Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Gençlik ve Spor Bakanlığı “Yazılım Hizmeti” alacak
Gençlik ve Spor Bakanlığı “Yazılım Hizmeti” alacak
Mamak’ta icradan satılık dubleks daire satışa çıkarıldı
Mamak’ta icradan satılık dubleks daire satışa çıkarıldı
Kamu İhale Kurumu 20 personel alacak
Kamu İhale Kurumu 20 personel alacak
Merkez Bankası Ocak ayı Beklenti Anketi yayımlandı
Merkez Bankası Ocak ayı Beklenti Anketi yayımlandı
Mansur Yavaş’tan su israfına karşı proje
Mansur Yavaş’tan su israfına karşı proje

Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ

Huzurevleri Alarm Veriyor!..
3 Aralık 2020 Perşembe

“Oysa insan olmak

Çoğalabilmektir başkalarıyla,

İnsansın, birinin canı yanarken

Senin de canın acıyorsa ...”

A. Behramoğlu

Çorum Atıl Üzelgün Huzurevinde toplam 70 kişi, COVİD-19'a yakalandı. Independent Türkçe’den Adem Demir’in haberine göre bu sayının 52'si yaşlı huzurevi sakinlerine, 18’i ise burada görev yapan personele aitti.  

Oysa, huzurevi sakinleri Mart ayından beri odalarında tecrit ediliyor, bu huzurevinde görev yapan personel ise her gün teste tabi tutuluyordu?!..

Sahi, pandemi fırtınasında göz gözü görmezken “devletin gözetim ve denetimi altındaki” bu yerlerde neler oluyordu?

Ankara’da özel bir huzurevinde ablası bakım gören M.A. köşemize şu mesajı göndermiş:

“... Tek sıkıntım; bakanlığın salgının başından beri koydukları yasaklar nedeniyle ablacığımı ziyaret edememek, kurumda işler nasıl yürütülüyor görememek...

Daha önceleri gün aşırı kuruma gidip, ablam ve dığer yaşlılarla ilgilenir, onlara moral verirdim. Şimdi çalışanlarda da covid çıktiğından, yaşlılarımıza yeterince bakım veriliyor mu, izole edildikleri alanda kaderlerine mi terkedildiler bilemiyorum?.. Çok üzüntülü ve endişeliyim...

Yaşım 65 olduğundan yasaklar en çabuk bizi buluyor, elim ayağım bağlanıyor zaten....imdat!!”

M.A’ ya ‘imdat’ dedittiren bu durum ne idi?

Huzurevlerinde, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kimse ile görüştürülmeyip odalarına kapatılan büyüklerimiz ne durumdaydı?..

Ben tam da bunu  düşünürken telefon çaldı. Arayan bu köşeninin müdavimi sevgili “Emekli Salih Öğretmen” idi.

Ne hazin bir rastlantıdır ki; Salih Öğretmen de Huzurevindeki kardeşini kovitten kaybettiği için arıyordu!  

Titreyen bir sesle, başsağlığı dilememe dahi fırsat vermeden öfkeyle anlatmaya başladı:

- “Biliyor musun, Mart ayından bu yana sokağa çıkma yasağı süren tek grup var. Biri “kader mahkumları”, diğeri “kaderin mahkumları...”

Ömürlerinin son baharında yazgılarının Huzurevlerine, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerine mahkum ettiği abilerimiz, ablalarımız, büyüklerimiz onlar...

Onlar, Sağlık Bakanlığı’nın talimatları  doğrultusunda Mart’tan beri içeride.

Kader mahkumları belki arada yakınlarıyla görüşebiliyor. Ama içinde benim biraderimin de bulunduğu “kaderin mahkumları” korona nedeniyle tam bir tecritte.

Yakınlarının ziyareti yasak...

Bahçeye çıkmak...İki dolaşıp kaslarını hareket ettirmek... Hatta  güneşi teninde hissetmek bile yasak.Odalarında mahpus, iki adım havalandırmaya çıkacak avludan bile yoksun  bir esareti yaşıyorlar.

Kimse farkında değil ama Korona’nın Kader Mahkumu onlar!!

Bununla kalsa iyi...

Bu kadar tecride, sıkıya karşın, yine de Korona’dan yakalarını kurtaramıyorlar?!..”

Salih Öğretmen gözden uzaktaki bu yerlerde ciddi bir kovit dramı yaşandığını haykırıyor ve şöyle diyordu:

-“Bulaş kapmasınlar diye personel 15 günlük aralarla çıkmamacasına geceli gündüzlü çalışıyor. 15 gün sonra diğer grup testten geçip nöbeti devralıyor . Sosyal  hizmet uzmanları, yöneticiler teste tabi tutuluyor. Dışarıdan yiyecek, içecek kabul edilmiyor. Kronik rahatsızlıkları olanların ilaçları verilip, tedavilerine  devam ediliyor. Yani yöneticiler bakanlık ne diyorsa ellerinden geldiğince yapıyor.

Ama bu yetmiyor... Sistemde açık var... Bir yerlerde yanlışlık yapılıyor?!..

Biraderin bulunduğu huzurevinde 28 kişiden 18’i Korona’ya yakalandı!

Yani, artık buralarda Korona at koşturuyor!..

Oysa buralar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın denetiminde.  Huzurevlerinde, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde bulunan büyüklerimiz, Sağlık Bakanlığı’nın Korona için uyguladığı sağlık politikasına emanet. Ama, sağlık sistemi ikinci pandemi dalgasından üçüncü dalgaya doğru iflas bayrağını çektiğinden olsa gerek, onlar hemen hastanede  tedaviye alınamıyor.

Testleri pozitif çıkan yaşlılarımız da diğerleri gibi önce odada tecrit ediliyor (ki zaten tecritteler?). Onlara Sağlık Bakanlığı tedavi diye Favipiravir adlı ilacının yerli sentezi olan Favicovir diye bir ilaç yolluyor sadece...

Sağolsunlar, biraderin bulunduğu Huzurevinde bunun yanına tedaviye C vitamini, ağrı kesici ve kan sulandırıcı Oksapar da eklenmiş...

Sonuç;

Biraderim Huzurevinde beş gün tecritte kaldı.

Oksijen değerleri düşünce son anda o ünlü “Şehir Hastanesi” ne  nakledildi.

Orada hemen entübe edildi.

Zor bela yoğun bakımda yer bulununca da  ne yazık ki zaten geriye iki günlük ömrü kalmıştı...

Bu ülkenin sağlık politikasını yönetenler için ‘topu topu bir haftada bir yaşam daha yitirildi’; belki de hepsi o kadar!..”

Tam burada Salih Öğretmen’in sesi boğuldu.

Son birkaç sözcükten anladığım bu hazin duruma kamuoyunun dikkatinin çekilmesini istiyordu...  

 

Sevgili Okuyucular;

Bu konu; İnsan Hakları, Hasta Hakları ve gün be gün daha da ticarileşen sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri nedeniyle Tüketici Haklarını yakından ilgilendiriyordu.

Bu durumda, Huzurevleri, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerindeki durumu mercek altına almak şart olmuştu. Doğaldır ki pandemide Dünya üçüncülüğü, Avrupa birinciliğimizi daha yeni öğrenebildiğimiz bir ortamda bu konuda resmi kayıt ve bilgilere ulaşama olanağı yoktu (?).

Ancak yaptığım kısa bir araştırma ile;  örneğin Ankara’daki lüks bir semtteki huzurevinde, müdür dahil 40 kişiden 14 yaşlı ve personelin  pandemiye yakalandığını öğrendim. Yine ne yazık ki; resmi, özel, semt semt, diğerlerinde de durumun üç aşağı, beş yukarı aynı olduğunu anlamam güç olmadı.

Gerek, kendileriyle görüştüğüm huzurevi yöneticileri, gerekse yaşlı yakınlarından aldığım bilgiler doğrultusunda  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sesleniyorum:

Huzurevleri, Rehabilitasyon Merkezi, Yaşlı Bakım Evleri alarm veriyor!

Şikayetler var!!

Örneğin test için yaşlılar ve personelden sabah erkenden numuneler alınmasına karşın testin sonucu ancak ertesi gün alınabiliyor. Bu durumda bir yandan bulaş riski artarken, diğer yandan da tedavi gecikiyor.

Oysa, iktidar partisinde, Cumhurbaşkanlığı ve partide yapılan her toplantı öncesi test yaptırma zorunluluğu varsa ve bir parti yöneticisi 45 kez test yaptırdığını açıklıyorsa;

Meclis’te COVID-19 testleri için PCR testi için cihaz kurulabiliyor ve Meclis içerisinde alınan numuneler, başka yerlere gönderilmeden testler kısa sürede sonuçlandırılabiliyorsa;

O zaman bu hizmetlerin Huzurevleri, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde de gerçekleştirilmesi en başa yazılmalıdır!!

Buralardaki personel artan mesai ücretleri de karşılanrak eve gitmeden non-stop çalışıyor. Buna karşın sistemdeki kaçaklar önlenemiyor...

Buralardaki tıbbi araç, gereç ve hekim desteği pandemi ile mücadelede yetersiz kalıyor...

Yaşlılarımız aylarca tecritte olmasına karşın zehirli bir Tarantula ağı gibi yoğun bulaş bu kurumları sarıyor.

Çaresizlik her geçen gün katlanarak artıyor...

Oysa, buradaki yaşlılarımızın birçoğu, zaten kronik hastalıklarla boğuşuyor...

Üstüne üstlük dokuz ay boyunca tecritte bir yakınlarını bile görmeden yaşamaktalar.

Ne morelleri kalmış ne de yaşam sevinçleri. Bağışıklık sistemleri iyice düşmüş...

Buna rağmen ancak hastalık ciğerlerine inip, oksijenleri düşünce apar topar zor yetiştiriliyorlar hastaneye...  

Oysa, zaten “bakıma muhtaç olduğu için buralarda bulunan” büyüklerimizin daha ilk korona belirtisinde hastanede titiz bir tedaviye alınması gerekiyor. Yoksa Huzurevleri, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde ağırlaşan yaşlılarımız için  çok geç kalınmış oluyor...

Sayın Zehra Zümrüt Selçuk ve Fahrettin Koca:

Atatürk’ün de dediği gibi; "Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.”

Türk geleneğindeki o ‘Aksakal’ diye saygı ve itibar gören büyüklerimizi koruyun, kollayın...

Onlara kısıtlı ömürlerinde hak ettikleri özen ve ihtimamı gösterin.

Zira, yarın kimin bir Huzurevinde, bir Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon merkezinde bakıma muhtaç olacağını Allah bilir...

Sayın okuyucular.

Bu konuyu araştırırken pandemi ile ilgili diğer önemli bazı ayrıntılara ulaştım. Gelecek yazıda bu ayrıntılar yanı sıra “Covid mi, salgın hastalık mı?” konusuna ışık tutacacağım.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Jose Saramago’nun Görmek Kitabı Üzerine...
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Tek Başına Kalabalık
GÖKHAN ŞENTÜRK
GÖKHAN ŞENTÜRK
Haberin Var Mı?
M. CUMHUR TEZSEZEN
M. CUMHUR TEZSEZEN
Bir Cumhuriyet Kadınını Sonsuzluğa Uğurladık
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
TÜMFED Sizinle…
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Tartıştık ve Öldürdüm
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri