Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Ankara'da eğitime 1 gün ara verildi
Ankara'da eğitime 1 gün ara verildi
SÖZ, KARAR, YETKİ MAMAK HALKININ OLACAK
SÖZ, KARAR, YETKİ MAMAK HALKININ OLACAK
5 adet araç kiralanacak
5 adet araç kiralanacak
Garsonluk hizmeti için ihale açıldı
Garsonluk hizmeti için ihale açıldı
EGO, ray bağlantı elemanı alacak
EGO, ray bağlantı elemanı alacak

ÖZLEM AKINCI

Bir Dahi Ressam Vincent Van Gogh
6 Aralık 2018 Perşembe

Merhaba sevgili sanatsever dostlarım, bugün sizinle harika eserler üretmiş dahi bir ressamı konuşacağız! Kim olduğunu az çok tahmin etmişsinizdir herhalde. Ressamımız, Vincent Van Gogh! Ben biraz heyecanlandım galiba, uyarıyorum siz de heyecanlanacaksınız. Haydi bahse geçelim...
Vincent Van Gogh, 30 Mart 1853 tarihinde Hollanda’nın güneyindeki Brabant bölgesinde bulunan Groot-Zundert köyünde dünyaya geldi. Babası tutucu bir din insanıydı. Babasından dolayı mıdır bilinmez, Vincent da küçüklüğünden beri Rahip olmak istiyordu. Yaşadığı köydeki fakir, muhtaç halkının isteklerine cevap verebilmek en büyük gayesiydi.
Vincent, 12 yaşındayken kendi isteğiyle okulu bırakarak öğrenim hayatına son verdi. Babası bunun üzerine onu önce La Haye’deki sonra Brüksel’deki Goupi Galerileri’ne resim satış memuru olarak verdi. Londra şubesine atandıktan sonra, burada kiracı olarak kaldığı evin kızı Ursula Loyer ile evlenmek istedi. Fakat ne yazık ki evlilik teklifi reddedilince bunalıma girdi. Londra’dan kaçtı, Goupil Galerisi’nin Paris şubesine geçti ama burada da müşterilerle, kurum yöneticileriyle anlaşmazlıklar çıkarıyordu. İşinden ayrılıp evine döndü.
Sergileri gezmeye ve resim yapmaya başlayan Vincent Van Gogh, bu arada istediği gibi Rahiplik de yaptı. Kendi yaşamına zerre önem vermiyor, verilen sadakalarla güçlükle ayakta duruyordu. Buna rağmen çevresindeki işçilerle çok yakınlık gösteriyordu onların sıkıntılarıyla uğraşıyordu. Nihayet kardeşi Theo, buraya gelip sefalet içinde olan Vincent’ı kurtararak Brüksel’e götürdü. Ruhi dengesi hepten bozulmuş olan ressamımız her zaman sığındığı ve sonsuz inanç beslediği Tanrı’yı tanımaz hale gelmişti.
Brüksel’de ressam Ridden Van Rappart ile tanıştı ve ondan dersler aldı. Anatomi ve perspektif öğrendi. Theo, onun resim kabiliyetini faek edince maddi desteğini esirgemedi ve nice ressamlarla tanıştırarak gereken her tüelü araç gereci ona hazırladı.
Sanat hayatının henüz başlarında Clasina Maria Hoornik isimli kadınla tanıştı. Kadın hamileydi ve bir de küçük yaşta oğlu olan hayat kadınıydı. Geçimini fuhuş yaparak kazanmaya çalışan bu kadın, hem alkolik hem de hayatta her şeyini kaybetmiş biriydi. Vincent’tan yaş olarak büyüktü. Aile üyelerinin tüm uyarılarına rağmen Vincent, kadını ilham kaynağı olarak kullandı ve onu hayatına aldı. Elbette kadınla tüelü anlaşmazlıklar içinde kaldı ve nihayetinde hayatına aldığı gibi tamamen çıkarmak zorunda kaldı.
O sıralarda meşhur olan izlenimci tavır ressamımız için çok yetersizdi. Dahi Vincent için saatlerce çalışarak eve geldiğinde de bir kuru patates yiyen insanları resmetmek, farkındalık yaratmak çok daha önemliydi. Tabi ki bu tabloları kimse satın almak istemedi ve Vincent evine dönmek istese de ailesi onu kabul etmedi. Bunun üzerine “Hayatlarındaki en büyük başarısızlık benmişim gibi baktılar bana.” demiştir ve anlamıştır ki kendi yoluna gitmek en doğrusu.
Fransa’ya giderek orada tanınmış ressamlarla tanıştı ve resimlerini renklendirmeyi öğrendi. Renkleri öylesine sevdi ki yediği yemeği renklendirmek için boya sıktı ya da öylesine yedi. Ayrıca Van Gogh adeta Tanrı olarak gördüğü Gouguin’i tanımak istiyordu. Bu nedenle Gouguin’i Fransa’daki evine davet etti. Birlikte sanatı yeniden keşfederek mükemmel eserler ortaya koymayı düşünüyordu. Zaten kendisi de üretken bir ressamdı ve Gouguin’le birlikte çok daha fazlasını yapacağına emindi. Fakay ne yazık ki ünlü ressamımız için bu iş de istediği diğer şeyler gibi iyi şekilde sonuçlanmadı. Günlerce birlikte çalıştıktan sonra Gouguin’e karşı nefret doldu ve sonunda bir jiletle ona saldırmak istedi. Elbette Gouguin hemen bulunduğu yeri terk etti ve eşyalarını almak için ger geldiğinde hem korkunç hem de beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Vincent, o geceki jiletle kulağını kesip, zarfla on sekiz yaşında bir kıza yollamıştı. Bu olaydan sonra hastaneden çıkıp kendi isteğiyle akıl hastanesinde kalan yaşamını devam ettirdi.
Yine de içinden geliyordu işte, her nasıl oluyorsa başak tarlalarını ziyaret ederek muazzam olarak gördüğü Tanrı’nın yaratmasını resmediyordu. Sarı rengi öylesine muazzam kullanıyordu ki Van Gogh Sarısı olarak isimlendirilecek sarıyı bulmuştu. Bu sarı rengi kimi fikirlere göre sek olarak sürekli içtiği Absent, göz retinasında bir hasara neden olmuştu ve  bundan dolayı sarımtrak görmeye başlamıştı. Kimilerine göreyse Vincent’ın sarı ağırlıklı resimlerinin nedeni epilepsi hastalığıdır.
O zamanlarda kimse tarafından fark edilemese de Çağdaş Sanatı getirmiş dahiyane bir ressamdır! Tanrı olarak gördüğü Gouguin, her zaman için ona hayranlık beslemiş ve gıptayla bakmıştır. Ne yazık ki o kadar zor bir yaşamın ardından daha fazla mücadele edecek gücü kendinde bulamayıp 27 Temmuz 1890 tarihinde yine bir başak tarlasına gidip karnına yasladığı tabancayla hayatına son vermiştir. Olay anında yanında olan kardeşi Theo, kardeşinin vefatı üzerine bir yıl sonra kendiliğinden vefat etmiştir. Bize değerli birçok bilgiyi bağışlayan da Theo’nun eşidir. (Ona şükranlarımı iletiyorum.)
Yüzlerce eser vermiş ve hatta soğuk kış gecelerinde birçok tablosunu ısınabilmek in ateşe atmış dahi ressamımızı rahmetle anıyorum. Onun gibi bir ressam br daha gelmiş mi ya da gelir mi bilemiyorum. Onun hakkında daha fazla araştırma yapmak ve filmlerini izlemek isteyebilirsiniz. Hatta bence Loving Vincent’ı hemen şimdi izleyin! Sanatla ve sanatçıyla kalın...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
CENGİZ ÖZER
CENGİZ ÖZER
Dindar Neslin Geldiği Son Nokta!
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Bir Plastik Poşet Dünya’ ya Bedeldir!...
KUTLU TAMAY
KUTLU TAMAY
Ayıntap Sofrası
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Bir Garip Yolcuyum Hayat Yolunda
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Yılların Eskitemediği Sanatçı: ELA ALTIN (3)
DENİZ TALİPOĞLU
DENİZ TALİPOĞLU
Savaş
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri