Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
SPORUN DEVLERİ Başkentte buluştu
SPORUN DEVLERİ Başkentte buluştu
“Kentlerde sadece krizi yöneterek taşkın riskleri azalmaz”
“Kentlerde sadece krizi yöneterek taşkın riskleri azalmaz”
CHP Parti Sözcüsü Öztrak, bazı illerin valilerinin iktidarın il örgütü yöneticisi gibi çalıştığı iddiasında bulundu
CHP Parti Sözcüsü Öztrak, bazı illerin valilerinin iktidarın il örgütü yöneticisi gibi çalıştığı iddiasında bulundu
Yavuz Alatan 30’uncu fotoğraf sergisiyle sanatseverlerle buluştu
Yavuz Alatan 30’uncu fotoğraf sergisiyle sanatseverlerle buluştu
I-TECH, teknoloji ve eğitimi Başkentte bir araya getiriyor
I-TECH, teknoloji ve eğitimi Başkentte bir araya getiriyor
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
28 Aralık 2018 Cuma - 10:23

Tarım sektörünün çıkış yolu kooperatifler

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA TÜRKİYE Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı Hüseyin Demirtaş, geride bırakmaya hazırlandığımız 2018 yılında Türkiye’nin tarım karnesini anlattı.

Tarım sektörünün çıkış yolu kooperatifler

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

TÜRKİYE Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı Hüseyin Demirtaş, geride bırakmaya hazırlandığımız 2018 yılında Türkiye’nin tarım karnesini anlattı.

“TARIMA AYRILAN DESTEK YETERSİZ KALIYOR”

Demirtaş, 2017 yılında tarım sektöründeki finansman sorununun 2018’de de devam ettiğini belirtti. “2018 yılı tarımın 'yok yılı' oldu” diyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım Kanunu'nda yer alan ve tarıma her yıl bütçeden ayrılması gereken kaynağın Gayrisafi Milli Hasıla'nın (GSMH) yüzde birinden az olamayacağını hükme bağlayan madde bu tartışmaların odak noktasında yer almaktadır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda tarıma verilen destek kavramı genişletilmekte, örneğin TMO tarafından satın alınan ürün miktarı için yapılan ödemeler, koruma amaçlı gümrük vergilerinin yarattığı maliyet, gıda destekleri ve diğer programlardan doğan maliyetler ve benzer mali harcamalar "destekleme" kapsamına dâhil edilerek yasanın öngördüğü miktarın çiftçiye verildiği savunulmaktadır. Oysa Tarım Kanunu'nun konuyla ilgili 21. Maddesi çok açıktır. Kanun'da, "Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz." denilmektedir. Bütçeden ayrılan kaynak ise yukarıda da belirttiğimiz gibi bellidir ve yasal sınırın bir hayli altında kalmaktadır.

“ÜRETİCİ KAZANMAYINCA ÜRETİM AZALMAKTA, EKİLMEYEN TARIM TOPRAKLARI ARTMAKTA”

Yıllardır birçok temel tarım ürününde üretici yeterli kazanç sağlayamadığı için üretim miktarı azalmakta, ekilmeyen tarım toprakları artmakta, üretimi sürdürmek için kaynak bulamayan çiftçilerin tarımsal kredi, elektrik ve su borçları birikmektedir. 2018 yılında TÜİK tarafından yayınlanan üretim rakamları bu eğilimin devam ettiğini göstermektedir. 2018 yılında döviz fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle tarımsal girdi fiyatları yüzde 50 ile yüzde 120 oranında arttığı da göz önüne alındığında ister bütçeden ayrılan tarımsal destekleme bütçesi, isterse genel tarım bütçesi açısından bakılsın tarımsal destekleme rakamları olması gereken noktanın çok altında kalmaktadır. Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılık Programı’na göre bütçeden tarıma verilecek destek 16 milyar 989 milyon lira olacaktır. Bunun 5 milyar 268 milyon lirası hayvancılığa verilecektir. Böylece hayvancılığa verilen destek 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 28.4'e yükselecektir. Kuşkusuz bu olumlu bir gelişmedir. Ancak bu artış, başka destekleme kalemlerinden yapılan kesintilerle sağlanmıştır. Örneğin bir önceki yıl toplam destekleme içindeki payı yükselmiş olan mazot desteğinde bu yıl tersine bir durum görülmektedir. 2019’da mazot desteğinin yüzde 10 artırılarak 2 milyar 90 milyon liraya çıkarılması öngörülmektedir. Bunun sonucunda 2018 de toplam destekleme bütçesindeki payı yüzde 13.1 olan mazot desteğinin payı 2019’da yüzde 12.3’e düşecektir. Gübre desteklerindeki durum ise daha vahimdir. 2019’da gübre desteği sadece binde 2 artışla 554 milyon lira olacaktır. Böylece toplam destekler içerisinde 2018 yılında yüzde 6.3'ten 3.8’e düşmüş olan gübre desteğinin payı 2019’da yüzde 3.3’e kadar gerileyecektir. Yine Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılık Programı’na göre, fark ödemesi olarak adlandırılan ve 17 üründe uygulanan prim desteklerinde de düşüş görülecektir.

“GIDA ENFLASYONU YALNIZ TÜKETİCİYİ DEĞİL ÜRETİCİYİ DE VURUYOR”

Gıda enflasyonu, ülkemizdeki enflasyon sorununun önemli bileşenlerinden biridir. Gıda sanayiinin ham maddesi tarım ürünleri olduğu için genellikle gıda enflasyonundan tarım ürünlerindeki fiyat artışları anlaşılmakta ve bu artışlardan üretici sorumlu tutulmaktadır. Üretici fiyatlarının belirlenmesinde en önemli unsur maliyet unsurudur. Tarım sektöründe maliyetleri büyük ölçüde girdi fiyatları belirler. Girdiler ise neredeyse yüzde 90 oranında ithal edilmektedir. Çiftçi, kendisine girdi pazarlayan ve onun ürünlerini satın alan kesimler karşısında dezavantajlıdır. Dolayısıyla muhafazası güç olan ve çiftçinin üretim faaliyetini sürdürebilmesi için kısa sürede satılması gereken ürünler, çoğunlukla genel enflasyon oranının altında bir kazanç sağlayacak şekilde elden çıkarılmaktadır. Bu durum, tarımsal ekonominin, yani üreticilerin, tarımsal sanayi ve pazarlama sektöründe faal bir rol oynamalarıyla önlenebilir. Bunun yolu da kamu sektörünün ve kooperatiflerin güçlendirilmesi ve işbirliği yapmasından geçer.

“ÜLKE TARIMI İTHALATA DAYALI BİR SEKTÖR HALİNE GELİYOR”

Günümüzde gerek ABD ve Batı Avrupa gibi Batı ülkelerinde, gerekse Rusya ve Çin gibi dünya ekonomisinde giderek ağırlık kazanmakta olan Doğu'nun gelişmekte olan ülkelerinde, geçmişte ülkemizde uygulanan ancak 1980'li yıllardan bu yana adım adım tasfiye ettirilmiş olan sistem benzeri sistemler kurulmakta ve geliştirilmektedir. Bu yöndeki hareketin günümüzde de sürdüğü, katma değeri yüksek tarım ve hayvancılık ürünlerinin dünya ticaretindeki payının "ham" tarım ürünlerinin payına göre daha hızlı artmasından da anlaşılmaktadır. Toprak büyüklüğü Konya ilimiz kadar olmasına karşın tarım ihracatında dünya ikincisi konumunda bulunan Hollanda'nın tarımsal ihracatı 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,4 artarak 85 milyar avroya çıkmış, tarım ve gıda ihracatı ise 94 milyar avroya ulaşmıştır.

“TARIM SEKTÖRÜ, ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ BELİRLEYECEKTİR”

Geçmişte sanayi devrimini "ıskalayan" ülkeler nasıl "azgelişmiş ülkeler" olarak kalmaya mahkûm olmuşlarsa, yaşanan bu süreci kaçıran ülkeler de geleceğin "az gelişmiş" ülkelerini oluşturacaklardır. Bizim gibi tarım sektörü küçük ve orta işletmelere dayanan ülkeler, bu soruna acil bir çözüm bulmak zorundadır. Çünkü dünyada tarım önem kazanır ve tarım toprakları için küresel bir rekabet başlarken ülkemizde birçok temel tarım ürününde üretim azalmakta, tarım toprakları küçük çiftçilerin üretim sürecinden çekilmeleri nedeniyle ekilmeden bırakılmaktadır.

“2018 YILINA REKOLTELERDEKİ AZALMA DAMGA VURDU”

Ekim ayı sonunda yapılan TÜİK ikinci çeyrek rekolte tahmininde şu rakamlar verilmiştir: Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %4,2 azalma (65,5 milyon ton), Sebzelerde %3 azalma (29,9 milyon ton), Meyvelerde %1,7 oranında azalma (20,5 milyon ton). Ürün bazında bazı önemli ürünlere baktığımızda ise tablo şöyledir: Buğdayda %7 azalma (20 milyon ton), Arpada yüzde 1,4 azalma (7 milyon ton), Tütünde yüzde 14,4 azalma (80 bin 200 ton), Şeker pancarında %5,4 azalma (20 milyon ton), Fındıkta %23,7, zeytinde % 28,5, biberde % 25,9, kayısıda %23,9, kırmızı mercimekte %20, patateste %5,2, domateste %4,7, kuru fasulyede %3,8, mısırda %3,4 azalma olmuştur. Üretimi yükselen az sayıda ürün vardır. Bunların en önemlisi üretimi %6 oranında artmış olan pamuktur. Bu artış pamukta ithalata bağımlılığı ortadan kaldıramamış, ancak ithalat oranı yüzde 10 gerileyerek 750 bin tondan 673 bin tona düşmüştür. Bunun sonucunda, buğday ithalatımız 2017 yılının ilk 9 ayında 3.1 milyon tondan 2018'in ilk dokuz ayında 4.1 milyon tona yükselerek yüzde 32 oranında, mısır ithalatımız aynı dönemler için 1.4 milyon tondan 2.1 milyon tona yükselerek yüzde 50 oranında,  Soya ithalatımız 1.8 milyon tondan 2.2 milyon tona yükselerek yüzde 22 oranında, Ayçiçeği ithalatımız 544 bin tondan 624 bin tona yükselerek yüzde 15 oranında artmıştır. Üreticilerimizi mağdur eden bir diğer gelişme ise alım fiyatlarının bu yıl da üretim maliyetlerindeki artışı karşılamayacak düzeyde kalmış olmasıdır. Geçen yıl 940 lira olarak açıklanan Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın fiyatı bu yıl ton başına 1050 lira, geçen yıl 1000 lira olarak açıklanan makarnalık buğdayın fiyatı ise 1100 lira olarak belirlenmiştir. Arpa alım fiyatı 8,25 lirada; çavdar, yulaf ve tritikale alım fiyatları ise beklentilerin altında kalmıştır. Tüm bu veriler, 2018 yılının tarım sektörü ve tarımsal üreticiler açısından bir önceki yıla göre daha zor geçtiğini göstermektedir.

“ET VE SÜT ÜRETİMİNDE SORUNLAR AŞILAMADI”

Et ve Süt Kurumu'nun resmi rakamlarına göre toplam kırmızı et üretimi 2018 yılı III. çeyreği itibariyle 339 379 ton olarak tahmin edilmiştir. Bunun 306 bin 638 tonu sığır eti, 28 bin 539 tonu koyun etidir. Bu rakamlar kırmızı et üretiminde kendimize yeterliliği sağlayamadığımızı göstermektedir. 10 yıla yakın bir süredir kırmızı et sorununa çare olacağı düşüncesiyle et ithalatı yapılmaktadır. Bu süre boyunca ülkemizde hayvancılığa sağlanan destekten çok daha fazla bir kaynak ithalata harcanmış, ancak sorun çözülememiştir. İthalat, hastalığın tedavisine değil, şikâyetlerin geçici olarak azaltılmasına yönelik bir önlemdir. Kırmızı et sektöründeki sorunların çözümü için hayvan sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması, dişi düve ve kuzu kesiminin önüne geçilmesi, et fiyatlarını etkileyen en önemli etken olan yem fiyatlarındaki artış, yem desteğinin ve yem bitkileri üretiminin artırılması gibi önlemler alınması gerektiği defalarca dile getirilmiştir. Ancak geride bıraktığımız yıl da bu sorunların çözümü için alınan önlemler yeterli olmamıştır. Bunun sonucunda büyükbaş ve küçükbaş hayvan ithalatı yılın ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 130 artışla 1 milyon 457 bin başa yükselmiştir. Dış ticaret verilerine göre 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde yaklaşık 2 bin ton olan kırmızı et ithalatı ise 2018 yılında 23 kat artışla yaklaşık 46 bin tona ulaşmıştır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan ile kırmızı et ithalatına da yılın dokuz aylık bölümünde ödenen döviz miktarı ise 1.6 milyar dolar (6.6 milyar lira) olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin her yıl 150 – 200 bin ton dolayında et açığı vardır. Bu açığı kapatamadığımız sürece ithalata bağımlılık artarak sürecektir. Çare, planlı ve istikrarlı bir destekleme politikası izleyerek üretim artışını gerçekleştirmektir.”

“KAÇINILMAZ BİR SONUÇ: KIRDAN KENTE GÖÇ”

Son dönemde kırdan kente göç hareketinin denetimsiz olduğu için köylerdeki üretim istihdamının ve üretimin azaldığını belirten Demirtaş; “Bu süreç sonunda, 1980’de 28 milyon 175 bin hektara ulaşmış olan tarım toprakları önce yavaş bir şekilde daha sonra hızlanarak kullanım dışına çıkmaktadır. 1990’da 27 milyon 856 bin olan tarım toprakları, 2000’de 26 milyon 379 bin hektara, 2010’da 24 milyon 394 bin hektara, günümüzde ise 24 milyon hektarın altına inmiş bulunmaktadır. Bu kısır döngü sonunda ülkemizde köylerde yaşayan nüfus oranı çok kısa bir zamanda yüzde 20'lerden yüzde 7'nin altına kadar inmiş bulunmaktadır. Bu büyük düşüşte Büyükşehir Yasası gibi kimi kırsal yerleşimleri büyük kent kapsamına alan uygulamaların belirli bir rolü olsa da neticede büyük kent kapsamına alınan kırsal yörelerde tarım yapma imkânı da bir süre sonra ortadan kalkmakta, sonuçta tarım ve hayvancılık alanında yaşanan "erozyon" artmaktadır. Bu arada ekonominin genelinde görülen üretimden uzaklaşma nedeniyle kentlere göçen köylüler iş bulmakta zorlanmakta, bu durum işsizlik olgusunun yaygınlaşmasına neden olmaktadır.” dedi.  

“KÜÇÜK VE ORTA ÜRETİCİLERİN ÖRGÜTLERİNİN KURULMASI VE GELİŞTİRİLMESİ TEŞVİK EDİLMELİDİR”

Son olarak Türkiye’de tarımın gelişmesine yönelik beklentilerini sıralayan Demirtaş, şunları söyledi: “Türkiye kendine yeterliği olmayan ürünlerde yeterliği hedeflemeli ve ihracat olanağı olan ürünlerde üretimi teşvik etmelidir. Yapılan planlar açık ve net hedeflere sahip olmalı ve kamunun desteğiyle uygulanmalıdır. Küçük ve orta üreticilerin gerek üretim gerekse ürünlerini pazarlama aşamasında uğradıkları zararı önleyecek ve tarım topraklarını koruyacak önlemler alınmalı ve uygulanmalıdır. Piyasayı düzenleyecek ve küçük üreticilerin ürünlerini işleyerek pazarlayacak Şeker fabrikaları ve benzeri tarımsal sanayi işletmeleri korunmalı, TMO, ESK gibi kamu kuruluşları güçlendirilmelidir. Bütçeden ayrılacak destekleme fonu Tarım Yasası'nın öngördüğü gibi asgari GSMH’nin yüzde 1'i oranına yükseltilmeli, destekleme ve kredi arasında oluşan dengesizlik giderilerek çiftçinin borç sorunu hafifletilmelidir. Girdi fiyatlarındaki aşırı artışa karşı sübvansiyon uygulanmalıdır. Tarım sektörünün geliştirilmesi açısından küçük ve orta üreticiler önemli bir rol oynamaktadır. Tarım ve hayvancılığın gelişmesi, bu işletmelerin yok edilerek plantasyon tipi işletmelerin kurulmasından değil aile çiftçiliğinin korunmasından geçmektedir. O nedenle küçük ve orta üreticilerin örgütlerinin kurulması ve geliştirilmesi teşvik edilmelidir. Tarım sektörü gıda ve hayvancılık sektörleriyle birlikte ele alınarak tarımsal üretim, sanayi, pazarlama ve ticaret entegre edilmelidir.”

 
Merkez Bankası toplam rezervleri azaldı
 
Borsa güne yükselişle başladı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Market torbaları en çok evdeki çöpü dışarı atmak için kullanılıyor
Market torbaları en çok evdeki çöpü dışarı atmak için kullanılıyor
Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde “1968’den Bugüne Paneli” düzenlendi
ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA MİMARLAR Odası Ankara Şubesi, TMMOB’nin kuruluşu’nun ...
Atamızın Ankara’ya gelişinin 99. yıldönümü coşkuyla kutlanacak
ERTUĞRUL GAZİ SÜRENKÖK / ANKARA Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı.
 
Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Kurulu Düzenlendi
NİLÜFER KALUÇ / ANKARA TÜRK Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği ...
Halkın gıda, su, elektrik ve doğalgazındaki KDV sıfırlansın
ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA    TÜKETİCİ Hakları Derneği (THD), 24 Aralık ...
Türkiye'nin İlk Butik Konser Salonu “Mozarthaus”
BEGÜM ARSLAN / ANKARA          KLASİK Batı Müziği'nin yaşatıldığı ...
 
“Ankara’yı marka kent yapacağız”
M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA CUMHURİYET Halk Partisi’nin (CHP) Ankara ...
Başkent’te “Geçmişten Günümüze Ahilik Paneli” düzenlendi
BEGÜM ARSLAN / ANKARA ATO ve ANKA Enstitüsü’nün ortaklaşa düzenlediği ...
Başkent’te “Gece Gibi” imza günü
M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA 15 Aralık 2018 Cumartesi günü Cinnah ...
 
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Ankara’da Gezilecek Yerler (2)
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
Babalar ve Kızları
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Boşlukla Dost Olunan Saatler
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Kieslowski’nin Beyaz Filmi
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Bayram!...
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
AHU TÜZÜN DEMİRDAMAR
Üniversite Sınavına Yüklediğimiz Anlam
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri