Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
İzmir'de 6,6 büyüklüğünde deprem
İzmir'de 6,6 büyüklüğünde deprem
Erdoğan, AKM ve Taksim Camisi'nde incelemelerde bulundu
Erdoğan, AKM ve Taksim Camisi'nde incelemelerde bulundu
BEYPAZARI ALTINKÖY’DE
BEYPAZARI ALTINKÖY’DE
Çubuk-1 Barajı Rekreasyon Alanı’na coşkulu açılış
Çubuk-1 Barajı Rekreasyon Alanı’na coşkulu açılış
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz hayatını kaybetti
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz hayatını kaybetti

MUSTAFA AYDEMİR

Demirel’i Anarken… (14)
22 Eylül 2020 Salı

Süleyman Demirel’in  28.12.1987 tarihli meclis konuşmasına devam edelim. 

 

12 Eylül 1980’e gelince 12 Eylül 1980 müdahalesinin baş sebebi aslında  anarşidir; devlet işleyememiştir, anarşidir. Binaenaleyh, o dar boğazlarla bir alakası yok. Kaldı ki, Sayın Başbakan, yine 23 Temmuz 1980’de BBC’ye verdiği Londra'da beyanatta, o zaman Başbakanlık müsteşarı olarak şöyle diyor:  “Türk ekonomisi iyiye doğru gittiği için terör azgınlaşıyor. Türkiye şu sıralar ekonomik olarak köşeyi dönmek üzere olduğu için, dışarıdan tezgâhlanan terör ülkemizi sarmıştır. Türkiye ne zaman kendini kurtarmaya kalksa, bu böyle olmuştur.” Diyor. Şimdi hangisi doğru? Türkiye darboğaza girdiği için mi müdahale oluyor, yoksa darboğazdan çıkmaya yöneldiği için mi müdahale oluyor?  7 sene içerisinde bunun hangisinin doğru olduğunun ortaya konması o kadar önemli değil bence: çünkü  evet Odalar Birliğinin Erzurum'da tertiplemiş bulunduğu bu toplantıda da  aynen şöyle deniyor, 7 Eylül tarihli gazetelerde ekonomideki iyi gidişe taş koymak isteyenler var, yani Türkiye'nin sıkıntılarının oradan geldiğini söylüyor başka bir gazetede de  “Türkiye 7 Eylül Bu tam köşeyi dönerken arabanın önüne taş kondu.”  Binaenaleyh, müdahalelerin Sayın Başbakan'ın hükümet programında hangi sebeple izah ettiğini bilmediğimi izah ettiği işi sebeplerle olduğunu sanmak fevkalade yanlıştır.

 

Değerli milletvekilleri

 

Türkiye’nin uzunca süredir Türkiye'nin en önemli meselesi,  Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli meselesi,  kim hükümet olursa olsun,  kim Türkiye’yi idare ederse etsin, ödemeler dengesi olmuştur. Ödemeler dengesi,  bundan sonra, Türkiye’nin daha önemli bir meselesi olmaya devam edecektir; Çünkü,  ödemeler dengesi meselesi çözülmüş değil, daha kargaşa haline getirilmiştir. Nedenlerini anlatacağım.

'Ödemeler dengesi, aslında, Türkiye'nin kazandığı dış paralarla, yani dövizlerle, iktisadi hayatını,  kalkınmasını yürütebilmesi, borçlarını ödeyebilmesi hadisesidir. '  Yüz seneye yakın zamandır, belki onu bile geçen bir zamandır, 1854’ten beri, Türkiye dışarıdan borç para alır;  1854’ün sonrasından beri borç para alır ve bir defa, “ bu paraları ödeyemiyorum” durumuna girmiştir. 1879’  lar da bir moratoryum (Erteletim) İlanına  gitmiştir. Muharrem Kararnamesi adı ile bilinen bir hadisedir bu.  Ondan sonra,  borçlar bir konsolidasyona (Süreletme) tabi tutulmuştur, daha sonra da cumhuriyet gelmiş Osmanlı İmparatorluğunun bütün borçlarını üstüne almıştır.  Duyunu Umumiye hadisesi,  Osmanlı imparatorluğunun çöküşünde en önemli olaylardan biridir. Abdülhamit idaresi Türkiye'de 8 bin kilometre demiryolu  yapmıştır,  Türkiye'de değil Osmanlı İmparatorluğu içerisinde 8 bin km demiryolu yapmıştır; bunların çoğunu borç parayla yapmıştır.

 

Cumhuriyet idaresine geçildikten sonra bir taraftan bu acılar düşünülerek, Türkiye uzunca süre dışarıdan borç para almamaya dikkat etmiştir ama 1939’ lara geldindiği vakit, yatırım malı alma mecburiyeti dolayısıyla  yine dışardan borç para alma ile karşı karşıya kalmıştır. Uzatmayayım; 1960'a geldiği zaman Türkiye 1950 ile 1960 arasında da yatırımlar için dışarıdan para almıştır. Dışarıdan para verenler daha çok beynelmilel kuruluşlardır o zaman. Türkiye'nin ödeme gücünü aşan bir parayı da  Türkiye'ye vermekten imtina etmişlerdir. “Repayment ablty” dedikleri ödeme gücü hadisesi, 1950’li yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin karşısında olan hadiseydi. 1960 sonrasında yeniden, Türkiye  kalkınma planı yapmış bir bu plana göre hesaplarını,  o partner olmaya hazırlandığı, yani ortak olmaya hazırlandığı devletlere götürmüştür. Bu plana göre,  Türkiye onbeş sene dışarıdan borç para alma mecburiyetindedir. Plan bu . Üçüncü  Beş Yıllık Planın sonunda, Türkiye, ancak ödemeler dengesini denkleştirebilir. Plan bu. Yani viabilite dediğimiz kendi ayağının üstünde durama hadisesi Türkiye'nin kusuru değildir.  Durabilir Türkiye kendi kendisine;  ne kadar imkanı varsa,  o imkanlarla gitmeye kalkar; yatırım yapmaz, tüketimi kısar, bir çok şeyleri yapar ve böylece kaç paralık ihracat yapıyorsa, o kadar gider;  yahut,  kaç para işçi dövizi, vesaire, turizm şeklinde geliri varsa onlarla gider; ama,

'Türkiye, kalkınmasını bir an evvel çabuklaştırmak için, kendi yetmeyen tasarruflarına yatırım malı almak için bilhassa yatırım malı  almak için ve zaruri tüketim malı almak için dışarıdan para almak durumunda kalmıştır' 1977'ye kadar olan durum bu.

Fakat 1974 yılıyla beraber, Türkiye bu partnerleriyle, bu ortaklarıyla yahut  ilerde muhtemel ortakları ile arasına bir takım sıkıntılar girmiştir. Bu da Kıbrıs’tır. Kıbrıs Dolayısıyla Türkiye üzerine silah ambargosu konmuştur. 1975'ten beri itibaren; ama, 1976 yılı ortasından itibaren, hissedilir şekilde bir iktisadi ambargo da konmuştur. Ayrıca petrolün varili 11 dolardan 30-35 dolara çıkmıştır. Bütün bu şartlar altında Türkiye, 1977 senesinin sonuna kadar yokluğa gitmemiş,  borçlarını ödemekle de temerrüt (Ek faiz ödememe durumu, borcu ödememekte direnme) etmemiş aşağı yukarı  ekonomisini yürütmüş ve 1975, 1976, 1977  yıllarında bu üç yıl içerisindeki ortalama kalkınma hızı da ortalama yüzde 6,5 olmuştur; bu kalkınma hızını da  sağlamıştır. Enflasyon  1975  yılında yüzde 10, 1976 yılında yüzde  14,  1977 yılında yüzde 24, 1978, 79 yıllarında şartlar daha ağırlaşmış, sıkıntıların içine gidilmiş.

(DEVAM EDECEK)

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
“Doğduğundan beri kimseyi yamacına yaklaştırmayan bir hastanın bıraktığı son not...”
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
İran Sinemasında Kadının Konumu
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Parkede Türkiye’nin Renk Tercihi Meşe Tonları
GÖKHAN ŞENTÜRK
GÖKHAN ŞENTÜRK
Zamanla Yarışmak
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Madde Bağımlılığında Bir Ayıp Değil, Hastalık!
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Askıdaki Ekmek ?..
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri