Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
“Sığınmacı sorunu için Şam  yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
“Sığınmacı sorunu için Şam yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı

YİĞİT CANDEMİR

Hayat Kavramı
24 Ocak 2020 Cuma

Ahir olarak da adlandırılabilir aslında, söylendiği gibi iki kapılı bir handır kendisi. Fakat bu kadar basite indirgenemeyecek kadar da karmaşık bir labirenttir kendileri. Bir eğretileme kullanmadan anlatmaya çalışmak gerçekten zor. Çünkü ne tamamen sayfalara sığar anlamı ne de herhangi bir insanın tamamen çözebildiği bir süreçtir. Bir noktada anlamı ölünce doğuyor kuluçka misali. Doğmadan önce zaten süregelen bu süreç bir insan öldüğünde onun için son buluyor ve başka bir insanın hayat bulmasıyla farklı bir senaryoyla tekrar yoluna devam ediyor. Kimi zaman aşk içinde geziniyor, kimi zaman acılar içinde kıvrandırıyor, kimi zaman macera ve aksiyon dolu geçiriyor kendini, bazen zenginlikle ve servetle insanı dağların en tepesine çıkartıyor, bazen de bir sokak kenarında açlıktan ve sefaletten kendisini sonlandırıyor. 
Tabii ki mevcut hızının önüne engel koyup intihar etmek de bir çözümdür. Kimine göre hayattan bir kaçış, kimine göre yeni bir başlangıç. Mezhebinize göre anlamı değişiyor hayatının sonunun. Şayet kendinizi bir yöreye ve yere ait bulamadığınız zaman hayatın genel anlamı dünya üzerinde vuku bulmaya başlıyor. Çünkü zaten farkında olmadan yaşadığınız ve hiçbir önem arz ettirmediğiniz bu hayatı yurtsuzluk ve yersizlik özlemiyle, bazen bilgi ve ilim özlemiyle taçlandırıyoruz. “Hayatın Anlamı” diye yere göğe bağırıp bir ton yol arşınlayıp, şiirler, kitaplar dolusu yazılar yazıp arşivler dolusu kayıt alıp çözmeye çalışıyoruz, bir sonraki nesle aktarmaya çalışıyoruz bu hayatta neleri tecrübe ettiğimizi. Fark edilebilir ki milyarlarca yıldır bu dünya üzerinde hayatın araştırması, anlamının sorgulanması, genel maiyetinin çözülmeye çalışılması asla son bulmadı. Ve bence birisi ölümden dönene kadar da son bulmayacak. Çünkü yaşarken anlatabiliyoruz gördüklerimizi, edindiklerimizi, hissettiklerimizi ve sakladıklarımızı. 
Fakat hayatın sonundan sonra ne olduğunu bize söyleyebilecek herhangi bir kaynak bulunmamakta eğer dindar değilseniz. Peki dindar olmayan bir insan gerçekten öldükten sonra cehenneme mi gider? Yoksa o dindar olmayan insan öldüğünde aslında cennet /cehennem in var olmadığını ve bambaşka bir şeyin olduğunu gördükten deneyimledikten sonra gelip diğer insanlara anlatsa ona ne gözle bakılırdı? Peygamber? Deli? TSSB hastası? (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) Hiçbir fikrim yok açıkçası. Çünkü çoğu zaman mucizelere kucak açmaya aç kaldık. Mucize zaten kendine aciz bırakan anlamına gelen bir kelimedir. Gerçekten hayatın temel anlamını kavrayabilmek için bir acizliğe mi ihtiyaç duyuyoruz biz insanlar? Hayat sonlandıktan sonra bir ödül mekânıyla veya ceza mekânıyla karşılaşacağımıza da inandırabiliyor bizi dinler, başka bir şekilde hayata geleceğimize de, tanrılarla ve savaşçılarla bir sofrada dünyanın sonunu bekleyeceğimize de… Hangi dine veya inanışa mensupsanız hayatın sonu sizin için değişiyor. Hayatın sonu gerçekten mütehavvil ve kararsız mıdır? Zihinlere doldurulan bilgilerle hayatın sonu değiştirilebilir mi? Birçok klişe soru da sorabilirim. Sormamayı tercih etme lüksümü kullanıyorum. Müşterek yaşadığımız bu hayatı hangimiz seçtik ki zaten? Hem merak ediyorum da, hayatın gerçek anlamını ve anahtarını bulsa bir insan; bunu diğer insanlarla paylaşır mıydı? Kendini bu bilgiyle yüceltir miydi? Tanrı mı olurdu? 
Sessizliğe mi gömülürdü? Size hayatın salt anlamı altın tepside sunulsa bunu birileriyle paylaşır mıydınız? Bu hayatta başka bir yüce amaç bulabilir miydiniz?

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
“Başkent’in Boğalgazı (!)”2*
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Jeotermal Yatırımların Geliştirilmesi İçin Destekler Artıyor
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeki Demirkubuz Filmlerinde Kadın Karakterler Temsili
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Dünyaya Veda
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Dünyanın İlk Katlanabilir Çatı Güneş Enerjisi Santrali Elektrik Üretimine Başladı
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
SIM Değişimi Saldırılarına Dikkat
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri