Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Bakan Selçuk: ''21 Eylül'de aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime başlanacak
Bakan Selçuk: ''21 Eylül'de aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime başlanacak
CHP'li Kaya: 'Meclis toplansın, MEB'e ek bütçe verilsin'
CHP'li Kaya: 'Meclis toplansın, MEB'e ek bütçe verilsin'
Kırsalda kalkınmayı hedefleyen projeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderildi
Kırsalda kalkınmayı hedefleyen projeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderildi
Gençlerbirliği’nin ilk transferi Diego Angelo
Gençlerbirliği’nin ilk transferi Diego Angelo
Rusya’dan ‘turizmin başkenti’ne bir günde 80 uçak geldi
Rusya’dan ‘turizmin başkenti’ne bir günde 80 uçak geldi

FATMA GÜL ÖZDOĞAN

“Arkadaşımın Evi Nerede?” Filminin Analizi
30 Temmuz 2020 Perşembe

Arkadaşımın Evi Nerede?  1987 yapımı Abbas Kiyarüstemi filmidir. Film, bir köy okulunda okuyan sekiz yaşındaki Ahmet’in, yanlışıkla aldığı sıra arkadaşı Muhammet Rıza’ya ait defteri her ne pahasına olursa olsun ona ulaştırmaya çalışmasını anlatır. Arkadaşımın Evi Nerede? Köker adlı bir köyde, gerçek mekanlarda çekilmiştir. Köyün doğal yaşantısı da filme yansımıştır. Bu sebeple film eleştirmenleri tarafından Kiyarüstemi’nin Ve Yaşam Sürüyor ve Zeytin Ağaçlarının Altında filmleri ile birlikte Köker Üçlemesi’ne dahil edilir. Bu üç filmin ortak özelliği, hikayelerinin aynı köyde geçmesidir. Film özellikle çocuklara bakışı açısından oldukça değerlidir. Yalın bir dille, hikayeyi çocukların gözünden anlatmayı başarmış; büyük sözler etme derdine düşmeden her şeye rağmen kendi bildiği yoldan şaşmayan Ahmet’in direngenliği ile oldukça küçük ama bir o kadar kuvvetli olan umut ışığını bugüne kadar ulaştırmayı başarmıştır.
1979 yılında İran’da gerçekleştirilen İran İslam Devrimi, ülkeyi birçok yönden etkilemiştir. Sinema da bu etkinin uzağında kalamamıştır. Aksine darbeden hemen sonra kısa bir süreliğine dahi olsa İran’da sinema yasaklanmıştır. Ardından sinemanın insanları etkileme gücünü keşfeden yönetim çeşitli kısıtlamalarla birlikte sinema filmlerinin çekilmesine ve gösterilmesine izin vermiştir. Bu kısıtlamaların kapsamının bir hayli geniş olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, rejime muhalif, farklı ideolojilerde filmler yapmak yasaklanmış ve sıkı bir sansür mekanizması getirilmiştir. Uzun bir süre kadınların beyazperdede görünmesine izin verilmemiş, insanları “yozluğa” ve “ahlaksızlığa” sürükleyebilecek öğeler sansürlenmiştir. Bu da İranlı film yönetmenlerini daha bireysel ve yalın hikayeleri yöneltmiş, kameralarını yetişkinlerden ziyade çocukların dünyalarına çevirmelerine sebep olmuştur. Fakat bu eğilim dönemin yönetmenlerinin ülkeden yaşananlara duyarsız kaldığı ve tamamen kendi bireysel hayatlarına odaklandıkları anlamına gelmemektedir. Aksine, anlattıkları hikayeler üzerinden dönemin toplumsal ve kültürel ortamını imgesel bir şekilde filmlerine yansıtmışlardır. Arkadaşımın Evi Nerede? filmiyle Kiyarüstemi de bu eğilimdeki filmlerin oldukça güzel ve etkileyici bir örneğini seyirci ile buluşturmuştur. Film birçok festivalde gösterilmiş, Kiyarüstemi’nin ve İran Sinemasının dünyada daha fazla bilinir hale gelmesini sağlamıştır.
Film, sınıf öğretmeninin küçük bir köy okulundaki uğultulu bir sınıfa girişiyle açılır. Tüm çocuklar kendi sıralarında oturmakta ve aralarında konuşmaktadırlar. Öğretmen sınıfa girer girmez söylenmeye başlar. Öğrencilerin verdiği tepkiler ya da neyi, niçin yaptıklarını umursamaz görünmektedir. Uzun bir söylevden ve geç kalan öğrencisini azarladıktan sonra ödevleri kontrol etmeye başlar. Sıra Muhammet Rıza’ya geldiğinde Rıza’nın ödevini defterine değil, bir kağıda yaptığını görür ve yine uzun bir söylev çeker. Çocuğun ödevini yapmış olmasının ya da deftere yapmama gerekçesinin öğretmen için hiçbir önemi yoktur. Onun istediği şey, öğrencilerine verdiği ödevin kendi istediği zaman, kendi istediği şekilde yapılmış olmasıdır. Niçin istediği şekilde yapılmasını istediğininin mantıklı bir açıklamasını öğrencilerine sunmak gibi bir derdi yoktur. Bu açıklamayı yapmaya giriştiğinde ise en önemli şey olarak disiplini gösterir. Disiplin ise öğretmenin tek başına koyduğu kurallara itaat etmek anlamına gelmektedir. Öğrencilerinden kendi otoritesini mutlak olarak görmelerini ve bunu sorgulamadan kabul etmelerini istemektedir. Öğrencilerin içinde bulunduğu sosyal koşullara karşı da oldukça duyarsızdır. Dinlemeye kapalı, öğrencileri ile özne-nesne ilişkisi kuran bir öğretmen modelidir. Bu noktada “öğrettiği” konuların çocukların hayatına ne kadar değdiği de büyük bir soru işaretidir. Tüm sınıfın gözü önünde Rıza’nın ödevini yırtarak, çocuğun tüm çabasını boşa çıkarır. Öğrencisinin incinmesi, sınıfın içinde ağlaması da ödevden önemli değildir. Öğretmen, bu durum bir kez daha yinelenirse Muhammet Rıza’yı okuldan atmakla tehdit eder.
Ahmet ise tüm bu yaşananlar sırasında bir gözlemci konumundadır. Konuşmalar, daha doğrusu öğretmenin monologları sırasında, bir sıra arkadaşına bir öğretmenine bakmaktadır. O anda tepki vermez fakat daha sonra içine girdiği uğraş, durumu tüm açıklığı ile idrak ettiğini ve en az Muhammet Rıza kadar etkilendiğini gösterir. Ahmet öğretmeninin antitezi gibidir. Onun aksine çevresine ve çevresindeki insanlara oldukça duyarlıdır. Bu duyarlılığın ilk emaresini filmin daha ilk başlarında görürüz. Sınıftan çıktıklarında sıra arkadaşı yere düşer ve Ahmet onun kalkmasına yardım ederek, üzerini temizler. Daha sonra eve gidip ödevini yapmak için çantasını açtığında, yanlışlıkla Rıza’nın defterini aldığını fark eder. O andan itibaren tek amacı o defteri Rıza’ya ulaştırarak okuldan atılmasını engellemektir. Fakat çevresindeki diğer yetişkinlerin öğretmeninden pek farkı yoktur. Avluda çamaşır yıkamakta olan annesi onu duymamazlıktan gelir; bir yandan ödevini yapmasını söyler bir yandan da sürekli olarak ona başka işler verir. Çocuğun tüm ikna çabaları boşa çıkar. Rıza’nıın defterini göstermesi, ödevini yapmazsa okuldan atılacağını söylemesinin hiçbir etkisi olmaz. Annesinin tepkisi “Eğer okuldan atılırsa, bunu hak etmiştir.” olur.
İyi Seyirler Dilerim...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
A. NAZ SÜRENKÖK
A. NAZ SÜRENKÖK
Pandemi Aile İlişkileri Olumlu Yönde Değişti
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Afiyet Ver Kampanyası
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Demirel’i Anarken… (8)
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Bir Oy Bir Oydur Gardaş
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Yunan Sınıra Attığımız Mültecilere Ne Oldu?
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Söyleme, Yazma, Sus, Yersin Cezayı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri