Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Yılın En Verimli Genel Yayın Yönetmeni Ödülü yine “UMUT KARAKÜLAH”ın…
Yılın En Verimli Genel Yayın Yönetmeni Ödülü yine “UMUT KARAKÜLAH”ın…
Sivil örgütler 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda
Sivil örgütler 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda
Başkent’te Hukukçular Çocuk Adaleti’ni masaya yatırdı
Başkent’te Hukukçular Çocuk Adaleti’ni masaya yatırdı
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler
Reşadiyeliler “Keşkek ve Ellik Gecesi”nde sıla özlemi giderdiler

DENİZ TALİPOĞLU

Başarmak
15 Nisan 2019 Pazartesi

Bir meslek grubunda bazı isimlerin adını daha sık duyarsınız ve artık o isim size yabancı gelmemeye başlar. Prof.Dr. Erkan İbiş hocamıza ülkemizin en tanınan rektörlerinden biri dersem çok da abartmış olmam. Kendisiyle ilk tanıştığımda öğrencisiydim ve çekinerek konuşmuştum fakat sonra kendisiyle birkaç kez daha karşılaştığımda, onun için asıl olanın samimiyet ve açık sözlülük olduğunu fark ettim. Bir kere sizi tanıyıp sonra karşılaştığınızda unutan isimlerden hiç değil, mesleğinize, isminize kadar hatırlar ve mutlaka sizinle sohbet eder.
Ama kesin kuralı var gereksiz iltifattan hoşlanmıyor…
 Röportaj için gittiğimde de yine güzel bir şeyle karşılaştım, yüksek lisansımı yaptığım Ankara Üniversitesi Birleşmiş Milletler yaptığı 2019 Dünya Üniversite Etki Sıralamasında çıkartılan on yedi hedefin on birinde ilk yüze ve ilk iki yüze girerek ülkemize yeni bir gurur yaşattı. Bu gurura tanık olarak gerçekleştirdiğim bu samimi röportajı kaçırmamanızı öneriyorum. 
Şimdiden keyifli haftalar dilerim…
İyi okumalar… 
D.T.: Sizi tanıma şansına sahip olmamış okurlarımız için kısaca anlatır mısınız? Kimdir Prof.Dr. Erkan İbiş?
E.İ.: Trabzon doğumluyum, memur bir ailenin sekiz çocuğunun beşincisiyim. Liseye kadar olan tüm eğitim hayatım Trabzon’da geçti. Hacettepe Tıp Fakültesi’ni kazandıktan sonra Ankara’ya geldim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ile de akademik kariyerim başladı. Başhekim yardımcılığından, rektörlüğe kadar uzanan bir yolda idari görevlerde bulundum. Yaklaşık 25 yılım yöneticiliğin her alanında geçti. 
D.T.: Öğrencilerinizle mutlaka komik anlar yaşamışsınızdır, bugüne kadar yaşadığınız en komik anınız nedir?
E.İ: Öğrencilerimle yaşadığım her an, yaptığımız her etkinlik bir anı. Örneğin, geçtiğimiz günlerde gittiğimiz Çanakkale gezisi, bunlardan bir tanesi. Çanakkale Şehitler Abidesi önünde üç yüzden fazla öğrencimiz bir gösteri tertiplediler, İstiklal Marşımızı söyledik, üniversitemizin marşını söyledik, Onuncu Yıl Marşımızı söyledik, ardından ben de kısa konuşmamı yaptım, heyecanlarına dahil oldum ve çok da keyifliydi. İlk defa Çanakkale’yi gören öğrencilerimizin sayısı da epey fazlaydı. Orada öğrencilerin ne kadar ülkelerine sahip çıktıklarını ve geleceğe dair sorumluluklarına hazır olduklarını görüp gurur duydum. Buna ek olarak okulumuzun, öğrenci topluluklarına da mutlaka vakit ayırıyorum. Tıp fakültesindeki öğrencilerimle de pek çok güzel anım var ama bir tanesiyle sınırlayamam, tüm öğrencilerim beni gülümsetiyorlar. Yeni gençlik çok çok iyi, değer yargıları çok önde bir nesil yetişiyor. Kurumsal ve bireysel davranış bakımından çok öndeler ve Atamızın da dediği gibi bir nesil geliyor. 
D.T.: Güçlü protestolara maruz kaldınız ama gördüğüm kadarıyla hiç yılmadınız, yeni neslin çabuk   pes eden yapısını göz önünde bulundurursak nasıl bu kadar sağlam durabiliriz?
E.İ: Her şeyin başı bilgi ve hakikat, bunlara ek olarak ise inanmak, kararlılık ve cesaret geliyor. İşinizi doğru yaptığınıza inanıyorsanız, hakkaniyetli davranıyorsanız ve bu doğrultuda kararlıysanız o sizi acımasızca, haksızca ve mesnetsizce eleştiren herkesin karşısında dimdik ayakta kalabiliyorsunuz. Ama insansınız başlangıçta tabii ki üzülüyorsunuz. Nedenini mutlaka sorguluyorsunuz, canınız sıkılıyor. Fakat benim her zamanki prensibim şudur, başımı yastığa koyduğumda, belirli ilkeler içerisinde davranışlarımı değerlendirip, “Doğru yaptım mı, yapmadım mı?” muhasebesi yaparım. Bu ilkelerin başında da ülkemizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün bizlere açtığı yolda, bıraktığı temel ilkeler var. Vatanımızı, bayrağımızı sevmek ve korumak var. Kurumsal olarak baktığımda, temel ilkelere uyuma, liyakat ve etik değere bağlı olan kimseyi haksızca eleştirmedim. Özellikle öğrencilerimizi sadece bir diploma değil de insani donanımları gelişmiş bir şekilde mezun etmek de hedeflerimden bir tanesi. Bunları başardığımda, ertesi gün aldığım tüm negatif eleştirileri unutuyorum. Unutmadıklarım da mutlaka oldu ama, mesleki hayatımda bir elin parmağını geçmez. Bir öğrencimiz kadar bir öğretim üyemizde bu konuda mutlaka cezasını görmüştür. Ayrımcılık yapmadım. Örneğin geçtiğimiz günlerde, Veterinerlik Fakültesi mezunu bir öğretim görevlimizin, yapmış olduğu cinsel saldırı sonucunda, kendisinin derhal üniversitemizle ilişiği kesildi ve cezası verildi.  Bu tür davranışlara asla müsaade etmeyen, yasaların bize verdiği yetki çerçevesinde önlemini aldık. Ayrıca çoğu okulda belki yoktur ama, okulumuzda Cinsel Tacizle Mücadele Birimi var. Biz bu açıdan da ilerideyiz. Mutlaka bu tarz insanların cezalandırılmaları için çalışıyoruz. Elbette bu cezalara maruz kalanların hedefi oluyor ve acımasız eleştirilerini duyuyorsunuz ama günün sonunda doğru olanı yaptığım için, pes etmiyorum. Bunu onların, ifade özgürlüklerine bırakıyorum lakin, hakaret, iftira ve küfür içermedikçe özgürlüğüne bırakıyorum. Bana beceriksiz diyebilirsiniz, bunu üniversitenin çeşitliği sayarım. Beni en çok rahatsız eden şey ise gereksiz iltifatlardır, bazen eleştirilerden daha çok rahatsız ediyor. Ben okuldaki akademik personelden, idari personele ve öğrencilerimize kadar herkesin haklarını korumakla sorumluyum, bu sınırlar içerisinde kuralları dağıtmadan ailemizde olan herkese de olumlu yaklaşırım. 
Bugün yine çok güzel bir araştırmanın konusu olmuşuz ve dünyada otuz bin üniversite arasında üniversitemiz insani değerler, cinsiyet eşitliği gibi önemli konularda ilk yüze, ilk iki yüze girmiş. Bu tarz başarılar beni ayakta tutuyor ve pes ettirmiyor. 
D.T.: Yurtdışında bir konferanstayız, 50 ülkeden rektörler gelmiş ve ben x ülkesinin rektörüyüm, size sorsam Türkiye’yi bana nasıl anlatırdınız?
E.İ.: Sık sık başıma gelen bir olay aslında, insanların Türkiye algısı o kadar farklı ve yanlış ki. Bunu karşılaştıklarımın cehaletine veriyorum çünkü her ne kadar kötü bir eğitim sistemimiz var diye eleştirilse de bugün Türk insanı mutlaka dünya ülkelerini doğru tanımayı öğrenerek bir yerlere geliyor.  Biz eskiden Yugoslavya’nın kömür havzasını bile bilirdik, dünyayı bilerek mezun olurduk. Ülkemizin çağdaş, demokratik bir ülke olduğunu bilmeyenler var, bizim kadar donanımlı değil çoğu. Türkiye’yi tanımıyorlar ve sizi toplantılarda söz aldığınızda sizi izliyorlar. Özellikle buradaki en önemli konu ise kadın figürü, özellikle kadınların anlatma yetenekleri çok daha iyi olduğu için bu tür etkinliklerde daha güçlü bir rolleri var. Fakat enteresan bir algı var rektör yardımcımız bir etkinliğe gittiğinde, nasıl izin aldığı sorgulanıyor. Bizi çöllerde yaşayan, üç beş eşli bir ülke sandıkları için, kadınları gördüklerinde inanamıyorlar. Bizi Ortadoğu ülkeleri ile karıştırıyorlar ve onlara benzetiyorlar. Ama ben anlatıyorum, Atatürk’ün kurduğu modern, eşitlikçi ve çağdaş bir cumhuriyet olduğumuzu mutlaka anlatıyorum. Osmanlı’nın köklerimiz olduğunu ancak bugün, kadın haklarının ilk verildiği ülkelerden biri olduğumuzu mutlaka anlatıyorum.  1924 öğrenim hakkı, seçme ve seçilme hakkı gibi. Daha önce gördükleri olumsuzluklarla bizi kıyaslamamaları gerektiğini mutlaka anlatıyorum. Başarılarımızı ve gerçekleştirdiklerimizi anlatıyorum. 
E.İ: Ufak bir anımı anlatayım dilerseniz…
D.T.: Elbette hocam.
E.İ.: 1990’da Amerika’da bir hastanede gönüllü çalışıyorum, sabahın yedisinde bir toplantıda bir vaka ile ilgili tartışılırken, hastane yöneticisi bana da söz verdi. Vaka da tanısı koyulamayan hastalardan. Görüşlerimi bildirdim, oturdum ve sonrasında sorular gelmeye başladı, -tam da Irak savaşı dönemindeyiz- “Sen Türk’sün değil mi? Kaç eşin var? Genelde nerelerde yaşıyorsunuz?”, o yıllarda da evli değilim ve tek eşimiz olabileceğini söyledim şaşırdı, apartmanda yaşadığımızı söyledim bir daha şaşırdı ama ben sorunun sebebini anladım, tekrar söz aldım ve sordum, “Sizde kaç kadın akademisyen var?”. İki- üç akademisyen sayabildi ama ben bizde bu oranın üniversite bünyesinde %43 olduğunu söylediğimde de çok şaşırdı ve espriyle geçiştirmek istedi. Bu noktada ülkemizin pek çok noktada aslında daha ileri olduğunu söyledikçe hayran kalıyorlar. 
D.T.: Programınız çok yoğun ve ailenize vakit ayırmanızın güç olabileceğini tahmin ediyorum ama en son ne zaman beraber vakit geçirdiniz ve hangi filmi sinemada izlediniz?
E.İ.:  Aileme çok düşkün bir insanım ama sinema konusunda çok iyiyim diyemem. Fakat bir hafta önce kızım İngiltere’den master eğitiminden geldi ve ailece güzel bir akşam yemeği yedik dördümüz. Bu biraz da iş yoğunluğumla alakalı, her ne kadar evcimen bir insan olsam da çoğu önemli etkinliğe iştirak etmek durumundayım. Örneğin yabancı misyonda ülkemizi temsil etmek, iş dünyası ile bir araya gelmek gibi. Bu hususta ailemle vakit geçirme konusunda belki çok iyi değilim ama çok da kötüyüm denilemez. Mesela bir Pazar kahvaltıyı ben hazırlamak isterim. Bazen beğenilmese de değişik tatlar denemeyi, yemekte keşif yapmayı çok seviyorum. Bir yufkadan pizza yapmayı, üstüne değişik şeyler koyarak denemek çok hoşuma gidiyor. Böyle şeylere vakit ayırabilmeyi seviyorum. 
D.T.: Son olarak işsizliğin hızla arttığı bir dünya ile karşı karşıyayız, artık gençler tutkularının değil de hayatta kalmanın peşinde gidiyorlar, siz bugün tıp doktoru olmasaydınız ve seçim yapacağınız yaşta olsanız hangi mesleği seçerdiniz?
E.İ.: Üniversite sınavına girdiğim yıl on sekiz tercih yapılıyordu ve babam ilk sıraya tıp yazdı, gerisini sen yaz dedi on yedi mühendislik yazdım ama ilk tercihimi kazandım. Sonrasında tıp fakültesini ve mesleğimi sevdim, çalıştım. İnsan severek çalışırsa her mesleği doğru şekilde yapar. İnsan kendisini eğitebilen bir canlıdır, sevmiyorum dediğiniz şeyleri değil de nötr başlayıp, sevebilirim dediğiniz her alanda başarılı olabilmeniz gerçekten mümkün. Bu bağlamda mesleğimi sevdim ve sanıyorum başarılı oldum ki üç dönem seçimle geldim, şu anki konumuma. Hekimlik konusunda fena değilim belki alanımda şu an geri kalmış olabilirim ama sanırım yöneticiliği daha çok sevdim. Her zaman yöneticilik pozisyonlarında başarılı olduğum için de hep eklenerek yenisi geldi. Ama spesifik olarak yöneldiğim tek bir meslek olmadı mesela doçentlik yıllarımda tekrar sınava girdim ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım, bir ara pilotluğa ilgi duydum, bir ara ekonomi- finans, bir ara sanat tarihine, arkeolojiye ilgi duydum. Geriye dönüp baksam ve o günkü koşullar bugünkü koşullar olsa galiba arkeolojiye daha yakın olurdum ve tıp doktoru olmazdım. Arkeoloji bilim olarak beni çok heyecanlandıran bir bilim dalı. Yeniliğe ve yeni şeyler bulmaya dönük alanlar benim daha çok ilgimi çekiyor. Bu bağlamda farklı disiplinlerde çalışabilirdim. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Yenilenebilir Enerji Neden Daha Ucuz?
M. TURHAN İMAMOĞLU
M. TURHAN İMAMOĞLU
Gerçek Soyguncular Kim?
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
11 Yeni Film Vizyona Girdi
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Taneyle, gramla, dilimle!...
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
“Ergenlik Dönemi” Pozitif Yaklaşımla Yönetilebilir
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Sosyal Medyadan Uzakta Geçen Birkaç Aydan Sonra…
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri