değer ver dediğinde, güven dediğinde karşısındakine sorgusuz sualsiz güvenemez. Çünkü tattılar artık güvenin ve iyi niyetin zedelenmesini. Bir daha neden kolayca güvensin ki insan. Neden bir daha kalan saf duygularını da (ki kalmışsa) başka bir insanın vurdumduymazlığıyla ve bencilliğiyle yok etsin ki? Bu zaten bile bile intihara sürüklemek değil midir bazı duyguları... 
İyiliğin, bilimin, ilimin, sanatın, insanlığın, vicdanın, kibarlığın, gelişmenin, ileriye dönük yaşamanın ve güzel gönüllülüğün ışığında yürümeniz dileğiyle.. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Yenilenebilir Enerji Neden Daha Ucuz?
M. TURHAN İMAMOĞLU
M. TURHAN İMAMOĞLU
Gerçek Soyguncular Kim?
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
11 Yeni Film Vizyona Girdi
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Taneyle, gramla, dilimle!...
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
“Ergenlik Dönemi” Pozitif Yaklaşımla Yönetilebilir
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Sosyal Medyadan Uzakta Geçen Birkaç Aydan Sonra…
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri