Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Rıdvan Duran, Basın İlan Kurumu’nda Yakup Karaca’dan bayrağı devraldı
Rıdvan Duran, Basın İlan Kurumu’nda Yakup Karaca’dan bayrağı devraldı
20 yılın ardından 17 AĞUSTOS
20 yılın ardından 17 AĞUSTOS
“Kola, kahve ve kafein bağımlılığına dikkat”
“Kola, kahve ve kafein bağımlılığına dikkat”
“Yeni lastiklerle hemen uzun yola çıkılmamalı, en az bir hafta alıştırma yapılmalıdır”
“Yeni lastiklerle hemen uzun yola çıkılmamalı, en az bir hafta alıştırma yapılmalıdır”
“Kaz Dağları’nda su kaynaklarının kirlenme olasılığı çok yüksek”
“Kaz Dağları’nda su kaynaklarının kirlenme olasılığı çok yüksek”

FERDA HEKİMCİ

Bayram!...
13 Haziran 2019 Perşembe

Zaman zaman bu köşede görüşlerine yer verdiğim Emekli Salih Öğretmen’den mektup var.

Salih öğretmen (ki ben ona geçim Ord. Prof. derim) TÜİK'in son Mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklaması üzerine bayram, seyran dememiş yazmış.

Bayramın ilk günü yazdığı “Bugün Bayram” başlıklı yazıyı aşağıda sizlerle aynen paylaşıyorum:

“Nihayet bayrama ulaştık. Biz emeklilerin, dar ve sabit gelirlilerin geçim derdi zaten bitmez. O zaman yazımız da, bayramın anlam ve önemine uygun olmalı ...

Bu yazı kaleme alınırken TÜİK enflasyon verilerini açıkladı. Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18.71 arttı.TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler %26,75, ev eşyası %24,54, eğlence ve kültür %20,06 ve lokanta ve oteller %19,77 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.

Tüketicinin tenceresinin kapağının üstüne çöken gıda enflasyonu ise yüzde 30 civarlarındaki zirve rakamlarını terk etmiyor!... 

Ama bugün bayram.

Bugün güzel şeyler söylemek gerek...

Damat Bakan, bu verilerin hemen ardından enflasyon rakamlarının, ‘Yıllık bazda hem tüketici enflasyonunda, hem üretici enflasyonunda, hem de çekirdek enflasyonda yakalanan önemli düşüşü ortaya koyduğunu’  ifade etmedi mi?... Üstüne üstlük emekliye daha dün biner Lira verilmedi mi?... 

Her ne kadar geçtiğimiz ay, markette, pazarda; bezelyeyi 6, limonu 7, yeşil, barbunya fasulyeyi 10, eriği, çileği, kirazı, yeni dünya gibi meyvelerin kilosunu 15 TL’den aşağı yiyemediysek de nasıl olsa yaz geldi ya!...

Artık marketi, pazarı güller basar merak etmeyin... Pazarda mahçup ‘yarım kilo’ etiketlerinin yerini hızla ‘bir kilo’ etiketleri alır. Marketlerde ise iki üç çeşit alışveriş yapan tüketiciye ‘bir poşet bedava’ diye promosyonları görmemiz yakındır!...

Ayrıca Ramazan, dünyevi isteklerin, hırsların, arzuları dizginlendiği, açlığın ne demek olduğunun ve yoksulun halinin anlaşıldığı bir fazilet ayı değil miydi?... Peki, geçtiğimiz Ramazan’ın faziletini taa yüreğinde duyan piyasa simsarları da bu memleketin evladı değil mi?... İşte onlar da bu şiardan hareketle ellerini vicdanlarına koyup karlarından fedakarlık yapmış olamazlar mı sanki? Özellikle, iftariyeliklerde; peynirde, zeytinde, reçelde, balda, hele pastırmada!...

Örneğin, fırıncı Nisan ayında tüketiciden aldığı 4 ekmekten sadece birini zam olarak geri aldı!... Ancak, bakın hakkını yemeyin, Ticaret Bakanlığı seçim öncesi ekmek zammını geri aldırmak için her türlü çabayı göstermedi mi?... Eh artık her şeyin bir sınırı vardı. Seçim de bitmişti! O zaman fırıncı da enflasyon karşısında ezdirilmemeliydi değil mi?...

Yine bu yılın Ocak ayında yapılan gıda kodeksi değişikliği sonucu ekmeğin 250 gramdan 200 grama düşürülüp yine bir Liradan satılmasıyla da tüketicin her beş ekmeğinden biri elinden alınmıştı. Ama olsun, böylece ekmek israfı önlenecek ve ulusal ekonomiye önemli katkılar sağanacaktı!

Böylece Ramazan öncesi sadece Ocak-Nisan arası yüzde 56 aran fiyatlar sonucu vatandaşın her iki ekmeğinin biri elinden alınmıştı ama ilgili ve yetkililer ‘serbest pazar ekonomisinin gereklerini’ düşünmüş olamazlar mıydı?...

Ardından, bu durum Ramazan’ın olmazsa olmazı Pideye de yansıtılamasın mıydı yani (!). Nitekim yapılan bir düzenleme ile bu da çözüldü. Ankara'da 2018 yılında 275 gram Ramazan Pidesi 2 liradan satılırken, bu sene gramı artırılarak 300 gram pide 2,5 TL’ ye yani, kilosu 8 Lira 33 kuruşa çıkarıldı. Yani kilosu 8 Lira 33 kuruş… ‘Yumurtalı ve bol susamlı ramazan pidesi fiyatı yurt genelinde kilogramının 10 Liranın üzerinde satılamayacak !!!’

Şimdi bazı çevreler : ‘Fiyatı 10 Liralara dayanan pideye, Ramazan Pidesi mi yoksa, ‘Zamazan’ Pidesi mi denir ?’ şeklinde ‘münafıklık  yapsa da artık bunun takdiri de tüketiciye kalmış...

Zira, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Eskişehir gibi büyük şehirle Halk Ekmek Fabrikalarında pide fırıncı pidesinin yarısından daha ucuz. Kilosu 4 Lira!...

Ulusal Süt Konseyi çiğ süt referans fiyatını Litre başına 2 TL’ ye çıkarsa da, Ankara’ da sokak sütü bile 4 TL olsa da, piyasanın ve ekonominin gereklerini bilen ‘tacir’ bu fiyatı adeta zam rampası olarak kullanıp, kilosunu 29 TL  olan yağsız beyaz peyniri 34,5 TL’ ye, tereyağını 55-65, kaşar peynirini 40-70 TL’ ye doğru roketlese de, bu durum liberal ekonominin, serbest pazarın bir tezahürü olarak da kabul edilemez miydi?...

Liberal Kapitalizm’ in babası Adam Smith, “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” (laissez faire, laissez passer) derken bunu anlatmamış mı idi?...

Şimdi, bazıları; ‘ya et, ya benzin, doğalgaz, ulaşım vb. diyecekler belki de. Bir de Ramazan’da önüne gelen kamu yetkilisinin verdiği ‘görkemli’ iftar sofralarına laf edecek bazı ‘münafıklar’...

Ama bugün bayram!...

Güzel şeyler söylemek gerek...

O zaman yazıyı geçtiğimiz Ramazan’da, düzenlenen şatafatlı bazı iftar sofralarına ithafen güzel bir fıkra ile bağlayalım:

Bektaşi Baba doğal olarak Ramazan’da da oruçlu. İftara az var. Karnı gurulduyor...Baba İstanbul'da gezinirken, padişahın sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir konağın yakınından geçmekte. Bir kalabalık da koşuştura koşuştura o konağa gidiyor. Merak edip koşuşturan zevata sorduğunda ona; ‘Bu konak Padişahın kulu Rüstem Paşa’ya ait, biz de iftara oraya gidiyoruz. Gel sen de takıl’  derler. Baba erenler de canına minnet kalabalığa katılır. Sonunda çok şatafatlı bir konakta, yüzlerce kişiye verilen iftar sofrasında bulur kendini. Baş köşede Rüstem Paşa olmak üzere samur kürklü, ipek mintanlı, kallavi kavuklu şürekanın yanında sofrada o da kendisine bir yercik edinir. Dualar edilir. Top patlar... Kaymağından balına, kebabından, pilavına, zerdesine, mükellef sofraya çalakaşık dalar herkes. Baba erenler ilk hızını alıp karnı doyar gibi olunca bu şık giyimli, alalı valalı grubu süzmeye başlar. Zira, sofrada, bir kuş sütü eksiktir. Yiyecek, içecek, iftariyeliklerle donanmış sofrada, kendine ve yakınlarına bir ömür yetecek envai çeşit yiyecek, içecek vardır. Yanında oturan ensesi kallavi, mintanı ipek ebruli, elmaslı, gümüş tesbihli, altın köstekli zatı muhtereme, iftara katılan zevatın kimler olduğunu sorar. Aldığı yanıt; “Biz Rüstem Paşa’nın, Rüstem Paşa da padişahın kullarıyız” olur...

Bunun üzerine, önce yanındakini, sonra da iftara katılan kallavi zevatı tepeden tırnağa iyice süzen baba erenler, ellerini semaya açarak; “Rabbim, bir padişahın kuluna, bir Rüstem Paşa’nın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak!der.

Bugün bayram!...

Güzel sözler söylemek gerek…”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Zahidem
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
İşletmenizde Veri Güvenliğini Sağlamak İçin 5 Kolay Yöntem
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kryztof Kieslowski Dekalog Dizi Filmleri
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Zaman Kendi Çocuklarını Yutar
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Zamansız Ayrılıklar
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
TARİHİN İLK ŞAİRİ BİR KADIN
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri