Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Akşener, yeniden  İYİ Parti Genel Başkanlığı'na seçildi
Akşener, yeniden İYİ Parti Genel Başkanlığı'na seçildi
Erdoğan ile Kosova Cumhurbaşkanı Taçi buluştu
Erdoğan ile Kosova Cumhurbaşkanı Taçi buluştu
Türkiye Rallisi'nin galibi Elfyn Evans
Türkiye Rallisi'nin galibi Elfyn Evans
Mesut Yılmaz öldü mü?
Mesut Yılmaz öldü mü?
Cengiz Ünder Leicester City'de
Cengiz Ünder Leicester City'de

AHSEN ARAL UYAR

Bir Oy Bir Oydur Gardaş
11 Ağustos 2020 Salı

Geçen sene yaz tatiline yeniden okumak üzere “Tek Adam” ile gitmiştim. Bu seneki tatili de ikinci defa okunmak üzere “İkinci Adam” ile geçirdik. Atatürk’ ün ölümüyle başlayan II. Ciltte bir nüansa takıldım. Atatürk’ ün ilk defa Cumhurbaşkanı seçildiği gün mecliste oylar sayılırken bir tek oy dışında hepsi Atatürk’ e verilmiş. O tek oyda yazan isim İsmet İnönü, oyu veren kişi ise Atatürk. Yılların ardından Atatürk öldükten sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bütün oylar İnönü’ ye verilirken bir tek farklı oy Celal Bayar’ a çıkmış. Oyu veren kişi İsmet İnönü… Atatürk ve İnönü, kendilerinden sonra yerlerine gelmesini arzu ettikleri kişiyi oylarıyla işaret etmişler. 
İkisinin de bu istekleri kabul oldu. Fani ve hain dünya, insanlara son ömürlerinde evvelki özlem ve arzularından farklı tezahürler tecrübe ettirse de ben bu siyasi zarafet ve şıklığa vuruldum. Bu nasıl bir incelik ve birlik duygusudur ki kendi zafer ve ikbal gününde halefini işaret edersin ve senin döneminin daha yeni başladığı gün, bittiği günkü zafer sahibini ilan edersin! Zamanımızın “Bir oy bir oydur gardaş” bakışından ne kadar farklı bir estetik varmış bir zamanlar ülkemizde.
Meclisimizdeki koltuklar ceylan derisi imiş, o güzel ve zarif hayvanın derisi de çok özel imiş. O nedenle poposu değen bir daha bırakmak istemiyormuş. Gülmeyiniz, o koltukların tasarım grubuna dahil olmuş bir endüstriyel tasarım uzmanı söylemişti bunları. İnsanın içindeki gizli ve doymak bilmeyen hırs içgüdüsü, güç ve iktidar duygularına karşı zayıflığımız, elimizdeki yetkiyi devretmemek ve kaybetmemek için pek çok şeyi mubah görme dürtümüzün adalet ve ahlak inancımızı kolaylıkla ezip geçebileceği, insan yaradılışının buna müsait olduğu düşünceleri hep içimi karartır ve baskın tarafımızın iyilik olduğuna dair inancımı azaltırdı, dolayısıyla o endüstriyel tasarımcının şaka yollu söylediği fikre dört elle sarıldım. Ceylan derisinden yapılıyormuş üstadım, o yüzden bırakmak istemiyorlarmış!
İnönü 1950 yılı seçimlerini kaybedince çok bozulmuş ama mücadeleyi hiç bırakmamış. Sonraki günlerde iktidar partisi, kendi kişiliği ile de uğraşırken parti başkanlığını bırakma durumuna “İkbal günlerinde burada idim, partiyi azı dişlerin karşısında yalnız bırakıp gidecek değilim” sözleriyle karşılık vermiş. Fakat bu söylemde bir iktidar hırsı yok, aksine zor günde bırakıp gitmeme sorumluluğu var, gerçekten de hayat 1950’den sonra İnönü için çok zor geçmiş. Mesela İran Şahı Rıza Pehlevi ve efsane eşi Süreyya Ankara’ ya geldiklerinde verilen davette Menderes ve Bayar, kapıdan giren İnönü ve eşine sırtlarını dönmüşler. Vaziyeti hazmedemeyen eski Tahran büyükelçisi Yakup Kadri Karaosmanoğlu kendini ortaya atarak İnönü ve eşini götürüp Şah’ a takdim etmiş. Şah ise mevcut Cumhurbaşkanının sırtını döndüğü adama nasıl davranacağını bilememiş. Bu kişi İnönü’ dür oysa! Yani I. Ve II. İnönü savaşlarının komutanı, Lozan Barış anlaşmasının o yükünün altına giren kişidir! Koltuk sevdası adına bu yapılır mı üstadım?  Üstelik bu sadece ağır bir nezaketsizlik. Sonrasında yaşananlar çok daha beter…Uşak ta başına isabet eden taş, duvar dibine sıkıştırılmışken canını kurtarmak için yanındakilerin omuz vermesiyle o yaşında alçak duvarı tırmanmak zorunda kalması…Hele Yeşilhisar’ da yaşadığı meşhur olaya her okuyuşumuzda oturup ağlasak yeridir. Kayseri’ ye gittiğinde şehre girmesine izin verilmeyeceği emri verilir. İncesu’ da karşısına askerler çıkar. İnönü askerlerin arasına girer, omuzlarını okşayarak onları kenara iter. Karşılarında tarihimizin en büyük askerlerinden birisini gören ve okullarında muhtemelen onun zaferlerini okumuş çocuklar selama dururlar. Fakat 500 metre ileride ikinci bir barikat beklemektedir. Emir kesindir, İnönü’ nün geçmesine izin verilmeyecektir. İnönü ilerler, askerler yanlara çekilirler, Binbaşının karşısına geçer ve sükûnetle konuşur;
-Ateş emri verecek misiniz?
Binbaşı sapsarı olarak selama durur:
-Ne münasebet Paşam; size ateş ettirmektense, kendime ateş edip intiharı tercih ederim.
O binbaşı olaydan sonra kendisine verilen vazifeden dolayı istifa etmiş. Genelkurmay ise onu ve diğer iki subayı emre itaatsizlikten tutuklattırmış ve Ankara’da Askeri Cezaevi’ne hapsedilmişler. Onu hapsedenler ne yapmasını bekliyorlardı acaba? Karşısına İnönü çıkmış, kolundan tutup geri mi itecekti? (Fakat hayat bir tuhaftır ve kesinlikle tek renk değildir; Ömer Halisdemir öldü ama 1960’da İnönü’ ye selam duran o binbaşı sonraki yıllarda iktidar İnönü’ye geçince tekrar Silahlı Kuvvetlere alınmış ve Madrid’ te Silahlı Kuvvetler Ataşesi olarak görev yaptıktan sonra Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na kadar yükselmiş. 1980 ihtilalinden sonra İçişleri Bakanımız olup Bülent Ersoy’ un sahneye çıkmasını yasakladı. Aynı zamanda yazardır; bir sürü kitabı var. Vefa ve cesaret gibi duygular evrenseldir, bunların partisi veya siyasi görüşü olmaz).
İkinci Adam’ın III. Cildinde Şevket Süreyya; 27 Mayıs öncesi günleri ve diyalogları tarafsız kalmaya özen gösterme çabası ile ve meclis konuşmalarını uzun uzun sunarak aktarıyor. Bu konuşmaları okurken, en çok tartışılan ihtilalimiz olan (maalesef çok sayıda ihtilalimiz var) altmış ihtilalinden altmış yıl sonra yine hissediyorsunuz ki, “Milletler için ihtilal meşru bir hak değildir”. İhtilale karışanı da karışanı hoş göreni de hoş göremeyiz. 
Bir vakitler yurtdışında bir subay anlatmıştı. 1980 ihtilalinin olduğu gece, emir gelmiş; hem ihtilali bildiriyor hem de askerin kendi içinde karşı koyan olursa vurma hakkı veriyor. Emirdeki ikinci hakkı astlarına okuyup bitirdikten sonra askerliğin izin verdiği ölçünün bir tık üstünde samimi olduğu astı şaşkınlıkla sormuş: “Komutanım, direnç olursa sahiden askeri vuracak mıyız?”. Ne cevap vereceğini bilemeyen subay huzursuzlukla kalakalmış, sonra yüksek ve keskin bir perde ile şöyle söylemiş: “Bizde bir direnç falan olmayacak!” “Direnç oldu mu?” diye sordum. “Olmadı. Biraz uğraştık ama silah kullanılması gereken hiçbir durum olmadı!”. Nasıl uğraştıklarını, ne yaptıklarını sormadım. Önemli değildi, o gece orada vatanın evlatları birbirlerine silah çekmemişlerdi. Önemli olan şey budur.  Ayrıca “Bir oy bir oydur” diye bir şey de yoktur. Hayatta daha önemli değer yargıları vardır.
DİP NOT : İnönü o tarihi meclis konuşmasında, yıllar içerisinde aktarılırken eklenen kelime nedeniyle narsist bir hale bürünen “Sizi ben bile kurtaramam” cümlesi yerine gerçekte “Ben de sizi kurtaramam” demiştir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Hak, Hukuk, Demokrasi ve Maske...
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Hayat Yaşamak İçindir!
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Evcil Hayvan Sahibi Olmanın Faydaları
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
En Hızlı Koşu
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Nobel Ödüllü İlk Kadın ‘Marie Curie’ Sinemalarda
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Türkiye’nin Elektrik Gücü Kapasitesi 20 Yılda 3 Kattan Daha Fazla Arttı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri