Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Sağlık Bakanı twitterden paylaştı: Can kaybı 108'e yükseldi
Sağlık Bakanı twitterden paylaştı: Can kaybı 108'e yükseldi
AŞTİ'de otobüs seferleri durduruldu
AŞTİ'de otobüs seferleri durduruldu
Mamak’ın dört bir yanı dezenfekte ediliyor
Mamak’ın dört bir yanı dezenfekte ediliyor
Altınok: Her gün farklı videoyla vatandaşı bilgilendiriyoruz
Altınok: Her gün farklı videoyla vatandaşı bilgilendiriyoruz
Kalecik Belediyesi’nden Hayvan Evi Projesi
Kalecik Belediyesi’nden Hayvan Evi Projesi

AHSEN ARAL UYAR

Bugünlerde Okumamamız ve İzlemememiz Gerekenler
24 Mart 2020 Salı

Malum zor günlerdeyiz. İki ay öncesindeki dertlerimiz şu an gözümüze ne kadar küçük geliyor ve yeniden onları en büyük sorunumuz olarak görebilmeyi nasıl da iple çekiyoruz değil mi? Tüm haberleri ve yorumları iyice okuduk, virüsün tüm şeceresini ve kabiliyetlerini, nerede ne kadar hayatta kalabildiğini öğrendik. Yaşımız kemalde ise sarılıp öptüğümüz torunumuzdan ölümümüze neden olabilecek bu virüsü alabileceğimizi anlayınca çok şaşırdık. Genç ve sağlıklı isek bu belanın bize veya çocuklarımıza bir şey yapma ihtimalinin çok düşük olduğunu görüp rahatladık ama hemen ardından küçücük bir temasla anne ve babalarımızın ölümüne bile neden olabileceğini öğrenince kalakaldık. Ben her ne kadar salgının ilk zamanlarında dünya genelindeki ölüm karakteristiklerine bakarak “Kardeşim bütün ülkelerdeki SGK muadili kurumlar bir araya gelip yıllarca maaş ödedikleri yaşlılardan kurtulmanın bir çaresini aramışlar ve bu virüsü üretmişler paradan başka bir şey düşünmeyen vicdansızlar” diye geyik yapsam da ölüm sayısı bini geçip kimseler bir ilaç bulamayınca çenemi kapattım. Zira konu biyolojik silah falan değil ve bir hayli ciddi. 
Biz ülke olarak korunmada gayet iyi gidiyorduk, velakin beni affetsinler ama Umreden dönen vatandaşlarımızın tedbirsizliği yüzünden yayılma hızı ve kayıplarımız çok yükselecek. “Ben kutsal topraklardan geliyorum, oralarda virüs barınmaz!” diyeni mi istersiniz, Bakanlık görevlisi arayıp “Umreden gelmiştiniz, evden çıkmıyorsunuz değil mi?” diye uyardığında “A tabi ki çıkmıyorum, mevlüdü de camide değil evde okuttum” diyeni mi tercih edersiniz bilmiyorum ama Allah sağlık çalışanlarımıza sabır versin. Ben İtalya’ da kontrol altına alınamayan duruma rağmen halen iyimserim. Zira geçen sene bir arkadaşımın annesi Roma’ da düşüp bacağını kırmıştı, ülkede hastanelerin ne kadar sefil halde olduğuna inanamadıklarını söylemişti arkadaşım. Galiba Avrupa’nın en sıcak kanlı toplumu olan İtalyanlar Akdeniz’in şifalı güneşine ve sularına, bir de zeytinyağının o akıl sır ermez sıhhat vericiliğine çok fazla güvenmiş olacaklar ki hastanelerine pek yatırım yapmamışlar. 
Ama ayıplamakta istemiyorum, bizim toplumumuzun “Kaderimizde varsa ölürüz, yoksa ne yapsak ta ölmeyiz” bakış açısı nedeniyle İtalyan kardeşlerimizin kayıp değerlerine ulaşabiliriz. Geçen hafta beni kendi kaderci bakışına ikna etmeye çalışan bir iş arkadaşıma “Haydi o zaman git bir hastanede bir erkek Korona virüs hastasının (arkadaşım erkekti çünkü) elini, yüzünü, gözünü iyice bir öp. sonra git eve, anne ve babanın ellerini yüzlerini öp. Nasılsa kaderinizde yoksa hiçbiriniz ölmezsiniz” diye patlayıverdim. Bana kızarsa da kızsın, şu an kadercilik anlayışımız hepimiz için virüsün kendisi kadar tehlikeli çünkü. Evinde uzun süreler oturmaya alışık olmayan bir nesiliz, virüsün hızlı yayılma nedenlerinden birisi de bu zaten. Dolayısıyla eve kapandığının ikinci gününde eşiyle ve çocuklarıyla kavgaya hazır hale gelen modern insana her taraftan neler yapmalı, hangi kitapları okuyup hangi filmleri izlemeli temalı bildiriler yağıyor. Yüksek müsaadenizle bendeniz de hayırlısıyla bu dönem geçene kadar hangi kitapları zinhar okumamalı ve hangi filmlerden kesinlikle uzak durmalıyız konularında görüşlerimi iletmek istiyorum sayın okurlar. 
Jose Saramago’nun “Körlük” ve “Görmek” isimlerinde birbirinin devamı olan iki nefis kitabı var. Hatta “Körlük” beyaz perdeye de aktarıldı. Dünyayı saran görme duyusunun yitirilmesi salgınında insanın içindeki Tanrı ve şeytan kısımlarının çarpışmasını anlatıyor. İkisi de çok çarpıcı kitaplar, bendeniz özellikle “Körlük” ü birkaç defa okudum ama şu dönem yakınlarından bile geçmeyiniz. 
George Orwell, Aldous Huxley, Ray Bradbury gibi distopya yazarları bu dönem kesinlikle okunmayacak sevgili okurlar. Kendileri müthiş kitapların yüksek antropolojik analizler yapabilen yazarlarıdır, normal zamanlarda 1984, Hayvan Çiftliği, Cesur Yeni Dünya, Fahrenhayt 451 hayran olunarak ve üst üste birkaç kere okunur ama şu psikolojilerimizle pek sırası değil. Thomas Moore’un pozitiflik dolu “Ütopya”sını belki bir kere daha okuyabilirsiniz ama kaçacak bir adamız olmadığı için içimizde hüzün yaratabilir, iyisi mi ondan da uzak durunuz.
Will Smith’in başrolü oynadığı ve şu sıralar herkesçe sıklıkla anılan 2007 yapımı felaket filmi “Ben efsaneyim – I am the legend” aman diyeyim uzak durmamız gereken ilk filmdir. Filmin iki ayrı sonu var. Her iki versiyonu defalarca seyreden ben kulunuzun oturup üçüncü bir sona dair senaryo yazarak filmin yapımcılarına gönderme düşüncesi bile bulunmaktadır ama bu harika filmi yaz gelip koronayı defettiğimizde seyretmeliyiz. Sandra Bullock’un “Kuş Kutusu – Bird Box” veya Neflix’te evvelden gözlerimizi patlata patlata izlediğimiz salgınların ve hastalıkların insanlığı yok edişine dair felaket dizileri zinhar açılmayacak. Steven Soderbergh’in 2011’de çektiği “Salgın” isimli o nefis filmi mümkünse iyice yedekleyip geçici bir süreliğine internetten dahi silsinler. “Biz insanoğlu başımıza ne gelirse gelsin ayakta dururuz” klişesine şu an ihtiyaç yok, bunu zaten biliyoruz, bize şu sıralar moral lazım. 
Pozitif olabilmenin çok önemli olduğu bir dönemdeyiz ve hepimiz biliyoruz ki bu bir grip virüsü. Hiçbir grip virüsü yarımküremize yazın sıcakları bastırdığında yaşayamaz. Bir doktor arkadaş “Günün birinde Afrika’dan grip yayılırsa işte o zaman korkmalı” dedi, yaza kadar sakin, temiz ve sağlık çalışanlarının söylediği her şeyi yapan kişiler olarak devam edersek minimum hasarla atlatırız. Sayın okurlar Çin’ de artık insanlar ölmüyor, yüksek tedbirlerle hem salgını hem de ölümleri durdurdular. Hayatımız değerlidir, kadercilik bakışımız mantığımızın önüne geçmesin. 
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Korona Virüsü Sinemayı da Vurdu
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Koronavirüs ve Tüketici Hakları
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kim Ki Duk’un Gerçek Roman Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
İki Şişe Ekmek
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
“Öğrenme Ortamı”
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Küresel Bankalar Fosil Yakıtlara 2,7 Trilyon $ Finansman Sağladı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri