Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji Videolar
“Veri işleme hukuka  ve kanuna uygun olmalıdır”
“Veri işleme hukuka ve kanuna uygun olmalıdır”
23 Nisan Resepsiyonu’nda Meclis’te neler konuşuldu?
23 Nisan Resepsiyonu’nda Meclis’te neler konuşuldu?
“Bugün hiç kimse konuşmamalı, sadece çocuklar konuşmalı”
“Bugün hiç kimse konuşmamalı, sadece çocuklar konuşmalı”
TGB:“Ulusal Egemenliğimiz ve Birliğimiz için Görev Başındayız”
TGB:“Ulusal Egemenliğimiz ve Birliğimiz için Görev Başındayız”
EMD, 2018’nin “Altın Kalem”lerini belirliyor
EMD, 2018’nin “Altın Kalem”lerini belirliyor
HABERLER>EKONOMİ
11 Şubat 2019 Pazartesi - 10:53

Başkentlilerden “Küresel Kriz ve İktisat Politikaları” Paneli’ne yoğun ilgi

BEGÜM ARSLAN / ANKARA EFİL Yayınevi 10. yılı ve İktisat Toplum Dergisi 100. sayısı kapsamında panel dizisi düzenledi.

Başkentlilerden “Küresel Kriz ve İktisat Politikaları” Paneli’ne yoğun ilgi

BEGÜM ARSLAN / ANKARA

EFİL Yayınevi 10. yılı ve İktisat Toplum Dergisi 100. sayısı kapsamında panel dizisi düzenledi. 8 Şubat 2019 Cuma günü Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde gerçekleşen panelde çeşitli oturumlar düzenlenirken “Küresel Kriz ve İktisat Politikaları” oturumunda Ege Üniversitesi'nden Osman Aydoğuş, panelin moderatörlüğünü üstlendi. Düzenlenen panele TED Üniversitesi'nden Ayça Tekin Koru, Ankara Üniversitesi'nden Korkut Boratav, Bilkent Üniversitesi'nden Erinç Yeldan ve Hacettepe Üniversitesi'nden Hüseyin Özel panelist olarak katılım gerçekleştirdi.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ MAVİ VE BEYAZ YAKALILAR ARASINDAKİ GELİRLERİN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞTIĞINI GÖRÜYORUZ

Panelde konuşan Ayça Tekin Koru, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde 2000’li yıllardan itibaren hızlı bir ilerleyiş görüldüğünü belirterek ilerleyişin sebebinin Çin'den gelen kaynaklar olduğunu söyledi. Söz konusu ülkelerin süreç içinde sanayileşmek yerine inşaat gibi katma değeri daha düşük şeylere yöneldiğini gidişatın olumsuz yönde seyrettiğini kaydetti. Koru, “ Gelişmiş ülkelerde mavi yakalılarla beyaz yakalılar arasındaki gelirlerin birbirinden uzaklaşarak aralarında kutuplaşma başladığını görüyoruz. Kutuplaşmadaki yansısı ise Avrupa ülkelerine ya da gelişmiş ülkelere göç baskısı. Günümüzde son tip teknolojik gelişme ve dijitalleşme emek bağlayan bir yapıda. Bunun anlamı ise emek sağlanan hizmetin emekçiden coğrafi olarak ayrılabildiğidir. Emekçi ve sağlanan hizmet aynı yerde durmak durumunda değildir. Dolayısıyla bu fırsatta olabilir eşitsizliklere de neden olabilir.

Ticarete konu olmayan hizmetler artık ticarete konu olur hale geldi. Belki de bir süre sonra gelişmiş ülkelerde bulunan mavi ve beyaz yakalılar arasında aşağıya doğru giden bir eşitlenme göreceğiz. Bir anlamda gelişmiş ülkelerde böyle bir şey de çalışabilmek için bu bir fırsat. Elektriğe, güvenliğe ve dijital bağlantıya ihtiyacınız var. dijitalleşmeye negatif yönden değil pozitif yönden bakmak istiyorum. Ayrıca bütün bu eşitsizliklere verilen cevap ise korumacılık” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE, DÖVİZ KRİZİ İLE BAŞLAYAN GERÇEK BİR EKONOMİK BUNALIMIN İÇİNDEN GEÇİYOR

Prof. Dr. Korkut Boratav ise Türkiye'nin döviz krizi ile başlayan gerçek bir ekonomik bunalımın içinden geçtiğini kaydetti. Boratav, “Türkiye bize benzeyen pek çok ülke gibi 20. yüzyıl başında dünya ekonomisinin çevresini sarsan yükselen piyasa ekonomileri denen bir grup ülkenin kriz dalgasından geçti. Bu 1999 yılında Tayland’da başladı ve 2002 yılında son buldu. Ülkemize de 2 kez uğradı. Bu krizlerden çok sert bir şekilde etkilenen ve o tarihlerde IMF'nin adeta insafsız, en kaba versiyonları ile baskı altında bunalan Asyalılar ve Latin Amerika'dan Arjantin kendilerine çeki düzen vermeye çalıştı. Çünkü Hindistan ve Çin o krizden etkilenmemişti. Ama onların modeline geçmek için gecikmişlerdi. Hindistan ve Çin ilk günden beri küreselleşme denen furyaya tam uymadı. Bu ülkeler Sermaye hareketlerinin serbestliği kuralını uygulamadı. Bu ülkeler dıştan gelen olağanüstü baskı ve yeni ortama rağmen çaba sarf ettiler. O döneme baktığımızda ülkemizde dahil olmak üzere 1990 ve 1997 yılı aralığındaki krizde küçük açıklar verilmiş. Bunların hepsi 2007 yılına gelindiğinde yani kriz sonrası uyumu temsil eder” dedi.

KISA DÖNEMDE ENFLASYONU YARATAN EN ÖNEMLİ ŞEY DÖVİZ KURUDUR

Konuşmasını sürdüren Boratav, “2008 - 2009 yılında 2. bir kriz dalgasının geldiğini görüyoruz. Söz konusu ülkelerin hepsi cari işlem açıklarını azaltarak 6-7 yıl içinde 2008- 2009 yılını kapsayan 2. kriz dalgasına ilişkin savunma mekanizması oluşturmuşlar. 1990Ların ortalamasına bakınca kriz ortamına girince Türkiye çok ılımlı bir cari açık veriyor. Ancak 2. kriz dalgasından sonra bu açık artmış. Bugünkü Türkiye'nin kırılmaya ve dış etkenlere direnmesinde daha güçsüz olduğunu algıladığımızda aradaki uyum mekanizmasına bakmak lazım. 2018 yılının Mayıs ayından başlayan bir tartışma var. O da cumhurbaşkanının faiz oranlarını düşürmesini istemesi. Süreç içinde Merkez Bankası Başkanı faizlerin düşürülmesi durumunda ne gibi güçlüklerin yaşanacağını anlatmaya çalıştı. Faizleri düşürmek dövizin pahalılaşmasına ve sermaye çıkışının düşmesine yol açacaktır dedi. Enflasyonu yaratan kısa dönemdeki en etkin şey döviz kurudur.”

2007 YILINA KADAR TÜRK PARASININ REEL DEĞERİ %41 ORANINDA ARTTI

“Türkiye ekonomisi Neo Liberal modele geçtiği 1980 yılından itibaren dış dünyadan gelen telkin ve dalgalara kolayca teslim oldu. Kendi savunma mekanizmasını gerektiği gibi uygulamadı. 2018'e geldiğimizde ise teslimiyet süreci şikayetlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Neo Liberal modeli ülkemize getirmede Turgut Özal baş aktördür. Özal dönemi, gerçekçi kur reel faiz dönemidir ve döviz rekabetçi olmalıdır. Özal, hem faizi hem dövizi kontrol edelim diyerek sermaye kontrollerine devam etti. Cari dengenin bu dönemde ılımlı olduğunu görüyoruz. Döviz kontrol edildi, faizler serbest bırakıldı.

Bunu bugün yapamadılar. Dövizin kontrolü de enflasyona endekslendi. Özal döneminde sağlanan dış rekabet motivasyonu korunamadı. O dönemde Türk lirası değerlenmeye döviz ucuzlamaya başlamıştı. Bu dönem aynı zamanda ekonomide sonradan ağırlaşacak dönemin işaretini de verdi. Bu programın içinde Türkiye 2001 krizine girdi. 2001'den sonraki politika ise Kemal Derviş'in enflasyon denetlemesi diye özetlenebilir. Bu hedeflemenin ana özelliği şudur; sermaye hareketlerinin serbestliğinin devamı ve bunun kontrol edilmesi. Aynı zamanda Merkez Bankası özerk olacaktı. Faiz var olan enflasyon üzerinden olacak. Döviz serbest piyasaya dalgalanmaya bırakılacak. Yani yüksek faiz ucuz döviz dönemi vardı. Sonuç olarak 2007 yılına kadar Türk parasının reel değeri %41 oranında arttı. Döviz ise %29 ucuzladı. Cari işlem açığı astronomik olarak genişledi. Türk ekonomisini bugünkü açmaza getiren yansımaların ilk işareti bunlar oldu. Süreç kesintiye uğradı fakat 2008- 2009 krizi sonrasında yeniden devam etti. 2010 yılında Türk parası 2002'ye göre %34 oranında değerlenerek %26 ucuzlamıştır. Bu tablo ekonominin yavaşlamasına rağmen cari işlem açığının yükseldiğini gösteriyor. Her aşamada şartların gerektirdiği savunma mekanizmaları yaratılmadan esnek olunduğunda kırılganlık artmaktadır. Örneklediğim ülkelerin direnme unsurları oluşurken bizim oluşmadığı için kırılgan bir şekilde 2018 yılına geldik. 2011 sonrasında ekonomi gerilemeye başlayınca işler karışmaya başladı. Birdenbire doların pahalanması kırılganlık etkeni olarak ortaya çıktı” açıklamasında bulundu.

 
Özgecan cinayeti 4. yılında
 
Türkiye’de bir kişi için günde 1,8 ton su harcanıyor
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar, 5,25'nin üzerinde
BES’ten kadın istihdamına destek
İSTANBUL (İHA) - Turkcell Global Bilgi ve Katılım Emeklilik sayesinde ...
DeFacto Brandon Hall’dan ödülle döndü
İSTANBUL (İHA) - DeFacto Academy’nin yetkinlik gelişim programları Brandon ...
 
Patlıcanın fiyatı 1 haftada yarı yarıya düştü
Antalya’da 10 lirayı gören patlıcanın fiyatı yarı yarıya düştü. Semt pazarlarında ...
Almanya 5. kez üst üste dünya ihracat şampiyonu oldu
Almanya 2018 yılında 1 trilyon 318 milyar euro’luk ihracat rekoruna ulaşarak ...
Serbest piyasada altın fiyatları
Serbest piyasada 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 221 lira oldu.
 
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar, 5,26'nın üzerinde
Borsa güne düşüşle başladı
İSTANBUL (İHA) - Borsa, güne yüzde 0,28'lik düşüşle başladı. 
Meyve ve sebze fiyatlarının yüksekliğinin altında yatan nedenler
Market ve pazarlardaki yüksek fiyatlar vatandaşları zor durumda bırakıyor. ...
 
ZAFER GAZETESİ
YAZARLAR
FERDA HEKİMCİ
FERDA HEKİMCİ
Ekonomik Kriz, Demokrasi, Kalkınma ve Tüketici Hakları ?...
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
Ahu Tüzün DEMİRDAMAR
Öfke Duygumuzu Mır Mır Köşesinde Sakinleştirelim Mi?
Alperen  Furkan  AYDIN
Alperen Furkan AYDIN
Onur Hareketi
HAKAN KOÇ
HAKAN KOÇ
Al Aşkını Sok Gözüne...
MUSTAFA AYDEMİR
MUSTAFA AYDEMİR
Mediha ŞEN SANCAKOĞLU (3)
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
AYŞE GÜLÇİN İLHAN
Bitmeyen Masallara (1)
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
Ana Sayfa Röportaj - özel Haber Yerel Gündem Yaşam Spor Magazin Eğitim Sağlık Teknoloji
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri