Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Gölbaşı okulları YKS’ye hazırlanıyor
Gölbaşı okulları YKS’ye hazırlanıyor
Adım adım kontrollü sosyal hayata
Adım adım kontrollü sosyal hayata
TOKİ Başkanı Bulut'tan konut kampanyalarıyla ilgili açıklama
TOKİ Başkanı Bulut'tan konut kampanyalarıyla ilgili açıklama
Camiler 74 gün sonra cemaatle buluştu
Camiler 74 gün sonra cemaatle buluştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fetih kutlamaları dolayısıyla Boğaz'dan geçen tekneleri selamladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fetih kutlamaları dolayısıyla Boğaz'dan geçen tekneleri selamladı

YİĞİT CANDEMİR

İki Şişe Ekmek
27 Mart 2020 Cuma

“... Ah evet, unutmadan.. gelirken iki şişe ekmek getirir misiniz lütfen? Çünkü buralar haliyle çok soğuk ve ben bir güneyli olduğum işin soğuk havalarda ekmek yemeye çok alıştım kendi ülkemde. Hem, beni neden burada tutuyorsunuz ki? Ben gayet sağlıklıyım. Ama bir çok yönden de hasta olduğumu hissediyorum. Galiba haklısınız. Hasta derken, grip gibi değil yani. Şey gibi, böyle duygusal bi grip gibi. Aynen öyle tam böyle açıklanıyor evet. Duygusal bir grip. Çünkü duygular bir hastalıktır, grip ise vücut sorunudur. Yani önlüklü beyefendi bana sormuştu, neden bu kadar nötrsünüz diye. Ben de bilmiyorum herhalde öyle gerekiyor demiştim. Çok sonradan fark ettim ki insanlar olarak süper güçlerimiz varmış bizim. Mesela hafızamızı silebiliyoruz. Evet komple değil ama mesela çok istemediğimiz bir şeyi böyle huuup diye silebiliyoruz işte. 
Biraz zaman alıyor, ama sonra bir sabah fark ediyorsunuz ki günlerdir belki aylardır belki yıllardır canınızı sıkan şey bir anda gitmiş. Arıyorum bulamıyorum, böyle çekmecelere falan da bakıyorum ama hay allah hiç göremiyorum. Sonra zaten bulamıyorum diyip bırakıyorum aramayı. Neyi tam olarak aradığımı da unutuyorum da işte, çok önemli olsa zaten hatırlardım diyorum. Ama sonra çok üzgün gibi oluyorum biliyor musun? Böyle gözlerim ıslak ıslak oluyor ama akamıyor. Herhalde ağlamayı da unuttum. Ne kadar garip aslında. Tanıdığım bütün insanlar, herkes aslımda unutmayı istiyor acılarını üzüntülerini. Ama şeyi fark ettim unutan kimse unutmaktan memnun değil. ‘ keşke unutsam hüüü’ gibisinden ortalıkta arananların aksine unutmuş olan insanlar genelde sessizce keşke unutmasaydım diyor. Çünkü insan duygularının hassasiyetini bıraktığı zaman pekala bir çizgide yürümeye başlıyor. Bir tarafı dahilik, bir tarafı delilik. Düşmeden öyle medrano sirkindeki cambazlar gibi yürümek zor oluyor bazen mantığın ince misinasında. Yürüdükçe ayakları kesiliyor insanın, düşse tamamen deliriyor. Düşmese canı yanıyor. Ve insanlar da sürekli dengede kalabilmesi için dolu gözlerle ona bakıyorlar. Çünkü cambaz ipten düştüğünde kimse yardıma koşup ona ilgi duymaz, cambaz, ipteyken ünlüdür. 
Düşünce değil. Tabi bende durum biraz daha farklı gibi. Çünkü ben hem hatırlıyorum, hem de unutuyorum ama unutmak da istemiyorum ama canım yanıyor da yanmasını istemiyorum. İşte çok garip şeyler dönerken ben ipleri sımsıkı tutmaya karar verdim. Çünkü şey böyle kaba tabirle delirmiştim. Hani evet o hastahanelik olanlardan. Aynen onlardan işte. Dedim ki aaa çok ayıp neden ki böyle olmalı yazık. Hemen kalkamadım tabi ipe çıkmak zor oldu. Cambazlık zor meslek vesselam. Ama biz de doğduğumuzdan beri bu işin içindeyiz. Ölüme kafa tutarak çalışıyoruz. Her neyse efendim, bir sürü olay bir sür bir durum derken ben bazı şeylerin yavaş yavaş hafızamda daha zor yer ettiğini gördüm. Mesela ister istemez aklımı kurcalayıp duran şeyler artık isteyince geliyor zorlamazsam hatrıma bile düşmüyor. Bi ilk başlarda rahatsız olmadım değil, çünkü kendimi kötü hissettim vicdanım çok üstün geldi. Sonra dedim ki ‘yo, öyle değil aslında bunu yapan ben değilim zamanın ta kendisi’. Evet tam anlamıyla böyle olmasa da buna benzer bir cümle kurdum elimde bir kase çorbayla akşam bültenini izlerken. Düşündüm, yok dedim delilik güzel değilmiş. Ama canın acıyarak da yaşanmıyor. Ben en iyisi o tarafa bakmayayım dedim. Evet kısmi olarak işe yaradı. Ama tam anlamıyla yaramadı. Savaşmam gerekiyordu, savaştım. Alnımdaki teri sildim, bir güzel baktım böyle aynaya. Dedim ki, ‘ulan beni bir şey üzüyordu da neydi ki’. Aynen böyle dedim efendim. Afedersiniz ama ulanlı falan konuştum yani. Sokak ağzıyla böyle evet. Çok felsefik,psikolojik,biyolojik,otantik ve sonu -jik eliyle biten kelime eklemek isterdim de şu an canım istemiyor. 
Fazla olur yani. Her neyse, o tarz bir sürü betimleme yapabilirdim size. Çünkü bu, bu klinikteki son günüm ve yaklaşık bir saat sonra buradan çıkacağım. Yine gitmeden size deli taklidi yapıp eğlendirmeyi çok keyifli buldum kusura bakmayın. Muhtemelen bu satıra gelene kadar beni tekrar burada tutma kararı almıştınız ama, hevesiniz kursağınızda kalsın. Biraz da sizde olsun, hep bende olacak değil ya. İşte efendim, psikoloji adına iyi gelişmeler. Bütün kırgınlıklarımı, öfkemi, hatalarımı, pişmanlıklarımı, üzüntülerimi, heveslerimi, kısacası beni o hale getiren her şeyi kliniğinizdeki odamda bırakıp buradan ayrılıyorum. Ha bu arada hiç bir işe yaramadınız, kendim iyileştim. Biraz yalnız düşünmek iyi geliyordu ben de 4 ay burada tek kalmayı doğru buldum. Bence meslek değişimi yapmalısınız. Bir kuaför falan olabilirsiniz. Bu meslek size göre değil. Delilerle uğraşmak delilerin işidir. Sağlıklılar baş edemez. Ettiklerini sanırlar...
Gitmeden son bir soru doktor bey; hayat size bir şeyleri vermek ve sunmak İçin zaman kollar. Hayattan ve savaşmaktan ümidi kesemezsiniz, zayıf düşmekten korkmamalısınız. Zamanı gelince zaten her acı geçer. Geriye bakıp bakmamak size Kalmış. Bana soracak olursanız benim kararım  şud...”
Aslında klinikte falan değildi Cezmi Bey. Bu, onun ötenazi öncesi son mektubuydu. 
Hamile olan, doktor kızı Semra hanıma son mektubuydu...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Bir Avluda Kulağa Vuran Melodi
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Kalkınmanın Temeli Sağlıktır (5)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Avrupa Erkeği Neden Daha Kibardır?
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Kapitalizmin mabetleri!
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Nerede O Eski Bayramlar
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“Hakaret” Filmi Analizi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri