Ana Sayfa Röportaj Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
Yıldırım Kule “Farklıysan Fark Edilirsin” temasıyla basına tanıtıldı
Yıldırım Kule “Farklıysan Fark Edilirsin” temasıyla basına tanıtıldı
Erzurum Tanıtım Günleri, 5’inci kez Başkentte
Erzurum Tanıtım Günleri, 5’inci kez Başkentte
Serbest piyasada altın fiyatları
Serbest piyasada altın fiyatları
‘Telefon’un tanımı artık ‘internet’ oldu
‘Telefon’un tanımı artık ‘internet’ oldu
D vitamininin fazlası da zarar
D vitamininin fazlası da zarar
HABERLER>RÖPORTAJ
12 Eylül 2017 Salı - 09:33

Bilmediğiniz fikre karşı mücadele edemezsiniz

M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA BAŞKENT Ankara’yı, Ankaralıyı çok iyi gözlemleyerek günlük hayatta yaşanılanları gayet sade ve doğal bir dille kaleme alarak kitaplaştıran emekli polis memuru Zekai Akoğlu ile okuryazarlık üzerine ve kitapları üzerine çok özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bilmediğiniz fikre karşı mücadele edemezsiniz

M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA

 

BAŞKENT Ankara’yı, Ankaralıyı çok iyi gözlemleyerek günlük hayatta yaşanılanları gayet sade ve doğal bir dille kaleme alarak kitaplaştıran emekli polis memuru Zekai Akoğlu ile okuryazarlık üzerine ve kitapları üzerine çok özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ticari bir amaç gözetmeksizin normal hayatında yaşadıklarını ve gördüklerini gözlemleyen Akoğlu, gerçekçi ve doğal olmanın her konuda insanlara faydalı olacağını belirtti.

Kitaplarını hiçbir reklam ve tanıtım olmadan okuyucuları ile buluşturan Akoğlu, okurseverlerin belli bir önyargı ile kitap aldıklarını ifade etti.

Karşıt görüşte olan kişileri ve kitapları insanların okumasının çok büyük yarar sağladığını belirten Akoğlu, okurseverlere beğenerek okudukları kitapları başkalarına da tavsiye etmelerini önerdi.

Gazetemize konuk ettğimiz Zekai Akoğlu, “Teleferik’te Panik” ve “Kontra” kitapları hakkında bizlerle çok özel bilgiler paylaşırken, şuan yazım aşamasını bitirip baskı aşamasına geçmek üzere olduğu üçüncü kitabı “Sin Ruhun Kapısı” ile ilgili de çok önemli bilgiler verdi.

- Zafer Gazetesi: İlk kitabınız “Teleferik” konu bakımından kitapseverler tarafından ilgi ile karşılanmıştı. Sizce “Teleferik” kitabınızın yoğun bir şekilde beğeni almasının en önemli nedeni ne idi?

- Zekai Akoğlu: “Teleferik” kitabımızda insanlar kendilerini buldular. “Teleferik” kitabımız, Yenimahalle- Şentepe hattında kurulan teleferikte geçiyor. Buradaki ana karakterlerin kurgusundan ziyade, orada yaşanan olayların ve insanların birbirlerine olan hitapları, konuşmaları, ifadeleri direk olarak kitabımızda aktarıldı. Hatta kitabımızı yaparken, edit aşamasında bana dediler ki; “Bu konuşmaları biraz düzeltsek, bu şekilde normal günlük konuşma şeklinde vermeyelim. Bunlar biraz kulağa hoş gelmeyebilir.” Ama ben kesinlikle karşı çıktım. “Burada insanların bir şivesi var. Burada yaşananlar ve yaşayanlar bizim insanımız ve günlük hayatta nasıl konuşuyorlar ise o şekilde kitabımıza yansıtmamız çok daha doğal ve güzel olacaktır” diye düşündüm. Ve kitapseverleri cezbeden de bu.

- Zafer Gazetesi: İkinci kitabınız olan “Kontra” da yine hem konusu hem kurgusu açısından çok farklı bir kitap. “Kontra” hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

- Zekai Akoğlu: Yine “Kontra” kitabım da konu Ankara’da geçen bir hikaye. Bu kitaplarım önceliğim Ankara’yı tanıtmak, Ankara’yı ön plana çıkarmak. Çünkü katıldığımız toplantılarda da hep bunu ifade ediyoruz. Ankara gerekli ilgi ve alakalı görmüyor. Ankara’nın çok daha farklı bir konumda ve cazip hale gelmesi gerekiyor. Başkentin sıradan ufak bir il gibi görünmesi bizi rahatsız ediyor. Mesele şimdi bir yere gidiyorsunuz misal Antalya’ya gidiyorsunuz “Nereden geliyorsun?” sorusuna “Ankara” cevabını verdiğinizde “Ankara’da bir Kuğulu Park var, bir Gençlik Parkı var, bir de Atakule var” diyorlar. Sadece bunlar yok ki… Ankara’nın bir sürü değeri var. İnsanlar güneşin doğuşunu izlemek için İzmir’in Şirince ilçesine gidiyorlar. Oysaki “Teleferikte Panik” kitabımızda sabahın erken saatlerinde bahsediyoruz, oralara gitmenize gerek yok. Aynı güneş burada da doğuyor, aynı güzellikte doğuyor, aynı saflıkta doğuyor. Siz Ankara’da güneş doğmadan sabaha karşı 3.30 kazağınızı giyip oturacaksınız, sonra yavaş yavaş önce kazağınızı sonra tişörtünüzü çıkartacaksınız. Sonra termosunuzdan çayınızı içip o güneşin doğuşunu izleyeceksiniz. Mesela Cebeci’de 50. Yıl Parkı var, Şentepe’de Kayalar Parkı var, oralarda bu dediklerimiz çok güzel bir şekilde yapılabilir. Teleferiğe çıktığınız zaman zaten her yeri görüyorsunuz. teleferiğe binsinler ve oradan tüm Ankara’yı gözlemlesinler. Bizler içimizde yaşadığımız güzelliklerin maalesef farkında değiliz. Kontra’daki ana konu cinayetler. 7 tane cinayet var, farklı insanlara yönlendirilip sürpriz bir sonla bitirdiğimiz bir kitap Kontra. Zaten Kontra tepki verme, geri hareket demek. Kitabın içerisinde kendine yapılan bir harekete karşı yapılan bir geri hareket var hem de bizim okuyucumuza karşı yaptığımız bir Kontra var kitabın sonunda.

HALKIN İÇİNDEN BİRİ OLMAK ÇOK ÖNEMLİ

- Zafer Gazetesi: Şuan 3. bir kitap hazırlığında olduğunuzu biliyoruz. Okuyucularımıza bu kitabınızla ilgili kısa ipuçları verebilir misiniz?

- Zekai Akoğlu: Bu üçüncü kitabımız biraz tarzımızın dışında oldu. Korku ve gerilim tarzında oldu. Mümkün olduğu kadar dini vecibelere ve ahlaki unsurlara uygun bir şekilde yazmaya çalışıyoruz. Bu konuda teknik yardım alıyoruz. Burası Türkiye, bunu çok iyi bilerek yazmak gerekir. Televizyonda izliyoruz, adamın biri çıkıyor Amerika’da ben tanrıyım diyor, hayranlıkla seyrediliyor. Ama burada aynı şekilde biri çıktığı zaman o adam asacak, idam edilecek duruma gelinebiliyor kamuoyu gözünde. Tabi her yazdığımız kitapta da değerlerimizi korumak zorundayız, bunu önemseyerek yazıyoruz. Zaten biz bir ticari kazanç peşinde değiliz sadece duygularımızı, düşüncelerimizi, aklımıza gelenleri insanlarımızı aktarmak istiyoruz. Kitabımız Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda geçen bir hikaye üzerine kurulu.

- Zafer Gazetesi: Zekai Bey, romanlarınızı yazarken mesleğinizdeki tecrübelerinizden yararlandığınız oluyor mu?

- Zekai Akoğlu: Mesleğimin yani polisliğin bana kazandırdığı en büyük özellik iyi bir gözlemci olmak, insanları iyi gözlemlemek, insanları iyi tanımak. Birinci kitabımızda tek tek gözlemleri görürsünüz, ikinci kitapta biraz mesleki bilgiler ön plana çıktı. Kitaplarımızda da insanların her zaman okuduğu, seyrettiği şeylerin dışına çıkmak istedik. Yani televizyondaki dizilerde olduğu gibi bu işlerin tek bir ekip üzerinden yürümediğini, asıl perde arkasından gerçek kararların başkaları tarafından verildiğini, yani teknik ve arka plan ekibinin çok geniş olduğunu göstermek istedik. En uçtaki adam ne bilgi verirse yukarıdaki adam onu söyler size. Yanlış da aşağıdakine aittir, doğru da aşağıdakine aittir. O yüzden ekip çok önemli, anlaşmak çok önemli.

- Zafer Gazetesi: Ülkemizde şair ve yazarlarımızın haklarını koruma konusunda sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Sizce bu sıkıntılar nasıl aşılabilir?

- Zekai Akoğlu: Genelde ülkemizin şuan ki durumuna baktığınızda maalesef fazla sayıda bir okur yok. Başkent Ankara’da bakıyoruz elinde kitap alıp okuyan kişi sayısı çok az. İnsanlar kitap alırken fiyatına göre, kapağın albenisine göre değerlendiriyor. İçerik geri planda kalıyor. Popüler olmayan, az tanınan şairleri yazarlar ile popülaritesi yüksek olan, tanınan yazarlar aynı ortamda yarışıyor ve bu çok büyük bir haksız rekabeti doğuruyor. Lakin aynı kitap aynı şekilde aynı maliyetle basılıyor. Ve satışta siz 5 liralık bir kitabı satmakta zorlanırken onlar 30 liralık kitapları çok rahat satıyorlar. O yüzden tanınır olmak çok önemli, reklam çok önemli. Tabi bizim öyle bir şansımız yok. İnsanlar kitap alırken o kişinin en son çıkan kitabını istiyorlar. Kitabın adını, içeriğini bilmeden sadece o kişi yazdığı için hemen alıyorlar. Ama bizim öyle bir şansımız yok. Bizi tanıyan, bilen yok ve bizim adımızla bir kitabı almıyorlar. Ancak bir yerden duyup görüp o kitabı istiyorlar. Zaten bizler en çok Kitap Fuarları’ndan kendimizi tanıtabiliyor ve kitabımızı satabiliyoruz. Mesela ben ilk kitabımda ATO Kitap Fuarı’nda 600 adet kitap sattım ve hiçbir tanıtım yapmadan. Genelde yeni yazarların sorunları bunlar. Dolayısıyla en büyük sorun okur kitlesinin az olması diyebiliriz.

Sistem olarak insanlar nasıl kitap yazıyor bilmiyorum ama ben kendi kitap yazış şeklimi açıklayayım: Ben sabah evden dışarıya çıktığımda akşama kadar etrafıma bakar, olayları görür ve akşam geldiğimde bunları yazarım. Yani masa başına oturup ta önüme beyaz kağıdı alıp bir şeyler üretmek için beklemem. Ve eğer bir olayı yazarken terrettüdlerim varsa oraya gider bakarım, hangi sokakta geçiyor, hangi yerde geçiyor doğru ve iyi bir şekilde gözlemlerim. Sokak isimlerini doğru olayın geçtiği yerleri tam anlamıyla doğru bir şekilde vermeye çalışırım.

- Zafer Gazetesi:  Son olarak gazetemiz aracılığı ile okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

- Zekai Akoğlu: İnsanların kitap alırken kendi siyasi fikirlerine göre yönlendiğini düşünüyorum. Yani siyasi olmasa bile “bu bizden şu sizden” diye yönlendiğini düşünüyorum. Bu şekilde yapmalarını tavsiye etmiyorum. Herhangi bir fikre mensup olsanız dahi ki -bizim yazdığımız kitaplar her kesime, her fikre hitap eder- farklı fikirlerin kitaplarını okuyun. Bilmediğiniz fikre karşı mücadele edemezsiniz. Ve okurlarımız hangi kitabı okurlarsa okusunlar, okuduklarından sonra eğer beğendiler ise muhakkak birilerine önersinler.

 
Caretta caretta bu sefer Japonlara saldırdı
 
Emekli özel harekatçılardan siyah çelenkli tepki
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Facianın 16. yılı “11 Eylül 2001”
bektaş selçuk / ANKARA BUNDAN 16 yıl önce 11 Eylül 2001 tarihinde ...
“Yüksek tansiyon, teşhisi konduktan sonra ömür boyu süren bir rahatsızlıktır”
BEGÜM ARSLAN / ANKARA ANKARA İlk Umut Tıp Merkezi'nde kardiyoloji ...
Çalışanlar şirketlerine güvenmek istiyor
AYHAN DEMİR / ANKARA ÖZEL sektörde çalışanlar, görev yaptıkları ...
 
Hande Kılıçarslan'dan “Dokumalar ve Dokumacı Kadın Fotoğrafları” Sergisi
M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA AHİ Evran Üniversitesi Geleneksel Türk ...
Tolstoy 189 yaşında
AHMET CEM TANER / ANKARA BÜYÜK Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy, ...
Ankara, Uluslararası Emlak Fuarı’nı ağırlıyor
BEGÜM ARSLAN / ANKARA GAYRİMENKUL sektörünün Türkiye'deki ilk ve ...
 
Dünya devletleri 63 yıl önce SEATO çatısı altında birleşti
M. UMUT KARAKÜLAH / ANKARA GÜNEYDOĞU Asya Antlaşması Teşkilatı ...
Dinleyicilerime birşeyler hissettirebiliyorsam doğru yoldayım demektir
BEGÜM ARSLAN / ANKARA TÜRK bir anne ile İranlı bir babanın kızı ...
Bugün Muhteşem Süleyman’ın ölümünün 451. yılı...
BEGÜM ARSLAN / ANKARA KANUNİ Sultan Süleyman’ı, Osmanlı İmparatorluğu'nda ...
 
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
LEYLA ŞAHİN
LEYLA ŞAHİN
Kansere Bile Çare: Maydanoz
M. TURHAN İMAMOĞLU
M. TURHAN İMAMOĞLU
Karacadağ
SELVER AKAR
SELVER AKAR
Çiğ Börek
YİĞİT CANDEMİR
YİĞİT CANDEMİR
İnsanların Nankör Olması
M. UMUT KARAKÜLAH
M. UMUT KARAKÜLAH
Özel sektörün yurtdışı kredi borcu artıyor
AHMET CEM TANER
AHMET CEM TANER
İnternet erişimine sahip girişimler artıyor
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri