Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
3. Dünya Savaşı “koronavirüs”le başladı
3. Dünya Savaşı “koronavirüs”le başladı
“Sıcak havalarda  gebelik kâbusa dönüşmesin”
“Sıcak havalarda gebelik kâbusa dönüşmesin”
“Artık galibiyetlere başlayacağız”
“Artık galibiyetlere başlayacağız”
Meclis yeni yasama yılına hazırlanıyor
Meclis yeni yasama yılına hazırlanıyor
Bankacılıkta yeni dönem başlıyor
Bankacılıkta yeni dönem başlıyor

AHSEN ARAL UYAR

Avrupa Erkeği Neden Daha Kibardır?
27 Mayıs 2020 Çarşamba

 

Artık günler evlerde geçiyor. Hal böyle olunca kadınlar kocalarının kaba, erkekler de karılarının dırdırcı
tiplere dönüştüğünü düşünüyor. Belki de sadece azalan tahammüllerimiz ile ilgili sorunumuz var.
Avrupa erkeğinin Anadolu erkeğinden daha kibar olduğu, karısına karşı daha medeni davrandığı
malum. Acaba bunun nedeni Avrupa’daki daha iyi eğitim, daha yüksek milli gelir seviyesi, geçim
sıkıntısı çekilmemesi ve dolayısıyla erkeklerin baskılanmaması gibi şeyler mi? Ya da çok daha başka ve
köklü nedenler mi var?
“Suyu Arayan Adam” adlı kitabında Şevket Süreyya Aydemir hayatının değişik mecralarını anlatırken,
I. Dünya savaşı yıllarında Anadolu köylerindeki çoğu evin ortak mimarisini şöyle aktarır;
“Bunların içinde sığırlar, davarlar, ilkel yemlikler boyunca sıralanırlar. Bir köşeye yerden az yüksekçe
dört köşe bir seki yapılmıştır. Burası, insanların yeridir. Hayvanların nefesi, gübresi, hep beraber
yaşanılan bu dam altını ısıtır…..Bu sedir veya sekinin ortasına bir tandır çukuru kazılmıştır. İçinde
hayvan tezeği yakılan bu tandırın kızgın duvarlarına yapıştırılarak, yahut da üzerine konulan bir sac
üstünde yufka veya tandır pidesi pişirilir….Uyku saati gelince tandırın üstüne dört ayaklı bir küçük
sehpa konur. Onun üzerine de ağır bir yorgan yayarlar. Yorgan açılınca bütün sekiyi kaplayacak kadar
geniştir…Bütün aile halk; analar, babalar, gelinler, damatlar, kızlar, oğlanlar onun bir ucunu birer
tarafından üstlerine çekerek çevre olur ve ayaklarını tandır çukuruna doğru uzatırlar. İçinden ateşi
alınmış tandırın ılıklığı bütün yorganın altına yayılır. Aile halkı bu tek, ağır örtünün altında hep bir
arada uyur yahut hep bir arada gece hayatı yaşarlar.”
Eşleriyle beraber özel hayatlarının olabileceği evleri bir kenara bırakınız, ısınmak için hayvanının
gübresinden başka bir kaynağı olmayan ve kışın hayatta kalmak için değil akrabalarıyla hayvanıyla bile
aynı ortamda uyumak zorunda kalan bu insanların, karılarını veya kocalarını hayvandan biraz daha
hallice görmekten başka imkanları var mıydı? Bu ortamda erkek ve kadın nasıl birbirlerine karşı kibar
olabilirlerdi? Bizde Osmanlının Anadolu insanına bakış açısı nedeniyle 1940lara kadar sürmüş bu
sefaleti Avrupalı Ortaçağ sıralarında yaşamıştı. Onlar davarlarıyla değil, domuzlarıyla aynı dam altında
beraber yaşıyorlardı. Ağalık gibi toprak insanının ruhunu yiyip bitiren müesseselerin erkenden
ortadan kaldırılması ile daha çok domuz yetiştirirse daha çok parası olacağını gören Avrupalı, sayıları
giderek artan domuzlarıyla aynı eve sığmayınca onlara ayrı dam yaptı, kendi damını birkaç kısma
bölüp gece her odada ateş yakabilecek yakıtı olunca da oda kavramına geçti. Karı kocalar kendilerine
ait odalarda gecelemeye başlayınca, evvelden ortak damın altında kadınlık vazifesini kaskatı yerine
getiren kadınlar kocalarına karşı sevecen olmaya başladılar, babası yanında yatarken kocalık vazifesi
yapmak zorunda olan adamlar da rahatladılar, dolayısıyla kadınına karşı kibar olabilen erkekler ortaya
çıktı. 1800lerin sonu ve 1900lerin başında evlerin soba, kalorifer gibi kaynaklarla ısıtılmasını
sağlayabilince de insanlar evlenince aileden ayrılarak kendi evine geçmeye başladı. Kadın ile erkeğin
baş başa geçirdiği vakitler artınca ilişkiler bir kere daha kademe atladı, erkekler kadınlara karşı daha
bir kibarlaştı.
Ancak biz Anadolu insanı, maalesef ortak damdan geçtiğimiz yüzyılda, Atatürk’ün başlattığı süreçler
sayesinde kurtulduk. Evlenilince ayrı eve çıkılması ise ülke genelinde son 20-30 yılda tartışılmaz oldu.
Çocukluğumda mahallemizde bir tanıdığımızın oğlunun nişanlısı yüzüğü atmıştı (eskiden hayatımızda
yüzük atmak gibi enteresan tabirler vardı, yüzüğü nereye atıyorlardı acaba?). Annemle beraber

geçmiş olsun ziyaretine gittik, kız tarafı çiftin evlenince ayrı bir eve geçmelerini istemiş, fakat erkek
tarafı geri adım atmayınca nişan bu yüzden bozulmuştu. İçeri odadan gelip muhabbetimize karışacak
kadar kafasının tası atmış olan annemin arkadaşının kocası, ucuna iliştiği kanepeden henüz geçmemiş
bir sinir ile sabık gelin adayına gıyabında bağırıyordu; “Burası tertemiz ev, buraya gelsen ne olurdu?”.
Etrafa bakındım, ev gerçekten her zamanki gibi tertemizdi, teyzemiz titiz kadındı, fakat ev ahalisi
kalabalıktı ve bu evde ortak yaşam biraz zor olabilirdi. Ama parasız ya da evlenecek oğula ayrı ev
açamayacak halde olmamalarına rağmen beraber yaşamak onlar için tartışılmaz bir kuraldı.
Aynı çatı altında cümle alem birlikte yaşanan nesillerde insanlar birbirlerine karşı daha acımasızdır. Bir
arkadaşımın annesi, 1970lerde yaşadığı bir durumu anlatmıştı. Köy yerinde yine sülalece birlikte
yaşanılan bir eve gelin gitmişti, çocuğunu doğurduğunda bel fıtığı geçirmiş ve yürüyemez olmuştu. O
kadar kötü bir halde idi ki, şehirde doktora götürülecekti. Ekin zamanı ve evdeki çoluk çocuk dahil
bütün kadınlar tarlada olduğundan bebekte anne ile gelmişti. Hastanede kocası hazır şehre gelmişken
halledilmesi gereken başka bir iş için ayrılmış, kayınpeder hastanede kalmış. Doktor röntgen gibi o
zamanlar için pahalı görüntülemeler isteyince, teyzemizin sonradan öğrendiği üzere kayınpeder
gizlice doktorun odasına girerek bu masraflara gerek olmadığı ve tarlada çalışmak istemeyen gelininin
numara yaptığını söylemiş. Kadıncağız bu olup bitenden habersiz yatarken iki hemşire yanına
gelmişler, birisi kadına iğne yapacağını söylerken diğeri bebeği alıp odadan çıkmış, hemen akabinde
bebekten bir çığlık ve koridordan “bebek yere düştü” sesi yükselmiş. Anne sedyeden fırlamış,
koridora doğru koşarken iki adım sonra tutmayan bacaklarının üzerine yere yığılıp sürünerek
ilerlemeye çalıştığında onu kucaklayan hemşire koridora “Yok anam, bu numara falan yapmıyor, getir
bebeği” diye seslenirken teyzemize de “Bacım senin bebeğin düşmedi, sadece çimdikledik,
kayınbaban numara yaptığını söyledi de doktor beyle doğru mu diye bakalım dedik” deyivermiş. Bu
hikâyedeki kayınpedere de doktora da hemşireye de saydırabiliriz sayın okurlar. Ama kayınpeder,
yani hayatı boyunca karısıyla iki çift laf edememiş ve onunla baş başa bir yemek yiyememiş olan bu
adamın başka türlü bir hayatı olsaydı, kadınlarına karşı bu kadar acımasız olur muydu hiç
sanmıyorum. Kalpsiz ve bencil bulduklarınızın hayat hikayelerini bir kurcalayın, daha çocukluk
yıllarında taşlaşmış yalnızlıklar bulabilirsiniz.
Şu dönemde tartışsanız da birbirinize sinir olsanız da erkeğinizle beraber vakit geçiriniz sevgili
kadınlar...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i Anarken… (14)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
İsimlerin Etkisi
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Yine Halkı Zehirleyen Gıda Sahtekarları Açıklandı. Sonuç?
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Enerji Tüketiminin Yüzde 35’i GES ile Karşılanacak
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Hak, Hukuk, Demokrasi ve Maske...
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Hayat Yaşamak İçindir!
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri