Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Vakaları artan iller: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Mardin, Konya, Bursa, Diyarbakır
Vakaları artan iller: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Mardin, Konya, Bursa, Diyarbakır
İyileşen toplam hasta sayımız 180 bine yaklaştı.
İyileşen toplam hasta sayımız 180 bine yaklaştı.
Anne babaların çocuklarının izlediği videoları bilmiyor
Anne babaların çocuklarının izlediği videoları bilmiyor
“Haziran’da 128 terörist etkisiz hale getirildi”
“Haziran’da 128 terörist etkisiz hale getirildi”
1172 yeni vaka daha tespit edildi
1172 yeni vaka daha tespit edildi
s

YİĞİT CANDEMİR

Bir Avluda Kulağa Vuran Melodi
29 Mayıs 2020 Cuma

“Adını hiç bilmediğim bir gecenin inanılmaz anarşist sabahına uyanmıştım. Parmak uçlarım sanki bütün kıtaları ellerimle çizip ayırmışçasına ağrıyordu, sırtımda Atlas’ınkinden daha ağır bir yük, genzimde çocuklarını yemiş Satürn’ün genzindekinden daha acı bir tatla uyandım. Sanki metaforlar yapmadan duramıyordum şu anda olduğu gibi. Anlaşılma amacı gütmeden, anlatma ve üretme isteğiyle doğmak gibi. Dünyanın bütün önyargılarını bir sepete koyup atmış birileri benim için gece vakti. Sanki daha geniş bir skalaya sahip renkler, daha bir parlak güneş, sanki daha bir acı verici her şey, her şey normalden daha ‘daha’ acılar da, sevinçler de , kederler de. Neden olduğu hakkında bir fikrim yoktu, saçlarıma düşen akları topladıktan sonra ayağa kalktım. Başımı kaldırdığımda gördüğüm manzara karşısında bir benzetme yapamayacak kadar donup kalmıştım. Ne ben ölçebildim yüksekliğini bozuk gözlerimle, ne de bir mimar ölçebilirdi bu tavanın yüksekliğini. Tavan olduğu aşikardı, fakat gözlerin ulaşamayacağı kadar geniş ve uzun bir tavandı bu. Zemin ve duvarlar, ışık rengi mermerden yapılma, duvarlarda mermerin gri damarlı yapısından imzalar vardı. Çok, hem de çok yükseklerde mazgallı pencereler, gün ışığını sanatsal bir biçimde içeriye davet ediyordu. Ne bir ak sakallı, ne de bir tanrı burada yaşamıyordu. Kimindi bu saray, bu dünya, bu sınırları kelimelere sığmayacak güzellikteki yapının mimarı, sahibi kimdi? Başım hiç bu kadar dönmemişti, ense köküm artık yukarı bakmaktan ağrıyana kadar etrafı inceledim. En üst köşeden, en alt mermer kesişimine kadar göz gezdirdim. Varlığımın ağırlığı ve günahlarım buraya sığmıyordu, göğüs kafesimdeki ağrı mermerleri karartıyor, üzerimdeki kasvet dalgası buraya acı getiriyordu. Kalktığım beyaz yataktaki nereden geldiğini bilmediğim sandığa koydum bunları. Cennetten kovulmadan önceki halim gibi hissetmeye başlamıştım. Sanki hala kanatlarım yerinde, ben ise güneşi getirendim. Günah sembolü olmaktan çıkmış, kendi benliğimde seyrettiğim bu hülya alemini bir insan bedeninde izlemek ne kadar da güzeldi….

 O gün o sandığı orada mı unuttum, yoksa ben istemeden mi yine karardı bazı şeyler bilmiyorum. Uyandığımda kanatlarım yoktu, ne bir mermer köşk, ne de yüksek tavanlar vardı. Alabildiğine çığlıklarla dolu bir göğüs kafesi, kızıla çatan gökyüzünün en tepesinde aşağıyı izliyordum. Günahkarların adıma işlediklerini yakarken, kendimden de bir parça yakıyordum. Sanırım her gün, cennetteki kendimi özlemek bir adım yanmaktan daha beterdi…

Bu kez insan olarak uyandım, hiçbir ilahi oluşuma dahil olmadan. Ne bir kanat, ne bir cehennem, ne de bir düşüş yaşamadım cennetten. Sadece insan olarak. Ve en kusurlularından biri olarak sanırım. Kusur dediysem, fiziksel veya zihinsel değil. Duygusal kusur bunlar, bu kez de nötr kalmıştım. O bahsettiğim sandığı bir yerde değil, ta göğsümün en dibinde bırakmışım, günahlarım, pişmanlıklarım, sevinçlerim, aşklarım, terk ediş ve edilişlerim, yalanlarım, aldanışlarım, hatalarım. Her birisi aşağıda kalmıştı. Gereği var mıydı? Elbette vardı. Onları toparlamak, 3 hikayeyi de birleştirmekten geçiyordu. Silah sesleri duyulan bir caddede piyanonun başına geçtim. Uyanmaya çalıştım…

 

İnsan eksik olamazdı, fazlaysa bile fazlalığıyla övünmekten kaçınmalıydı, bir parçanın 200. Tekrarında sıkılmamak gibi. Kendini olduğu kadar övüp, eksikliğini olduğu kadar bilmeliydi. Çünkü en nihayetinde içinde tanrıdan bir parça bulundururdu insan. Ve insan onu kirletmeyi göze almamalıydı.. Ne yaratıcılığı kederle katledebilirdi, ne de aşkı kaçarak. Ne mantığı duyguyla örtebilirdi, ne de duyguları mantıkla. İnsan var olduğu ve var ettiği kadar, sevdiği ve ürettiği kadar, özgür olduğu ve yaşadığı kadar insandır her zaman. Bir başka profile gerek duymasının tek sebebi kendini ifade edebilme biçimini idrak edememe şeklinden kaynaklanıyor. Tabii bir profil elbet seçilebilir, fakat diğer yanlarla çatıştığı zaman bir yere kadar idare edebilir. Eninde sonunda, kendinden kaçamaz insan. Ve kaçtıkları kendisini kovalamış olur. Kendi benliği ve duyguları. Bir şeyi parçalamak, aslında onu çoğaltmaktır. Bir camı kırmak, tek parçadan milyonlarca parça elde etmektir. Tek farkı paramparçayken ellerini kanatmasıdır. Cam hala kendi şeklini korur evren üzerinde. İnsan da öyledir, bir şeyleri paramparça edip varlığından vazgeçebilir, o parçalar ellerini kesebilir, kanlar oluk oluk nehre dönebilir. Fakat,  onlar bir gün elbet o eli kanatır, elbet bir araya gelir, veya getirilir. İnsan ne zaman toparlanacağını ancak gece gökyüzüne baktığında gördüğü yıldızlar kadar net görebildiğinde anlayabilir. Ve insan, asla pes etmeden yaşamalıdır. Sonuçta hayat bu, herkese adil davranmaz. Ve sonuçta bizler kuş değiliz. Her sıcakta soğuğa, her soğukta sıcağa kaçamayız. Ancak var olarak devam edebiliriz. Siz kaçanlardan olmayın, bahaneler yeterince güzeldir, insanı vazgeçirir. Körlük gözlerinin görmemesi değil, gerçeği görmemektir bazen. Kendi gerçekliğini yaratan insanın körden de bir farkı yoktur aslında. Tıpkı, bir avluda yankılanan piyano sesinin kulağı okşayan, ruhu öpen dokunuşu gibidir hayat. İnişli çıkışlı notalar, birbirine ahenkli birleşimler, ve büyük bir sanat eseridir insan. Yaşamasını bilene.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Sosyal Medya Düzenlemesinde Z Kuşağının Fikri Alınmalı
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Mobil Zararlı Yazılımlara Karşı Güvende Kalın
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
“Ove Diye Bir Adam” Film Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Yaşamaya Değer
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Duy Maliye...Gör Ticaret Bakanlığı...BDDK!
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i Anarken (2)
ANKET
Surviovor 2020'de Şampiyon Kim Olur?

1- Cemal Can
2- Nisa
3- Barış
4- Berkan
5- Sercan
6- Elif
7- Yasin

Sonuçları göster Anket arşivi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri