Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Rıza Çalımbay: “Trabzonspor’da büyük hedeflerim var”
Rıza Çalımbay: “Trabzonspor’da büyük hedeflerim var”
Kadınlara kendi kendine meme muayenesi uyarısı
Kadınlara kendi kendine meme muayenesi uyarısı
Merdiven Çıkarken Yorulmaya Dikkat!
Merdiven Çıkarken Yorulmaya Dikkat!
Borsa güne yükselişle başladı
Borsa güne yükselişle başladı
TMO, fındıkta 1 milyar 400 bin TL ödedi
TMO, fındıkta 1 milyar 400 bin TL ödedi

CENGİZ ÖZER

Bekir Coşkun’a sağlık dileklerimle
14 Eylül 2017 Perşembe

 Kısa bir süre de olsa, birlikte çalıştığım usta gazeteci - yazar Bekir Coşkun’un bir süredir sağlık sorunları  yaşadığını, Sözcü gazetesindeki köşesinden izliyorum. Onun bir an önce sağlığına kavuşmasını dilerken, birlikte çalıştığımız günler geçti gözlerimin önünden.
Yıl 1986, Günaydın grubunun Adana’da yayınlamakta olduğu bölge gazetesi Ekspres’in Ankara  temsilciliğine görevlendirilmiştim.
Adana’daki gazeteci dostların büyük bir kısmı “Sen deli misin? Ankara büyük deniz, seni yutar” diyorlardı, ama bendeki bu meslek aşkı, hiç bir korkuya ve tehdide  yer bırakmıyordu.
Başkente doğru yola çıkarken,  “Ankara’nın Ulus semtinde Rüzgarlı Sokak’ta  Uçar İşhanı’nda Günaydın gazetesinin temsilciliği var, oraya gideceksin, Bekir Coşkun’u bulacaksın, biz kendisiyle görüştük, seni bekliyor” demişlerdi.
Ankara’da  Bekir Coşkun’a ulaştığımda, Günaydın grubunun Genel Müdürü Kemal Kınacı da oradaydı ve sanki beni bekliyorlarmış gibi bir tavırları vardı.
“Ekspres’in yönetmeni Alaattin Kutlu seni bize çok övdü. Burada birlikte çalışacağız, en ufak bir sıkıntın olursa bana söylemekten çekinme” demişti.
Bekir Coşkun ile Kemal Kınacı’nın Urfalı olduklarını o gün öğrenmiştim. Yani Günaydın grubunun tepe noktasındaki bu iki isim Urfalı hemşeriydi ve Adana’dan gönderilen çiçeği burnunda gazeteci Cengiz Özer’e sahip çıkıyorlardı.
Ankara basını ile orada tanışmıştım, TBMM’de parlamento muhabirliğine orada başlamış ve  dönemin çok sayıda ünlü politikacısı ile yakın dostluklar geliştirmiştim.
 TBMM’nin renkli simaları Tuncelili Kamer Genç, Gaziantepli Mustafa Taşar, Hakkarili Cumhur Ersümer, Diyarbakırlı Salih Sümer, Mersin’li  Fikri Sağlar, Adanalı Yılmaz Hocaoğlu, Cüneyt Canver... Ve tabi ki Malatyalı Başbakan Turgut Özal ve daha bir çokları...
Gazetecinin büyüğüne küçüğüne bakmıyorlar, sarmalayıveriyorlardı.
Özal’ın yurt içi bir çok gezisine gazeteci olarak katılmıştım.
O zamanlar yasaklı olan Süleyman Demirel’in Güniz Sokak’taki evinde baş başa bir söyleşimi de unutamam. Hataylı politikacı Murat Sökmenoğlu randevuyu ayarlamış, uzun uzun görüşmüştük. 
Özal’a yapılan suikast girişimine en ön sıralarda tanık olmuştum.
Atatürk Kapalı Spor Salonunda Anavatan Partisi (ANAP)’ın genel kurulu vardı.  O zamanlar moda olan parlak gri renkli yeni takım elbisemi giymiştim. Kongre sırasında Turgut Özal’ın konuşma yaptığı kürsünün önünde fotoğraf çekmekte iken, bir anda  salon silah sesleri ile savaş alanına dönmüş ve kendimizi yerlerde sürüklenirken bulmuştuk.
Silah sesleri ile kürsünün altına itelenen Özal, daha sonra yaralanmış elinden akan kanı bir kağıt peçeteyle tutmaya çalışarak tekrar mikrofonun başına geçmiş, o unutulmaz sözlerini söylemişti:
“Allah’ın verdiği canı Allah’tan başkası alamaz.”
Günaydın’ın ofisinde Bekir Coşkun’la birlikte bu suikast girişimini büyük bir panik içerisinde değerlendirmemizi unutamıyorum.
Bekir Coşkun, daha sonra Günaydın grubundan ayrılarak Sabah gazetesine, oradan  da Hürriyet’e geçti.  
Türkiye’nin en çok okunan yazarları arasındaydı.
Usta kalemi, veciz sözleri ve sihirli mesajları ile okuyucunun duygularına tercüman oluyor, okuyucusunu aydınlatıyor, eğitiyor, bilgilendiriyordu.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” demiş, her gittiği gazetede köy sayısını artırarak yazı köşesinde “Dokuzuncu Köy” “Onuncu Köy” gibi başlıklar kullanmıştı.
Ak Parti iktidarının ortalarında Hürriyet gazetesine uygulanan vergi baskısı üzerine buradan da ayrılmış ve Sözcü gazetesine geçmişti.
Ülkenin en usta kalemlerinin toplandığı Sözcü’de Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Uğur Dündar, Rahmi Turan, Saygı Öztürk, Soner Yalçın gibi her birisi kendi alanında marka olmuş isimlerle birlikte çalışıyor.
Son günlerde usta yazarın  bir rahatsızlıkla mücadele ettiği haberlerini izlerken, o günler, böylece gözlerimin önünden akıp gitti.
O  tadına doyulmaz yazılarını yeniden okuyabilmek umuduyla kendisine  acil şifalar diliyorum.

ÖNEMLİ NOT: Köşe yazarımızın biricik kızı; Kastamonu’da geçirdiği elim trafik kazasında Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Yazarımızın yazısı bu acı haberin gelmesinden önce kaleme alınmıştır. Tüm okuyucularımızın bilgilerine sunulur.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Kalite…
CENGİZ ÖZER
CENGİZ ÖZER
Esnaf kardeşim, kurtuluşun bu değil!
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Dünyada milyonlarca çocuk açken...
LEVENT KIZILAY
LEVENT KIZILAY
KALMALI MIYIM, GİTMELİ Mİ NATO ?
AHMET CEM TANER
AHMET CEM TANER
Demek ki olabiliyormuş.
LEYLA ŞAHİN
LEYLA ŞAHİN
Enfes Görüntüleri İle Ölüm Saçan Bitkiler
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri