Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
6 Mart 2021 Cumartesi - 09:26

“Sulama gıda güvencemizin sigortasıdır”

Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız, tüketim alışkanlılarımızdan yola çıkarak sulamanın önemine dikkat çekti.

“Sulama gıda  güvencemizin sigortasıdır”

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

 

SU Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız, tüketim alışkanlılarımızdan yola çıkarak sulamanın önemine dikkat çekti. Tarımsal üretimdeki sulamanın hayvansal üretimdeki sulamaya oranla çok daha az olduğu bilgisi paylaşan Yıldız, küresel iklim değşikliğinin suyu her zamankinden daha önemli kıldığını kaydederek, sulamanın gıda güvencesinin sigortası olduğunu ifade etti.
“AÇLIK VE YETERSİZ BESLENME SAYISINDA ARTIŞ SÜRÜYOR”
Gazetemize konuşan Yıldız’ın açıklamaları şöyle: “Her insan, gerektiğinde yeterli kalite ve miktarda, ihtiyaçlarını karşılayacak, inanç ve kültürüne uygun, sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşabilmelidir. Bu temel, vazgeçilmez, evrensel bir haktır. Ancak günümüzde, gıdaya erişimin hakça olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor. 1996 yılındaki Dünya Gıda Zirvesi’nde herkesin gıdaya erişiminin insanlık hakkı olduğu vurgulanmış, o gün 840 milyon olan dünyadaki aç insan sayısının 2015 yılına kadar en az yarıya indirilmesi hedefi konmuştu. Ancak 2006 yılına gelindiğinde dünya açlık çeken insan sayısının azalacağına artış gösterdiği ve 862 milyona ulaştığı belirlenmiştir. 2007 yılı Dünya Gıda Güvencesi’ni derinden etkileyen, işlenmemiş gıda ve petrol fiyatlarının hızla arttığı ve tavan yaptığı bir yıl olmuştur. Gıda fiyatları 2008’de yükselişini kesip tam soluklanırken bu kez Küresel Ekonomik Kriz” ile yüz yüze gelinmiştir. Nitekim “Gıda Krizi” nedeniyle dünya açlık çeken sayısında 75 milyon kişi artış olmuş, Küresel Ekonomik Krizin etkileriyle de 2008 yılı sonu itibarı ile bu sayıya 105 milyon kişi daha eklenerek dünya açlık çeken insan sayısı 1 milyar 40 milyon kişiye ulaşmıştır. BM 2008 yılında dünyada gelişen süreç doğrultusunda gıda alarmı vermiş, Gıda Acil Eylem Planı hazırlayarak, insanlığın hızla açlığa doğru sürüklendiği açıklamıştır. “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu” raporunun son iki sayısında dünyada yetersiz beslenme yaygınlığındaki onlarca yıldır yaşanan düşüşün sona erdiği ve açlığın yavaş yavaş yükselmekte olduğu belirtilmektedir. Yeni raporlara göre dünyada yetersiz beslenen insan sayısı 2015’ten bu yana yükselişe geçmiş ve 2010-2011’deki seviyelere geri dönmüştür. Son beş yılda toplam gıda güvensizliği seviyeleri, özellikle Afrika ve Latin Amerika’daki artışlar nedeniyle küresel düzeyde yükselişe geçmiştir. Bugün dünyada 820 milyondan fazla insan hâlen açlık çekmektedir ve bu durum, 2030 yılına kadar Açlığa Son amacına ulaşmanın ne kadar güç olduğunu gözler önüne sermektedir. Açlık, Afrika’nın neredeyse tüm alt bölgelerinde ve daha az oranda Latin Amerika ve Batı Asya’da yükselmektedir. Güney Asya’da son beş yıldır görülen büyük ilerlemeyi mutlulukla karşılasak da, alt bölgedeki yetersiz beslenmenin yaygınlığı hâlen Asya’daki en yüksek düzeydedir. 
“2 MİLYAR İNSAN GIDA GÜVENSİZLİĞİ YAŞIYOR” 
Herkesin gıdaya erişebilmesi hedefine yönelik ilerlemeyi izleyen SKA Göstergesi 2.1.2’nin tahminleri, dünyada orta seviye dâhil olmak üzere, herhangi bir seviyede gıda güvensizliği yaşayan toplam yaklaşık 2 milyar insan olduğunu ortaya koymaktadır. Orta seviyede gıda güvensizliği yaşayan insanların besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişimleri olmaması, onları kötü beslenme ve sağlıksız olma riskine daha açık bir hâle getirmektedir. Dünyamızın şu andaki mevcut olanakları var olan insanları besleyecek düzeyde olmasına karşın açlık giderek artış göstermektedir. Bugün küresel gıda güvencesi yakın tarihindeki en büyük sorunla karşı karşıya bulunmaktadır. Besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişim sağlanamaması bu insanların kötü beslenme ve sağlıklarının bozulması riskini arttırmaktadır. Halen açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü Afrika’nın neredeyse tüm alt bölgelerinde gıda güvensizliği yükselişte olup, Latin Amerika ve Karayipler’de yavaşça artarak yüzde 7’nin altında seyretmektedir. Her ne kadar düşük ve orta gelirli ülkelerde yoğunlaşmış olsa da, orta seviye ve şiddetli gıda güvensizliği Kuzey Amerika ve Avrupa nüfusunun yüzde 8’ini etkilemektedir. Ülkelerin, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi ile farklılaşan yaşam tarzları ile birlikte beslenme şekilleri ve tükettikleri gıdalarda da farklılaşmalar baş göstermiştir. Günümüzde, hızla küreselleşen dünya ticaretinde güvenilir gıda sağlamanın belirli bir coğrafi bölge ile sınırlandırılması mümkün değildir. Kaldı ki, bunu kendi ülkenizde mutlak anlamda sağladığınızı varsaysak bile, gerek ürün gerekse insanların birkaç saat içinde kıtalar arası yer değiştirme olanakları mevcuttur. Bu durum risklerin boyutlarını artırmakta ve küresel kılmaktadır. Bir de buna gelişmekte olan ülkelerin; tüketici eğitim yetersizliği, gelir seviyesindeki dengesizlikler, merdiven altı gıda üretimi gibi ulusal problemler ilave edildiğinde Gıda Güvencesi’ni sağlamanın ne denli zor olduğu ortaya açık olarak çıkmaktadır. Su ve toprak kaynaklarında yaşanan olumsuzluklar birim alandan üretim ve verim artışı sağlamada sulamayı gerekli kılmaktadır. Sulama gıda güvencesinin sigortasıdır. Yapılan araştırmalar, dünyada sulama alanlarının yüzde 20 artması sağlandığında, gıda üretiminde yüzde 50 artış sağlanarak açlığın giderilmesinde çözüm üreteceğini ortaya koymaktadır. 
“YEŞİL DEVRİM 20. YÜZYILI BESLEDİ, 21. YÜZYILDA NE OLACAK?” 
20. yüzyılın gıda üretiminde kilit etken Sulama’nın yaygınlaştırılması oldu. Gıda üretiminde sulamanın yerine başka bir yöntem geliştirilmedikçe bu yüzyılda da sulama yönetiminin sürdürülebilir olması gerekiyor. Ancak bu sürdürülebilirliğin önünde birçok engel var. Görebildiklerimiz bile bu konuda endişe duymamıza yeterken bir de daha bugünden göremeyip orta vadede karşılaşma durumunda olacaklarımız da bu endişelerimizi arttırmaktadır. Gelecekte dünya nüfusu artmakla kalmayacak gelişen ve değişen dünyanın beslenme alışkanlıkları da değişecek. Örneğin Çin’de gelişmekte olan tüketici sınıfı gibi beslenme alışkanlıklarını değiştirerek et yemek isteyecek milyarlarca insan olacaktır. Sağlıklı beslenme için sebze sığır etinden önce gelmektedir. Bu talep su yönetimini doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü modern tarımda 1 kilo tahıl yetiştirmek için yaklaşık 200 litre su gerekirken, 1 kilo sığır eti üretebilmek için yaklaşık 20 bin litre su gerekiyor. 1950’lerde 44 milyon ton olan et tüketimi artan nüfusla birlikte 1999’da 217 milyon tona çıkmıştır. Son 20 yılda dünya et tüketimi yüzde 58 oranında artmış ve 2018 yılında 360 milyon ton’a ulaşmıştır. Bu artışın yüzde 54’ünün nüfus artışından oluştuğu diğer bölümünün de tüketicilerin et tüketimine yönelmesinden kaynaklanması. Gelecekteki et tüketiminde nüfus artışının yanısıra tüketim kalıplarındaki değişime de etkili olacaktır. FAO ‘nun 2017 yılı raporuna göre ABD’de kişi başına ortalama 150 kg et tüketilirken bu miktar Kanada’da 90, Rusya’da 70, Çin’de 70, Türkiye’de ise 20 kg olarak verilmektedir. 
“GIDA GÜVENCESİ TEHDİT ALTINDA MI?”
İklim değişikliği ve sanayileşmenin etkisiyle tarım alanları azalacak üretim düşecektir. Bu yüzyılın ortalarına doğru gıdanın üretildiği ve tüketildiği yer genelde aynı ülke olmayacaktır. Bu başlı başına yeni bir politika alanı olup özellikle dünya gıda üretiminin azaldığı dönemlerde ülkelerarasında sorun alanı olarak ortaya çıkacaktır. Bu kapsamda gelecekte yaşanması muhtemel kıtlıkların geçmişte yaşanan dehşet verici kıtlıklardan farklı olarak sosyal ve uluslararası alandaki etkileri çok daha fazla olacaktır. Dünya gıda üretiminin yüzde 40’ı sulu tarım uygulanan arazilerden elde ediliyor. Bu araziler dünyanın toplam tarım alanlarının yüzde 17'sidir.Bir diğer deyişle gıdanın yüzde 60’ının yağmura bağlı kuru tarım alanlarından gelmesi. İklimsel değişimler ile yağışlarda oluşan düzensizlik bu nedenle endişeleri arttırdı. Sadece yağışlardaki düzensizlikle kuru tarımda yaşanacak sorunlar bile tabloyu karartacak. Su ve Gıda güvencesi açısından geleceği belirsiz hale getiren dünya şimdi ne yapmaya çalışıyor? Gıda Güvencesi Tehdit Altında mı? Gelişmiş dünya için bu sorunun yanıtı açık. Gelişmiş dünya bir taraftan kurak dönemleri kendi ekonomileri açısından en az zararla atlatmaya yönelik stratejik plan hazırlıkları yapıyor. Diğer taraftan oluşan yeni Gıda Jeopolitiği ile küresel hâkimiyet alanlarını elinde tutmaya veya genişletmeye çalışıyor. Azgelişmiş dünya ise su ve gıda yetersizliği nedeniyle çoğu 5 yaşın altındaki nüfusundan her gün binlerce çocuğu kaybediyor. 
“YOKSULLUĞUN VE AÇLIĞIN ORTADAN KALDIRILMASINA YÖNELİK ÇABALAR ARTIRILMALI”
Gıda fiyatlarının artışının arkasında, arz – talep dengelerini etkileyen iklim değişikliği, dünya nüfusundaki hızlı artış, tahıl temelli gıdalardan hızla et tüketmeye geçen yeni orta sınıfların yaşam tarzı var. Ancak geride bıraktığımız 20 yılda, bu baskılara iki yeni etken daha eklendi. Bunlardan biri verimli toprakların giderek artan ölçüde, etanol (biyo yakıt) üretimine ayrılması. Diğeri de çıkartılmasında yoğun su kullanılan enerji de devrim yaptığı ileri sürülen Kaya Gazı. Bir diğer deyişle suyun sektörel tahsisinde gıda üretimi yerine suyun bu alanlara tahsisinin ortaya çıkaracağı sorunlar gıda güvencesinin sağlanmasını olumsuz etkileyecektir. Bu arada gelişen topraksız tarım, dijital tarım teknolojileri, düşey tarım teknolojileri özellikle azgelişmiş ülkelerin gıda güvencesinin sağlanabilmesinde yaygın bir çözüm sağlayamayacaktır. Dünyanın azgelişmiş bölgeleri Afrika başta olmak üzere 21. yüzyılda gıda güvencesi konusunda büyük sorunlar yaşamaya adaydır. Bu durum tarımsal sulamanın yetersizliğinden kaynaklanacak ve suyun enerji ve çevre güvenliği bağlantısı ile artacaktır. Su kaynaklarının akılcı planlı ve verimli kullanılması bir ülkenin sosyo ekonomik kalkınması ve yoksulluğun azaltılması için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bir yandan gıda güvenliği ve beslenme ile ilgili riskleri, yoksulluğun azaltılmasına yönelik çabalara entegre ederken, diğer yandan yoksulluğun azaltılmasına ve açlığın ortadan kaldırılmasına yönelik çabalar arasındaki sinerjiyi arttırmak gereklidir. Bu politika her iki hedefe de daha hızlı ulaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu konuda alınacak önlemlerin, ülkelerde tarım, gıda, sağlık, su ve sanitasyon, eğitim ve diğer ilgili sektörlerin yanı sıra sosyal koruma, kalkınma planlaması ve ekonomi politikası gibi farklı politika alanlarını da kapsaması gerekmektedir. Güvenilir bir gelecek için birçok alanda çoklu disiplinli bir düşünce kültürü oluşturmak zorundayız.”

 
“Hükümet Kadın” Çankaya’da ölümsüzleşecek
 
C?OCUKLARIN KORKULARI NORMAL Mİ?
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Türkiye, iklim krizine karşı Paris Anlaşması’nı yürürlüğe sokmalı
Türkiye’de çevre, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği ile mücadele ...
CHP’li Muharrem Erkek: “Asıl zihniyette reform yapılması lazım”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, partisinin genel merkezinde ...
“Uzaktan Eğitim, Yakından Hareket” çalışması dolu dizgin ilerliyor
Kuruculuğunu Ankara- Etimesgut ilçesinde görev yapan Beden Eğitimi ve ...
 
Prof. Dr. Özgür Yiğit: “Bütün yenidoğanlara işitme taraması yapılmalı”
Dünya çapında yaklaşık 466 milyon insanı etkilemekte olan işitme kaybı ...
Meslek örgütlerindeki kadınlar 8 Mart’ta alanlarda olacak
Meslek örgütlerindeki kadınlar 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını ve kadın ...
Türk Toraks Derneği ilaç alerjisini anlattı
TÜRK Toraks Derneği tarafından düzenlenen “Halk için Söyleşi” toplantısında, ...
 
Aile Hekimleri: “İş yükü artışı var ama ek ödemeler yok”
PANDEMİ ile mücadelede ön saflarda mücadelesini sürdüren sağlık çalışanlarından ...
Propolis ve propolisli karışımlara her geçen gün ilgi artıyor
TÜSİAV Mütevelli Heyeti üyesi ve FER BAL Yönetim Kurulu Başkanı Melih ...
“2015 model Skoda Superb” icradan satışa çıktı
Ankara 9. İcra Dairesi tarafından açık artırma ilanı ile 2015 model Skoda ...
 
404 Page Not Found
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Çok Makyaj Yapan Stereotype mıdır?
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Ramazan, Ukrayna, Libya’ya Aşı, Kısmi Kapanma, 128, Fezleke, Dendias ve KKTC’de Kuran Kursları
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Sosyal Medyada Bilinçaltınızı İyi Koruyun
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeytin Ağaçları Altında Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Rüzgarın Tokadı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri