Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
“Sığınmacı sorunu için Şam  yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
“Sığınmacı sorunu için Şam yönetimiyle tekrar görüşmeye başlanmalı”
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
Kosova’nın bağımsızlığının 12’nci yılı Ankara’da kutlandı
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
SPD Başkanı Dursun Yıldız: Tarım ve Orman Şurası Eylem Planı’nı değerlendirdi: Mevzuatta düzenleme yapılması faydalı olur
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
Bu proje ile kadınların politikada temsillerinin güçlendirilmesi hedefleniyor
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı
EMO Ankara Şubesi seçimleri sonuçlandı

YİĞİT CANDEMİR

Boşluğu Dolduruyorum ve Unutuyorum
17 Ocak 2020 Cuma

“Şu son zamanlarda hep yaptığım bir şeyin farkına vardım bugün uyumaya çalışırken. Sürekli bir şeylerin eksikliğini veya hatasının getirdiği pişmanlığı örtbas etmeye çalışıyorum. Yani genel olarak bir şeyleri başka bir şeyle örtmeye çalışıyorum ve bunun aslında büyük bir hata olduğunun da farkındayım, farkında olmama rağmen bunu yapıyorum. 
Neden diye sordum kendi kendime, çünkü yoruldum, bitkin düştüm, bazen kendimi artık soğukkanlı yaklaşamayacağım diye korkutur olduğumdan dolayı böyle yapar oldum. Çünkü mantığı elden bırakmak demek iplerin kopması demek, düzenin bozulması, yolunda gitmesi gerekeni yolundan çıkartmak demek oluyor bu gibi konularda.  Çok fazla da unutkan oldum, vitamin eksikliğinden de değil yalnız, vitaminlerimi de ziyadesiyle kararında alıyorum. Sadece unutuyorum, umursayamıyorum veyahut. Bazen dinlemeyi reddediyorum, duyuyorum sadece, dinlemiyorum. 
Yapıyorum sadece istemiyorum, yaşıyorum sadece acı çekiyorum. Böyle net bir acı değil ama bu, hani sürekli geçmeyen ve bir tedavisi olmayan melankoliye saplanmış gibi bir acı. Geçse içi tamamen bir boşluk oluyor, geçmese canımı yakıyor. Yerini doldurmaya çalıştığım şeyleri de unutuyorum, yerine koydum mu yaptım mı ettim mi tam anlamıyla kestiremiyorum. Sanki bir odadayım ve içerisi hem dolu hem de boş aynı zamanda. Düşüncelerimle dolu, fakat içeride hepsini elimle kenarlara itip kendime boşluk yaratıyorum. Sırf kenara çöküp etrafı izlemek istediğim için, lakin onu da başaramıyorum çünkü oda çok karanlık. Rutubetli, soğuk ve küf kokuyor. 
Beni benden alıyor bazen bu odanın ağırlığı, içerisinde olduğum bir nesnenin veya mekanın ağırlığını hissedebileceğimi pek de tahmin etmezdim açıkçası. Ne zaman peşimi bırakacak, ne zaman hafifleyeceğim, ne zaman kendimden şikayetçi olmayı bırakacağım, ne zaman dönüşü olmayan veya sonu korkutucu olan hatalardan vaz geçeceğim, ne zaman kendi hayatımı mahvetmekten vaz geçeceğim gerçekten bilmiyorum. Pek memnun olmadığım bu şekilde yaşıyorum diyemem. Sadece devam ediyorum yola, sekmeden düşmeden takılmadan. Sadece oturup dinlenmeye kalktığımda kendime vakit ayırabiliyorum ve düşünmeye zamanım oluyor. Çünkü çoğu tepkiyi o kadar törpüledim ki bazılarının adını bile unuttum. Pek bir hissiyatım yok ama sağımda solumda şarapnel parçaları var gibi hissediyorum. Bazen kırlara uzanmak istiyorum, gece vakti siyah kağıda dökülmüş sim taneleri gibi serpiştirilmiş yıldızları tüm ihtişamlarıyla seyretmek istiyorum. 
Bazen ise bir odaya kapanıp yıllarca çıkmamak istiyorum, çünkü ben artık dönüştüğüm veya dönüştürüldüğüm kişiden korkar oldum. Bu sakinlik ödümü kopartıyor, içimde bir yerlerde bu soğukkanlılığın ve aynı zamanda birikmiş heyecanın bir yerlerden patlak vermesinden korkuyorum. Ki o da yakındır sanırım, çünkü bazen tepkilerimi kontrol edemeden yükselttiğim oluyor. Çok fazla ince detaylar üzerinde dans ediyorum, beynimin en ücra köşelerinde bazen yıllar geçmiş olmasında rağmen hatırladığım küçük detaylar boy gösteriyor, bazen yatağa nasıl geçtiğimi unutuyorum. Biraz olsun anlam vermek istiyorum bu olan bitene. Ben bir kum tanesiyim, zihnim ise bir kumsal. Ben bir karıncayım, düşüncelerim ise dünya. Ben bir cam parçasıyım, saplandığım yer ise ruhumun ortası…”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
“Başkent’in Boğalgazı (!)”2*
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Jeotermal Yatırımların Geliştirilmesi İçin Destekler Artıyor
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeki Demirkubuz Filmlerinde Kadın Karakterler Temsili
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Dünyaya Veda
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Dünyanın İlk Katlanabilir Çatı Güneş Enerjisi Santrali Elektrik Üretimine Başladı
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
SIM Değişimi Saldırılarına Dikkat
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri