Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
“Afrika kıtasıyla yakın iş birliğimize büyük önem ve anlam atfediyoruz”
“Afrika kıtasıyla yakın iş birliğimize büyük önem ve anlam atfediyoruz”
CHP Sözcüsü Öztrak’tan TCMB açıklaması: “Kasadaki döviz, borca yetmiyor”
CHP Sözcüsü Öztrak’tan TCMB açıklaması: “Kasadaki döviz, borca yetmiyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Nijerya ziyareti ülkede heyecanla bekleniyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Nijerya ziyareti ülkede heyecanla bekleniyor
CHP'li İlgezdi: Sağlık Bakanlığı elektronik sigarayı mı tavsiye edecek?
CHP'li İlgezdi: Sağlık Bakanlığı elektronik sigarayı mı tavsiye edecek?
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
26 Temmuz 2021 Pazartesi - 20:14

CHP Sözcüsü Öztrak: “Türkiye, Avrupa’nın göçmen gettosu değildir, olmayacaktır”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de MYK gündemine dair basın toplantısı düzenledi.

CHP Sözcüsü Öztrak: “Türkiye, Avrupa’nın göçmen gettosu değildir, olmayacaktır”

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

Öztrak düzenlediği toplantıda şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz hafta sonu, 24 Temmuz, Cumhuriyetimizin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’nın 98. yıl dönümüydü. Lozan, büyük bir milletin emperyalizme karşı, cephelerde verdiği varoluş mücadelesini, diplomasiyle taçlandırdığı zaferin adıdır. Büyük önderimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, “Bu antlaşma, Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış, büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden belgedir.” Lozan iktisadi bağımsızlığımızın da tapu senedidir. Osmanlı’yı yüzyıllarca sömüren, tüketen Kapitülasyon prangası, Lozan’la kırılıp, atılmıştır. Bugün Türkiye, bağımsız ve özgür milletler ailesinin şerefli bir üyesiyse, semalarımızda ay yıldızlı, al bayrağımız dalgalanıyorsa, minarelerimizden ezan sesleri duyuluyorsa, bunu şanlı Kurtuluş Mücadelemize ve onu taçlandıran Lozan Antlaşması’na borçluyuz.

“KARADENİZ’DE FELAKETİN ASLİ SORUMLUSU HÜKÜMET”

Ne yazık ki, geçtiğimiz Kurban Bayramı’nı da, bayram tadında yaşayamadık. Rize ve Artvin’de yaşanan sel felaketleri, canımızı, yüreğimizi yaktı. Bayramımızı zehir etti. Felakette yaşamını yitiren vatandaşlarımıza, Allah’tan rahmet diliyoruz. Artık her yaz Karadeniz’de bir sel felaketi yaşıyoruz. Bu felaketlerin birinci dereceden sorumlusu yandaşlara yaptırılan HES’lere, rant için ormanların katledilmesine, yanlış yapılan yol, köprü ve su bentlerine, izin ve onay veren hükümettir.

“HÜKÜMET “CAN YERİNE CÜZDAN” DEDİ”

Yine bir başka konu, aşılamada neden hızımız düştü? Şu ana kadar nüfusumuzun ancak yüzde 20’sini iki doz aşılayabildik. İsrail’de nüfusun yüzde 61’i, Kanada’da yüzde 55’i, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 49’u, Avrupa Birliği’nde yüzde 46’sı iki doz aşılandı. Salgının başından bu yana, milletimiz canıyla cüzdanı arasına sıkıştırıldı. Erdoğan Şahsım Hükümeti, nüfusun yüzde 50’sini iki doz aşılayamadı. Ama onun yerine can yerine, yine cüzdan tercihinde bulundu. Ve bir kez daha kontrolsüz bir şekilde açıldık.

“SALGIN GELECEĞİMİZİ DE TEHDİT EDİYOR”

Şimdi, “dördüncü zirvenin, hemen başında olduğumuzu” söyleyen bilim insanları var. Aşılama ve tedbirlere gereken özen gösterilmezse, Eylül, Ekim aylarında yeni bir kapanma yaşanırsa, bunun yaratacağı ekonomik ve sosyal yıkım çok daha büyük olacaktır. Salgın sadece bugünümüzü, sağlığımızı, cüzdanımızı, işimizi, gücümüzü tehdit etmiyor. Geleceğimizi de tehdit ediyor. Evlatlarımız bir buçuk yıldır okula gidemedi. Dördüncü zirveye Eylül ayında tırmanılması durumunda, yeni eğitim ve öğretim yılı da başlamadan, tehlikeye düşecek. 1,5 yıldır uzaktan eğitim fiyasko oldu. Pek çok evladımız, eğitime ulaşamadı, ulaşanlar da verilen eğitimden bir şey anlamadı. Eğitim sistemimiz zaten berbattı. Salgınla beraber kötüye gidiş daha da katmerlendi. Çok üzülerek ifade ediyoruz; bir nesli kaybetme tehlikesi her geçen gün büyüyor.  

“EĞİTİM SİSTEMİNDEN MEMNUNİYET DİBE ÇAKILDI”

Bizim de kurucu üyesi olduğumuz, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı bir takım verileri, son günlerde arka arkaya tüm dünyayla paylaşıyor. Eğitimdeki çöküşten, gençlerimizin salgında yaşadığı buhrana kadar, pek çok sorunun boyutlarını bu verilerden karşılaştırmalı olarak görebiliyoruz. Milletimiz eğitim sisteminden memnun değil. 2010’da, vatandaşlarımızın yüzde 61’i eğitim sisteminden memnunmuş. 2020’de bu oran yüzde 27’ye düşmüş. 10 yılda 35 puanlık düşüş bu tam bir çakılma. OECD üyesi 36 ülke içinde, vatandaşlarının eğitim sisteminden en az memnun olduğu ülke bizim ülkemiz Türkiye. Eğitimde memnuniyetsizliğin en hızlı arttığı ülke de yine Türkiye.

“OKUL ÖNCESİNDE RAKİPLERİMİZİN ÇOK GERİSİNDEYİZ”

Getirisi en yüksek olan eğitim kademesi, okul öncesi eğitim bunu biliyoruz. Bilimsel çalışmalar buna işaret ediyor. Ama ülkemizin en zayıf olduğu eğitim kademesi de, ne yazık ki okul öncesi eğitim. Bunu ben söylemiyorum, bu OECD verilerinde yazıyor. Üç yaşındaki çocuklarımızın, okul öncesi eğitimde kayıt oranı yüzde 10. Diğer OECD ülkelerinde aynı oran ortalama yüzde 78. Dört yaşındaki çocuklarımızın, okul öncesi eğitimde kayıt oranı yüzde 39. OECD’de ortalama yüzde 89. Bunlar rakiplerimizin çok gerisinde kaldığımızı, eğitimde fırsat eşitsizliğinin giderek katılaştığını ortaya koyan veriler. Hali vakti yerinde olanlar çocuklarını okul öncesi eğitimine gönderebiliyorlar ama fakir fukaranın çocuğu okul öncesi eğitimden mahrum kalıyor.  

“ZENGİN VE FAKİR ARASINDA UÇURUM VAR”

Eğitimdeki fırsat eşitsizliğine bir başka örnek, öğrencilerin bilgisayar erişiminde… Meksika ve Kolombiya ile beraber bu alanda en kötü üç ülkeden biriyiz. Türkiye’de zengin çocukların okuduğu okullarda, bilgisayara erişim yüzde 86, yoksul çocukların okuduğu okullarda, bilgisayara erişim yüzde 46. Arada koskocaman bir uçurum var. Eğitimdeki bu uçurumlar, ülkemizin, Erdoğan hükümetleri döneminde, “Yoksulluğun babadan evlada miras kaldığı” bir düzene geçmekte olduğunu gösteriyor.  

“EĞİTİM SİSTEMİMİZİ PERİŞAN ETTİLER”

Bu ülkede, babalar ceketini satar, çocuklarını okutur. Analar yemez, evlatlarına yedirir. Yeter ki evlatlar okusun, yetişsin ve büyük adam olsun. Bu ülkede, fakir ve fukaralıktan kurtulmanın en emin yolu, okumak olmuştur. Bir çocuk okuduysa, tahsilini yaptıysa, hem kendi hayatı kurtulur. Hem de gelecek neslin hayatı kurtulur. Cumhuriyet; bize bunu öğretmiştir. Cumhuriyet; okuyup mühendis olan bir çobanın, Cumhurbaşkanı olduğu rejimin adıdır. İşte bunun için “eğitim politikaları” mutlaka milli olmak zorundadır. Mutlaka eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır.

“ADALETTE DE EN SONDAYIZ”

Tekrar OECD verilerine dönelim. 2010’dan 2020’ye, vatandaşlarımızın mahkemelere güveni, yüzde 59’dan, yüzde 37’ye düşmüş. 10 yılda adalete güvende 22 puanlık düşüş var. Türkiye, 36 ülke içinde adalete güvenin en hızlı düştüğü ülke. Tekrar OECD içinde, hükümet gücünün denetimle, dengelenip sınırlanmasında, en kötü durumdaki ülke Türkiye. Tabi buna bağlı olarak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında da en sondayız.

“MÜHENDİSLİK OKUYAN KASİYER, BANKACILIK OKUYAN ÇİFTÇİ OLUYOR”

Ülkemiz Erdoğan Şahsım Hükümeti elinde, en önemli üstünlüğü olan, “Genç nüfus avantajını” bir türlü kullanamadı. Bu hükümet elinde gençlerimiz ne eğitimle, ne de işle buluşabiliyor. Gençlerimiz anasının, babasının dizinin dibinde oturuyor. Tüm OECD ülkeleri içinde, en yüksek ev genci oranı ne yazık ki bizde 15-29 yaş arasındaki her 100 gencimizden 31’i, ev genci olmuş, anasının babasının eline bakıyor. Üniversite mezunlarımız işsiz. Üç kuruşa iş bulan da mesleğini yapamıyor. Mühendislik okuyan kasiyerlik, bankacılık okuyan çiftçilik yapıyor.

“GENÇLERİN ÇALINAN UMUTLARINI GERİ VERECEĞİZ”

Gençlerimiz sadece kendisi için değil, ailesi için de kaygılı. Yine OECD’nin yaptırdığı bir başka ankete göre, 18-29 yaş aralığındaki gençlerimizin yüzde 71’i, önümüzdeki yıllarda ailesinin finansal durumundan kaygılı. Yine her 100 gencimizden 63’ü, salgın döneminde, ailesinden birinin iş durumunun bozulduğunu söylüyor. 18-29 yaş arasındaki gençlerimizin yüzde 77’si ise salgın döneminde, “Hükümet daha çok destekte bulunmalıydı” diyor. Hep söylüyoruz; gençlerine umut olamayan bir ülke, geleceğine de güvenle bakamaz. Türkiye geleceğine umutla bakacaksa, gençlerimizin çalınan umutlarını, gençlere geri vermek zorunda. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, gençlerimize, çalınan umutlarını geri vereceğiz.

EMPERYALİSTLER KÂRLI ÇIKTI, KAYBEDEN TÜRKİYE VE SURİYE OLDU

Suriye krizi 10. yılını doldurdu. Ve bugün, geçici koruma kapsamında, 3 milyon 688 bin 93 Suriyeli ülkemizde yaşıyor. Bunlar tabi Göç İdaresinin resmi rakamları. Gerçek sayının ise 5 milyon civarında olduğu söyleniyor. Bu kadar Suriyeli durup dururken ülkemize gelmedi. Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanının Emevi Cami’nde namaz kılma rüyası, bu kargaşayı, bu acıklı göçü tetikledi. Bunu kimse inkâr etmiyor. Bugüne kadar Suriye’deki iç savaştan; İsrail karlı çıktı. ABD karlı çıktı. Rusya karlı çıktı. Ne kadar emperyalist güç varsa hepsi karlı çıktı. Ama bu savaşın iki büyük kaybedeni oldu. Biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri ise Suriye Arap Cumhuriyeti.

“HESABI MİLLETİMİZ ÖDÜYOR”

Suriye’deki savaşın ilk günlerinde, CHP heyeti olarak Hatay’a yaptığımız bir ziyarette, yaşadığımız şu anekdotu hiç unutmuyorum. Bir lokantacı esnafımız, gelen Suriyelilerin lokantasında yediğini içtiğini anlatmıştı. Ama iş hesap ödemeye geldiğinde, “Bizi buraya Erdoğan çağırdı, hesabı da o ödesin” deyip gittiklerinden şikâyet etmişti. Evet, o gün bugündür hesabı Erdoğan değilse de Milletimiz kat be kat ödüyor. 40 milyar dolardan fazla bir kaynak, vergi mükelleflerimizin cebinden yok yere harcandı.

“BU POLİTİKALARIN SONUCU YOKSULLAŞMA”

Ama Suriye’deki savaşın yarattığı asıl iktisadi kayıp, bu paralar değil. Asıl büyük iktisadi kaybımız, Türkiye’nin “düşük teknolojili üretim yapısına” hapsedilmesi oldu. Biraz önce sanayi üretimiyle ilgili rakamları ifade ettim. Türkiye bugün hala örgü giyim ihracatçısı ise, hala bisküvi, un, halı gibi harcıâlem ürünleri satarak, küresel ticarette yer alıyorsa, bunun sebeplerinden birisi de işte bu kontrolsüz göç. Suriye’den ve son zamanlarda Afganistan’dan, eğitimde ve beceride, Türkiye ortalamasından bile düşük işgücünün girişi, üretilen ve ihraç edilen ürünlerimizin niteliğini, düşük teknolojili ürünlere çiviledi. Türkiye’nin çoktan, bazı sektörlerini kalkınmada geri kalmış ülkelere transfer etmesi ve bunların yerine yüksek katma değerli, yüksek teknolojili sektörlere geçmesi gerekirdi. Ama bunun yerine, Suriye’den ve başka yerlerden göçmen alıp, bunları da kayıt dışı, ucuz işgücü olarak çalıştırarak, düşük teknolojili, emek yoğun sektörlerini ayakta tutmayı tercih etti. Sonuç? Sonuç yoksullaşma.

“BU KAFAYLA REKABET EDECEĞİNİZ YER AFRİKA’DIR”

Bugün bazı sanayicilerimiz, “Suriyeliler, Afganlar olmasa, çalıştıracak adam bulamıyoruz” diyorlar. Kimse kusura bakmasın, bu üretim yapısıyla üç kuruşa adam çalıştırıp, rekabet edeceğiniz tek yer Afrika’dır. Biz bu güzel ülkemizin Avrupa’nın Afrika’sı, Bangladeş’i veya Vietnam’ı olmasını istemiyoruz. Biz AB’nin tam üyesi olarak, bölgenin yüksek teknoloji üretim üssü olmayı istiyoruz. Kişi başına gelirde hızla AB ortalamasını yakalayıp onu da geçmek istiyoruz.

“TÜRKİYE AVRUPA’NIN GÖÇMEN GETTOSU OLAMAZ”

Ama Erdoğan Şahsım Hükümeti ve AB’nin oyunu çok farklı. Merkel’in son sözleri bu çerçevede önemli bir itiraf. Türkiye’nin AB üyesi olmasını beklemediğini ifade eden Merkel, Erdoğan’ın “Suriyeli mültecilere ev sahipliği” konusunda, olağanüstü başarı sergilediğini söylüyor. Sonra da ağzındaki baklayı çıkarıyor. Bunun için, Türkiye'ye 3 milyar Avro, rüşvet verileceğini itiraf ediyor. Merkel, AB ve Erdoğan’ın hem milletimizin, hem de sığınmacıların üzerinden oynadıkları kirli siyasi oyunu, deşifre ediyor. Bugün de Avusturya Başbakanı çıkmış, “Afganistan’dan kaçanların Avusturya, Almanya, İsviçre’ye gelmesindense Türkiye’ye yerleştirilmesinin daha uygun olduğunu” söylüyor. Ne âlâ memleket. Tüm bölgeyi, emperyalist emelleriniz için istikrarsızlaştırın. Kan gölüne çevirin. Kabaran göç dalgasını durdurma işini de, 3-5 milyar Avro rüşvet karşılığında Türkiye’ye havale edin. Kendinize gelin. Türkiye, Avrupa’nın göçmen gettosu değildir, olmayacaktır. Bunu hepiniz böyle bilin.”

 
Bahçeli: “Dün de, bugün de, yarın da Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır”
 
Bina tadilatı yaptırılacak
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Memur-Sen, yüzde 38 maaş artışı ve 600 TL seyyanen zam istiyor
Memur-Sen zam talebini açıkladı
Böcek alerjilerine dikkat!
Böcek ısırıkları çok sık olarak görülmesine rağmen ciddi reaksiyonlar ...
CHP’li Gökçen: “OECD’ye göre Türkiye’de gençlerin yüzde 30’u ruh ve akıl sağlığını kaybetmiş”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, OECD’nin son araştırması hakkında açıklama yaptı.
 
Demet Cengiz’in “Adımı Deniz Koydular” adlı kitabı raflarda
DAHA önce yayınladığı kitapları ve gazeteci kimliğiyle tanınan Demet Cengiz, ...
Oğuzhan Kabasakal güven tazeledi
Galatasaraylı Hukukçular Derneği’nin olağan genel kurulunda başkanlığa ...
Medya mı daha etkin yoksa sosyal medya mı?
GÜNÜMÜZ teknoloji çağında artık kamuoyunu bilgilendirmede ve yönlendirmedeki ...
 
Mehmet Uluğtürkan’ın yeni romanı ‘Kayıp Sancak’ okuyucuyla buluştu
Çok satanlar listesine giren ‘Madalyasız’ın yazarı Mehmet Uluğtürkan’ın ...
Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu
Ekonomi Gazetecileri Derneği tarafından düzenlenen, Ekonomi Basını Başarı ...
Sendikalardan ABB’ye tepki
HAK-İŞ Konfederasyonu’na bağlı Hizmet-İş, Öz Sağlık-İş ve Öz Güven-Sen ...
 
404 Page Not Found
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
EZGİ KIZILAY
EZGİ KIZILAY
AB, Artan Enerji Fiyatlarıyla Mücadele Için Öneri Paketi Hazırladı
AYHAN DEMİR
AYHAN DEMİR
Trend Micro, 2021’In Ilk Yarısında 41 Milyar Siber Tehdidi Engelledi
VOLKAN ÖZTUNA
VOLKAN ÖZTUNA
İnsanlığa Ait Bilinen En Eski Ayak Izi Keşfedildi: 6 Milyon Yaşında
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Koç Holding, 2050 Karbon Nötr Hedefini Açıkladı
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Eteklerinde Güneş
RIZA PEHLİVAN
RIZA PEHLİVAN
Vefa
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri