Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”

Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ

Duy Maliye...Gör Ticaret Bakanlığı...BDDK!
2 Temmuz 2020 Perşembe

Geçtiğimiz günlerde yeni bir kredi paketi açıklandı.

Pakette, konuttan; otomotiv, mobilya, beyaz eşya, çeyiz ve tatile kadar düşük faizli ve ertelemeli krediler yer alıyordu. Bir önceki yazımızda,  vatandaşın borç yükünün artması pahasına kaynakların büyük ölçüde fabrika çarklarının dönmesi yerine, konut stoklarına yöneltilip, taşa, toprağa gömülmesine ve fahiş fiyatlara dikkat çekmiştik (http://www.zafergazetesi.org/yazar/Iste-size-dort-dortluk-tarihi-kredi-paketi-*/2103/).http://www.zafergazetesi.org/).

Bu son krediler konusunda vatandaşlardan medyaya ve köşemize çeşitli şikayetler yansıdı.

Vatandaşın; bazı kredilere ulaşılamadığı, konut kredilerinin 31.12.2018 tarihinde yapılmış olan konutları kapsamadığı, fahiş sigorta masrafları çıkarıldığı, yaşa göre, sosyal duruma göre ayrımcılık yapıldığı ve genelde tüketici haklarına aykırı uygulamalar yapıldığı gibi çeşitli yakınmaları vardı...

O zaman konuyu bir de “bankacılık hizmetleri yönüyle” yerinde değerlendirebilmek gerekiyordu. Bunun için Ankara’nın bir semtindeki kamu bankalarına kredi sormaya gittik.

İşte uygulamada karşılaştıklarımız:

Öncelikle yaptığımız incelemelerde, “sıfır yerli taşıtlara düşük faizli ve ertelemeli krediler verileceği ilan edilmesine rağmen” biz bu kredilerin izine bile rastlayamadığımızı belirtelim?..

Yine, bazı “kamu bankalarının” bu kredilerden yararlanmak isteyen “kamuya-halka” bu kredileriden yararlanmasında çeşitli zorluklar çıkarmakta olduğuna tanık olduk.

Hatta kimi bankalar bunu, tüketici hakları, Anayasa, hatta insan haklarını hiçe sayma pahasına dahi yapabiliyorlardı!

Bunlardan en acıtıcısı ise emeklilerin karşılaştıkları uygulamalardı.

Bazı bankalar emeklilerden maaşlarını da kendi bankalarına taşımalarını ve tek taraflı sözleşmelerle gelirleri üstüne bankaya “rehin ve hapis hakkı” tanımalarını dayatıyorlardı. Bu da yeterli gelmiyor; emekliden gecikme halinde kredi borcunun maaş hesabından tahsili için talimat vermesi isteniyor, hatta bir de emeklinin elinden maaşına haciz konulabileceğine dair muvafakatname alınabiliyordu.

Böylece, her ne kadar yasaya göre emekli maaşının haczedilemeyeceği esas olsa da, emeklinin borç ödemede sıkıntıya düşmesi halinde tüm maaşı kesilebiliyor ve emekli aç açık ortada kalabiliyordu.

Ancak durum bundan da daha vahimdi.

Zira bu durum, gençliğinde bu ülke için canla, başla çalışan; kocayınca da, büyük ölçüde 2 bin 431 lira 8 kuruşluk açlık sınırının altındaki maaşlara duçar kalabilen emeklilerimizin Anayasal güvencedeki “Yaşam Hakkı” nı dahi tanımamaktan başka ne olabilirdi ki?..

Yine uygulamada, kredilerin 70 yaşa kadar olan süreyle kısıtlandığı; bu yaşın üstündeki vatandaşa ve KısaÇalışma Ödeneğinden yararlananlara kredi verilmediği anlaşılıyordu.

Oysa, ayrımcılık (discrimination) yapmamak, tüketiciye eşit davranarak Evrensel İnsan Haklarına, Anayasal Eşitlik İlkesine, tüketici haklarına uygun hizmet vermek her şeyden önce kamu bankalarının görevi değil miydi?..

Sözleşmeye Dikkat!

Yasa, “bir tarafını tüketicinin oluşturduğu”; İhtiyaç, oto, ev, çeyiz, tatil vb. kredi sözleşmeleri Tüketici Sözleşmeleri olduğunu söylüyor.

Baştan söyleyelim ki, bizim gördüğümüz bu sözleşmelerin hiç biri, ne tüketici haklarına, ne de kanuna uygundu!

Yasaya göre, Tüketici Sözleşmelerinde “zayıf tarafı oluşturulan tüketicinin korunması” esas olsa da, bankalar Tüketici Kredisi Sözleşmesinden bunun tam tersini anlıyor olsa gerekti ?..

Örneğin, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre; “Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu koşullar” Haksız Şart sayılıyordu.

Ancak, karşılaştığımız örnekler, aslında özel bankalara örnek olması gereken kamu bankalarının da, “Haksız Şart kavramının ayırdında olmadıklarını” gösteriyordu.

Bankalar tek taraflı olarak hazırladıkları sözleşmelere istedikleri her şeyi boca etmişti. Örneğin (yukarıda anlattıklarımıza ek olarak), bu sözleşmelere göre tüketici, bankanın “doğmuş alacakları yanı sıra, doğacak borçlarının da” almasını kabul ediyordu?..

Yine kanunlar kural olarak geriye yürümezken, daha baştan tüketiciye “sonradan çıkacak kanuna veya kararlara göre faiz, komisyon, ücret ve masrafı ödeyeceği; banka alacaklarını azaltacak, erteleyecek bir işlem yapamayacağı” gibi hak kısıtlayıcı maddeler imzalattırılmış oluyordu.

Aslında, bazılarının 28 sayfayı aştığını gördüğümüz sözleşmelerdeki haksız koşullar bu örneklerden bazıları. Kısaca, kredi sözleşmeleri “her halükarda bankaların haklı olduğunu” gösteren ve “Haksız Şart” sınırını da aşan bir sürü “İnsafsız Şart” da barındırıyor...

Aslında, Tüketici Yasası; tüketici sözleşmelerinde “tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olmasını” öngörüyor. Buradaki ölçü, bir Tüketici Sözleşmesi olan banka kredisi sözleşmelerini “ortalama tüketicinin” anlamasına olanak sağlamak.

Ancak, eskiden olduğu gibi, kallavi hukuksal ve ticari terimlerle sözleşmelerde aynen duruyor...

Sizin anlayacağınız “ortalama bir tüketicinin” 750 bin TL’ye kadar borca girebileceği bu sözleşmeleri anlaması için yanında bankacılıkta uzman bir avukatı olmalı!

Diyelim ki tüketici ilk sınavını verip sözleşmeyi anlayabildi. Akabinde, sözleşmede bir haksız şart gördü ve itiraz etti.

Bugüne kadar sözleşmedeki her hangi maddeye itiraz edip de o sözleşmenin bir vigülünü dahi  değiştirtebilen tek tüketici bile varsa gelsin beri !..

Kısacası, bizim gördüğümüz kadarıyla bu sözleşmeler; ne kanuna, ne evrensel tüketici haklarına, ne de Anayasal güvence altındaki “Sözleşme özgürlüğü”ne uygundu...

Sigorta Zorunluluğu ?

Konuştuğumuz kamu bankalarının müşteri temsilcileri kredi alırken istisnasız sigorta yaptırmayı şart koşuyordu. Ayrıca, tüketiciye sigortayı bankanın anlaşmalı şirketine yaptırmasının şart olduğu söyleniyordu.

Sosyal medya, bazı banka şirketlerince tüketiciye 30 bin lira civarında sigorta masrafları çıkarabildiği haberleriyle çalkalanıyordu...

Oysa kanuna göre tüketici sigorta yaptırmaya zorunlu değildi!

Biz bunu anımsattığımızda ise müşteri temsilcisinin verdiği yanıt; “Bankamızın politikası bu!” oluyordu.

Anlaşılan bu “banka politikası” yasa falan takmıyordu (?)

Bu durumda “ya sigorta, ya kredi” seçimi de artık vatandaşa kalmıştı anlayacağınız!!

Ancak burada yasa bir kez daha çiğnenmiş oluyordu.

Zira, bankacılık gibi bir hizmeti, yine sigortacılık gibi bir hizmetle birlikte vermeye kalkmak, bir kez daha yasaya aykırı. Bu eylemin Tüketici Yasasındaki adı “Satıştan Kaçınma.” Bu durumda, sigorta yapmadan kredi vermekten kaçınan bankaya ayrıca işlem başına para cezası da verilmesi gerekiyor...

Aslında bu ülkede, ekonominin en başındaki yöneticisinden en sonundaki tüketicisine hemen herkes bu bankalardan şikayetçi.

Bununla birlikte, sonuçta kamu ve özel bankalar arasındaki fark, sadece kamunun kesesinden kamuya kredi dağıtmaksa ve sonuçta bu yapılırken de “tüketici hakları tarumar edilecekse eğer”, aslında o meşhur Temel fıkrası da gerçek demektir:

Otoyolda ters yöne giren Temel'i gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yapar: "Dikkat ters yönde ilerleyen bir araç var!"

Bu anonsu duyan Temel bağırır: "Ne biri , hepisi... Hepisi da!"

Yani, ne özel bankası, ne kamusu; Temelin dediği gibi Hepsi...Hepsi!”

Sonuçta, öyle veya böyle tüm hesabı ödeyen vatandaş, yakası yırtılan tüketici ...

Bankacılık hizmetlerini düzenlemesi, denetlemesi, görmesi ve duyması gerekenlere ithafen sesleniyoruz:

Orada kimse var mı?”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Kim Bilir Saat Kaç
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Zengin Her Zaman Haklıdır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri