Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Gün geçtikçe artan ilaç ithalatı yerli ilaç üretimini zorunlu kılıyor
Gün geçtikçe artan ilaç ithalatı yerli ilaç üretimini zorunlu kılıyor
Mansur Yavaş: “Tek kişinin verdiği kararların da sonucunu görüyoruz Ankara’da, bunun maliyeti hepimizden çıkıyor”
Mansur Yavaş: “Tek kişinin verdiği kararların da sonucunu görüyoruz Ankara’da, bunun maliyeti hepimizden çıkıyor”
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, III. Tarım ve Orman Şurası tanıtım toplantısında konuştu
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, III. Tarım ve Orman Şurası tanıtım toplantısında konuştu
Sivil Örgütler Ulus Heykel’de buluşarak zamlar ve hayat pahalılığına tepki gösterdi
Sivil Örgütler Ulus Heykel’de buluşarak zamlar ve hayat pahalılığına tepki gösterdi
Gümüş, altın veya platin düzeyde sıfır atık belgesi alınabilecek
Gümüş, altın veya platin düzeyde sıfır atık belgesi alınabilecek
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
11 Mayıs 2019 Cumartesi - 09:53

“HER ŞEY BİZİM ELİMİZDE YETER Kİ; İSTEYELİM”

Fİ, Çİ, Pİ kitaplarıyla dikkatleri üzerine çeken yazar Azra Kohen, Ankara Üniversitesi Akıllı Sistemler ve Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASTAM) tarafından düzenlenen söyleşide “Yaşamın İnovasyonunu” anlattı.

“HER ŞEY BİZİM ELİMİZDE YETER Kİ; İSTEYELİM”

ANKARA Üniversitesi Akıllı Sistemler ve Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASTAM) tarafından Ankara Üniversitesi'nde “Azra Kohen ile Yaşamın İnovasyonu” söyleşisi düzenlendi.
Söyleşiye Genç Girişim Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı Nezih Allıoğlu ve Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş ev sahipliği yaptı. Söyleşinden önce bir konuşma yapan GGYD Başkanı Allıoğlu, yenilikçi teknolojiler geliştirerek ülkemizi geleceğe hazırlamak için projeler ürettiklerini ifade etti. Allıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
GGYD BAŞKANI ALLIOĞLU: “KURTULUŞUMUZ GİRİŞİMCİLİKTE VE İNOVASYONDADIR”
“Günümüzün sihirli kelimesi yenilikçilik, diğer bir adıyla inovasyon. Sevgili Azra Kohen bugün bizlere yaşamın inovasyonunu anlatacak. Ben ise sizlere kısaca ülke ekonomisini aydınlık yarınlar için girişimciliğin ve ekonomide inovasyonun önemini kısa bir şekilde ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz Temmuz ayında yayınlanan 2018 Küresel İnovasyon Endeksi'nde Türkiye maalesef 126 ülke arasında 43'üncü sıradan 50'inci sıraya geriledi. Bu sıralamada ilk başlarda İsviçre, Hollanda, İsveç, İngiltere, Singapur, ABD, Danimarka, İrlanda, Almanya gibi ülkeler geliyor. Türkiye'nin bir önceki yıla göre 7 sıra gerilemesi hepimiz için oldukça üzücüdür. Halbuki kurtuluşumuz girişimcilikte inovasyondadır. Bugün karşınızda bir girişimci olarak ve aynı zamanda GGYD Başkanı olarak bulunuyorum. Şimdi sözlerim gençlere: ülke olarak, millet olarak biz artık en iyide yer alanların en sonlarında yer almak istemiyoruz. Biz artık ihraç ettiğimiz bir tır domatesin parasının gelmesini bırakın, geri gönderilerek prestijimizin ayaklar altına alınmasını istemiyoruz. Biz artık değeri yüksek ürünleri dünyanın her yerinde yükte hafif, pahada ağır ürünleri ihraç etmek, bunun içinde her alanda yenilikçi projeler yapmak istiyoruz. Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınması için en çok ihtiyaç duyduğumuz dinamiklerden birinin de inovasyon olduğunu biliyoruz ve buna göre de politikaların üretilmesini istiyoruz. İnovasyon ülkelerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak için kilit rol oynuyor. Bu açıdan bakıldığında mutlaka ve mutlaka milli mesele olarak değerlendirilmesini istiyoruz. 
Günümüzde işletmelerin büyük bir kısmı inovasyonun öneminin farkında. Ancak maalesef farkında olmalarına rağmen buna yatırım yapmıyorlar. Burada en görev devlete ve üniversite sanayi iş birliğine düşüyor. Genç nüfusuyla gelecek vadeden Türkiye aslında sayılı ekonomilerden biri olabilir. Bunun için ise dinamiklerin bir an evvel harekete geçmesi gerekiyor. İnovasyon kapasitemizi yeterince geliştiremiyor, rekabetçi ülkelerin bu konuda ki çalışmalarını örnek alamıyorsak işimiz çok zor.”
“YENİLİĞİN OLMADIĞI TOPLUMLAR KAYBETMEYE MAHKUMDUR”
Yeniliğin olmadığı toplumların kaybetmeye mahkum olduğunu dile getiren Allıoğlu, “Yeni buluşlar ve yeni fikirler bularak bunları bir an önce yatırıma dönüştürmeliyiz. Yeniliğin olmadığı toplumlarda yeni fırsatların ortaya çıkmadığını, rekabet avantajının sağlanmadığını, sonuç olarak o toplumların kaybetmeye mahkum olduklarını hepimiz biliyoruz. O nedenle özellikle gençler gelecekte hangi işi yaparsa yapsın yenilikçi olmalıdır. Ancak ve ancak atılacak tüm adımlarda inovatif bir yaklaşım tarzı belirlersek düzlüğe çıkabiliriz. Taklitçi olmayıp icat çıkarttığımızda, fikirlerimiz para ettiğinde orta gelir tuzağından kurtulabiliriz. Yenilikçi fikirlerin yeşerdiği bir Türkiye diliyorum” diye konuştu.
“HAYATIN HER ALANINA İNOVATİF BİR BAKIŞ AÇISI İLE YAKLAŞMALIYIZ”
İnovasyon hakkında çok farklı bilgilerini aktaran Azra Kohen, eğitime inovatif bir yaklaşım ile bakılması gerektiğinin altını çizdi. Kohen, şöyle devam etti: “İnovasyon sadece yenilikçilik demek değil. Süregelen bir probleme değişik bakış açısı üreterek o problemi çözebilme kabiliyetidir. Bu anlamda insan yaşantısında en çok inovasyona ihtiyaç olan alan eğitimdir. İnsanlık tarihi var olduğundan beri eğitim sistemi ustalık- çıraklık sisteminden evrilerek sanayi devrimiyle birlikte bir formata sokulduğundan beri asla ve asla yenilenmedi. Hayatımızda kullandığımız en antik şey eğitimimiz. İnsan organizması olarak antik bir eğitim kullanıyoruz. Bu antik eğitime inovatif bir yaklaşım gerekli. Harekete geçme ve uygulama noktasında güçlü yanlarımız var. Toplum olarak tarihimize baktığımızda ve genetik mirasımıza baktığımızda bu anlamda kaynaklarımız güçlü. Fakat nedense biz birbirimizi dinlemiyoruz. Karşımızda ki insan konuşurken, aslında her birimizin o kadar çok ilgiye ihtiyacı var ki o ilgiyi üzerimize çekmekle ilgili bir açığımız var. Sorunu gerçekten çözmek için hareket etmek yerine o problemi çözermiş gibi yapıp ilgi toplamak üzerine motive oluyoruz. Birbirimizi biraz daha samimi bir biçimde sevsek, açlığımızı başka bir yerde gidersek bir takım sorunların çözülmesi noktasında ilerleyebiliriz" dedi.
“TEKNOLOJİ HEPİMİZE HER GÜN FORMAT ATIYOR”
Kohen, "İnovasyon yaşamımızın her alanında olabilir ama eğer izin verirsek. Kendi motivasyonumuza işaret etmemiz gerekirse; insan zihninin iki şekilde çalışma prensibi var. Eğer siz zihnin sabit olduğunu düşünüyorsanız yani sizin için zihin belirli bir yaşa kadar gelişip ondan sonra sabit kalan bir mekanizmaysa siz gerçekten de sabit bir zihne sahip oluyorsunuz. Siz zihnin her yeni bilgiyle kendini yenilediğini, geliştirdiğini ve gelişime açık olduğuna inanıyorsanız esnek bir zihin yapısına sahip oluyorsunuz. İki tip insan var bir tanesi sabit zihne sahip olan insanlar, bu insanlara örnek verecek olursak 7'sinde neysen 70'inde de osun diyenleri örnek gösterebiliriz. Diğeri ise esnek zihne sahip insanlar. Bir taksiye bindiğinde bile taksi şoföründen bir şeyler alabilen insanlar. Hayatın içindeki işaretleri takip ederek, hayat mekanizmasının aslında kendisiyle iletişimde olduğunu anlayabilen ve o yüzden sürekli gelişen zihin. 
Hangisi olacağınıza sizin nerede, hangi ailede doğduğunuz, nasıl bir zeka seviyesine sahip olduğunuz, nasıl bir eğitim aldığınız yada maddi imkanlarınızın ne olduğu karar vermiyor. Nasıl düşündüğünüz karar veriyor. Eğer siz gelişime açık ve sürekli gelişen bir organizmayı kabul ediyorsanız zihniniz bunu anında kabul ediyor ve gelişmeye başlıyor. Her şey bizim elimizde. Neye dönüşmek istiyorsak, ona dönüşebilecek kabiliyetteyiz ve bunun için dizayn edilmişiz" şeklinde konuştu.
“GELECEĞİN YENİ MESLEĞİ VE YENİ SEKTÖRÜ BİOKİMYA OLACAK”
Bilgisayar teknolojilerine de değinen Kohen, "Teknolojilerin değiştirdiği hayat ile bizim psikolojimizde değişiyor. Sürekli kendimize yeni formatlar atıyoruz. Bugün dünyada biokimya üzerine çok gelişmiş bir sektör var. Elimizdeki telefonlarda, bilgisayarlarda ciddi anlamda birer işletim sistemi kullanıyoruz. O bilgisayarların hepsi bizim beynimiz gibi çalışıyor. Yani beynin çalışma prensibiyle, bilgisayarın çalışma prensibi birbirine çok yakın. Beynimize çok yakın bilgisayarlar üretmek istiyoruz buna da yapay zeka diyoruz. Bu kendi kendini onarabilen bir bilgisayar demek. Bugün bakterilerden oluşmuş bir işletim sistemi kurgulanıyor. Böyle bir sisteme sahip olan bilgisayar aslında yaşamın olduğu bir bilgisayar demek. Hesaplamaları elektronik bir sistemin değil de, yaşayan organizmaların yaptığı bir sistem düşünün. Bence günümüzün en derin inovasyonu bu. Gelecekte böyle bir sektör var. Eskiden bilgisayar mühendisliği diye bir sektör yoktu ancak artık var. Biokimya da böyle uçsuz bucaksız bir sektör olacak" diyerek sözlerini tamamladı.
 

 
Türkiye’nin en iyi 16 takımı arasına girdi
 
“Kıdem tazminatı konusunda kazanılmış haklar baki kalmalıdır”
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
“Altın Kalem”de süre uzatımı
TÜRKİYE'NİN tüm bölgelerinde görev yapan ekonomi muhabirleri, yazarları ...
Gücümüzü devletten değil milletten alıyoruz
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, düzenlediği basın toplantısında ...
Ramazan’da vatandaşlar soluğu yine HACI BAYRAM’da aldı
11 AYIN Sultanı Ramazanı yaşadığımız şu günlerde Başkentin simge adreslerinden ...
 
“3600 ek gösterge hakkımız”
SAĞLIK ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), 7 Mayıs 2019 tarihinde ...
BİRESKU’nun ‘9. Resim Sergisi’ne Ankaralı sanatseverlerden yoğun ilgi
SOSYAL medya üzerinde 4 yıl önce kurulan ve 50 bin üye sayısına ulaşan, ...
Ankara Barosu’ndan YSK’ya tepki: “Karar halk iradesinin gaspıdır”
ANKARA Barosu avukatları, 7 Mayıs 2019 tarihinde Sıhhiye Adliyesi önünde ...
 
“Çernobil nükleer faciasından en çok çocuklar etkilendi”
ÜLKEMİZDE Akkuyu Nükleer Santralinin yapımına başlandığı şu günlerde, ...
İlik nakli adalet gibi, geciktiği zaman ikisi de işe yaramıyor
LÖSEMİ Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBIR) ...
Sivil toplumun kutup yıldızı “TÜSİAV” 24 yaşında
TÜRK Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV), 24. kuruluş yıldönümünü görkemli ...
 
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Stanley Kubrick’in Shining Filmi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Hiç Bir Yere Bakış
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Tüketicinin Ulaşılabilir ve Güvenilir Gıda Hakkı ve Türkiye
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Dünyada Karbondiyoksit Yoğunluğu Artıyor
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
15 Temmuz Acı Tecrübe
ALPEREN FURKAN AYDIN
ALPEREN FURKAN AYDIN
Ümmet ve Siyaset
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri