Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Alper Potuk Ankaragücü'nde
Alper Potuk Ankaragücü'nde
Vaka sayısı 1.538
Vaka sayısı 1.538
Ankara Valisi Şahin, Anıtkabir’i ziyaret etti
Ankara Valisi Şahin, Anıtkabir’i ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Gaziler Günü' mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Gaziler Günü" mesajı
19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun
19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun

SİNAN VARGI

46 Yıl Sonra Yeniden ZAFER’de Soluklanmak
27 Haziran 2020 Cumartesi

Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’na kaydımızı yaptırırken, oradaki okul müdürümüz “yaz tatilinde gidin Rüzgarlı Sokak’ta stajyerlik yapın, mesleği öğrenirsiniz” diye tavsiyede bulununca, bende kendimi 1974 yılında daha 17 yaşında iken Rüzgarlı Sokak’ta bulmuştum. Gazete tabelalarından birine gözüm takıldı, “Yenigün Gazetesi”. İçimden  “ bu dördüncü katta buraya gelen olmamıştır tırmanayım da stajyer olmak istediğimi söyleyeyim” diye düşündüm”.  Tanışıp meramımızı anlatmak zor olmadı. Alev Çukurkavaklı ile oturup birkaç dakikalık görüşme sonrasında, “ben seni ajansa yollayayım, orada daha iyi yetişirsin” dedikten sonra  beni Yurt Haberler Ajansı  diye Kızılay Karanfil Sokak’ta küçük bir ajansa gönderdi.  Ajans bütün Rüzgarlı Sokak’taki gazetelere fotoğraflı haber gönderiyor, onlar da beğendikleri haberleri ertesi gün gazetelerinde basıyorlardı. Gerçekten de iyi bir çözüm önermişti Alev Çukurkavaklı. Çünkü yazdığın bir haber birkaç gazetede birden basılıyor, o gazeteleri alıp okula arkadaşlarına ve hocalarına gösterdiğinde gazeteciliğe de başlamış oluyordun. Fotoğraf makinesi boynumuzda hava güneşli ise 125/11 enstantane, gölgeli ise 60/8 enstantane çek gel diyen büyüklerimizin yönlendirmesi ile Ankara sokakları kazan ben kepçe haber aramaya başladık. Sonra gel karanlık odada filmini yıka, haberi Ercihan Sütgöl ustaya göster, tamam bas bundan 40 tane fotoğraf ama açık olsun klişede koyulaşır, çamur gibi çıkar. O zaman baskı ofset değil  elle dizilen başlıklar, entertiple kurşun harflerle dizilen satırlar, haber az geldi ise araya espas denilen satır ayırıcıları koy, çok geldi ise kes kırp yada mabata ( devam sayfasına) koy şeklinde yapılırdı..
Haberi de yazmak için daktiloda sıra bekler, haber siyah çıksın yazı işleri müdürü beğensin diye arada bir eskiyen daktilo şeridini bir arkaya bir öne doğru sarardık. Sonra haberler mumlu kağıda basılır, tek tek gazetelere göre bülten yapılır, üzerlerine haberlerle ilgili fotoğraflar eklenir. Sonra bir heyecan ile Rüzgarlı Sokağın yolunu tutardık.. Yaptığımız haberler gazetelerde basılsın, mesleği öğrenelim diye.
Yola çıkarken ustam arkamdan bağırırdı. “Kırıştırma sakın çantaya iyi sahip çık, Rüzgarlı sokağa aşağıdan gir, oyalanmadan en son Zafer’e bırak oradan otobüse biner gelirsin” Rüzgarlı sokağa aşağıdan girip, o dönemin bütün yerel gazetelerini tek tek dolaşıp, bültenleri bırakır fazla da soluklanmadan aman haberler yetişsin diye oradan oraya koştururduk. En son Zafer Gazetesi vardı. Rüzgarlı sokağın karşısında Kıraner işhanında idi. Yorgun argın oraya vardığımda çok yaşlı bir ağabey vardı. Belki de halime acıdığı için gel bir soluklan der bir çay bir bardak da soğuk su söylerdi. Biraz soluklandıktan sonra otobüse biner, Kızılay’ın yolunu tutardım, yine boynumda makine yolda ilginç bir şey görürsem haberini yaparım diye.
1974 ve 1975 yılları hep böyle geçti. Haber yap, bülteni dağıt en zon Zafer Gazetesinde soluklan. Ajans elimize birkaç kuruş verince, Zafer’ e giderken pastaneden  birkaç kilo  kuru pasta götürdüğümde şimdi adını hatırlamadığın yaşlı ustam, “ bak hele maaşta almış, bize de pasta getirmiş “ diyerek gönlümü aldı. Sonra beni yanına çağırdı, “ajansı ara biraz gecikeceksin bugün”..Orada ben ilk defa katrat cetvelini gördüm. Haberleri gazeteye yerleştirmek için mizanpaj yapıyor ve yanlarına 24 punto bold başlık ortalı, 16 punto alt başlık başa dayalı yazıp matbaaya dizgiye gönderiyordu. Bir saat kadar kaldıktan sonra önüme bir sayfa provası koydu ve birkaç Anadolu Ajansı haberi verdi “al bunları bu sayfaya yerleştir. Satır say cetvelle ölç oran yap kaç satır kaç sütün santim gelecek”  diye… Sonra fotoğrafın arkasını köşegen çiz, 11 cm e küçültüp kaç santim yükseklik gelecek diye bul ve klişeye gönderilecekler arasına koy.”  Bu gerçekten emek isteyen bir işti ama gazeteciliğin bir başka aşaması idi. Yine bir soluk daha almıştım Zafer Gazetesinde. Her zaman duacı olduğum o ustam aslında bileğime farklı bir altın bilezik takmıştı. Birkaç yıl sonra Demokrasi Gazetesi haber yazmayı ve mizanpaj bilen eleman arıyor dediklerinde işe ben girmiştim.  
Ajans kapandığında ise yeniden Rüzgarlı sokağın yolunu tuttuk. Artık stajyer değildik, yeni gelen stajyerlere, eskiler uyanık olsun diye çeşitli şakalar yaparlardı. Pazar günü posta müvezzileri derneğinin genel kurulu var, derler gerçekten de adresi verirler, gidip kapıyı çalarsın kapı duvar, kapıcıya sorarsın,  “Bugün dernek kapalı kardeş. Hep geliyorlar ayda bir senin gibi gençler” deyiverirdi. Yada “ Bugün Gölbaşına cemre toprağa düşecek, git fotoğrafını çek de gel”. Genç gazeteci cemre ne, niye gölbaşına düşüyor diye sormaz doğru gidip gölbaşının etrafında bir şey düşecek diye beklerdi. Veya “Havuzlu Hamam’da esrar mübadelesi yapılacak, git makineyi peştemala sar aksama kadar otur. Sakın çıkma aksama kadar..” Tabii bu havuzlu bağ olayına ben de düştüm. Hamamda soyunup, makineyi de havluya sarıp kuru kuru oturup terliyorum, tellak gelip “kese atayım delikanlı” diyor, “yok ben bekliyorum” diyorum, en sonunda tellak gelip “kardeş boşuna bekleme esrar mübadelesi filan yok. Bu şakayı hep yaparlar” deyiverdi. “İyice terledin sen yazı işlerine benim selamımı söyle, iyice pişti bu diye gönderdi beni dersin”. Sonradan bu şakayı daha kaç kişiye yaptılar bilemedim ama, o tellak sanki Mevlevi dervişlerini bin gün pişiren ateşbaz-ı veli gibi hep aklımdadır.. 
Yeni stajyerler, yerel gazetelerden büyük ulusal gazetelere geçenler sürekli bir devinim hali ile bir gerçek okuldu Rüzgarlı Sokak..  Ankara Flaş’ta Nahit Duru ile çalışıp bir şeyler daha öğrenmek, Işık Kansu ile oturup sayfaları bağlarken onu izlemek ve haberlerin sayfaya konmasını görmek, Yeni Ulus Gazetesi Güner Samlı ve İnan Göksel ile biraz daha pişmek. Sonra Bekir Coşkun ile Karadeniz Haber Ajansında iki yıl çalışmam ve Bekir Ağabeyimin beni daha 20 yaşında iken 1977  “artık sigortalısın al buda sigorta kartın” demesi. Haber yazmayı yeniden öğretmesi. 
Geçenlerde Abbas Satır arkadaşımızla bir araya geldik. Rüzgarlı Sokağın bir kitabını yazmış. Bugüne kadar bir çok Rüzgarlı Sokak kitabı okudum ama,  mürekkebi koklamadan, katrat cetvelini görmeden, Rüzgarlı Sokak’ta çalışmadan yazılan  birçok kitap, yeni okurlara belki bir şeyler anlatsa da bize göre  hep eksik kalmıştı. Eski ustaları andık, bir bir.
Abbas’la vedalaşırken, ben Rüzgarlı’dan yetişip de kalemini ona buna satanı kiralayanı pek hatırlamıyorum dediğimde, “ o dönem başkaydı” deyiverdi. Şimdi yazıları okuyorum, haberleri, tartışma programlarını izliyorum, ya birileri birilerini kırmamak için kıvranıp duruyor. Ya da diğerleri bodosloma dalıyor, o eski meslek edebi kalmamış. Eleştirirken bile edepli olabilenler aslında okurun ve seyircinin gözünde puan alıyorlar.
46 yıl önce hayata atılırken soluklandığım  Zafer’de yazmaya başlamak, bilinmez alacağımız soluk sayısı belli… belki de artık son soluk gazetecilik için.  46 yıl bize neler öğretti ise, onlardan yazmak. Biraz insan, biraz insanı anlamak, biraz tasavvuf, biraz siyaset, biraz çevre, biraz tüketici sağlığı.  O gün dağarcığımıza ne gelirse.
Derviş’in kabına o gün düşerse… 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
Tüketicinin Sesi        -     FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Sesi - FERDA HEKİMCİ
Hak, Hukuk, Demokrasi ve Maske...
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Hayat Yaşamak İçindir!
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Evcil Hayvan Sahibi Olmanın Faydaları
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
En Hızlı Koşu
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Nobel Ödüllü İlk Kadın ‘Marie Curie’ Sinemalarda
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Türkiye’nin Elektrik Gücü Kapasitesi 20 Yılda 3 Kattan Daha Fazla Arttı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri