Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
TTB: “Meclis Genel Kurulu’na sunulan ve santrallere ‘kirletme izni’ veren girişim iptal edilmeli”
TTB: “Meclis Genel Kurulu’na sunulan ve santrallere ‘kirletme izni’ veren girişim iptal edilmeli”
1. Beton Yollar Kongresi ve Sergisi ile “beton sektörü” buluştu
1. Beton Yollar Kongresi ve Sergisi ile “beton sektörü” buluştu
Başkentliler Ankara’nın şehirleşme sürecine şahit olacak
Başkentliler Ankara’nın şehirleşme sürecine şahit olacak
“Su yönetimlerinin risk analizi yapması ve alternatif  stratejiler belirlenmesi gereklidir”
“Su yönetimlerinin risk analizi yapması ve alternatif stratejiler belirlenmesi gereklidir”
MAN ve PİMEKS’e İÇASİFED ziyareti
MAN ve PİMEKS’e İÇASİFED ziyareti

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

Bahman Ghobadi “Kaplumbağalar Da Uçar” Filmi
9 Ağustos 2019 Cuma

Eski bir Kürt hikayesine göre, gölde yaşayan bir kaplumbağa, her gün etrafında kanat çırparak yükselen kuşlara özenip uçmayı, gölün karşı kıyısına geçmeyi diler. Dileğini kuşlara söyler, kuşlar da: “Uçabilirsin, kaplumbağalar da uçar” diye yanıtlar. İki kuş kaplumbağaya bir dal uzatır ve ağzıyla dala sımsıkı tutunmasını söylerler. Kaplumbağa tutunur. Kuşlar havalandıkça adım adım geçen ömründe hiç çıkamadığı kadar yükseklere çıkan kaplumbağanın şaşkınlık ve heyecandan ağzı açık kalır. Ağzını açmasıyla birlikte dalı bırakır ve göle düşer. Hayatının ne bir adım gerisine ne de ilerisine. Sırtında koca bir kambur gibi taşıdığı yüküyle, eviyle, ocağıyla, usul usul yaşadığı, ait olduğu dünyasına geri döner. İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadı’nin hem senaryosunu yazıp hem de yönettiği bu film İran sinemasının son yıllarda çıkardığı belki de en iyi film. Türkiye-Irak sınırında Amerikan işgali altındaki bir Kürt mülteci kampında yaşayan çocukların sefalet acı ölüm tehlikesini anlatıyor. Savaşın ortasın da yaşayan bu çocuklar modern dünyanın diğer çocuklarından oldukça farklı onların sıcak bir yuvası üzerlerine şefkatle titreyen aileleri eğitim alabilecekleri okulları yok. Hayatlarını patlamamış mayınları toplayıp satarak kazanıp bir çoğu kollarını bu işte yitirmesine rağmen ağızlarıyla da olsa mayınları toplayıp para kazanma derdindeler.13 yaşındaki Uydu lakalplı çocuk kampta İngilizce bilen tek kişi ve kamptaki çocuklarında lideri. Uydu kampa yeni gelen 14 yaşında ki küçük anne Agrin’e umutsuzca ve çocukça bir masumiyetle aşık fakat Agrin’in geçmişi büyük bir trajedi ile dolu (filmin kilit noktalarından biri bu kızın hikayesi) ve intihar etmek istemekte fakat bir türlü cesaret edememektedir. 
Yönetmen bizlere mülteci kamplarında tank hurdaları ve yırtık çadırlarda yaşamanın zorluğunu etkileyici bir biçimde kullandığı sinematografisi ile hissetiriyor. Filmdeki plan sekanslar ne sanatsal kaygılarla gereğinden fazla uzun tutulmuş nede iyi bir görsellik oluşturulmak için gereksiz kamera hareketlerine renk tonlamalarına yer verilmiş her şey olması gerektiği gibi yönetmen böylesine bir savaş ve sefalet de bile masumiyetlerini hiç yitirmemiş çocukların gözünden harika bir oyuncu yönetimi ile anlatıyor. Oyuncular savaşın ortasında bulunan halkın içinden seçilmiş ve bunun için en ufak bir oyun hissi yaratmıyorlar. Yönetmen filmin her karesinde oyunculukları ve sinematografiyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş ve izleyici filmin başlangıcından itibaren savaşın ortasında mayın toplayan bir çocuk haline dönüşüyor. Filmin müzikleri çok kısa bir yer tutsa da sarsıcı etkisi izleyicinin anında gözlerinin dolmasına sebebiyet veriyor. Yönetmen filmin hiçbir noktasında duygu sömürüsüne başvurmamış üstelik film bir çok defa düşünmeye sevk ediyor insanı ister istemez pazarlarda sebze meyve gibi satılan ağır makinalı silahlar roketler baskıcı bir diktatör ile işgal korkusu, eğitim alamayan her an köle gibi çalışan ve despotların oyuncağı olan çocuklar istikrarsızlık belirsizlik sefalet sonu görünmeyen dipsiz karanlık bir kuyu işte Irak’ın durumu. Üstelik bunlar kıtalar arası bir mesafede değil hemen komşumuz olan bir ülkede oluyor gerçekten düşünmeden edemiyor insan film insanı bir çok yönden etkiliyor düşündürüyor sarsıyor. Filmin sonunda yaşananlar ise kaplumbağalar da uçar hikayesinin mecazen gerçekleşmesiyle biter. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
“Ameliyatsız Güzelleşme”ye İlgi Artıyor
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Demir ve Demir Dışı Metal İhracatı Eski Günlerine Dönüyor
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Kanayan Yaram “13 Kasım”
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Ekonomi - Mekonomi
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Sanata Aşık Bir Ses “Eda Şimşek”
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Bağdadi Öldü
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri