Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
2.209 vaka, 76 vefat!
2.209 vaka, 76 vefat!
Anamur'daki orman yangını kontrol altına alındı
Anamur'daki orman yangını kontrol altına alındı
Sağlık personelinin istifa, emeklilik ve izin taleplerine sınırlama
Sağlık personelinin istifa, emeklilik ve izin taleplerine sınırlama
MasterChef'te Acun Ilıcalı'yı kızdıracak aşk
MasterChef'te Acun Ilıcalı'yı kızdıracak aşk
Keçiören’de doğal yaşama yoğun ilgi
Keçiören’de doğal yaşama yoğun ilgi
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
17 Ekim 2020 Cumartesi - 10:03

“Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmeli”

Türk Toraks Derneği’nden Prof. Dr. Metin Akgün; geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Sağlık çalışanlarının COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi talebi olduğunu vurguladıklarını dile getirdi.

“Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmeli”

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

 

TÜRK Toraks Derneği, 23. Yıllık Kongresi kapsamında 16 Ekim 2020 tarihinde bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda uzmanlar tarafından; COVID-19 aşısından beklentiler, süreç hakkında bilgiler, hastalığın tekrarlaması mümkün mü? 
COVID-19 ve toplum sağlığı, İlaç-tedavi sonuçları ve beklentiler, Astım ve KOAH'ı neler tetikler, nasıl korunulur? Tütün ürünleri kullananlarda COVID-19 riski, Çocuklar nasıl COVID-19 geçirir, nasıl korunur? COVID-19, sağlık çalışanları, kayıplar, sorunlar, Hava kirliliği ve COVID-19 gibi sorular ve konu başlıkları ele alındı.
“1500 HASTANIN 67’Sİ KAYBEDİLDİ”
Prof. Dr. Nurdan Köktürk, toplantının en dikkat çekici konularından biri olan TURCOVID 19 araştırması hakkında bilgiler paylaştı. TURCOVID 19 araştırmasının Mart-Temmuz 2020 tarihleri arasındaki 1500 COVID-19 hastasının verilerinin bir ortak veri tabanına kaydedilip havuzlanması ile oluşturulan bir gözlemsel kayıt çalışma olduğunu vurgulayan Köktürk, şu detayları kaydetti: “Çalışma olguların verilerinin geriye dönük kaydedilmesi ile oluşturulmuştur. Buna göre 1500 COVID-19 hastasının yüzde 69.7’sinde mikrobiyolojik yöntemlerle kesin tanı konurken geri kalan yüzde 30’unda tanı klinik radyolojik bulgularla konmuştur. Bu olgularda PCR negatif bulunmuştur. Akciğer grafisi sadece yüzde 35 hastada anormalken 1495 hastaya akciğer tomografisi çekilmiş ve hastaların yüzde 83’ünde COVID-19 ile uyumlu tomografi bulguları saptanmıştır. Olguların yüzde 17’si sağlık çalışanıdır. Bu veri setinde 1 sağlık çalışanı kaybedilmiştir. Olgularda ölüm riskini artıran faktörler istatistiksel olarak araştırılmıştır. 5 aylık süreçte hastane başvurusu olan 1500 hastanın 67’isi kaybedilmiştir. 
Olguların yüzde 57’si erkek yüzde 43’ü kadındır. Ortalama yaş yaşayanlarda 50, ölenlerde 71’dir. 65 yaş üzeri olmak ölüm riskini 6.71 kat artırır. Olguların yüzde 76’si pnomoni yüzde 14’ü ağır pnomonidir. Ağır pnomoni ölüm riskini 16 kat artırırken, çoklu organ yetmezliği ve septik şok 83-94 kat artırır. Aktif sigara içimi ölüm riskini 3.77 kat artırır. Nefes darlığının varlığı ölümü 6.53 kat artırır. Ateş varlığı veya yokluğu yaşayanlar ve kaybedilenler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yaratmamıştır.  Ancak vücut sıcaklığı kaybedilenlerde istatistiksel olarak anlamlı yüksektir (36.8 vs 37.2 C). Kaydedilen en yüksek ateş 38.2’dir. Vücut sıcaklığındaki her 1 derecelik artış ölüm olasılığını 1.5 kat artırır. Fizik muayenede bilinç bozukluğu olması mortaliteyi 12.74 kat artırır. Ek hastalıklardan kalp yetmezliği ölüm riskini 5 kat, KOAH 5 kat, aterosklerotik kalp hastalığı 4 kat, hipertansiyon 3 kat, Immunsupresif durumlar 6 kat, böbrek yetmezliği 4 kat, kanser tanısı 10 kat artırmaktadır. Sürekli kullanılan ilaçlardan kardiyak ilaçlar ve insülin kaybedilen grupta daha sık kullanılmıştır. Diyabet ek hastalık kategorisinde ilişkili çıkmadığı halde insülin kullanımının ilişkili çıkması muhtemelen sadece insülin gerektiren diyabetin mortalitede etkili olabileceğini düşündürmektedir. Favipiravir kaybedilen grupta daha fazla kullanılmıştır. Ancak bu durum hastalık ağırlığı ile ilişkili gibi görünmektedir. Hidroksiklorokin ve Azitromisin mortalite ile ilişkili görünmemektedir. En sık görülen yan etki karaciğer toksitesidir.”
“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÖZLÜK HAKLARI KORUNMALI”
Sağlık çalışanlarının COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi talebi olduğunu vurgulayan Türk Toraks Derneği’nden Prof. Dr. Metin Akgün; “Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı sağlık çalışanları arasında vakaların 40 bini geçtiğini ve 100’den fazla vefat yaşandığını belirtmişti. Bu rakamların daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Sağlık Çalışanları için burada sorun, durumun meslek hastalığı olarak kabul edilmemesi. Ülkemizde yüzde 98 iş kazası varken, yüzde 1 meslek hastalığı bildirimi var. Sağlık çalışanları da COVİD-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istiyor. Sağlık çalışanlarının yüzde 25’nin ailelerinde de COVİD-19 görülmüş durumda. Salgının ilk 3 ayında istifa etme veya emekli olma yoktu. Bu hak tanınınca bazı meslektaşlarımız emekli oldu veya istifa etti. Yaptığımız araştırmalarda ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Organizasyonda bozukluk, tükenmişlik sendromu gibi sebepler ortaya çıktı. Bu dönemde sağlık çalışanlarının özlük haklarının korunması ve COVİD-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerekiyor.” dedi. 
“VİRÜSE YÖNELİK ÖZGÜN BİR TEDAVİ SEÇENEĞİ YOK”
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Füsun Eyüboğlu da ilaçlar açısından COVID-19’u değerlendirdi. Eyüboğlu; “Ocak ayından Ekim ayına geldiğimiz noktada virüse yönelik özgün bir tedavi seçeneği olmadığını biliyoruz. Bu süreçte kullandığımız ilaçlar, başka sebeplerde kullandığımız anti viral ilaçlar. Başlangıçtan bu yana tüm dünyadaki tedaviler deneyip yanıt görme şeklinde başladı. Tüm dünya zaman içerisinde bu ilaçları deneyerek sonuçları tartıştı. Türkiye açısından Mart ayında hastalıkla ilk defa yüz yüze geldik. Öncesinde de kullanılabilecek ilaç tedavileriyle ilgili hazırlıklar sürdürdük. İlk başta Hidroksiklorokin çok rağbet görmüştü ama sonra anlaşıldı ki, bu ilaç virüs için tedavi seçeneği olacak noktada değil. Bu ilacın kullanımı geri planda tutuluyor. Favipiravir ilacında da ilk başta yüz güldürücü sonuçlar alınmıştı ama öneri şeklinde kullanıldı. Şu an ülkemizde bu ilaç tedavi alternatifi olarak kullanılıyor. Yoğun bakıma yatan hastalarda ve hasta yönetimi konusunda iyi bir altyapımız olduğunu biliyoruz. Özellikle hekim gücümüzün oldukça donanımlı olduğunu biliyoruz. İşler biraz kötüye gittiği zaman devreye giren plazma tedavimiz var. İlk başta bu tedaviye çok bel bağlanmıştı ama tedavi edici zar antikorlarının oluşması hasta için önemli. Fakat bu tedavi her zaman yüz güldürücü olamayabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK ÇÖZÜM DEĞİL”
Prof. Dr. Abdullah Sayıner de konuşmasında pandeminin durumunu ve ilaç çalışmalarını anlattı. Sayıner şunları kaydetti: “Şu an dünyada 39 milyona yakın koronavirüs tanısı kondu. COVİD-19 sebepli ölüm sayılarında 1 milyon sınırını çok çabuk geçtik. Elimizde bir takım ilaçlar var ama tedavi için yeterince sıçrama yapamadık. Yakın gelecekte böyle mükemmel bir ilaç çıkma beklentisi de yok. Bu hastalıktan korunmanın önemi çok daha artarak kendisini göstermeye başladı. 
Korunmanın yollarından bir tanesi toplumda bağışıklığın oluşma yollarından bir tanesi toplum bağışıklığının kendinden oluşması. Bırakın herkes yavaş yavaş enfekte olsun, yüksek riskte olanları korumaya gayret edelim ve pandemi kontrol altına alınsın. Bunun işe yaramadığı İsveç’te görülüyor. İsveç’te milyon kişi başına düşen vaka sayısı ve ölüm sayısı 5 ile 10 kat. Başta İngiltere bunu uygulamayı düşündü ama hemen vazgeçtiler. Dolayısıyla bu iyi bir seçenek değil. Karşımızda aşı ile korunma, toplumda bağışıklık oluşturma seçeneği var. Normal koşullarda bir aşı geliştirme süreci 10 yılı buluyor. Belli basamaklar, aday moleküller, aşı güvenliği ve sonrasında etkisi toplumsal çalışmalarla ölçülüyor. Normalde 10 yıldan fazla zaman alan aşı süreci, COVİD-19’da çok hızlı yürüdü. Tüm dünyada bu konudaki uzman merkezler Ocak-Şubat itibariyle aşı çalışmalarına başladı. Tüm dünyada 180 civarında aşı adayı var ve bunlardan 10 tanesi faz 3’ü geçmiş durumda. 10 aday aşının çıkması, 1 yıl dahi dolmadan ortaya çıkması, bilimin etkin çalışmasının göstergesi. Ancak, ulusal çıkarlar dikkate alınarak bu sürecin çok hızlandırılması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlı olma tehdidi var. Mesela Rusya’da faz çalışmaları tamamlanmadan öngörü ile ruhsat verildi. Donald Trump’ın da kendi ülkesinde aşı çalışmalarında nasıl baskı oluşturduğunu görüyoruz. Aşı için çalışan bazı firmalar henüz tamamlanmadan üretime başladılar. Bu saygı uyandıran bir şey ama aynı zamanda ticari bir kumar. Önemli detayların gözden kaçırılması kaygısını uyandırıyor. Dünya bilim ortamı bu konuda çok duyarlı ve böyle bir şeye izin verilmeyeceğini düşünüyorum. Bilimsel değerlendirmenin tam olarak yapılmasını umuyoruz. Süreçte iyi gelişmeler bu şekilde devam ettiği sürece 2021’den itibaren ruhsatlandırmalar, üretim ve dağıtım olacak. Ülkemize de önümüzdeki ilkbaharla birlikte aşıların ulaşacağını düşünüyorum” Sayıner ayrıca, havaların soğumasıyla daha yüksek enfeksiyon riski ve ölümlerin olacağını öngördüklerini ifade etti.
“TÜTÜN ÜRÜNLERİ BULAŞIYA NEDEN OLUYOR”
Koronavirüs tütün ilişkisine değinen Prof. Dr. Elif Dağlı; “COVİD-19, tütün ürünleri kullanan insanlarda daha ağır geçiyor. Pandemi sürecinde bir anda yayınlarda nikotin COVİD’e iyi gelir gibi ifadeler oldu. Pandemide tütün firmaları bundan yararlanmaya çalıştı. Yapılan yayınlar sigara firması destekli bilim insanları tarafından hakemleri olmayan dergilerde ifade edildi. Metodolojisi olmayan bu yayınlara bilim hemen müdahale etti. Tütün firmaları birden bire melek kesildi ve yoğun bakım desteği, ekipman desteği yaptılar. Sanki yılda 8 milyon kişinin ölümüne sebep olmuyorlarmış gibi davrandılar. 
Sigara kullanmayan insanların elektronik sigara gibi ürünleri kullanması için harekete geçtiler. Isıtılmış tütün ürünlerinin de Türkiye’ye girmesini istediler. Ruhsat verilmemiş bu ürünlerin üretiminin de yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Isıtılmış türün ürünleri ve elektronik sigaranın satılması ve ruhsatlandırılması tamamen yasaklanmalı. Buhar ve tütün ürünlerinin farklı formları pandeminin bulaşı riskini arttıracaktır.” şeklinde konuştu.
“HAVA KİRLİLİĞİ COVİD RİSKİNİ ARTTIRIYOR”
Hava kirliliği ve COVİD-19 ilişkisi konusunda açıklamalarda bulunan Dr. Nilüfer Aykaç da şunları söyledi: “Dünya yılardı hava kirliliği ile uğraşıyor. DSÖ verilerine göre dünyada her yıl 8 milyon kişi hava kirliliğinden ölüyor. Hava kirliliğinin viral enfeksiyonlara bağlı ölümleri artırarak pandemilerin yarattığı yıkıma katkı sunmaktadır.  Hava kirliliği üst hava yollarındaki silyaların, yani vücudun ilk savunma hattının işlevlerini bozduğu iyi bilinmektedir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayanlarda daha sık solunum yolu enfeksiyonları gelişmektedir. Özellikle aerodinamik çapı 2,5 ve 10 mm’den daha küçük partiküller, kükürt dioksit, azot dioksit, karbon monoksit ve ozonun solunum yollarını olumsuz biçimde etkileyerek virüs enfeksiyonlarına karşı olan duyarlılığı ve hastalığın şiddetini arttırdığı COVID-19 pandemi sürecinde daha önemli olarak karşımıza çıkmaktadır. 
Hava kirleticilerin artışı COVID-19 hastalığı gelişme riskini ve COVID-19’a bağlı ölümleri artırmaktadır. Yapılan çalışmada, AirQ+ kullanılarak, 2018 yılında, Türkiye’de illere göre uzun süreli PM2.5 etkileniminin yol açtığı erken ölümleri tahmin etmek amaçlanmıştır. AirQ+ kullanılarak Türkiye için hava kirliliğinin yol açtığı erken ölümler tahmin edilmiş ve 2018 yılında hava kirliliğinin Türkiye’de 72 ilde 44.617 kişinin (En az 29.882, en fazla 57.709 kişi) erken ölümüne yol açtığı hesaplanmıştır. 2018 yılında PM2.5 kirliğine atfedilen ölüm oranının en yüksek olduğu ilk beş il sırasıyla Iğdır, Kahramanmaraş, Mersin, Manisa ve Niğde olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar, 2018 yılında Türkiye’de PM2.5'e uzun süre maruz kalmanın neden olduğu 44.617'den fazla erken ölümün, illerde PM2.5'in yıllık ortalama konsantrasyonunun Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değer önerisi olan 10 µg/m3'ü geçmemesi durumunda “önlenebileceğini” göstermektedir.”
 “ASTIM, KOAH VE AHCİĞER KANSERİ OLANLAR TEDAVİLERİNÜ SÜRDÜRMELİ”
Pandemi döneminde KOAH hastalarının muhakkak suretle tedavilerine devam etmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Aylin Özgen Alpaydın; “COVİD-19’a yakalandıysanız, KOAH hastalığını daha ağır geçiriyorsunuz. Çin’den gelen bir çalışmada KOAH hastalarının pandemi öncesine göre ölüm oranlarının arttığı belirtiliyor. KOAH hastaları gerekli tedaviyi almalıdır. Bu süreçte standart COVİD-19 tedbirlerini almalıdırlar.” derken, Dr. Berna Dursun da astım hastaları açısından değerlendirmede bulundu. Dursun; “Astım çok geniş yelpazede klinik yansıması olan bir hastalık. Astımlıların ilaçlarını pandemi sürecinde devam ettirmesi gerekiyor. Atakların artması gibi bu süreçte bir sıkıntı olmaması için ilaçların ve tedavilerin sürdürülmesi, hastaların kendilerini takip eden hekimlerle irtibat halinde olması gerekiyor. Kontrol altında olmayan astımlılarda COVİD tablosu çok ağır olabiliyor.” dedi. Dr. Pınar Çelik de akciğer kanseri olan hastaların COVİD zatürresini diğer hastalara göre daha şiddetli geçirdiğini ve hastaların tedavilerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydetti.

Etiketler:
 
Mamak, Konya’da güldü
 
Ermenistan savaş suçu işlemeye devam ediyor
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
“Geleceğin altını buğday ve ekmeğe sahip çıkalım”
Aldığımız her 10 ekmekten 1’i çöpe gidiyor, her gün 6 milyon ekmek çöpe ...
Ankara’nın Başkent Oluşu Özel Programla Kutlandı
Ankara’nın Başkent Oluşu’nun 97. yılı, Türk Tarih Kurumu bünyesinde düzenlenen ...
Kanuni Sondaj Gemisi Karadeniz’de sondaja başlayacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "ICCI 2020 – 26. Uluslararası ...
 
AHEF: Grip aşısı sayısı artırılmalı ve risk grupları aşıyı eczanelerden reçetesiz alabilmeli
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Başkanı Dr. Özlem Sezen, ...
CHP Sözcüsü: “Orta Vadeli Program, “Kral çıplak” diye bar bar bağırıyor”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 12 Ekim 2020 ...
TV izleme süreleri yükseldi
TÜRKİYE’DEKİ medya yatırımları içerisinde yüzde 34,7 oranında paya sahip ...
 
CHP’li Kaya: Yüz yüze eğitimde tüm sorumluluk velilere yüklenemez
CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya 2020-2021 eğitim öğretim yılının ...
Başkent’te Azerbaycan’a destek için buluştular
KARS Ardahan Iğdır Dernekler Federasyonu tarafından Azaerbaycan’a destek amaçlı miting düzenlendi.
TÜMFED üyesi Yalova Musiki Derneği’nin öğrencisinden büyük başarı
TÜRK Musikisi Federasyonu’nun (TÜMFED) üyesi, Yalova Musiki Derneği’nin ...
 
casino siteleri-en iyi bahis sitesi-dijital ajans-bitcoin-
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
“Sonbahar Sanattır”
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Herkesin Kolunda Bir Altın Bilezik Olmalı
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Elektrikli Kaykaylar, Trafikte Yeni Tehlike
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Yeni Normalde İmzalar Dijitalde Atılıyor
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
Bakan Yardımcısı Açıkladı: eSIM Yakında Ülkemizde Hayata Geçecek
SELEN YEDİER
SELEN YEDİER
Shakespeare
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri