Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
TSM GEAD Ailesinden “Sevgi ve Şükranla Andıklarımız” Konseri
TSM GEAD Ailesinden “Sevgi ve Şükranla Andıklarımız” Konseri
Saat 11-16 arası güneşe maruz kalmak melanomu tetikliyor
Saat 11-16 arası güneşe maruz kalmak melanomu tetikliyor
Dijitalleşme sonrasında, şirketler siber tehdit altında
Dijitalleşme sonrasında, şirketler siber tehdit altında
Çargâh Türk Müziği Topluluğu’ndan ““Geleneksel İftar Buluşması”
Çargâh Türk Müziği Topluluğu’ndan ““Geleneksel İftar Buluşması”
Kayıt dışı istihdam ülkemiz için tehdit oluşturuyor
Kayıt dışı istihdam ülkemiz için tehdit oluşturuyor

AYŞE GÜLÇİN İLHAN

Bitmeyen Masallara (1)
23 Nisan 2019 Salı

Nasıl da  dinlerdik çocukluğumuzda o güzelim masalları, hatırlar mıyız ara sıra?. Hatırlamak ne kelime unutabilir miyiz hiç?.. Çocukken dinler büyüdüğünde kendi masallarını yazar insan. Rüyalar gerçek olur mu bilinmez ama kimi rüyaların masala dönüştüğü bilinir. 
Yanaklarımızı iki avuç içimize almış, yüzükoyun yere uzanmış, anlatana pür dikkat kesilmiş, okumaya başladığımızda ise kitaplara burnumuzu yapıştırmış ve belki sonuna doğru uyuyakalmışız da yatağımıza annelerimiz kucağında taşımış ve böylece masalın devamı uykuda dinlenmiş evvel zamanlar içinde.
Masal.. Masallarımız ve sonra hayatlarımız. Ninnilerle başlayan yaşam öykülerimiz masallar dinleyerek dünya içinden yeni dünyalara pencereler açmış. Diğmalarda en çok yer etmiş masalları ilk dinleyişimiz büyük anneler ve büyük babalardandır hiç şüphesiz. Danalar bostana girerken ninnilerde; pireler berber, develer tellal oluvermiş masallara geçişte. Bostancı milli kahramanı olmuş gel zaman git zaman tüm bebeklerin. Öyle ya danayı bostandan kovalayan kolluk gücüdür bir nev’i..
Masal deyip geçmeyiniz. Son yıllarda Lizbon Üniversitesi’nden Sosyal Bilimler Uzmanı ve Toplum Bilimci Dr. S.Silva tarafından yapılan bir araştırma ve kullanılan yeni bir yöntem sayesinde anlatılan ilk masalın Bronz çağına kadar dayanmakta olduğu tespit edilmiştir. M.Ö 6000 yılı, Antik Yunan dönemi ve İncil kaynaklı 275 adet ortak konulu masal olduğu ispatlanmıştır. Bu masallarda ortak tek bir unsur vardır : sihir.. Bir tür gizem veya anlaşılsa da bir noktadan sonrası asla bilinmeyen, aklın ermediği, sonu kafalarda soru işaretleri bırakıp biten ama dinleyenden hiç gitmeyen yüzlerce masal anlatılmış. Ne sihirdir ne keramet lâfı belki de oradan kalmış dilimize. 
Ait olduğumuz kültürde, yani Türk kültürünün en eski edebi yazınında Dedem Korkut’ta anlatmış olanı biteni. Bazen şiir gibi bazen hayat gibi ama adı hikâye olmuş kimi zaman ise masal olmuş. Soy soylamış boy boylamış az gitmiş uz gitmiş. Belki mubalağa katmış Dedem işin içine. Bamsi Beyrek olmuş Banu Çiçeği anlatmış Türk nesline: 
 “ Evden çıkıp yörüyende servi boylum
Badem yese boylu görünen ince bellim
Topuğunda sarmaşanda gara saçlım
Başım bahtı evim tahtı sevdiğim
Adaklım, gözelim, sevdiğim.”
(Badem yemek gerçek anlamda bebek taşımak, hamileliktir. Boylu görünmek ise kilo aldığını anlatır.)
Dedem Korkut böyle anlatırken masalını aslında dönemin kültürel ve sosyal yapısından olabildiğince yararlanmış ve belge bırakmıştır Türk Kültür Tarihine.
Her milletin masalları kendi içsel mitoslarından doğmuştur. Kültürel bellektir her biri ama ortak noktaları vardır hiç şüphesiz. Masalsı bir dil diye sıkça kullandığımız mistik bir yolculuktur aslında. Hayal gücünü zorlayan, işi şansa bırakan, olmadık sürprizlere kapı aralayan, tesadüflerin, varsayımların, olmayacak işlerin havada uçuştuğu sihir kutuları masalların mutlak aydınlığı olan en güzel tarafı ise mutluluk kavramıdır. Ederi ne olursa olsun değeri mutluluk olmalıdır bütün masalların.. Keloğlan masalın sonunda padişahın kızıyla evlenir, Keloğlan’da okuyucu da mutlu olmuştur nihayet. Pamuk prenses ölüm uykusundan uyanmış prensle evlenip bir ömür mutlu olmuş ve yine masalı dinleyen kahramanlarla birlikte mutlu olmuştur. Bin bir gece masalında Şehrazat canını kurtarıp mutlu sona erdiğinde hangimiz onunla birlikte sevinmedik ki ?..
Gençliğe evrilmeye başladığında yaşlarımız, ufaktan aşk girer masallarımıza. Yağız bir delikanlı güzeller güzeli bir kıza aşık olur. Kimi zaman kızın babası razı gelmez kavuşmalarına, kimi krallar karşı çıkar aşkın kendi haline. Bazen amansız bir hastalık ayırırken sevenleri bazen de savaşa asker lazım gelir ve geride gözyaşlarıyla sallanan veda mendilleri kalır. 
Aşk bu hayatta bıraksa bile yaralamadan bırakmaz, masallarda bile...
(Devamı 
Haftaya)
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Prof. Dr.  Yaşar ÖZGÖK
Prof. Dr. Yaşar ÖZGÖK
İyi Huylu Prostat Büyümesi
DENİZ TALİPOĞLU
DENİZ TALİPOĞLU
Kahrolalım
MEHMET SALİH ÖZELER
MEHMET SALİH ÖZELER
Black Blocs ve Sarı Yelekliler’in Eylemleri
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Sahurda Hangi Yiyecekler Tüketilmeli
KUTLU TAMAY
KUTLU TAMAY
Polya Kafe
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Hedefler Ve İstekler Üzerine
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri