Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Ankaragücü, belediye başkanlarını misafir etti
Ankaragücü, belediye başkanlarını misafir etti
Toplam vakaların %80’i iyileşti
Toplam vakaların %80’i iyileşti
Son Dakika: Toplam vakaların yüzde 80'i iyileşti
Son Dakika: Toplam vakaların yüzde 80'i iyileşti
Büyükşehir'den öze toplu taşıma aracı işletmecilerine akaryakıt desteği
Büyükşehir'den öze toplu taşıma aracı işletmecilerine akaryakıt desteği
Ekmek uzmanı Mine Ataman “Güvenilir Gıda”yı anlattı
Ekmek uzmanı Mine Ataman “Güvenilir Gıda”yı anlattı

AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR

“Büyüyünce Küçük Bir Çocuk Olmak İstiyorum”
7 Kasım 2019 Perşembe

Çocuklar neye ihtiyaçları olduğu konusunda çocukluk döneminde hala içeriden gelen bilgiyi takip ederler. Yani bu içerden bilme ve ihtiyaca yönelme duygusu çocuk olmanın en güçlü ayrıcalığıdır. 
Mesela slime, squishy oyuncakları sayısızca şekline, rengine göre almak isteği, onlarla meşgul olma arzusunun sebebi duyusal hazdır. 
Bunun sebebi duyu bütünleme ve sinir sistemi regülasyonu (sinir sistemini düzenleme) dir. Ancak tüm çocuklar bu içerden bilme ve ihtiyaca yönelme duygusunu ve duyusal hazzı ‘’büyüme yolunda’’ kaybedecekler ve yetişkin olacaklardır. 
Tabiri caizse, fabrika ayarlarının kaybedilmesine;  büyüme diyoruz. Çok sevdiğim bir söz var;
‘’Büyüyünce küçük bir çocuk olmak istiyorum.’’
Şimdi doğruyu söylemem gerekirse; büyüyünce küçük bir çocuk olmayı en çok isteyenlerden birisi ben oldum.  Clarıssa P. Estes kitaplarında diyor ki; insanların yaratıcılıkları yaralarından doğar. Benim de çalıştığım öğrencilerim ve ebeveynlerimle olan tüm süreçlerimde onların zorluklarının bir çoğunu kendimde hissediyor olmamı kendi zorluklarıma, içimdeki insana olan hassasiyete borçlu olduğumu biliyorum. 
 Çünkü büyüme yolculuğumda çocukluğumu en çok kaybedenlerden birisi oldum, şimdi her dönemin doğal akışında daha şefkatle, hassasiyetle geçmesi için çok emek veriyorum. 
Büyüyünce ne olmaya başlıyor biliyor musunuz? O kocaman yetişkin insanlar çocukluklarındaki duyusal haz, yaşamın tadını daha iyi hissetmek, yüreklerindeki boşlukları anlamlı doldurmak, kendileriyle daha keyifli bir iletişim kurabilmek, kısacası, kendi doğalıyla tanışabilmek adına, yoga, meditasyon, nefes egzersizleri çalışmalarına başlıyor. Aslında  büyüme sürecinde öğrenilen yanlışlardan geri dönme yolculuğu başlıyor. 
İnsan yaşamının ortalama süresi son 100 senede neredeyse iki katına çıktı. Bu yaşam süresini maharetle ve bilgece yaşayabilmek de bir beceri. Odağımızı nerede tutarsak orası gelişiyor ve büyüyor, hem beden bir o kadar da hem ruh sağlığı konusunda ‘’maharetle’’ yaşayabilmek bir beceri. 
Beden sağlığı konusunda fiziksel aktiviteler, yapılan egzersizler ne kadar bedeni daha dinç ve genç tutmaya yarıyorsa onu yalnız bırakıp ruh sağlığını dikkate almadığımızda beden de çökmeye başlıyor. Yaş aldıkça köhnemiş, sertleşmiş, küsmüş bir ruha değil olgunlaşmış, farkındalığı artmış ve daha sakin daha bilgece yere geçmiş bir ruha sahip olmak çok değerli.
İnsan davranışlarının ve seçimlerinin en büyük etkeni halen bilinçaltı varlığı ve içeriden gelen dürtüsel durumlar. Bu durumda bilinç seviyesinde bir sebebi sorgulayamıyoruz bile. Bu da işte  büyürken yolda kaybettiklerimiz  yüzünden oluyor. Çocukluk dönemlerinde içeriden gelenle hareket ettiğimiz, güle oynaya iç sesimizi bangır bangır duyduğumuz zamanlar toplumun istekleri, eğitim sisteminin istekleri, ailenin beklentileri, hepsinin özeti; olması gerekenler listesi içinde elimizden kayıp gidiyor…
Sonra bir de bakıyoruz büyümüşüz ve en çok ‘’küçük bir çocuk olmak istiyoruz.’’
Bu; mümkün, yeniden küçük bir çocuk olmak mümkün… Hayatın; zorlanma, üstesinden gelme şeklinde sürekli tekrar eden bir döngüsü içinde yaşayıp duruyoruz. Bu döngüde kaybedilen kısım; rahatlama kısmı. Her üstesinden gelme ya da gelememe sonrasında rahatlama için bir ‘’es’’ verme kısmı da olmalı. İşte o kısımda en iyi gelenlere zaman ayırılmalı, bazen sadece durmalı, hareketsizce, dingince, sakince durmalı, en iyi geleni yapmalı ama ne olursa olsun gökyüzüne bakmayı, bulutları ve kuşları görmeyi ihmal etmemeli. Sıkışıp kaldığımız yerlere dikkatle bakıp, köprünün ucundan seslenen çocuklara kulak vermeli; “döööön arkadaşım, uçurtmalar bizi bekliyooooor!’’

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Covid-19 Sosyal Medya Alışkanlıklarımızı Değiştirdi
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“Ritüel” Filmi Analizi
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Koronaflasyon!
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Bugün Bir Şey Öğren
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Karantina Günlerinde Ses Yarışmasıyla Nefes Almak
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Taşhan, Havyar, Karpiç ve Süreyya
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri