Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
ORDU AYAĞA KALKIYOR
ORDU AYAĞA KALKIYOR
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
“Kültür Sanat Muhabirliği” olgusunu medya sektörüne yerleştirdik
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
BİK, 2020 basın çalışanları istatistiklerini açıkladı
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
Malatya’da 5,2 büyüklüğünde deprem
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”
“ANKAPARK’A SAHİP ÇIKALIM”

MUSTAFA AYDEMİR

Demirel’i Anarken (2)
1 Temmuz 2020 Çarşamba

Çocukluk yıllarında memleketinin insanlarının çektiği sıkıntıyı gören ve onlarında şehirli gibi yaşamasını hayal eden Türkiye’nin ilk köylü başbakanıydı.   “Köy ve köylü davası bir beşeriyet davasıdır”  diyordu. Güçlü bir hafızaya ve kulağa sahipti. Gördüğünü unutmuyor simasından tanıyordu. Bir kere duyduğu insanı, sesinden hemen tanıyordu.  Etkili bir ses tonu ve vurgulamaya sahipti. Demirel belgesiz konuşmazdı. Özellikle,  bütçe müzakerelerinde muhalefet liderlerine belgelerle yüklenirdi. 
Şimdi gelelim…. 28.12.1987 pazartesi günü Başbakan Turgut Özal tarafından kurulan Bakanlar Kurulu Programı üzerinde söz isteyerek, DYP grubu adına konuşma Süleyman Demirel’in neler söylediğine…  
“... Türkiye Büyük Millet Meclisli, hürriyetçi demokratik sistemin kalbidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’, Türkiye’de hakların hürriyetlerin bekçisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, her şeyin açıkta, aleni, herkesin gözü önünde cereyan etmesinin teminatıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, mutlaka, üstün iradenin üstün müessesesi olduğunu bilerek ve mutlaka, evvela kendi yerine ve kendi halklarına sahip çıkarak hareket etmek durumundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisli bir kenara itilemez itilmemelidir de. Ne Türkiye Büyük Millet Meclisi, ne hür basın, ne hür ilim müesseseleri, iktidarların ayak bağı değildir; öyle telakki edilememelidir de. İktidarlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, hür hasından, hür ilim müesseselerinden rahatsız oldukları sürece, hürriyetçi demokrasiyi yürütmek imkânı yoktur. İktidarlar her rejimde vardır. Rejimi demokratik yapan, hür muhalefettir, hür basındır, hür ilim müesseseleridir. Bunlar, tümüyle, beraberce bir ahenk içerisinde olmak durumundadırlar. Hürriyetçi demokrasi, bir ülkenin halkına sadece güvenlik veren; ama güvenliğin dışında başka şey vermeyen rejimim adı değildir. Hürriyetçi demokrasi, hem mal ve can güvenliğini, hem hürriyeti, hem ekmeği beraberce veren rejimin adıdır. «Hangisini tercih ediyorsunuz? Bunlardan birisini tercih edin» gibi bir tercihle vatandaş karşı karşıya bırakıldığı takdirde de, rejim, rejim olmaktan çıkar; asgariden, hürriyetçi demokrasi olmaktan çıkar.
.Diğer konularla ilgili görüşlerine gelince sırasıyla… 
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuk devleti olabilmesi, millet iradesi üstünlüğünü ve hukukun üstünlüğünün mutlak manada korunmasına bağlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir laik devlettir. Laik devlet olabilmesinin şartı, hiç kimsenin, inançlarından dolayı muaheze edilmemesine bağlıdır ve bu ülkede hiç kimsenin, inançlarından, düşüncelerinden dolayı ikinci sınıf vatandaş sayılmamasına bağlıdır. 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir sosyal devlettir. Sosyal devlet, fakirle zenginin arasındaki mesafenin çok büyük olmadığı; daha doğrusu, bu ülkenin vatandaşlarının, hepsinin, ama tümünün insanca yaşama hakkına sahip olduğu ve bu hakkın gerçekleştirildiği devletin adıdır; «Kim ne yaparsa yapsın» denilen devletin adı değildir. Binaenaleyh, bir ülkede insanca yaşamaya aykırı düşen durumlar varsa, devlet, sosyal devlet ilkesini gerçekleştirmiyor demektir. Türkiye Cumhuriyetinin bu büyük müessesesi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuk devlet olması, laik devlet olması ve sosyal devlet olması vasıflarını gözetecektir; mutlaka bunları gözetecektir. Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyetinin bu büyük müessesesi ‘bunları gözetirken, gözetmesi lazım gelen diğer bir husus da, parlamento tarihinde parlamentolara hayat veren önemli özelliklerden biri olan vergi tarhı ile tarh edilen vergilerin nereye sarf edileceği hususudur. Vergi tarhı; yani vergi konulması, bu müessesenin en birinci görevidir, en başta gelen görevlerinden biridir. Vergi konulması, hükümetlere bırakılamaz veya vergi konulması, hükümetler dışında başka müesseselere de bırakılamaz; vergiyi Türkiye Büyük Millet Meclisi koyacaktır. Halktan alınan vergilerin nereye sarf edileceğine de bu müessese karar verecektir.” 
(Devamı Haftaya)

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Altın Neden Rekora Koştu?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Tek Tuşla Akıllı Asistan Sistemi
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi BES’i Büyüttü
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Kim Bilir Saat Kaç
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i anarken (7)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Zengin Her Zaman Haklıdır
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri