Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
SPORUN DEVLERİ Başkentte buluştu
SPORUN DEVLERİ Başkentte buluştu
“Kentlerde sadece krizi yöneterek taşkın riskleri azalmaz”
“Kentlerde sadece krizi yöneterek taşkın riskleri azalmaz”
CHP Parti Sözcüsü Öztrak, bazı illerin valilerinin iktidarın il örgütü yöneticisi gibi çalıştığı iddiasında bulundu
CHP Parti Sözcüsü Öztrak, bazı illerin valilerinin iktidarın il örgütü yöneticisi gibi çalıştığı iddiasında bulundu
Yavuz Alatan 30’uncu fotoğraf sergisiyle sanatseverlerle buluştu
Yavuz Alatan 30’uncu fotoğraf sergisiyle sanatseverlerle buluştu
I-TECH, teknoloji ve eğitimi Başkentte bir araya getiriyor
I-TECH, teknoloji ve eğitimi Başkentte bir araya getiriyor

YİĞİT CANDEMİR

Filtreli Zamanlar
11 Ocak 2019 Cuma

Bir oyunda en güçlü rakibi yendiğimizde ne olur? Daha güçlüsü karşımıza gelir. Biz tam zafer sarhoşluğuyla naralar atarken bize öyle bir darbe vurur ki attığımız zafer çığlıklarının yerini acı inlemeler alır. Çünkü mevcut büyük konumumuzdan kendimizi daha aşağılık bir durumda buluruz. Bu hissiyatın tam anlamıyla karşılığı attan inip eşeğe binmektir. Çünkü kendince mükemmelliği yakalamışken bir anda gelen darbeyle daha alt bir yerlere düşmek veya itilmek her insanın moralini bozacaktır. İşte hayattaki olaylar da böyle gerçekleşiyor ne yazık ki. Atlattığımızı düşündüğümüz zor ve meşakkatli durumları sağ salim veya yara bere içinde hiç önemli değil bir şekilde atlattığımıza sevinirken bir anda kendimizi uğraşmamız gereken başka bir problemin başrolü olarak buluyoruz. Bu durumda kendimize sormamız gereken pek bir şey yok aslında. Sadece yapmalıyız. Yorulana kadar, ellerimiz dizlerimiz tutmayana kadar, saçlarımız dökülene, dişlerimiz yerini boşluğa bırakana kadar. Hafızamız zayıflayana, baston kullanacak hale gelene kadar yaşamalıyız. Çünkü insanız. Ve insan olmanın en zor ve ödülü en güzel savaşlarından birisi budur. Her olayın sonunda “zor günleri atlattık, sırada daha zorları var.” demeyi bilmektir en güzel savaşın başlangıç çığlığı. Çünkü ölene kadar savaşımız bitmeyecek, dinlenişimiz sonsuz bir uyku olacak. Ama kaybedenlerden, acılara sığınıp hayatla göğüs göğüse savaşmaktan korkanlardan olmamak için, ben yaşadım, ben adımla ve kendi kollarımla savaştım diyebilmek için. Bir insan olarak gerçekten savaşıp bu zamanları atlatabildim diyebilmek için savaşmalıyız. Çünkü bütün yaşadığımız olayların üzerine bir filtre çekiyoruz. Düşünmüyoruz başımızdan neler geçip gittiğiniz. Her zaman kendimiz için üzülmekten kendimiz için çabalamaya fırsat bulamıyoruz. Herkesin kendi derdi kendisine o kadar savaşılmaz geliyor ki, yeri asla tekrardan doldurulamayacak olan zamanın kıymetli kumlarını fütursuzca harcıyoruz. Nereye gittiğine bakmadan savaşmaktan kaçıyoruz, karşımızdakine bakmadan küçük zorlukları kendimize pay ediyoruz. Her birisi diğerinden büyükmüş gibi davranıyoruz. Zamanlarımıza birer filtre geçiriyoruz, atlattığımız zorlukları unutup geleceğe hiçbir şey olmayacakmış gibi bakıyoruz. Aslında geleceğe dik bakabilmek için geçmişteki hataların ve verilen savaşların sonuçlarını da görmemiz gerektiğini unutuyoruz. Bilmeliyiz ki bu savaş hepimizi yoracak. Yaşamak hepimizi yıpratacak, herkesin gözünden yaşlar akacak, herkes bir şeylerini kaybedip karşılığında bir şeyler kazanacak. Hayatı bir sincap gibi ciddiye alarak yaşarsak belki de bu savaşlardan bir sincabın telaşıyla çabucak kaçabiliriz. Kim bilir belki de motoru arızalanmış 70 model bir araba kadar da yavaş kalabiliriz. Zaten olay, her darbenin sonunda biraz daha sert ve temkinli ayağa kalmak değil mi?  
Farkındayım ki hiçbir zaman yorulmayacakmışız gibi konuşuyorum. Hiçbir zaman yüreğimiz bedenimize, aklımız başımıza ve dilimiz çenemize hafif gelmeyecek. Aksine her gün bir diğerinden daha ağır olacak. Dinlenmeye ihtiyaç duyacağız, uzaklaşmaya, inzivaya çekilmeye, kaçmaya, koşmaya muhtaç olacağız. Ama yapamayacağız. En güzel ve onurlu biçimde bir süreliğine acılara sığınıp mevcut karanlığın soğuk kollarında bulacağız kendimizi. Kendi karanlığımızın kendi 25. Saatlerinde bilginin bizi lanetlediği zamanları düşünüp duracağız. Bu hayat ve bu keder silsilesinin içerisinde bir hamsterın döndüğü gibi döndüğümüzü düşüneceğiz. Fakat unutulmaması gereken şeylerin de farkında olarak. Ancak kabullenmeyerek. Karanlığın olması için ışığın, ışığın olması için karanlığın olması gerekiyor. Mutluluğun tatlı hazzını yaşamak için de acı tatların dil yakan acımasızlığına maruz kalmamız. Yanınızdaki insanların ellerini sıkı sıkıya tutun. Çünkü ne zaman bir insana son selamınızı verdiğinizi asla bilemeyeceksiniz. Asla son telefon konuşmanızın ne zaman olacağını, son öpüşmenizin, son sevişmenizin, son sigaranızın, son eğlencenizin, son şarkınızın hangisi ve ne zaman olacağınız asla ama asla bilemeyeceksiniz. Bunun şerefine bir gün daha yaşayalım. Bu kadar kederin içinde bulabildiğimiz aciz ışık kırıntılarına arada bir sevinerek hayatımızı bıkmadan ve metanetli yaşayalım. Dik durarak, yaralı ama dik. Sadece yorulduğumuzda oturalım. Kim bilir belki bir gün kuş vururuz... 
Bilginin, bilimin, ilimin, sanatın, insanlığın, kibarlığın, ilerlemenin, gelişmenin, ve dik durmanın güzel zamanlarında kısılı kalmadan yeni tatlara yelken açmanız dileğiyle... 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Ankara’da Gezilecek Yerler (2)
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
Babalar ve Kızları
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Boşlukla Dost Olunan Saatler
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kieslowski’nin Beyaz Filmi
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Bayram!...
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Üniversite Sınavına Yüklediğimiz Anlam
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri