Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık Bilim - Teknoloji Videolar
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
Et ve Süt Kurumu “makine ve ekipman” alacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
2016 model Renault Clio icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Mamak'ta daire icradan satılacak
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Ankara İtfaiyesi’nden ANDA ile iş birliği
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi
Aile Hekimleri negatif ayrımcılıktan şikâyetçi
HABERLER>RÖPORTAJ - ÖZEL HABER
6 Nisan 2021 Salı - 09:58

CAR-T Hücre tedavisi Türkiye’de ilk kez Ankara’da uygulandı

Kansere karşı çığır açan yöntem olarak görülen kişiselleştirilmiş ‘CAR-T Hücre’ tedavisi, Türkiye’de ilk kez klinik araştırma kapsamında SBU Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Multiple Myeloma hastasına uygulandı.

CAR-T Hücre tedavisi Türkiye’de ilk kez Ankara’da uygulandı

ALPER ŞAŞMAZ / ANKARA

 

Kansere karşı çığır açan yöntem olarak görülen kişiselleştirilmiş ‘CAR-T Hücre’ tedavisi, Türkiye’de ilk kez klinik araştırma kapsamında SBU Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Multiple Myeloma hastasına uygulandı. Hastalar, kanser hücrelerini daha güçlü bir şekilde yok eden ve yüzbinlerce dolara mal olan kişiselleştirilmiş tedaviden yürütülen klinik araştırma kapsamında ücretsiz yararlanabilecek.

“TÜRKİYE’DE BİR İLK”

World Apheresis Association (Dünya Aferez Birliği) Başkanı ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, ülkemizde bir ilk olarak Multiple Myeloma hastalarında Faz çalışmaları kapsamında, CAR-T hücre tedavisinin uygulanmaya başlandığını bildirdi. CAR-T hücre tedavisi ile genetik olarak tasarlanmış yapay T-hücre reseptörlerini taşıyan hücrelerin hastalara uygulandığını aktaran Altuntaş, yöntemin kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntem, olduğunu söyledi. Altuntaş; “Bu şekilde bağışıklık hücrelerini kanser hücrelerine karşı yönlendirmekte ve kanser hücrelerinin bağışıklık hücreleri tarafından yok edilmesini sağlamaktadır. Teorik olarak, bu üretilmiş hücreler, herhangi bir antijene karşı yönlendirilebilir ve hedef kanser hücrelerini daha güçlü bir şekilde öldürebilir. Bu işlem aslında kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir” diye konuştu. Bir immünoterapi yöntemi olan “CAR-T Hücre” tedavisi alanında yapılan klinik araştırmaların 2016 yılından itibaren arttığını ve her yıl yaklaşık 100 yeni klinik araştırma başlatıldığını kaydeden Altuntaş, “2020 yılı itibarıyla ABD'de 1000 civarı hasta AB'de ise 350 civarı hasta CAR T-Hücre tedavisi almıştır. Yani tüm dünyada daha çok erken aşamada olduğu söylenebilir.” dedi. Altuntaş, Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi kanser klinik araştırma merkezi olarak stratejilerini belirleyip çalışmalarını hızlandırdıklarını vurgulayarak; “Fiziki altyapı ve lojistik altyapımızı geliştirdik. Uluslararası sertifikasyon programına başvurduk, hazırlıklarımızı yaptık ve başarıyla sertifikamızı aldık. Bugün de ülkemizde bir ilk olarak gururla söyleyebilirim ki hücresel tedavilerin bile faz çalışmaları başlamıştır” bilgisini aktardı.

“TEDAVİ KEMOTERAPİDEN SONRA DA ÖNCE DE UYGULANABİLİYOR”

CAR T hücre tedavisi çalışmalarının lösemi, lenfoma ve myeloma gibi hematolojik kanserlerin yanı sıra özellikle beyin, pankreas, karaciğer, meme, mide ve bağırsak kanserlerine karşı yürütüldüğünü belirten Altuntaş, “Biz de Multiple Myeloma hastalarında klinik araştırma kapsamında CAR T hücre tedavisine başladık” dedi.  Altuntaş, bu tedavide hastanın kendi T hücresinin kullanıldığını dile getirerek şu bilgileri aktardı: “Bu myeloma hücrelerinin yüzeyinde bulunan ‘B hücresi olgunlaşma antijenini’ (BCMA) hedefleyen genetik olarak modifiye edilmiş otolog kimerik antijen reseptör (CAR) T hücresi tedavisidir. CAR-T hücreleri, Multiple Myeloma ile savaşmaya yardımcı olmak için bir tür beyaz kan hücresi olan hastanın kendi T hücreleri kullanılarak oluşturulan özelleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Bu amaçla hastanın T hücreleri toplanır, laboratuvarda miyelom hücrelerinin hedeflenmesini ve öldürülmesini kolaylaştıran yeni bir gen içerecek şekilde genetik olarak işlenip değiştirilir. Hücreler değiştirildikten sonra hastaya geri verilir. Klinik araştırmalarda CAR-T hücre tedavisi ile yüzde 80'ler civarında genel cevap oranları bildirilmektedir. Diğer tedavilere göre üstünlüğü elde edilen yanıtların sürekliliğinin daha uzun olmasıdır. Gerek yeni tanı myeloma hastaları gerekse daha önce tedavi almış tedaviye dirençli olgularda uygulanabilir. CAR-T hücre tedavisi kemoterapi uygulanıp kanser hücrelerinin azaltılması sonrası uygulanabileceği gibi kemoterapi öncesinde de hastaya verilebilmektedir. Öte yandan bu tedavide nihai amaç hastanın kemoterapiye ihtiyaç duymadan kanser hücrelerinin tamamen yok edilmesidir. Bu nihai amacın gerçekleşmesi için ise klinik araştırmaların biraz daha ilerlemesini beklemek gerekiyor.

“HASTALARA KLİNİK ARAŞTIRMA KAPSAMINDA ÜCRETSİZ UYGULANIYOR”

Ülkemizde hematolojik kanserlerin tedavisinde önemli ilerlemeler olmasına rağmen, iyileştirilmesi gereken bazı noktalar da bulunduğunun altını çizen Altuntaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk olarak, bu umut verici tedaviden daha fazla hastanın faydalanabilmesi geniş ölçüde erişilebilir olmasına bağlı. İkincisi, bu tedavi yöntemi hakkında rehberler geliştirilmelidir.  Üçüncüsü, bu tedavi göreceli olarak yeni olduğu için bununla ilgilenen tüm sağlık çalışanları yeterince bilgi, donanım ve deneyim sahibi olmalıdır. Dördüncü olarak, bu tedavinin yan etkilerini azaltmak ve gelecekteki etkinliğini artırmak için daha fazla klinik araştırmalar yapılmalıdır. Amerika’da mevcut iki tedavi ürününden biri 475 bin dolar diğeri 373 bin dolar civarıdır. Avrupa’da ise ülkelere göre değişmekle birlikte 250 bin doların üzerindedir. Bu tedaviyi hastalarımıza klinik araştırma kapsamında ücretsiz uygulamaktayız. Ülkemiz kanser, hematolojik kanserler ve kemik iliği nakli tedavi uygulamaları bakımından dünyanın en gelişmiş ülkeleri ile yarışır düzeydedir. Örneğin kemik iliği nakli bakımından sayısal ve niteliksel olarak Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasının üzerindedir. Klinik araştırma düzeyindeki ilaçlar dâhil kanıta dayalı uygulamalar ışığında her türlü kanser ilacına ulaşmak mümkündür.”

“KLİNİK ARAŞTIRMALAR HAYATİ ÖNEME SAHİP”

Altuntaş, bugün kanser hastalarının yüzde 50’sinden fazlasının standart yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirterek “Bununla birlikte, standart tedaviye cevap vermeyen hastalara yeni alternatif tedaviler sunmak çok önemlidir. Bu bakımdan klinik araştırmalar hayati öneme sahiptir. Bu yönden de Sağlık Bakanlığı, klinik araştırmalar yasal altyapısı çoğu Batı ülkesinden daha ileri düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Klinik araştırma merkezleri kanser hastalarının yeni ilaçlara erişilebilirliğini sağlamaktadır. Böylece birçok yeni kanser ilacına dünya ile eşzamanlı ulaşmanın önü açılmaktadır” bilgisini aktardı. Türkiye’nin klinik araştırma ve Ar-Ge alanında büyük gelişme potansiyeline sahip olduğuna işaret eden Prof. Dr. Altuntaş, “Nüfus özellikleri, hastalık tipleri, yetişmiş hekim ve sağlık personeli kapasitesi ve altyapı göz önünde bulundurulduğunda klinik araştırmalar konusundaki potansiyelimizin yüksek olduğunu söyleyebilirim” değerlendirmesinde bulundu. Altuntaş, Multiple Myeloma’nın, günümüzde hala tedavisi güç hastalıklardan biri olduğuna işaret ederek “Bu nedenle sürekli yeni ilaçlar üzerinde çalışılmaktadır. Yeni ilaçların en etkin ve yan etkisi en az olanlarını belirleyecek olan uluslararası çok merkezli klinik araştırma protokolleridir. Bu protokollerde kullanılan ilaçlar henüz eczanelerde ruhsatlı olarak satılma aşamasına gelmemiş ürünlerdir. Bir ilacın piyasada satılan ilaç aşamasına gelebilmesi için ortalama 2-3 yıl, ülkemizde ruhsat alabilmesi için de en az 1 yıl gereklidir. Bu nedenle hastaların bu protokollere dâhil edilmeleri tıptaki yeni gelişmelere ve tedavi yaklaşımlarına erken ulaşmayı sağlar” ifadesini kullandı.

“LÜTFEN KLİNİK ÇALIŞMALARA GÖNÜLLÜ OLARAK KATILALIM”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye’de savunma sanayisinden sonra sağlık alanında da kendine yeter bir altyapı oluşturulmasına büyük önem verdiğini anlatan Altuntaş; “Bu bağlamda biz akademisyenler özellikle sağlıkta yerlileşme ve millileşmenin altını doldurmak, Ar-Ge ve klinik araştırma merkezlerinin altyapısını güçlendirmek ve klinik araştırma merkezlerinin sayısını ve niteliklerinin artırmak için çaba gösteriyoruz” diye konuştu. Altuntaş, bu bağlamda ülkede klinik araştırmaların sayısının artırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Klinik çalışmalara katılan hastalar ve gönüllülerimiz, kendilerini denek olarak düşünmemeli. Bu iş gönüllülük işi. Sosyal sorumluluk ve görevin yanında bir hayır işi olarak da düşünmelidir. Bir alanda muhtaç olan bir insana ya da insanlara yardım ediyorsunuz. Bir hücresel tedavi ürünü, molekül ve ilacın geliştirilmesine katkı sağlıyorsunuz. Bu aynı zamanda bir insanlık görevi. Lütfen klinik çalışmalara gönüllü olarak katılalım. Katılımı teşvik edelim. Standart bir tedavisi yoksa bu alanda arayış içine girsinler. Hasta, hasta yakını, sosyal çevre ve kamu kurumlarının destek ve farkındalığın artırılmasına ihtiyaç var.”

 
DSÖ: “Hava kirliliği nedeniyle her yıl 3 milyon bebek erken doğuyor”
 
Başkent’te “Göçmen Hakları” konuşuldu
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
DSÖ: “Hava kirliliği nedeniyle her yıl 3 milyon bebek erken doğuyor”
Dünya Sağlık Örgütü 2019 yılında yaptığı araştırmalarda hava kirliliğinin ...
400 yıllık konak çürüyor
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Çankaya’da Aziziye Mahallesi Kuloğlu Sokak’ta ...
Çargah Türk Müziği Topluluğu bu işi sevdi
BİR yılı aşkın bir süredir ülkemizde ve tüm dünyada olumsuz bir şekilde ...
 
“İnsanların evlerinde vakit geçirmesi ev ve yaşam alanı ürünlerine ilgiyi arttırdı”
MUTFAK, ev tekstili, ev dekorasyon, tamamlayıcı mobilya, aydınlatma, banyo, ...
DİSK: “Kaynak var, KÇÖ en az 1 yıl daha devam edebilir”
KISA Çalışma Ödeneği (KÇÖ), 31 Mart 2021 tarihi itibariyle sona erdi. ...
“3 milyon ton çekirdek üretilse fiyatlar yükselmeyecekti”
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin (BYSD) 40’ıncı Genel Kurulu 31 Mart ...
 
Türkiye’nin ilk otomobil AVM’si, OTOKENT ANKARA’nın temeli atıldı
ANKARA Oto Galericileri Derneği ANODER üyelerinin kurduğu kooperatif ANOKOOP’un ...
SPD: “Su’da plan çok ama uygulama yeterli değil”
TBMM’de Kuraklıkla Mücadele ve Suyun Verimli Kullanılması için Araştırma Komisyonu kuruldu.
Ev ağlarına yönelik siber saldırılar yüzde 210 oranında arttı
 Siber güvenlik şirketi Trend Micro’nun 2020 yılını değerlendirdiği raporda ...
 
404 Page Not Found
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
AHSEN ARAL UYAR
AHSEN ARAL UYAR
Çok Makyaj Yapan Stereotype mıdır?
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Ramazan, Ukrayna, Libya’ya Aşı, Kısmi Kapanma, 128, Fezleke, Dendias ve KKTC’de Kuran Kursları
SİNAN VARGI
SİNAN VARGI
Sosyal Medyada Bilinçaltınızı İyi Koruyun
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
FATMA GÜL ÖZDOĞAN
Zeytin Ağaçları Altında Filmi Analizi
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
Rüzgarın Tokadı
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Politika Ekonomi Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Kültür-Sanat-Turizm Eğitim Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri