Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Endodonti Uzmanı Dr. Burcu Kocatüfek Özyılmaz : “DentGroup Ankara’da ‘Dişe Dokunur’ tedaviler uyguluyoruz”
Endodonti Uzmanı Dr. Burcu Kocatüfek Özyılmaz : “DentGroup Ankara’da ‘Dişe Dokunur’ tedaviler uyguluyoruz”
3. Ankara Kobiler ve Bilişim Kongresi 19 Eylül’de BTK’da düzenlenecek
3. Ankara Kobiler ve Bilişim Kongresi 19 Eylül’de BTK’da düzenlenecek
Büro Emekçileri Sendikası: “Aylık 100-150 TL’ye tekabül eden zamların kabul edilmesi mümkün değildir”
Büro Emekçileri Sendikası: “Aylık 100-150 TL’ye tekabül eden zamların kabul edilmesi mümkün değildir”
SPD Başkanı Dursun Yıldız: “Türkiye bölgede yenilikçi bir hidrodiplomasi başlatmaya çalışıyor”
SPD Başkanı Dursun Yıldız: “Türkiye bölgede yenilikçi bir hidrodiplomasi başlatmaya çalışıyor”
Ahmet Özal: “Rahmetli babamın aleyhine çok köşe yazısı yazılırdı ama hiç kimse hapise atılmamıştı”
Ahmet Özal: “Rahmetli babamın aleyhine çok köşe yazısı yazılırdı ama hiç kimse hapise atılmamıştı”

AHSEN ARAL UYAR

Etrafımızdaki Sert İnsanlar
20 Ağustos 2019 Salı

Sert mizaçlı insanlar çok yorucudurlar. Sevmeye çalışırsınız ama sizi iterler, yakın olmaya çalışırsınız ama herhangi birisiyle yakın olmaktan nefret ettiklerinin farkında bile değildirler, yanlarında kalabilmek adına kendinizden taviz verdiğinizde ise sizi değersizleştirip aşağılarlar. Bu kişilerle hayat çekilebilir değildir.
Yanlış anlamayınız, benim akraba ve çevremde hiç çok sert mizaçlı kişiler olmadı, bunu hayatıma dair büyük şanslardan birisi sayarım. Biz hem aile, hem de tanıdıklar güruhu olarak sırıtıkgillerdeniz. Ama birkaç defa sert karakterlerle karşılaştım, her defasında da ilgili ortamdan topukladığımı belirtmekten hiç utanç duymuyorum. Bu arada belirtmek isterim ki biz burada bağıran sinirli patron, huysuz koca veya ergen çocuğunun eve gece yarısı gelmesine izin vermeyen anne ve babalardan falan değil, gerçek anlamda sert kişiliklerden bahsediyoruz, onlara o kadar sık rastlayamazsınız. 
Bir defasında memlekete giderken otobüste yaşlı bir teyzenin yanına oturmuştum. Ağız bıçak gibi tek çizgi, yüz hatları nasıl da keskin! Umberto Eco’nun kitabında okuduğumda çok korktuğum, ömrü boyunca hiç gülmemiş ve gülmeyi büyük günah sayan ürkütücü rahip karakterinin Yozgatlı bir akrabası olsa gerek. Teyzeye saygılı bir şekilde iyi yolculuklar diledim, cevap yerine yukarıdan aşağıya kadar inen bir baş hareketiyle beni iyice süzdü.  Yola koyulduğumuzda muavin avuçlarımıza kolonya dökerken teyzemiz yüksek perdeden bir ses ile genç çocuğa;
-Ben Murat’ın annesiyim! dedi. 
Muavin doğal olarak;
-Hangi Murat’ın? diye sordu. 
-Kara Murat!
Muavinin aklından içlerinde muhtemelen Cüneyt Arkın’ın da bulunduğu bir sürü ihtimal geçti fakat ilgiliyi çıkaramadı, soran gözlerle bana baktığında “Vallahi billahi ben Kara Murat’ın kız kardeşi değilim” diyecektim ama teyzeden korktum, omuzlarım ve başımla “Bilmiyorum, alakam yok” devinimi yaptım. Muavinde biraz korkmuştu galiba, Kara Murat’ın kim olduğunu sormadan gitti. Kısacık bir otobüs yolculuğunda deli değilse eğer, bir insan bu kadar sert bir tavırla Kara Murat’ın annesi olmaktan nasıl bir üstünlük umar ki? Zaten “Gülün Adı” kitabındaki o sert rahipte delinin tekiydi. 
İnsanlar neden sert kişilikler olurlar? Sevgisiz geçirilmiş çocukluk, zor anlarda yalnız kalmak, ihtiyaç duyulan kişilerin duyarsızlığı, çok güvenilmiş yakınlardan yenilen kazıklar, hayat yükünün taşınamayacak kadar ağır hale gelmesi gibi talihsizlikler insan ruhunun sertleşme ve bir zamanlar olduğundan çok başka hallere dönüşmesine neden olan etmenlerdendir. Ama gittiğim bir zayıflama seminerinde hem de tıp alanında bir Prof. Dr. öyle bir şey söyledi ki günlerce aklımdan çıkmadı. Zayıf olmak için bağırsaklarımızın iyi çalışır durumda tutulması gerektiğini anlatan (ki bunu hepimiz biliyoruz) bu doktor aşağı yukarı şu özette konuştu: “Mutluluk hormonu vücudumuzda beynimizde ve çoğu kişinin bilmediği üzere bir de bağırsağımızda olmak üzere iki yerde salgılanır. Yediklerini hızlı boşaltan insanlar daha pozitif ve neşeli olurlar. Ama etrafınızda nerede huysuz ve gergin kişiler varsa tuvalette oturma sürelerine bir bakınız, en az yirmi dakikaları olduğunu göreceksiniz.”
Yani pozitif veya negatif bir kişilik olmanın yolu bu kadar basit miydi? Kendimizi kronik kabızlıktan korursak, aynı zamanda gergin bir kişi olmaktan da mı kurtarıyorduk? Geçmişlerimizdeki üzüntüler, korkular, mutsuzluklar, endişeler, hayal kırıklıkları gibi tonlarca yükün bizi ezmesine izin vermemek için bağırsakları her daim aktif tutmak yeterli mi oluyordu? Daha başka türlü söylersek tuvalete girdiği gibi çıkan bir sert kişiliğe rastlamak mümkün değil miydi?
Şimdi aktaracağım hikâye tamamen gerçektir. Babasını kaybetmiş kırklı yaşlarda bir arkadaşa, aradan biraz vakit geçince cenaze sırasında ve sonrasında hiç te üzgün görünmediğini çekinerek söylemişti bir diğer arkadaş. Meğer çocukluğunda babası arkadaşımızı, kardeşlerini ve annelerini dövermiş. Ama aklınıza öyle böyle bir dayak gelmesin, çocuklar ölümden dönerlermiş. Zengince de bir adam olan bu tehlikeli kişiliğin çocuklarına ciddi bir zarar vermemesi için aile meclisleri toplanarak kendi iç mahkemelerinde adamın evden ayrılması, karısı ve çocuklarıyla tüm irtibatı kesmesi ama onların bakımlarını da üstlenmesi kararını vermişler. Küçücük çocuklarını hastanelik etmekte sakınca görmeyen bu adam iç mahkeme kararına ilginç bir şekilde harfi harfine uymuş. Evden gitmiş, hakikaten de bir daha ne çocuklarını ne de karısını görmemiş ve paralarını hiç esirgememiş. Aradan uzun yıllar geçip arkadaşın annesinin sırf kendisine kalacak miras için kocasından boşanmadığı dedikodusu çıkınca mevzu ağrına giden kadın artık boşanma davası açacağını orada burada söylemeye başlamış. Arkadaşımız o zamanlar yirmili yaşlarında, babasının onu görmek istediği haberini getirdiklerinde ödü kopmuş. Hatırladığı baba vurdu mu ayaklarını yerden kesen iri yarı bir dev. Çekine çekine adrese gitmiş, kapıyı açan baba yıllardır görmediği oğlunu sanki evden o sabah uğurlamışçasına içeri buyur etmiş. Karşısına oturtmuş ve aynı sakin tavır ile annesinin boşanmaya falan kalkışmamasını, böyle bir şey olursa kadını öldüreceğini açıkça söyleyip arkadaşımızı göndermiş. Kadın boşanma davası açmamış, arkadaşımız ve kardeşleri babalarını görmemeye devam etmişler. Hikâyenin sonunda arkadaşımızın neden dünyanın en toleranslı kocası ve babası olduğunu, karısının itirazlarına rağmen çocuklarını çok şımarttığını, arkadaşımızdan en ufak bir fiske yemedikleri gibi ciddi bir azar bile işitmemiş olan bu veletlerin neden ebeveynlerinin neredeyse tepesinde gezdiklerini anlayıverdim. Bir insanın hayatında karşılaşabileceği en sert kişinin kendi babası olması büyük bir talihsizliktir, öz babasından gerçek anlamda nefret etmenin nasıl bir şey olduğunu bilen arkadaşımız kendi ailesinde sevgisizliğin yanlarına yaklaşma ihtimalini bertaraf etmek için ufacık çocuklarının elinde oyuncak olmaya razıydı, buna hiç itirazı yoktu… Arkadaşımızın babasının, yani ölümüyle hiç kimseyi üzememiş bu adamın ruhsal problemleri kabız ilaçlarıyla halledilebilir miydi, doğrusunu söylemek gerekirse hiç sanmıyorum, zaten sayın Prof. Dr. un gerginliğe karşı bağırsakları faal tutmamızı önerirken hedef kitlesi olarak bu tip adamları aklına getirdiğini de düşünmüyorum. Yine de bolca kayısı yemeyi hiç ihmal etmemek lazım. Zaten şimdi tam mevsimi, her taraf şekerpare kayısı dolu. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Dar Gelirli Ailelere Elektrik Yardımı 275 Milyon Liraya Ulaştı
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan EYT Talimatı
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Kış Sıcağı Acıları
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Film Önerileri
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Bu Boru Nereye Döşendi?...
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İranlı Siber Saldırganlar Türk Düşünce Kuruluşu Seta’yı Hedef Aldı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri