Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
Çoban Ateşi Hareketi Sakarya’dan alevleniyor
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
“Mal varlıklarının Meclis’te araştırılması teklifini İYİ Parti olarak destekliyoruz”
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
Ankara’da “Bal Günleri” başlıyor
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
NKP’den Sinop Nükleer Santral Projesi’ne tepki: “Dünyada ve ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz”
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ
EĞİTİM SEN’DEN FİLİPİNLER’E TEPKİ

YİĞİT CANDEMİR

Duvarları Kazımak
29 Kasım 2019 Cuma

Kararını vermişti, bu son yazısı, son mektubu olacaktı dünyaya. Son bir hevesle açtı en sevdiği müziği, çayını aldı ve sigarasını yaktı. Sonrasında olacakları hiç düşünmeden devam etmek istedi sadece. Bakalım, bu kez ilham perisi kaleminin neresinden tutup sürükleyecekti onu..?
 “Bugün birkaç insanla tanıştım, hepsi de konuşmayı çok seven insanlar, hiç susmuyorlar çünkü. Her birinin kişiliği, bir diğerinin kişiliğinden farklı, birisi öfkeli, birisi deli, bir diğeri dahi, bir başkası üzgün, birisi nötr, birisi mutlu, birisi pişman, birisi korkak. Ama özlerinde hepsi bilgiye aç ve meraklılar, hepsi üzülmüş, hepsi savaşlar vermişler ve bu savaşların sonucunda bu kişiliklere bürünmüşler. Yani biraz da buna zorlanmışlar deyim yerindeyse. Öfkeli olanın bütün dünyaya karşı bitmek tükenmeyen bir öfkesi var, herkesten nefret ediyor, çok hızlı parlıyor, insanlara karşı her daim kızgın, hep kalp kırıyor, bir yerleri yumrukluyor ve duvarları zedeliyor. Bu arada belirtmek isterim bunların hepsi arkadaş, hepsi bir yerde beraber yaşıyorlar. Öfkeli olan diyordum, evet kendisi bayağı yıkıcı bir kişi olmasına rağmen bazen sakinleşebiliyor garip bir şekilde. 
Deli olan, kendisini tamamen salmış durumda, ne bir şeyin üzerinde duruyor, ne bir şeyle ilgili düşüncelerini paylaşıyor, ne de konuşmaya tenezzül ediyor. Sadece kendisiyle konuşup cebelleşiyor ve arada bir duvarları tırmalıyor. Her insanın aslında içerisinde barındırdığı fakat gün yüzüne vuramadığı bir duygu durumunu hayatının her yerinde yaşıyor kendisi. Dahi olan çok düşünüyor, sürekli düşünüyor ve beynini hiç durmadan çalıştırıyor. Bitmek tükenmek bilmeyen baş ağrılarına sebep olan bu düşünme eylemine bir an olsun ara vermiyor. Çünkü düşünmeden bu hayatın yaşanılabileceğini düşünmüyor. Duvarlara sürekli yazılar yazıyor ve resimler çiziyor unutmamak için. Üzgün olan arkadaş biraz sessiz, diğerlerinden sürekli çekiniyor ve her şeyi kendi içerisinde yaşıyor.  Çok fazla konuşmayı tercih etmeyip genelde ağladığı için onun tam anlamıyla nasıl birisi olduğuna biz de karar veremedik ama iyidir sanırım. 
Pişman olan sürekli el pençe divan diğerlerinin yolunu gözlüyor, bir dediklerini iki etmiyor, temkinli adımlar atmaya çalışıyor, kendine çeki düzen vermek adına sürekli bir şeylerin peşinden koşturuyor çünkü sürekli bir şeyleri berbat edeceğinden tedirgin oluyor. Korkak olan ise aralarında en çok konuşan, sürekli bir şeyler anlatıyor, sürekli bir şeyler söylüyor, sürekli birilerine kendisini kanıtlamaya çalışıyor, her daim ağzında bir laf, elinde bir materyal oradan oraya koşturuyor. Ölmekten çok korkuyor, unutulmaktan, işe yaramaz gitmekten çok korkuyor bu dünyadan. Bir şeyleri bırakıp kendi hayatını yaşamaya hiç odaklanamıyor. Sürekli geç kalmaktan, ölmekten, zarar görmekten ve zarar vermekten korktuğu için bir şeyleri hiç tam anlamıyla yaşayamıyor, sadece temkinli adımlar atmakla yetiniyor… Bu arkadaşları tanımayı seçtiğimden beri biraz daha meraklıyım kendime dair. Çünkü bunların hepsinin benden bir parça olduğunu anladığım an bir nebze daha rahatladım diyebilirim. En azından içimdeki kişilikleri belirlemiş ve onlara isim vermiş oldum. Komuta kimdeyse onda olduğunu fark edip geri çekilmeyi tercih ettiğim zaman en azından ne olduğunun farkında kalabiliyorum. Söylenenlere göre bu büyük bir hastalık olarak sınıflandırılıyormuş, fakat insanları incitmediğim, topluma zararlı olmadığım ve kimseye zarar vermediğim sürece o kadar da kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sadece duvarlar biraz zedeleniyor, kendi beynimin duvarlarını çok kaşıyorum, bunu dışarıdakilere fark ettirmeyi istemiyorum çünkü herhangi bir çözümü olduğuna pek emin değilim. Hayatımda sorunsuz ve dertsiz bir an geçtiği zaman biraz da boşlukta hissediyorum kendimi. Bir uğraş ve sorun yaratmaya o kadar alıştım ki rahatlamanın ne demek olduğunu unutur hale geldim tam anlamıyla. Umarım bu günden sonra her şey çözülür, umarım bu günden sonra zihnimdeki arkadaşlarım susar, umarım bu günden sonra bir şeyleri düzeltebilmiş olurum en azından kendi adıma. Çünkü duvarlar o kadar aşındı ki yakında yıkılacaklar ve yırtılacaklar, işte o zaman ben dışarıya bu canavarları nasıl saldığımın farkında bile olamayacağım. En kötüsü de kendimi değil, insanları koruyamayacağım. En iyisi bu dünyadaki yaşam defterime son vermek diye düşündüğüm anda aklıma gelen başka bir fikri uygulamak. Ölmenin hala bir kaçış olduğunu düşünüyorum ve kaçmayı reddediyorum. En azından şimdilik bunu düşünüyorum. Bir süreliğine profesyonel destek alıp kendimi gözlem altında tutturmak istiyorum. Belki içeride yazmaya devam ederim, belki çizmeye de devam ederim. Fakat şimdilik kendimi toparlayabilmem için buna ihtiyacım var. Ve sayın ilham perimin de dinlenmeye ihtiyacı var...”
“Bilginin, bilimin, ilimin, sanatın, insanlığın, açık fikirliliğin, ilerleyişin, ileriye dönük yaşamanın, güzel hatalardan dersler çıkartmanın ve bu hayatı severek yaşamanın ışığında yürümeniz dileğiyle..”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Cehennem
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kim Ki Duk’un Boş Ev Filmi
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
İklim Krizi, Ülkeleri En Fazla Etkileyen Sorunların Başında Geliyor
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Her Öğrenci Farklı, Tek ve Eşsizdir
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Müstahak!
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Ezan Okumak Sanattır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri