Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Bugün yeni vaka sayımız 867
Bugün yeni vaka sayımız 867
Sağlık Bakanı Koca: 'Normalleşme süreci eski alışkanlıklara dönüş süreci değildir.'
Sağlık Bakanı Koca: "Normalleşme süreci eski alışkanlıklara dönüş süreci değildir."
Yenimahalle’de 232 köpek sıcak yuvaya kavuştu
Yenimahalle’de 232 köpek sıcak yuvaya kavuştu
Turizmciler yeni normal hayata hazır
Turizmciler yeni normal hayata hazır
Şelale Parkı Yeni Yüzüyle Vatandaşın Kullanımına Sunulacak
Şelale Parkı Yeni Yüzüyle Vatandaşın Kullanımına Sunulacak

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

Fatih Akın Sineması Üzerine
4 Nisan 2020 Cumartesi

Fatih  Akın,  Almanya’da  yaşayan  ikinci  kuşak  bir  yönetmedir.  İkinci  kuşak  oluşu,  göç olayını  filmlerinde  sergileme  biçimini  belirlemektedir.  Akın,  üzerine  belli  başlı  birkaç nokta üzerinde durulabilir. Sabit bir türe  bağlı kalmaması, Fatih Akın’ın dikkat çekici özelliklerinin başında geldiği söylenebilir. Kebab Connection’dan dört yıl sonra Soul Kitchen ve bir yıl sonra New York I  Love  filmlerinin  senaristliğini  ve  yönetmenliğini  üstlenen  Akın’ın  tüm  eserlerinde birbirinden farklı işleyiş biçimleri dikkat çekmektedir. Bunun altında yönetmenin arayış hali  olduğunu  belirten Hasan Akbulut, Kısa  ve  Acısız  filminde Gangster, Temmuz’da  da Gerçeküstücü,  Solino’da  İtalyan  Yeni  Gerçekçiliği  ve  Duvara  Karşı’da  Yeşilçam Melodramların kiplerini kullandığını belirtir (2001). Bu unsur ise, yönetmenin filmlerini oldukça renklendirmektedir.  Yönetmenin  bir diğer  özelliği  ise  Hitchcockvari bir  tutumla,  filmlerinde,  kendisinin  de yan  roller almasıdır.  Filmlerine kendisini  de  dahil etmesi  ikili  bir  bakış  açısından olay örgüsünü  yönlendirmesine  olanak  tanımaktadır.  Aynı  zamanda  bu  bize,  yönetmenin zihinsel  yapısının  yanı  sıra, ruhsal  durumu  hakkında  da  bir  fikir  verebilmektedir.  Bu durum, filmlerine duyduğu bağlılık ve tutkusunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir.  Hem ikinci kuşak bir göçmen, hem de bir melez olan Akın’ın filmlerinde genellikle ikinci kuşağın bakış açısından olay örgüsünü kurması üzerinde  durulması önemlidir. Burada, bir  diğer  dikkat  çekici  unsur  da,  melezliği  bir  çatışma  unsuru  olarak  karşımıza çıkarmamasıdır.  Hatta  tersine,  Akın,  melezliği  filmlerinde  duyumsanacak  bir  durum olarak ele almaktadır. Deniz Göktürk, Turkish  Delight, German Fright: Migrant Identities in Transnational Cinema isimli ünlü makalesinde (2001), Akın’ın görev sineması yapmak yerine  melezliğin  hazlarını  tattığını  belirtmektedir.  Akın  için,  deneyimcilik  sadece biçimle sınırlı değildir. O, tematik anlamda da, tam anlamıyla bir deneyimcidir. Peki,  Akın’ın  filmlerinde  sıla  olgusu  nasıl  konumlanmaktadır?  Bu  konuyu  birazcık açalım. Fatih  Akın’ın  filmlerinde  genel  olarak  göç  olgusunu  diyalektik  bir  açıdan kurguladığından  bahsedilebilir.  İkinci  kuşak  melez  bir  göçmenin  bakış  açısından oluşturulan  sinemasal  evrende,  sıla  ve  gurbet  birbirini  diyalektik  açıdan  tamamlayan unsur  olarak  karşımıza  çıkmaktadır.  Bu  diyalektik  ilişki  içerisinde,  gurbet  kaotik  bir evren  olarak  karşımıza  çıkarken,  sıla  bu  kaotik  evren  karşısında  kozmik  bir  dünya olarak  bize  sunulmaktadır.  Bu  durumun  nedenlerini  ise  bazı  bilimsel  verilere  göz atmadan  anlamamız  pek olası  değilmiş gibi  görünmektedir. Bunun  için iki  temel  soru sormamız  bizi  zihinsel  açıdan  rahatlatabilir:  Birincisi  gurbetin  neden  kaotik,  ikincisi sılanın neden kozmik olduğudur. Temelde karmaşa anlamına gelen kaos kavramının, göçmenliğin durumunu göz önündebulundurduğumuzda  gurbetle  özdeşleşmesi  makul  bir  durum  olarak  karşımıza çıkmaktadır. Göç aslında yabancı bir topluma olan bir yolculuktur. Bu yolculuk, sonunda, göç edenlerin tüm geleneksel yaşam düzeninin değişmesini beraberinde getirmektedir. Bunun  yanı  sıra,  öteki  olan  toplumla  girişilen  etkileşimlerin  de,  göçmenlerin  kimlik tasarımlarını  etkileyebilmektedir.  Yabancı  toplumun  tutumları  da  göçmenleri tanımlamada  belirleyici  rol  oynamaktadır.  Bilimsel  açıdan,  göçmenlerin,  yeni  bir toplumla  girdikleri  etkileşime  ilişkin  temelde  üç temel  kuram  bulunmaktadır.  Bunlar; normatif  yapı  ve  sosyal  iletişim  örüntülerinden  ani  kopuşun  neden  olduğu  yalnızlık durumunu belirten Toplumsal Yalıtılma Kuramı, göç edilen ülkede ortaya çıkan kültürel farklar nedeniyle yaşanan uyum sorununa vurgu yapan Kültürel Şok Kuramı ve yeni bir kültüre  uyum  sağlama  sürecinde  göçmenlerin  yaşadığı  gerilime  vurgu  yapan  Kültürel Değişme Kuramı’dır. Üç kuram da gurbetin kaotik olmasını destekleyecek durumları  açıklamaya  fazlasıyla  yetmektedir.  Özellikle  Akın’ın  yer  aldığı,  Alman toplumunun  muhafazakar  yapısı  göçmenler  için  kaosun  düzeyini  artırmaya  fazlasıyla yetmektedir.  Bu  durum  ise  Akın’ın  filmlerine  büyük  ölçüde  sirayet  etmiş  gibi görünmektedir.  Yine göç  deneyimi yaşayan insanların,  yerel halkla giriştikleri etkileşimler,  kimi ruhsal sonuçlar  doğurmaktadır.  Yapılan  araştırmalarda,  göçün  bireyler  üzerinde  yarattığı başlıca  ruhsal  semptomların,  yabancılık,  yalnızlık,  boşluk,  özlem  duyguları,  kişilik sorunu, köksüzlük, kuşkuculuk, kırgınlık, suçluluk duygusu, aşağılık duygusu olduğu ve bunların  ortaya  çıkmasında  anavatandaki  değer  yargılarının  aşağılanması,  anadilin aşağılanması ve önyargıların etkili olduğu belirlenmiştir. Akın’ın sunduğu sinemasal evren ise, bu semptomları  destekleyici bir temsiliyeti benimsemektedir. Kısa ve  Acısız  filminde,  Cebrail  karakterinin  Almanya’yı  cehenneme  benzetmesi  bunun  en yalın  örneğidir.  Almanya,  yönetmenin  filmlerinde,  göçmen  ailelerin  sorunlarının  ana kaynağı, yaşam düzenlerinin bozulduğu bir toplumsal alan olarak sunulmaktadır. İtalyan bir  ailenin  yaşamının konu  edildiği  Solino filminde  bu  açık  bir  şekilde  görülmektedir. Filmde,  aile  Almanya’ya  geldikten  sonra  entropi  sürecinin  içerisine  girmiştir.  Bu büsbütün nedensiz bir belirleme değildir. 
 Herkese iyi seyirler dilerim...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Karantina Günlerinde Ses Yarışmasıyla Nefes Almak
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Taşhan, Havyar, Karpiç ve Süreyya
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
65 Yaşın Gönül Ahları...
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Genç İşsizlikte Dünya 4.’süyüz
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“Ceset” Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Bir Avluda Kulağa Vuran Melodi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri